5 Maddede Osmanlı’da Kent Kurgusu

0
132
Osmanlı'da Şehircilik Anlayışı. Fotoğraf: https://csb.gov.tr/osmanli-da-sehircilik-anlayisi-makale

Osmanlı şehri, insanı odağa alan ve insanın ruhen ve fiziken şehirde iyi, huzurlu ve hoşnut hissetmesini sağlamayı amaçlayan bir şehir düzenidir. Şehrin merkezi, etrafında kurulmuş mahalle birimleri ile şehir sakinlerinin kolaylıkla hizmetlere ulaşabileceği, erişilebilirliği yüksek, özgünlüğe ve değişime olanak veren, oluşturulan fiziksel çevre ile insan ilişkilerini de destekleyen, mahallelileri yaşadıkları yerden sorumlu tutan ve onlara orası hakkında söz hakkı tanıyan bir kent kurgusudur. Bu yazıda Osmanlı’da kent kurgusu nasıl tasarlanmış, bir şehri Osmanlı şehri yapan, onu diğer kentlerden farklı kılan özellikler, oluşumlar nelerdir, bunları değerlendirmeye çalışacağız.

1Osmanlı Evi

Tarihi Sokak, Evler. Fotoğraf: pixabay.com

Mahallelerin, şehirlerin en küçük birimi evlerdir, bu nedenle ilk olarak Osmanlı şehrinin de en küçük birimi olmanın yanında Osmanlı şehircilik anlayışının en önemli parçalarından olan Osmanlı Evi’ni değerlendirerek başlayabiliriz. Evler insana barınma ve mahremiyeti, toplumun yapıtaşı olan aile ortamını sunan birimlerdir. Osmanlı düşüncesinde ev, mükellefiyet ve şahsiyet meseleleri üzerinden temellendirilmiştir.

Osmanlı’da her aile kendi evini yapmakla mükelleftir. Bu mükellefiyet, İslam düşüncesindeki insanın yeryüzünde Allah’ın halifesi olması, vazifesinin de dünyayı, çevresini, yaşayacağı yeri güzelleştirmek, imâr etmek olmasından gelmektedir. Burada her ailenin kendi evini yapmakla sorumlu tutulması hem aileye özgü, kullanıma göre değişiklik gösterebilen evlerin oluşumu hem de ailenin kendi yaşayacağı evi en güzel şekilde inşa etmesine imkân sunmaktadır. Bu şekilde tek bir elden değil de her ailenin -komşusu ile mutabakat halinde ve belirli standartlara bağlı kalarak- kendi eliyle inşa ettiği evler ise Osmanlı Evi’ni biricik, şahsiyetli, aileye özgü hale getirmektedir.

Osmanlı Evleri. Fotoğraf: https://csb.gov.tr/osmanli-da-sehircilik-anlayisi-makale

Cansever’e göre Osmanlı şehri, kimseye öbürünün giydiği ayakkabıyı giydirmeye teşebbüs etmiyor. Osmanlı Şehri’nde her evin bir kimliği, şahsiyeti mevcut. Cansever aynı zamanda her ailenin yaşam biçiminin farklı olmasından, ailelerin ihtiyaçların zamanla değişebileceğinden hareketle Osmanlı Evi’nin değişime her zaman açık olduğunu şu şekilde ifade ediyor: “Aileler sürekli ölçü ve yer değiştiriyorlar. Eğer biz kalıcı yapılar inşa edersek, bu yapıların içerisinde yaşayan ailelerin yaşama biçimine göre binaların biçim değiştirmesi mümkün olmuyor.” Osmanlı Evi’nin bu özelliği günümüzdeki modern evlerin çok çok uzağında.

2Osmanlı’da Organik Yapı

Bir Osmanlı Şehri Mostar’ın Görünüşü. Fotoğraf: pixabay.com

Osmanlı şehirlerinde tabiata karşıt değil, tabiata uyumlu, onunla barışık bir duruş vardır. Bu duruş şehirdeki yerleşim yerlerinin şehrin topografyası, iklimi, güneşlenmesi her türlü doğal özelliği gözetilerek oluşturulmasını sağlamıştır. İslam düşüncesinde varlığın her bir zerresi Allah’ın varlığının tecellisidir. Tabiat Allah tarafından insana ondan istifade etmesi ve onda O’nun tezahürlerini görmesi için sunulmuş bir nimettir. Bu düşünceyle Osmanlı şehirciliğinde insan ve tabiat arasındaki bağ koparılmamaya, bilakis her evde bir bahçenin varlığına imkân veren yapısıyla kuvvetlendirilmeye, insanın daima tabiat ile temas halinde olmasına özen gösterilmiştir. Yanı sıra organik yapıyı oluşturan bir diğer unsur evlerde bahsettiğimiz değişime ve dönüşüme açıklığın şehrin genel düzeninde de mevcut olması. Cansever Osmanlı’da şehirler değişebilen, üzerine parçalar ilave edilebilen bir “açık bütünlük” olarak var olan, sürekli değişen sosyal-ekonomik hayata ve gelişen kültürel hayatın yeni taleplerine göre yeniden inşa edilen canlı bir organizma olarak tanımlanıyor.

3Merkezde Yer Alan İşlevler

Safranbolu. Fotoğraf: pixabay.com

Osmanlı şehri, bir şehir merkezi ve bu merkeze bağlı küçük mahalle birimlerinden oluşuyor. Bu mahallelerin de her mahalleye yetecek ölçüde, insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde merkezleri bulunuyor. Şehir merkezinde Cuma namazlarının kılındığı büyük bir cami, cami ile bağlantılı kültürel, eğitim ve sağlık gibi hizmetlere sahip olan külliye; çarşı, bedesten, hanlar, esnaf örgütleri gibi daha yoğunlukla ticaret ve hizmet işlevinde mekanlar yer alıyor. Şehir merkezi tüm şehir alanının %15-20’sini oluşturuyor ve ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı bir alan özelliği taşıyor. Şehir merkezine bağlı mahallelerde ise mahalle mescitleri, mahallenin hizmetini, binanın tamir işlerini yapan marangoz, ayakkabı tamircisi, bakkal vs. dükkânlarının yanında kıraathane, yani okuma salonu, aynı zamanda bir sohbet yeri, ayrı bir toplantı alanı, muhtarın evi, bekçinin evi gibi birimler bulunuyor.

Osmanlı şehrinde dikkat çeken bir diğer birim ise hamamlar. Şehir kurulurken en başta hamam inşa ediliyor ve hamamın yanına da mescit inşa ediliyor. Turgut Cansever bunun altında yatan düşünceyi şu şekilde açıklıyor:

“Bir şehir kurmak için gelen işçiler, evvela hamamı inşa ediyorlar; şehri kuracak insanların temiz pak olabilmesi, çalışanların temizlik ihtiyacının giderilebilmesi için. Ardından medrese inşa ediliyor, bu inşa da bilgi ortamının kurulması için. Sonra cami, daha sonra etrafında evler ve mahalleler inşa ediliyor, yavaş yavaş”

4Osmanlı’da Vakıflar

Osmanlı Şehri’nde Vakıflar. Fotoğraf: https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/para-vakiflari/

Osmanlı şehrinin en önemli teşkilatlanmalarından biri de vakıflardır. Vakıflar, sosyal hayatı, ekonomik örgütlenmeyi, sosyo-ekonomik sınıfları düzenler. Şehirdeki fiziksel ve sosyal yapıyı iyileştirmeye çalışır. En önemli özelliği de şehirde üretilen artı değerin şehre, şehirde yaşayan insanlara yeniden kazandırılmasını sağlamasıdır. Şehir oluştuğunda, büyüyüp geliştiğinde, merkezde ticari üretim gerçekleştiğinde şehirde bir artı değer meydana geliyor. Bu artı değerin şehre yeniden kazandırılması için vakıflar devreye giriyor. Bu Osmanlı şehrinde merkezdeki tüm yapıların vakıflara ait olması ile sağlanmış, vakıflara ait olan binalarda oluşan artı değer vakıflar tarafından şehre hizmet, altyapı, ve sosyal donanım olarak geri dönmüştür.

Osmanlı şehrinde vakıfların, iktisadi, sosyo-kültürel, idari-siyasi hizmetler olmak üzere üç şehirsel işlevi bulunmaktadır. İktisadi hizmetler olarak; şehirdeki yoksullara ücretsiz sağlanan yemek, barınma gibi hizmetlerle gelir eşitsizliğini minimum düzeye indirmek amaçlanmıştır. Sosyo-kültürel olarak; eğitim-öğretim hizmetlerinin karşılanması, sanat ve zanaatın desteklenmesi, gelişmesinde önemli rol oynamıştır. İdari-siyasi olarak ise imar faaliyetlerinin yürütülmesi, devlet düzeninin sağlanması gibi görevlere sahiptir. Yani, vakıflar günümüz modern şehrindeki belediyelerin görevlerini ve daha fazlasını üstlenmiştir. Vakıfların bu geniş kapsamlı hizmetleri şehir sakinlerinde vakıflara karşı olumlu bir etki yaratmış, vakıflar şehirde saygın kurumlar olarak yer almıştır.

5Osmanlı’da Şehirlilik Bilinci

Tarihi Kent Safranbolu. Fotoğraf: pixabay.com

Yazının başında da bahsettiğimiz gibi mükellefiyet ve mahallelilerde, şehir sakinlerinde birbirinin hakkını gözeten tutum ile Osmanlı şehrinde yaşayan insanlarda bir şehirlilik bilinci olduğunu söyleyebiliriz. Şehirde belirli standartlar belirlendikten sonra evlerin yapımı ailelere aittir. Evin inşa sürecinde bu standartları ve komşuların hakkını, görüşlerini önemsemek gerekmektedir. Yani şehir sakinlerinin sorumluluğu yalnızca bu standartlara uymak değil, komşusunun, mahallelisinin hakkını da gözetmek. Turgut Cansever bunu “Standartlar, nasıl pencereler için varsa, inşaî sistemler için de var, komşuların birbiriyle ilişkilerinde de var. Yani komşunun hakkını, mahremiyetini, manzarasını yahut ışığını ihlal etmemek gibi bir hukuk söz konusu.” şeklinde ifade ediyor.

Aynı zamanda dünyayı imar etme, güzelleştirme düşüncesiyle yapılan her evin, her yapının bir araya geldiğinde bir bütünlük, güzellik oluşturması gerekiyor. Osmanlı şehrinde herkes komşusuyla mutabakata vararak evini yapıyor, bunu yaparken bütünlüğü önemsiyor, bu bütünlüğün oluşturulması merkez tarafından konulan standartlar ve insanlar arası bu iletişim, uzlaşmalar ve şehirlilik bilinci sayesinde oluyor. Tüm bunların neticesinde Osmanlı şehrinde şehir halk tarafından el birliği ile inşa edilmiş oluyor.

Kaynakça:
  1. Cansever, T. Osmanlı Şehri. TİMAŞ Yayınları, 2010.
  2. Bıçakçı, H. (2019). “CANSEVER, Turgut (2013). Osmanlı Şehri, İstanbul: Timaş Yayınları, 240 s., ISBN: 978-605-114-1633.”. Karadeniz Araştırmaları Dergisi. XVI/62: 366-369.
  3. Aliağaoğlu, A. ve Uğur, A. Osmanlı Şehri. SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi. 38, Ağustos 2016.
  4. Bayartan, M. 2008, Osmanlı Şehirlerinde Vakıflar ve Vakıf Sisteminin Şehre Kattığı Değerler. Osmanlı Bilimi Araştırmaları Dergisi. s.158-175.
Önceki İçerikDin Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar
Sonraki İçerikMüslüman Film Prodüktörü: Tariq Elmeri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz