Bir Müzisyenin İslam’a Yolculuğu: Dawud Wharnsby

136

İhtida eden bir müzisyenin sanatını İslami çizgiye taşıma çabası çoğu zaman kulaklara keyif, kalbe huzur veren eserlerle sonuçlanır. Şarkılarını severek dinlediğimiz Yusuf İslam, Sami Yusuf, Maher Zain gibi sanatçılar bunun canlı birer örneği. Dawud Wharnsby ise her nasılsa Türkiye’de bunlar kadar meşhur olmamış, gerek dinleyeni neşeyle dolduran müziği, gerek mütevazı kişiliğiyle mutlaka tanınmaya değer bir isim.

Dolu Dolu Bir Hayat

Müzik etrafında yoğunlaşan kariyerinin yanı sıra şair, eğitimci, sahne sanatçısı ve televizyon siması olarak bilinen Dawud, 1972’de Kanada’da dünyaya geldi. Böylesine çok yönlü bir kişilik kolay kolay ortaya çıkmasa gerek; bu yüzden tahmin edebileceğiniz üzere kendisinin müzikle, sahneyle, hatta dinlerle olan ilişkisi gençlik yıllarına dayanıyor.

İlk tiyatro oyunculuğu esnasında henüz 18 yaşında olan Dawud, aynı sene Kids On The Block isimli, engelli karakterlerin oynatıldığı eğitici bir kukla gösterisinde işe başladı. Önceden bu gösteride gönüllü olarak iki sene çalıştığı biliniyor. Dawud, bir yandan çeşitli dinleri ve kutsal kitapları incelerken, Crackenthrap’s Teapot isimli bir de müzik grubu girdi hayatına. Anlayacağınız, Dawud oldu olası sanatla, insan ruhuyla derinden alakalı, son derece meşgul birisi.

Yirmi yaşına geldiğinde Birleşik Krallık’a doğru yola çıkan Dawud, orada yıllardır severek dinlediği Yusuf İslam’la tanışır. Bu tanışma vesilesiyle Yusuf Islam’ın fikir dünyasına olan ilgisi, müziğine olan hayranlığını aşar hale gelmişti. Bunun Dawud’un manevi gelişiminde büyük bir rol oynadığı biliniyor.

Müzik kariyeri bir süre sahnede devam etse de, Dawud çok genç yaşta, 1993’te İslam’a kavuştu. Bundan sonra müzikle olan ilişkisi kökünden değişti. Müslüman sanatçılara yönelik bir şirketle anlaşıp neşitlerden oluşan ilk albümünü çıkardı: A Whisper of Peace. Bununla dünya çapında başarıya ulaştı, tabii albümün peşi de kesilmedi. Sahne alması için dört bir yandan gelen davetlere rağmen neşitlerini ticari amaçla sergilemek istemedi. Bu yüzden sahneye üç sene ara verdiği biliniyor.

İlerleyen yıllarda çocuklara yönelik şarkılar, şiirler yazdı, Noor Al Islam isimli bir de radyo programı sundu. Batıda İslam’a öncülük eden pek çok kişiyle tanıştı, birlikte nice güzel işlere imza attılar. Şimdi ise her gün ailesiyle Kuran okuduğu, üvey oğluyla şiirlerini yarıştırdığı, şehirde de olsa tarımla uğraştığı sakin bir hayat yaşadığı biliniyor.

Kısacası, kısaca anlatmanın yetersiz olacağı bir hayattan bahsediyoruz. Daha ayrıntılı öğrenmek için kendi internet sitesi olan wharnsby.com’u inceleyebilirsiniz.

İslam’ın Ruhu

Dawud’un İslam’a geçişi de çoğu mühtedininki gibi bir özünü bulma hikayesi. Röportajında “Sanat benim için bir hedef değil, hedefe giden yol.” diyen Dawud, şarkılarını, şiirlerini kendini iyice anlamak için birer araç olarak kullandığını söylüyor. Kendisi bu arayış esnasında İncil’den, Kuran’dan, peygamber kıssalarından etkilenip nihayet semavi bir dinin doğruluğunda kanaat kılmış.

“…bulduğum bilgeliği önceden olana ekledim. Yeni bir dine geçmiş gibi hissetmiyorum. Ondan ziyade kişiliğim gelişti, ruhen olgunlaştım.” Hala bu yolculuğun sona ermediğini belirtiyor ve ekliyor: “Arayış dediğimiz şeyin biz ölene kadar sürdüğüne inanıyorum.”

Dawud’a göre tüm cevaplar Kuran’da. Son dönemde yazdığı şarkılarında da Kuran’dan, hadislerden, çocuklardan ve doğadan ilham aldığını söylüyor. Bu ilham kaynakları adeta Dawud’un kişiliğinin mükemmel bir özeti. Allah onunki gibi güzel kalplerin sayısını arttırsın.

Diğer Güzel Haberler

Hakikate ve doğru olana temayülün fıtrattan olduğu söylenir. Dünya üzerinde İslam aleyhine yapılan bunca propagandaya rağmen aklının ve kalbinin sağduyusunu takip ederek İslam’a koşanlar da bunun kanıtı olsa gerek. Okumak İçin Tıklayın

Çevremizden sıkça duyduğumuz bir sözdür: “Bizden Bir Şey Olmaz” sözü. Bugün bu sözü boşa çıkaracak bir başarıdan bahsedeceğiz. Hayırlı işlerde koşan ve yarışan insanların var olduğunu bilmek gerçekten umut verici. Okumak İçin Tıklayın

Hollanda’da bir grup gönüllü, Çin’in, Sincan Uygur özerk bölgesindeki insan hakları ihlallerini dünyaya duyurmak ve 10 aydır Amsterdam’da tek başına gösteri yapan Uygur Türkü Abdurehim Gheni’ye destek olmak için artık Hollanda ile özdeşleşmiş bir yol seçtiler ve 80 kilometrelik bir bisiklet turu düzenlediler. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz