Bilim Tarihi Köşesi

Osmanlı’da Yaşamın Merkezi: Külliyeler: Fatih Külliyesi

Külliyeler günümüzde ziyaret edilecek tarihi bir mekan konumunda olsa da yapıldıkları dönemde toplumsal hayatı içerisinde yaşatan sosyalleşme mekanlarıydı. Bu mekanlar yapıldığı dönemin sanat ve mimari açıdan en zirve yapılarıydı. Osmanlı’da Yaşamın Merkezi: Külliyeler serisinde bu yazımızda sizlerle birlikte İstanbul’un tepelerinden birinde kurulan Fatih Külliyesini inceleyeceğiz. Keyifli okumalar.

Fatih Külliyesi İstanbul’un fethinden sonra inşa edilen “ilk büyük selatin külliyesi” olma özelliğini taşır. 1463 yılının Mart ayında başlayan külliyenin inşası 1475 yılı Aralık ayında tamamlandı. Külliyenin mimarı ise Atik Sinan’dır. Atik Sinan Fatih Cami ve Külliyesini Türk mimari geleneğine uygun olarak inşa etti ve İstanbul’un özenle seçilen tepelerinden birinin üzerine kondurdu. Külliye her şeyi içerisinde barındıran bir yaşam merkeziydi.

Fatih Sultan Mehmet’in külliyenin yerini özellikle seçtiği tahmin ediliyor. Külliyeden önce burada Bizans’ın büyük önem verdiği On İki Havari Kilisesi bulunuyordu. Artık burada barınamayacağını söyleyen Ortodoks patriğinin isteği üzerine Fatih başka bir kilise bağışladı ve buraya kendi adını vereceği külliyeyi inşa etmeye başladı.

Fatih Külliyesi için seçilen yerin özellikle seçildiği düşünülür. Sebebi ise şehrin orta yerinde Bizans’ın önem verdiği kilisenin yerine külliyenin yapılması burada artık yeni bir inancın hakim olduğu ve İstanbul’un göbeğine İslamiyet mührü vurulduğunun göstergesiydi.

Külliye şehircilik anlayışı bakımından düzenli bir plana göre yapıldı. Külliye planında cami merkezde olacak şekilde medreseler, darüşşifa, tabhane, kervansaray, hamam, çarşı ve türbeler bulunur. Caminin merkezde olduğu külliye tamamlandıktan sonra dönemin dini ve yaşam merkezi oldu.

Külliye tamamlandıktan sonra Fatih Sultan Mehmet devlet işlerinden geriye kalan zamanlarda ilmi çalışmalarını yürütmek için medresede bir oda ister. Müderrisler Fatih’e oda tahsis edilmesi için ilmi yeterliliğe sahip olması ve imtihandan geçmesi gerektiğini söylerler. Fatih Sultan Mehmet müderrislerin huzurunda sınava girer ve başarılı olur. Böylece kendisine medresede bir oda ayrılır.

Küçük Kıyamet

fatih-camisi-ve-kulliyesi

1509 yılında “küçük kıyamet” denilen depremde en büyük yıkım Fatih Cami’nin kubbesinde olurken külliyedeki darüşşifa ve medreseler de hasar gördü. Sonraki yıllarda yaşanan depremlerde tekrar hasar gören cami 1766 yılındaki depreme dayanamamış, 3. Mustafa’nın emriyle yeni plana göre aynı yerinde yapımına başlanarak 1771 yılında tekrar ibadete açılmıştı. Bugünkü Fatih Cami ve Külliyesi bu sebeple yapı bakımından ilkinden farklıdır. Cami ve külliyenin yeni halinde yine Osmanlı dönemi Türk klasik üslubu yansıtıldı.

Külliyede bulunan yapılara göz attığımızda en önemlisi hiç şüphesiz medreselerdi. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten hemen sonra eğitim faaliyetlerinin devamı için çalışmalar başlattı. Pantokrator Manastırı’nın keşiş odaları medreseye çevrildi ve kilise bugün Molla Zeyrek Cami olarak bildiğimiz camiye dönüştürüldü. Caminin imamı olarak dönemin önemli ilim adamlarından olan Molla Zeyrek getirildi. Fatih Külliyesi’ndeki medreselerin yapımı tamamlanana kadar dersler burada devam etti. Medreselerde verilen dersler yoğun ilgi gördü ve medreseleri önemli ilim merkezleri haline getirdi. Külliye içinde bulunan medreselerde verilen eğitimler İstanbul’daki üniversite eğitiminin ilk halidir.

Medreselerin tamamına “Sahn-ı Seman” adı verildi. Medreselerde hazırlık eğitimi veren “tetimme” adında eğitim kurumları da açıldı. Tetimme medreselerinde öğrenim gören öğrencilere ilme aşık anlamına gelen “suhte” ismi verilirken başarılı olup Sahn-ı Seman medreselerine geçen öğrencilere de “danişmend” denilirdi. Öğrencilerin Sahn-ı Seman medresesinde eğitim görebilmesi için Tetimme medresesini bitirmiş olması gerekirdi. 1766 yılındaki depremde hasar gören yapılardan biri olan medreseler öncelikli olarak onarıldı. Medreselerde eğitim gören talebeler sonrasında devlet yönetiminin üst mevkilerinde önemli görevlerde bulunmuşlardı.

Külliyede bir de kütüphane mevcuttu. Kütüphane ilk kurulduğunda ayrı bir yapı halinde değildi. 18.yüzyılda caminin kıble tarafında ayrı bir yapı olarak kütüphane binası inşa edildi. Kütüphanedeki kitapların sayısı 1241’ken bu sayı Kanuni döneminde 1770’e çıkmıştı. Binadaki kitaplar son yıllardaki tahribattan dolayı Süleymaniye Kütüphanesi’ne taşındı.

Külliye yapılarından biri de darüşşifaydı. Fatih Külliyesi içine inşa edilen darüşşifa İstanbul’da Türk dönemine ait ilk hastane olma özelliğini taşıyor. Depremde ve ardından gelen yangınlar nedeniyle darüşşifa onarılamayacak hale gelerek yok oldu.

Fatih külliyesi

Külliyede bir de tabhane bulunuyordu ve burada misafir olarak gelen kişiler ağırlanıyordu. Külliyede misafirhane olarak inşa edilen yapı medrese mimarisine benzeyince medreseye çevrildi. Tabhane içinde külliyede çalışan görevlilere, medresede okuyan öğrencilere ve burada kalan misafirlere yemek hazırlayan aşhane bulunuyordu. Burada her gün dağıtılmak üzere ekmek ve iki çeşit yemek çıkardı.

Külliye içerisinde türbeler de yer alır. İlk türbe cami ve külliyeyi yaptıran Fatih Sultan Mehmet’e aittir. Fatih 1481’de Gebze’de vefat ettikten sonra naaşı İstanbul’a getirilip Fatih Cami’nde bulunan türbeye defnedildi. 1766 depreminde hasar gören türbe kısa sürede onarılıp eski haline getirildi. Osmanlı padişahları dönem dönem külliyede bulunan yapıları onarıp süslemelerini yeniletiyorlardı. Türbe içerisinde Fatih’ten başka bir sanduka bulunmuyor. Külliye içinde başka bir yapı içerisinde Fatih Sultan Mehmet’in eşi Gülbahar Hatun’un ayrıca bir türbesi bulunur. Burada Gülbahar Hatun’un yanı sıra kızlarının ve bazı saray görevlilerinin kabri vardır. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın türbesi de külliye içinde yer alır.

Bahsettiğimiz bu yapıların yanı sıra külliye planı içerisinde muvakkithane, kervansaray ve çarşılar mevcuttu. Deprem ve sonrasında meydana gelen talihsizlikler sonucu bu yapılardan bir iz kalmadı.

Fatih Külliyesi medreselerinin altında Bizans döneminden kalan bir de sarnıç bulunuyor. Sarnıç dönemin su ihtiyacını karşılayan önemli kaynaklardandı. Sarnıç içinde zamanla biriken kemik parçalar, küpler vs gibi eşyalar bulunuyor. Sarnıcın restorasyon çalışmaları halen devam ediyor.

Kaynaklar

1)Türkiye Diyanet Vakfı. (2000).  Fatih Cami ve Külliyesi  Maddesi. (Semavi Eyice,  Dü.) TDV İslam Ansiklopedisi: https://islamansiklopedisi.org.tr/fatih-camii-ve-kulliyesi Erişim Tarihi: 27.11.23 

2)Unan, F. (2022).  İstanbul’un Fethi, Fatih Külliyesi ve İmparatorluk. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/616363  Erişim Tarihi: 27.11.23

3)Fatih Cami ve Külliyesi. İslam Düşünce Atlası: https: https://islamdusunceatlasi.org/fatih-camii-ve-kulliyesi/3455  Erişim Tarihi: 27.11.23

4)Kocaman, K. (2019). Kuruluş Vakfiyesine Göre İstanbul Fatih Cami Görevlileri ve Vazifeleri.  Ekev Akademi Dergisi: https://openaccess.dpu.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12438/8865/kocaman_kas%C4%B1m.pdf?sequence=1&isAllowed=y Erişim Tarihi: 27.11.23

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu