Bilim Tarihi Sohbetleri – Fuat Sezgin

301

Kitap köşemizin bugünkü konuğu, değerini ne yazık ki çok geç anladığımız ve birçoğumuzun vefatından sonra ismini duyduğu bir alim olan Fuat Sezgin ile yapılan bir söyleşinin kitaplaştırılmasıyla oluşan ‘Bilim Tarihi Sohbetleri’ kitabı. İsterseniz kitabın içeriğine girmeden önce hepimizin tanıması gereken ama birçoğumuzun tanımadığı İslam Bilim Tarihçisi Fuat Sezgin’i hep beraber tanıyalım. Fuat Sezgin 24 Ekim 1924’te Bitlis’te dünyaya geldi ve 1943-1951 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü’nde dönemin en iyi oryantalistlerinden kabul edilen Hellmut Ritter’dan dersler aldı. İslam bilim tarihine olan merakı da bu hocasından aldığı derslerden dolayı oluşmuştur.

Fuat Sezgin batının karanlık çağ olarak isimlendirdiği ama İslam’ın altın çağını yaşadığı o dönemi bizlere tanıtan, bilmemizi sağlayan alimdir. Bu çalışmaları karşısında ödüllendirilmesi gereken büyük alim aksine ceza aldı ve 1960 darbesinden sonra 147’likler denilen akademisyen grubunun içinde yer alarak üniversiteden uzaklaştırıldı. Çalışmalarına devam etmek ve İslam Medeniyetinin büyüklüğünü bizlere daha iyi anlatmak için Almanya’ya gitmek zorunda kaldı. Almanya’da bir yandan araştırmalarına devam ederken bir yandan da Avrupalı öğrencilerine İslam Bilim Tarihi hakkında dersler, konferanslar verdi. 2008 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’nin açılmasına büyük katkıda bulundu ve açılışına katıldı. Fuat Sezgin, 30 Haziran 2018’de vefat etti ve bu müzenin bahçesine defnedildi.

Bu büyük alimi kısaca tanıdıktan sonra kitaba geçebiliriz diye düşünüyorum. Kitabın ilk baskısı Timaş Yayınları tarafından basılmıştır. Fuat Sezgin ile söyleşiyi yapan ise gazeteci Sefer Turan’dır. Kitapta Fuat Sezgin’in hayatından, çalışmalarından ve İslam Bilim Tarihi’nin öncü şahsiyetlerinden ve onların eserlerinden bahsedilmektedir. İbranice, Latince, Süryanice, Arapça, Almanca gibi 27 farklı dili ileri düzeyde bilen Fuat Sezgin, bazı röportajlarında keşke daha çok dil öğrenseydim diyerek bizlere ilim öğrenirken asla yetinmememiz gerektiğini göstermiştir.

İslam Medeniyeti’nin Büyüklüğünü Kendi İnsanımıza Anlatmak Batılılara Anlatmaktan Daha Zor

Fuat Sezgin, ömrünü bu yola, yani İslam Medeniyeti’ni insanımıza ve batıya anlatma yoluna adamış ve bu yolda ciltlerce eser yazmış, binlerce buluşun aslında İslam dünyasından batıya geçtiğini ispatlarıyla açıklamıştır. Bu yolda insanlara bu yüce medeniyetin altın çağını anlatırken batılıların değil Müslümanların anlamamakta ısrar ettiğini söylemiştir. Çünkü biz Müslümanlar batının ilmin ve bilimin merkezi olduğu masallarıyla büyütüldüğümüz ve aşağılık kompleksiyle yetiştiğimiz için batının ilim kaynağının bizim medeniyetimiz olduğunu anlamakta ve buna inanmakta güçlük çekeriz. Fuat Sezgin de bu kompleksten çıkmamız ve ne kadar yüce bir medeniyete sahip olduğumuzun farkına varmamız için çalışmış ve bu doğrultuda eserler vermiştir.

Bir Peynir Ekmekle Günde 17 Saat Çalışıyorum

Fuat Sezgin bu yolda çalışmaktan asla bıkmamış. Okumuş, araştırmış, yazmış ve arkasında ciltler dolusu eser ve binlerce buluşun, icadın ve dönemin alimlerinin kaleme aldığı eserlerin yer aldığı bir müzeyi bize miras bırakmıştır. Kitapta geçen bir diyalogta günde kaç saat çalışırsınız sorusuna verdiği cevap bizler için ders niteliğindedir.

“Hafta sonu dahil olmak üzere her gün 7.30’da enstitüye gider ve 17 saat çalışırım. Öğlen evden getirdiğim bir parça ekmek ve peynirle öğünümü yapar ve çalışmaya devam ederim. Ama son zamanlarda biraz tembelleştim 14-15 saat çalışabiliyorum.” diyerek bize çalışmanın da bir ibadet olduğunu anlatmaya çalışmıştır.

Sezgin yine kitapta Müslüman bilim adamlarının özellikle astronomi ve coğrafya alanlarında ilerlediklerini belirtir. Öyle ki Müslüman alimlerin yaptığı haritalar veya dünyanın dönüş hızı, güneşe uzaklığı gibi birçok çizimin ve hesaplamanın günümüz gelişmiş teknolojisiyle hesaplanan rakamlara birebir uyduğu veya çok az farklarla doğruya yakın olduğu görülmüştür.

Böyle bir alimin ülkemizde ve İslam dünyasında daha çok tanınması ve anlaşılması için kitabı okumanızı, okutmanızı öneriyor ve sözlerime Fuat Sezgin’in “Avrupa Medeniyeti İslam Medeniyetinin bir çocuğudur.” sözleriyle son vermek istiyorum. Başka kitaplarda buluşmak üzere, selametle..

Diğer Güzel Haberler

Endonezyalı Maria Marghani Mohammed, 2017 yılının en yaşlı hacıları arasında! Kendisi 104 yaşında olan teyzemiz, Kral Abdulaziz Uluslararası Havaalanı’nda özellikle Kültür Bakanı Abdulhaliq al-Zahrani tarafından memnuniyetle karşılandı. Okumak İçin Tıklayın

Hikayesi, çaba ve gayretiyle Müslüman olan ve olmayan birçok kişiye ilham oldu. Öyle ki ateist bir yazar bile “Senin hikayeni okuduktan sonra umuyorum ki Tanrı vardır ve seni ödüllendirir.” demekten kendini alamadı. Okumak İçin Tıklayın

Rabbimize daha yakın bir kul olmak elbette hepimizin isteğidir. Bu konuyla dertlenen 2 tıp
öğrencisi ‘Tasbeeh’ adlı bir zikirmatik uygulaması geliştirdi. Tamamen Allah rızası için
hazırlanan bu uygulamada hiçbir reklam bulunmuyor. Ayrıca görsel efektlerin bulunduğu bu
zikirmatikte, teşvik edici birçok basamak bulunuyor. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz