Animasyonlar İle İslam’ı Tebliğ Etmek: Selime Coşkun

1560

Hep söyler dururuz “Medya çok önemli bu konuda bir şeyler yapmalıyız” diye. Ama genel resme baktığımızda ise bunun söylemden öteye geç(e)mediği bir gerçek. Bunun için üreteceğimiz birçok bahanemiz vardır. “Bu konuda yeterli eğitim almadım, maddi imkanlar yetersiz, vaktim yok” ilk akla gelenlerden. Bu konudaki geri kalmışlığımız ve iradesizliğimizi düşününce ben de bir nebze karamsardım diyebilirim, ta ki geçen haftaya kadar.

“Evet artık ümitvar olabiliriz” dememe sebep olacak güzel bir insanı tanıdım. Bahanelerin arkasına sığınmayıp yola revan olan ve sıfırdan başladığı bu yolculuğu azimli bir çalışma sonucu aldığı uluslararası birçok ödülle taçlandıran samimi ve dertli bir insan. Kimden mi bahsediyorum? İslam’ı renkli bir tebliğ aracı olarak gören Selime Coşkun’dan. Kendisiyle yaptığımız anlamlı röportajı siz okuyuculara ulaştırmaktan mutluluk duyuyoruz. Umarız hikayesi nice genç kardeşimize ilham kaynağı olur.

Bize Biraz Kendinizden Bahseder Misiniz?

Ben Selime Coşkun, 1991 Çengelköy doğumlu, Kafkas-Türk melez bir aileden geliyorum. Liseye kadarki tüm eğitimim İstanbul’da geçti, liseden sonra, 2012’den itibaren home-ofis olarak 2D animasyon öğrenip üretmeye başladım. 5 sene boyunca özel bir anaokulunun müfredatı için animasyon serisi ürettim, bunlar herkes faydalanabilsin diye “Literda” adlı bir kanalda toplandı.

Aynı süreçte AÖF İlahiyatı bitirdim. Bu sene de Acil Durum ve Afet Yönetimi’nden mezunum nasipse. Halihazırda ana meşgalem animasyon tabi. 2018’de üzerinde çalıştığım Muhammed Ali animasyonu kendi projemdi, çok şükür hala meyve veriyor. Bu sene de 3D modelleme ve animasyon alanında İstanbul tasarım merkezinde bir senelik eğitim aldım.

Animasyona Merakınız Nasıl Başladı?

Başörtüsünün yasak olduğu yıllara denk geldiğim için üniversite sınavına o sene girmedim, o süreçte çizgi filmlerdeki bilinçaltı mesajlarını tevafuken araştırmamın ardından epey endişelendiğimi hatırlıyorum, en azından bizden sonraki neslin aynı şeylerin kurbanı olmasını istemedim ve Türkiye’de animasyon olayı mevzu bahis pek olmadığından mecbur internet üzerindeki yabancı kaynaklardan dersler izlemeye başladım, animasyonu ve sonrasında film sektörüne dair bildiğim hemen her şeyi bu vesileyle öğrendim.

Bu İş Ne Kadar Vaktinizi Alıyor?

Akıllı uslu işi değil, onu diyebilirim. 10 dakikalık bir animasyon normal çalışma saatlerinin çok üstünde, tatil yapmadan yarım senenizi alabiliyor. Ama yarım sene uykusuzluğun meyvesinin on yıllara, belki iki cihana uzanabileceğini düşünmek, proje biter bitmez yeni senaryolar için kolları sıvattırıyor insana.

Bu Yoğun ve Zorlu Süreç İçin Kendinizi Nasıl Motive Ediyorsunuz?

Beni derinden etkileyen, sevindiren ve zor anlarımda elimden tutup kaldıran, moral veren çok güçlü şeyler var. Bunları ekrana yansıtmak da hayalim. Dünya hayatında şahsıma ne kadar süre ayrıldığını bilmediğimden; son nefesimle bir dünya hayalimi yarışa sokmuş durumdayım. Bununla beraber, hiçbir zaman yalnız olmadığımıza dair imanımız var. Bu çok farklı bir motivasyon. Kadraja sığdırmaya çalıştığım hakikatin her türlü zorluğu yarıp zirveye çıkabildiğine inanıyorum. Bunun için bize ihtiyacı bile yok.

Amaçlarınız, İlerisi İçin Düşündüğünüz Hayalleriniz Neler?

Genel bir fikir olarak şunu diyebilirim belki, “Acziyet” ile “Müslüman” kelimesini aynı cümlede görmeyi ne kadar reddediyorsam, “doğruluk” ile “kudret”in o kadar aynı safta şahlandığını göstermek istiyorum.

İnsanlığın, asıl gücün nereden geldiğine dair kadim tecrübeleri var ve bunlar izzetinden hiç şaşmadı düşüncesindeyim ama bu gerçek ya manipüle edildi yahut biraz unuttuk, sahneyi tekrar hak edene vermek arzusu benimki diyebilirim.

“Çalışmalar sadece ekranda kalmasın” diye karizmatik nüfuz sahibi liderlerin sözlerinden oluşan rozet tasarımlarına başladım Instagram’da. Henüz yeni bir proje, “designhayami” koyduk ismini. Kaybedecek vakit olmadığının ve düşük kalitede eser üretme lüksümüzün olmadığının bilincinde olarak, en yeni gelişmelerin ülkemde yer bulmasını hayal ediyorum.

Neden Muhammed Ali?

Hayatını öğrendikten sonra keşke lisedeyken tanısaymışım bambaşka bir karakterde olurdum diye çok hayıflandığım, epey geç tanıdığımı düşündüğüm bir karakter şampiyon. Şu kadarını diyebilirim; zamanında gazetelerin neden “Muhammed Ali bize Müslüman olmanın ‘cool’ olduğunu gösterdi” manşetlerine yer verdiğini damarlarınıza kadar hissediyorsunuz. Tanıdıktan sonra en bariz yan etkisi; hiç durmayan çenesine, her ortamı neşeye boğmasına, deli dolu çılgınlıklarına, “ben en iyiyim!” çıkışlarına alıştıktan sonra sağınıza solunuza bakmak, dev bir suskunluk ve sinmişlikle karşılaşmak. Ama her çağa yeni bir şampiyon gönderilir deyip ona omuz vereceğimiz güne kadar işime gücüme koyulmaya karar veriyorum.

Animasyonla İlgili Ne Gibi Dönüşler Aldınız?

En güzeli, izleyen çocukların kocaman açılan gözlerinin anlattıklarını okumak oldu. Onun dışında dünya çapında değişik ülkelerde sahip çıkılıp ödüllere layık görülmesi sevindirici. Ödül değil esasen, güzel şeylerin doğuda batıda yankı bulması bizi mutlu eden, şampiyonun İslam dünyasında yapılan ilk ve tek animasyonuna imza atabilmek. Haricen, ödül aldığı ilk törende, (Alemlere Rahmet Yarışması) Muhammed Ali’nin kızı Meryem’e sürpriz ve şampiyona vefa borcu olması niyetiyle, şampiyonun yazdığı şiir ile bereketlenen bir ödül konuşmam vardı.

O gece için yapmıştım ama bunun salondan dışarı taşıp binlerce insana ilham vereceğini, bunun üzerine Meryem Ali’nin İstanbul’a gelmesini açıkçası hiç hesap etmemiştim. Belki beni en mutlu eden de şampiyonun Amerika‘da bizzat kurduğu kültür merkezinde, Muhammed Ali haftasında filmin ziyaretçilere izlettirilmesi idi.

İlk adımı attığınızda bunların hiç birini hayal dahi etmiyorsunuz ama gözünüzün önünde büyüyen bir berekete şahit oluyorsunuz. Haliyle bir sonraki projeye teriniz kurumadan girişmeye başlıyorsunuz. Yalnız olmadığınızı anladığınız nokta işte tam bu nokta. İnşallah hakkını verebilenlerden oluruz.

Ümmet Coğrafyasında Animasyon Sektörü Ne Durumda?

Dünyaya kıyasladığımızda tabi geç başlamışız ama ilerlemeler var. Türkiye’nin 1950’de yapılmış bir animasyonu var. O tarihte üzerine eğilinilseymiş bugün çok farklı bir düzeyde olabilirmişiz ama bir şeyler olmuş ve uzun seneler kesilmiş. Ben Şafak Tavkul’un “Hay” çizgi filmiyle büyüyen nesildenim. Şu an düşündüğümde zamanına göre hem maddi hem manevi inanılmaz güzel bir iş. Emek olarak, his olarak bambaşka. Son zamanlarda üniversitelerde animasyon bölümleri birer ikişer artmaya başladı. Ortaya uzun metraj filmler çıkarmaya başladık, bunlar güzel gelişmeler.

Bunun haricinde, Endonezya ve Malezya, gerçekten bu yükü omuzlamış durumda. Kalite olarak çok güzel işler çıkarıyorlar. Hala bu iki ülkenin projelerinde yer almak gibi bir hayalim var. Örnek verecek olursak;

“Upin dan İpin” (Malezya)
“Boi boi boy” (Malezya)
“Ejen&Ali” (Malezya)

Bu ülkeler manevi değerleri de çok tatlı bir mizah içine yedirerek vermeyi başarmış durumdalar. İnşallah nesil yetiştirme hususunda animasyonun sahip olduğu güç fark edilir ve gereken düzeyde ilgi her ülkede gösterilir. İleride eğitimde kitapların etkisi görsel materyallere erişemeyecek diye düşünüyorum, ciddi bir arşiv oluşturmak icap ediyor.

Son Olarak Okurlarımıza Ne Söylemek İstersiniz?

Öncelikle sayfanın emektarlarından Allah razı olsun. Animasyonda yapmaya çalıştığım şeyi birçok koldan gerçekleştirdiklerini görüyorum, okuyucuların da bu coğrafyanın izzet ve ümidini hepten yitirmediğine inandığı için bu sayfayla yollarının kesiştiğini düşünüyorum. Birçoğumuz farklı koldan rızayı ilahi yolunda bir şeyler yapma gayretindeyiz, niyet O’nun rızasıysa her alanda elemana ihtiyaç olacak ve muhlis niyetler birleştiğinde ortaya çıkacak gücü matematiksel kuvvetler hesaplayamayacaktır inşallah.

Diğer Güzel Haberler

Hidayetin kime, nasıl ve nerede geleceği hiç belli olmuyor. Hollanda’da İslam’ı yasaklamak gibi önerilerde bulunan Joram van Klaveren, İslam karşıtı bir kitap yazmaya karar verdi. Bu dönemde yaptığı araştırmalar vesilesiyle İslam ile şereflendi. Okumak İçin Tıklayın

İngiltere’nin Newcastle şehrinde hizmet veren Bahr Academy vandalların saldırısına uğradı. Okula geldiklerinde duvarların İslam karşıtı grafitiler ile doldurulduğunu ve Kur’an-ı Kerim sayfalarının yerlere atılmış olduğunu gören yetkililer, bunu yapan kişilere İslam’ı anlatmak amacıyla okula davet ettiler. Okumak İçin Tıklayın

Doğduğunda ailesi tarafından terk edilen Kamerunlu Beşir, Maroua’daki tek Müslüman yetimhanesi olan Cemile Anne Yetimhanesi’ne yerleştirdi. Bu süreçte yetimhaneye yardıma gelen Türk aileler vesilesiyle Türkçe öğrenen kardeşimiz, Türkiye’deki hayır sahipleri vesilesiyle açılmış olan Medine Hafızlık Kursu’nda eğitim alıyor. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz