Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
İçerikler

Cahit Zarifoğlu’na Tutulan Ayna

Bi’ şiir inceleme denemesi

AYNA

Ve gözüm eşyamda değil
Yoruldum maddemden
Ta ki dünya bitti
Köşk kurdum sakin oldum

Dehlizsiz ve tabakasız
Kör bir hayvan gibi
Rızkına etiyle yanaşan
Karanlık birevDir gövdem

Güneşte asla karanlık yoktur dediler
Ve onlar yoluna cihet ettim vatan tuttum

Cahit Zarifoglunun Imzasi
Cahit Zarifoğlu İmzası

Büyük yeni bir hayat bildim
Yeni yeni bildim yoksa ölüyordu bir şey
Bir insan binası yıkılıyordu durmadan

*Ayna “Menziller1” kitabında yer alıyor.

Cahit Zarifoğlu şiirindeki genel tutum için varlığını yüksek bir duyarlılık/seziş sancısıyla ilhamı yakalamak için kullanırdı denilebilir. Fakat bu süslü bir yol/konaklama yeri değildir. Saf ve şairin etiyle, tecrübesiyle yoğrulmuştur. Varılmak istenen arzusuyla da kuşatılmıştır. Ayrıca ilham-kader bağı kuran şairin şiir ile ahlak bağı kurduğu düşünülürse şiirinin sınırını zaruri bir ahlak dürtüsü olarak okuyabiliriz. Onun topluma bakışı, İslam/yaşam algısı şiirin kurduğu bağımsız alandan farklı bir yerde değildir. Şairin karşılaştığı kavramlarla ilgili aldığı mesafeyle eserlerinin çelişmemesinin nedeni de yine şiiri değişime açık gördüğü içindir. “Ayna” şairin 3. şiir kitabı “Menziller”de yer alır. Şiir yapısı ve çizdiği hayvan hayaliyle şairin poetikasıyla okumaya çok müsaittir.

Ve gözüm eşyamda değil

Yoruldum maddemden

Bağlaçla başlayan şiirin ilk mısralarının söz dizimi maddenin anlamını yitirmesine işaret etmeyi güçlendirecek devriklikte kurulmuştur. Şiirin öznesi göz ve görme eylemini görünenler-öte alem arasında kurduğu ilişkinin bir göstereni olarak kullanmıştır. “bir şeyde gözü olmamak” deyiminin anlam gücü kullanılarak, varlık ve idrak karşısında yorulan özne için eşya anlamını kaybetmiştir.

Ta ki dünya bitti

dizesinde dünyanın bitişi söylenir. Fakat bu ta ki2 kelime grubuyla kurularak bitecek olanla aradaki mesafe/ uzaklık sezdirilecek şekilde görünen dünyanın bitişidir. Günlük söyleyişe yatkın bir üslupta yazıldığı da yine kelime seçiminin etkisi iledir. Son mısra:

Köşk kurdum sakin oldum

dizesi ise  köşk-menzil-yol bağlamında cennet imajından yararlanarak okuyabiliriz. Yol kurmayla ruhun sakinleşmesi aynı zamanda varılacak yeri bilmenin sakinliğidir.

Menziller rotated
Cahit Zarifoğlu'na Tutulan Ayna 1

Şiirinde genellikle kavram-varlık mukayeseleri gördüğümüz şair için şiirin öznesinden kendisini farklı bir yere koymadığını söyleyebiliriz. Bütün şiirleri şairin yolculuğudur, varlığın yolculuğudur. Şairin insana/kendisine eleştirel-gerçekçi tuttuğu Ayna’dır diyebiliriz.

Dehlizsiz ve tabakasız

Kör bir hayvan gibi

Kurulan benzetmeler aynadaki insanı kör bir hayvan, yol olarak dar bir geçit, katmansız bir varlık/dünya/yer tabakası anlayışı tercih etme eleştirisidir. Dizelerdeki manzara, ard arda gelen okunuşu sert ünsüzler, olumsuzluk eki vurgusu yapılan tamlayıcılarla kurularak güçlü bir ses oluşturmuştur.

Rızkına etiyle yanaşan

dizesinde et kelimesi madde, dünyevi bir nesne ifadesi olarak kurulmuştur. Şairin İşaret Çocukları şiirinde geçen “Rızık korkusu, can korkusu baş mesele” eleştirisiyle aynı yaklaşımda “yanaşma” kelimesini tercih ettiği söylenebilir. Bir hayvanın avına yaklaşması, hayvani bir dürtüyle rızka bakış açısı olarak okunabilir.

Son dizenin ise oldukça güçlü bir sesi vardır:

Karanlık birevDir gövdem

Şiirin ilk dörtlüğünün son dizesinde karşılaştığımız köşkün karşısına karanlık bir ev olarak öznenin gövdesi yerleştirilmiştir. Türkçede zaman ekleri cümlenin bitimliliğini sağlamanın yanında söz dizimiyle kurulan anlam bütünlüğüne de bir kesinlik, eylemin durumuna bir nüans ekleyebilir. Şair imla kurallarına aykırı kullandığı “D” harfi ile zamana değil, eylemin kesinliğine bir vurgu yapmıştır. Yazı dilinde olmayan, sözlü dilde olan bir vurguyu şiirinde gözle görünür bir hale getirmiştir diyebiliriz.  Ev kelimesinin kendinden önce kullanılan betimleyicisiyle yazım kuralı dışı bitişik yazımı da modern bir sapmadır. Ev üzerinden kurduğu benzetmeyle kastedilen şiirin öznesi için adeta karanlıkta, arada ve kapalı kalmıştır diyebiliriz. Köşke karşı evin tercihi de öte için kullandığı imajın cennet mekanı olmasını kuvvetlendirir.

Şairin 1970’li yılların ikinci yarısından sonra yaşadığı vecd hali, iç hesaplaşmalar ve sufiyane deneyimleri metinlerine yoğun bir şekilde yansımıştır. Anlam belirsizliği şiir-ahlak bağlamıyla netleşmeye başlamıştır.

Güneşte asla karanlık yoktur dediler

Ve onlar yoluna cihet ettim vatan tuttum

Şiirin dörtlüklerle giden akışı ikiliğe geçmiştir. Cümlelerin şiirin başından beri kendinden emin ifadesi sürerken daha net bir imaj ve açılma vardır. Güneş-Yaratıcı benzetmesiyle önceki dizelerdeki karanlık ve yol da yeni bir şekil alarak vatan tutma-kutsalın tercihi-yurt bilme bağlamında netleşmiştir. Güneşi aynı zamanda yolunu aydınlatan-yol gösterici anlamlarıyla da okuyabiliriz.

Mısra sayılarındaki kırılma tekrar gerçekleşir:

Büyük yeni bir hayat bildim

Yeni yeni bildim yoksa ölüyordu bir şey

Yeni hayat, varlığı yeniden anlamlandırdığı büyük yeni bir hayattır. Eşya ise ölmesine az kala kazandığı anlamla henüz bilinen bu yeni hayatı oluşturur.

Bir insan binası yıkılıyordu durmadan

Bu yeni algılayışın sonucu olarak insanın şimdiye kadar bildikleri, inşa ettikleri yıkılmıştır. Ya da şeyin ölmesi gibi inşa edilen insanlar öznenin gözünde anlamını yitiriyor ve yıkılmaya devam ediyorlardır. Muhattap aldığı insanı da net bir şekilde bu dizede söyler. Şiirin başından beri çizdiği iki bakış açısının devinimiyle şiirini bitirir.

Şiiri ve şairliği üzerine gelen yorumlara verdiği yanıtlara bakmamız gerekirse Zarifoğlu’nun 1983’te Hilal dergisine verdiği röportajda:

“Az önce şiirimde ideolojik unsurlar olduğunu söylemiştiniz. Öyle sanıyorum ki bunu kendimi zorlayarak yaptığımı düşünüyorsunuz. Öyle değil. Sanatkarın çağının insanı olması ile, sanatı birtakım ideolojilere alet etmeyi birbirine karıştırmamalı. Afganistan şiirleri yazdım. Hama diye bir şiir yazdım. Bunları ben yazmayacaktım da kim yazacaktı? Bazılarının zannettiği gibi bunlar sırf bildiri sunmak için yazılmadı. Bu olay benim şair kişiliğimde şiire dönüştü.”3

1986’da, Milli Gazete’ye verdiği bir röportajda:

“İyi gören gözler bu şiirleri (İşaret Çocukları ve Yedi Güzel Adam kitaplarındaki şiirler) okuduğunda sevgilinin zaman zaman bir kadın, zaman zamansa manevi bir özellik olduğunu görür. Davadır sevilen. Uğruna mücadele edilen şey: İslamî bir öz.”4

Cahit ZARIFOGLU 2014 05 17 22 26

Şair, şiirinde izi olan İslami gelenek, sözlü kabuller ve oluşturduğu öz için “suda erimiş madenler” benzetmesi yapar. Bu yaklaşım ve şiire olan yaklaşımı için benzer kelime seçimleriyle “duyarlılık” kelimesini kullanır. Edebiyat ve düşünce dünyasına tek bir yönden bakılmasını yoz bulan5 şair için şiir, taşıdığı iktidar sonucunda aklın da sınırlarını belirleyendir. Bir gizleme biçimidir. Dil ve eşya bir görüntü, ardı olan alanlardır.  Dili şairin imgelemeyi öngördüğü şeylerin bir görüntüsü olarak yorumlamıştır. Hakiki olan şiir ve varlık, şairin özüdür.

Şair duyarlılığını estet bir bilinçle kurmuştur. Her ne kadar basılı bir poetikası ya da okuma prensibi olmadığını belirtse de şiirindeki ölçülü yapı, fikir, imaj dünyasının istikrarlı gücü “Şairlik nedir?”e olan tutarlı bakış açısı gerçekliğinden kaynaklanır. Modern kriterlerde çizdiği imgeleri bireyin yorumuyla savrulmamıştır. Remzi bir kalem tercihininde bunda etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Eklemek gerekirse Ayna şiirindeki hayvan imgesi ve çocuk bakış açısına verdiği değer perspektifiyle Dağlarca’yı da aklımıza getirir.6

Ada-2019

Dipnot:

  1. Zarifoğlu, Cahit  Menziller Beyan Yayınları Kasım 2014 İstanbul sayfa100.
  2. Ta ki: Yeter ki, sonunda (TDK Sözlüğü)
  3. Zarifoğlu,Cahit Konuşmalar İstanbul: Beyan 2014, s. 50.
  4. Zarifoğlu,Cahit Konuşmalar İstanbul: Beyan 2014, s. 101.
  5. Ali Açıköz’e yazdığı bir mektupta: “Edebiyat ve düşünce dünyamıza dar bir açıdan bakıyorsun… Açıyı açalım, solcusu ile sağcısı ile yabancısı ve yerlisi ile bütün dünyayı birden görmeye bakalım. Aksi halde etrafımızda döner dururuz ve kendimiz de okuyucumuz da yozlaşır.” Zarifoğlu, C Konuşmalar Beyan  Yayınları 2015, s. 41)
  6. “Şiire inanılmazsa Tanrı’ya ulaşmak imkansızdır”
    • “Şiirde hayatımızın en büyük zenginliği olan duyarlılık vardır. Zaten şiirin iki ayağı vardır. Bir imge ayağı yani hayal gücü ayağı, ikincisi içtenlik” (Murat Tokay’la “Dağlarca: Yarısı şiir olan bir yaratığım ben” Söyleşisi, Kitap zamanı, Sayı:13, 5 Şubat 2007)
    • “İçimdeki Şiir Hayvanı” şiir kitabı

İncelenen ve Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Andı, M. Fatih: “Güneşe Tutulan Ayna Yahut Şairin İç Dönüşümü”, Güneşe Tutulan Ayna, Hat Yayınevi, İstanbul, 2010.
  2. Daşcıoğlu, Yılmaz  Bitmeyen Başlangıçlar-Cahit Zarifoğlu Poetikası Şule Ekim 2019 syf.109-112
  3. Daşcıoğlu, Yılmaz. “İşaret Çocukları’ndaki Şiirlerde Temel Yapı Oluşturma Tekniği Olarak Sapmalar”. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 30 (2012)
  4. Koytak, Eleysa 1980 Sonrası İslamcı Dergilerde Meseleler, Kavramlar ve İsimler, İslami Edebiyatın Sınırları- Mavera ve Cahit Zarifoğlu Örneği syf.5-34
  5. Soylu, Ümit Cahit Zarifoğlu Üzerinde Rainer Maria Rilke Etkisi, İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi
  6. Sürgit, Büşra Cahit Zarifoğlu’nun Şiirlerinde Tasavvufun Görünüm Biçimleri
  7. Zarifoğlu, Cahit Konuşmalar Beyan Yayınları
  8. Zarifoğlu, Cahit Menziller Beyan Yayınları Kasım 2014 İstanbul syf.100
  9. Zarifoğlu, Cahit Mektuplar Beyan Yayınları
  10. Zarifoğlu, Cahit Şiirler Beyan Yayınları
  11. Zarifoğlu, Cahit Yaşamak Beyan Yayınları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu