Almanya’da Genç Bir İmam: Bilal Şekerci

Röportaj serimizde bu sefer Almanya‘nın Mössingen şehrine uzanıyoruz. Almanya’da doğup büyümüş genç bir imam olarak İGMG’ye bağlı Mössingen şehrindeki Ensar Camii’nde görev yapan Bilal Şekerci ile imamlık üzerine konuştuk.

Öncelikle seni tanıyalım. Bize kendinden bahseder misin?

Adım Bilal Şekerci, 1992 yılında Almanya’nın Ulm şehri yakınlarında doğup büyüdüm, liseyi Almanya’da tamamladıktan sonra 2013 yılında Diyanet’in Uluslararası İlahiyat Programı (UİP) kapsamında İlahiyat okumak için Konya’ya gittim. Konya’daki beş senelik eğitim sürecinde bir yandan da farklı ülkeleri görme imkanım oldu. Ürdün’de dil eğitimi ve Malezya’da Uluslararası İslam Üniversitesi’nde öğrenci değişim programı vesilesiyle eğitim aldım. 2018 yılında Türkiye’deki eğitimimi tamamladıktan sonra tekrar Almanya’ya dönüp Tübingen şehrinde bulunan Üniversite’de Manevi Rehberlik ve Sosyal Danışmanlık bölümünde yüksek lisansa başladım. Bununla birlikte İGMG’ye bağlı Mössingen şehrindeki Ensar Camii’nde İmam-Hatiplik görevini icra etmekteyim. Almanca, İngilizce ve Arapça biliyorum.

Almanya’da doğmuş büyümüş biri olarak birçok imkanın varken neden ilahiyatı tercih ettin? Bu seçimi yaparken seni etkileyen şey neydi?

İlahiyatı tercih etmemdeki en büyük etken dinimize karşı olan muhabbetim diyebilirim. Hem dinimi daha iyi yaşayabilmek hem de dinime dair inancımı daha sağlam bilgiler üzerine inşa edebilmek için yirmili yaşlardayken bu kararı aldım. Rabbim nasip etti ve geride dolu dolu bir 5 sene bırakmış oldum. Bu süreçte çok kıymetli hocalarla ve insanlarla tanışabilme imkanına sahip oldum ve geriye dönüp baktığımda iyi ki o zamanlar bu karara varmışım, iyi ki gidip Türkiye’de okumuşum diyorum.

Şu an bir camide imamlık yapıyorsun. Peki cami ve imamlık senin için ne ifade ediyor?

Türkiye’deki kardeşlerimiz için biraz garip gelebilir belki ama ben camiyi bir sığınak olarak görüyorum. Özellikle yurt dışında azınlık olarak bulunduğumuz toplumlarda bu böyle. Bizleri bir araya getirip hem dinimizle hem de diğer Müslüman kardeşlerimizle en güçlü bağımızı camiler vesilesiyle kurmaktayız. Gençlerimiz burada hafta sonu derslerinden tanıştıkları arkadaşlarla ömür boyu sürecek dostluklar kuruyor ve Müslümanlar burada birbirlerinin sıkıntısına ve sevincine ortak oluyorlar.

Ailelerimizden sonra camilerimiz Avrupalı Müslümanlar için en önemli yapıdır ve bu yapının korunmasında hepimize rol düşüyor. Çünkü dinimizi öğrenme, öğretme ve sonraki nesillere aktarma noktasında buralar kilit noktası. Buraları imar ve ihya etmek sadece imamların değil burada yaşayan her Müslümanın en temel görevleri arasında yer almalıdır. Lakin en nihayetinde yapılacak tüm güzel işlere önderlik edip bu işlerde diğer insanlara yol göstermek de imamın vazifesidir. Özetle şunu diyebilirim. Camilerin rolü çok çok önemli ama yukarıda bahsettiğim fonksiyonları icra edebilmesi için de camiyi sığınak gören, oranın muhafazası için kendini adayan genç imamlara ihtiyaç var.

Bahsettiğin şekilde camilerin belirli fonksiyonları var lakin bunların gerçekleşebilmesi de camilerin aktifliğiyle, orada yapılan faaliyetler ile mümkün. Bu minvalde ne gibi faaliyetler yapıyorsun görev yaptığın camide?

Camideki etkinlikleri yaparken hedef kitlemiz yediden yetmişe başta bölgedeki bütün Müslüman cemaat olmak üzere tüm insanlar. Bu kapsamda mesela camimizde hafta sonu ilkokul ve ortaokul öğrencilerine dini ders veriyoruz, bunun yanı sıra ana sınıf seviyesinde bulunan çocuklarımıza ana sınıfında oyunlar oynatarak ilk dini temasların güzel bir şekilde kurulmasına gayret ediyoruz. Böylece cami atmosferini küçük yaşlardan itibaren olumlu bir şekilde zihinlerinde kodlamaya başlıyorlar.

15-40 yaş arası kişiler için ise gençlik sohbetlerimize ek olarak halı saha maçları, go-kart, mangal gibi farklı sosyal aktiviteler düzenleyerek sağlıklı bir şekilde sosyalleşmelerine de yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bay ve bayan cemaatlerimize yönelik ise başta günlük sohbetler olmak üzere Pazar sabahı çorba ikramı, Ailece Sabah Namazı Programı gibi farklı sohbet halkaları ve faaliyetler yine cami bünyesinde yaptığımız çalışmalardan bazıları.

Ayrıca ev sohbetleri çerçevesinde her hafta bir Müslüman kardeşimizi evinde ziyaret edip kendileriyle çay eşliğinde sohbet edip birlikteliğimizi pekiştirmeye çalışıyoruz. Bu vesileyle sormak istedikleri sorular varsa kolayca sormaları için de fırsat olmuş oluyor. Malum her zaman her şey harika değil. İnsanlar -Allah hayırlısını versin- vefat edebiliyor ya da hastalanabiliyor. Bu gibi durumlarda da ihtiyaç duyduğu manevi desteği sağlamak adına imam ve cami yönetimi olarak biri hastalandığında şifa dilemek için veya vefat ettiğinde taziye için ailesini ziyaret ediyoruz.

Ayrıca senede birkaç kez kermeslerimiz olur, burada hem Türk mutfağından lezzetler sunulur hemde bütün Müslümanlar ailecek bir araya gelmek için fırsat elde etmiş olurlar. Hac mevsimlerinde hacılarımızı camiden kutsal topraklara doğru tekbirlerle, salavatlarla uğurluyoruz, evlenecek olan çiftlerimizin dini nikahlarını kıymak da yine bizim -yani cami imamlarının- vazifemiz.

Söylediğin tüm faaliyetlerin hepsi birbirinden kıymetli. Rabbimiz bereketlendirsin bu tür çalışmalarınızı. Bakıldığında bir açıdan da bayağı yoğun ve yorucu gözüküyor. Seni bu tür işlere bu heyecanla koşmak için motive eden şeyler neler?

Evet. Dediğin gibi yoğun ve yorucu hatta en yorucu ve yoğun olanlar benim için çok daha keyifli olabiliyor. Mesela gençlerle ilgilenmek. Beni en çok zorlayan ama bir o kadar da bana mutluluk veren kısım. Beni en çok mutlu eden motive eden kısım da aslında gençler. Yani elbette her faaliyet ile insanlara bir nebze dokunabildiğini görmek insana inanılmaz bir huzur veriyor ama gençler ve çocuklar bir başka. Talebelerimi çok seviyorum ve beni en çok mutlu eden şey onlara gerçekten bir şeyler öğretebilmiş olmak.

Yaşadığım bir olay aklıma geldi, bir gün camide çocuklarla namaz ile alakalı sohbet yapıyoruz sonra ertesi gün 7-8 yaşlarında olan bir talebemin babası geldi ve şöyle dedi: “Hocam Allah senden razı olsun bizim oğlan akşamdan gelip ‘Baba beni yarın sabah namazına kaldırır mısın?’ diyor bana. Sana ne kadar teşekkür etsem az.” Bunu duyduğumda yaşadığım mutluluğu tarif edemem ama kendi kendime şunu dediğimi hatırlıyorum. “Vay be Bilal! Bir çocuğun Rabbine yakınlaşmasına vesile oldun.”

“Bir çocuğun Rabbine yakınlaşmasına vesile olmak.” Bir insan için bundan daha güzel ne olabilir ki! Son olarak bir de şunu sormak istiyorum. Yabancı bir ülkede yaşıyorsun. O ülkedeki gayrimüslimler için çalışmalarınız var mı? Varsa ne gibi faaliyetler yapıyorsunuz, biraz bahsedebilir misin?

Olmaz olur mu! Yabancı bir ülkede yaşıyor olmanın kendi içinde birçok zorluğu olsa da çok büyük avantajları da var. İnsanlara dinimizi anlatıp İslam ile müşerref olmasına vesile olabiliyorsunuz. Hiç değilse medyanın oluşturduğu ön yargıları yıkmak ve kendinizi anlatmak için bir vesile oluyor. Bu düşünceyle belediye ile yakın irtibat halinde olmaya çalışıyor ve Ramazan ayında kendilerini iftara davet ediyoruz. Polis merkezine ziyaretler yapıp tanışmaya gayret ediyoruz.

Ayrıca başka kiliseler olmak üzere diğer dini kuruluşlarla da yıl içinde düzenlediğimiz bazı programlar oluyor. Burada maksadımız aradaki bariyerleri kaldırıp dışarıda duydukları bilgiler ile oluşan yanlış imajı bir nebze olsun silebilmek. Yine camimize gelen gayrimüslimlere de yüce dinimiz İslam’ı Almanca olarak anlatmaya çalışıyoruz.

Sorularımızı içtenlikle cevaplayıp dünyanın her tarafında çok güzel işler yapılabileceğini bizlere gösterip “inşaallah böyle genç ve idealist kardeşlerimizin sayıları artar” dediğimiz insanlardan biri olduğun için çok teşekkür ediyorum.

Allah razı olsun, asıl ben teşekkür ediyorum. Bu günlere gelmemizde ve bu şuura ulaşmamızda emeği olan tüm hocalarıma ben de sizin vesilenizle tekrar şükranlarımı sunayım. Bence bu bir bayrak yarışı. Birileri kendi üzerine düşeni yapıp bayrağı öbürüne veriyor. İnşaallah bizler de bu bayrağı başkasına teslim edeceğimiz güne kadar çok daha ileri noktalara taşıyabiliriz.

Diğer Güzel Haberler

Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencileri, fakülte hocaları ve arkadaşlarından
topladıkları sadakalarla, yıllardır ihtiyaç sahiplerine yardım ediyorlar. Yardımsever
öğrenciler, ayrıca, kütüphanesi olmayan köy okullarında kütüphane oluşturup çocukların
hayal dünyalarına katkı sağlıyorlar. Okumak İçin Tıklayın

Hidayetin kime ne zaman nasıl geleceği belli olmaz. Bu haberimiz de bunun bir göstergesi
olsa gerek. Filipinlerin iç bölgelerinden birisi olan Cebu bölgesinde 90 yaşındaki bir kadın
Müslüman olduğunu açıkladı ve IERA (İslami Eğitim ve Araştırma Akademisi) kurumuna
bağlı bir ilim adamının yanında şehadet getirdi. Okumak İçin Tıklayın

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai şehrinde İslam’ı öğrenmeye yönelik bir uygulama başlatıldı. İslami Bilgi Merkezi (IIC)’nde adına “Camii Tecrübesi” denilen bu uygulamaya göre her pazartesi Dubai’nin en görkemli camilerinden biri olan Masjid Mohammad Bin Ahmed Al Mulla Camii’ne ücretsiz turlar düzenleniyor. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz