Birleşik Krallık’taki İlk İslamofobi Temalı Film Freesia

0
286
Freesia Resim

İslamofobiye karşı savaşın, medyada görünürlüğünün arttığı zamanlardayız. Önemli sayıda Müslümanın, islamofobiyi tanımlayarak ve teşhir ederek bununla mücadele ettiğini görüyoruz. Bu konuda beyaz perdede de umut verici çalışmalar yok değil. Conor Ibrahiem’in islamofobiyi konu alan Freesia (Freyza) filmi bu konuda bir örnek.

2016 yılında İngiltere’nin ilk İslamî film yapım şirketi olmaya çabalayan tiyatro şirketi Arakan Creative tarafından yönetilen Freesia, yalnızca islamofobi sorunlarını ele almıyor. Film aynı zamanda azınlık gruplara da bir platform sağlıyor. Brit Writer’s Awards ve Mosaic’s Arts & Culture Award gibi ödülleri kazanan Conor Ibrahiem, Freesia’nın ve Arakan Creative’in kurulmasının arkasındaki isim. 2016 yılında kendisiyle yapılan röportajı sizlerin istifadesine sunuyoruz.

Arakan nasıl başladı?

Tam olarak kuruluşu 2009 yılında olsa da kuruluşunu oluşturan fikirler bundan birkaç sene önceydi. Tam zamanlı bir oyuncu olduğum zamanlara tekabül ediyordu. Bu süre boyunca seçmelerde belirgin bir örüntü görmeye başladım. Asyalı bir Müslüman olarak doktor veya terörist gibi stereotipik ve klişe roller için kullanılıyordum. Çığır açan bir rolümün ve düzenli bir gelirimin olmamasının yanı sıra, eğer sanatla geçim sağlamak istiyorsam at gözlüğümü çıkararak kalıplarımın dışında düşünmem gerekiyordu. Tabii ki medyada anlatılan İslamî hikâyelerin az olması, bana bir umut ışığı oldu. Piyasadaki bu açık, aklımı kurcalamaya devam etti. Sonrasında 2009 yılında bu boşluğu doldurma amacıyla, kendimi bu pazarda bir işveren konumuna getirmek ve en önemlisi, Müslüman hikâyelerini bir Müslüman bakış açısıyla tasvir etmek için Arakan Creative’i kurmaya karar verdim. Arakan, Myanmar’daki Rakhine eyaletinin eski ismi. Tiyatro topluluğunun ismi de o bölgede acı çeken Müslümanlar için bir saygı duruşu.

Arakan’ı üç kelimeyle tanımlayın.

Kalite, hakikat ve olumlu değişim.

Freesia ne hakkında? Neden bu başlığı seçtiniz ve neden bu konu hakkında bir film yaptınız?

Freesia, günümüz Bradford’unda üç aile arasında geçer. Üç dünyanın buluştuğu ve bir Müslüman alimin hayat mücadelesi verdiği çok anlatılı bir yolculuk. Bu üç ailenin, islamofobi olarak adlandırdıkları fırtına öncesi sessizlikle yüzleşmeleri gerekiyor. Baskıyla iyi baş edebilen kişilere freyza bitkisinin ismi verilir. Filmin ismi, bu çiçekten geliyor. Klişe bir başlık değil ve her hikâye, ana kahramanın karşılaştığı zorlukları uygun bir şekilde tasvir ediyor. Buna ek olarak, insanları “Başlığın olayı ne?” şeklinde bir meraka da sevk ediyor. Bu konuyu seçmemin sebebi, bu konunun bir tür olarak insan ırkı için neden bu kadar önemli olduğu sorusudur.

Neden ilk etapta ön yargımız var? Farklılıklar neden olumsuz bir özellik olarak görülüyor? Birkaç kişinin davranışı nedeniyle büyük bir insan grubunu hedef alma ve hayatlarını cehenneme çevirme arzusu nedir? Küçük bir uçuk tip azınlık, insanları öldürüp terör eylemi yapıyor diye neden herhangi bir Müslümanı seçelim? İslamofobi içler acısı bir düşünce durumudur. Suçlu haline gelmeden cahilleri eğitmek için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Film, insanların ilgisini çekmek, yeni bakış açıları oluşturmak, onları eğlendirmek kadar eğitmek ve olumlu değişimin tohumlarını atmak için harika bir araç.

Çekim süresince herhangi bir zorluk yaşadınız mı?

Evet, her filmde olması muhtemel zorluklar var ve olay sadece sakin kalmak ve devam etmekten ibaret. İçimdeki İngiliz ruhu bu! Yaratıcı olmak, sorunu yeniden tanımlamak için yeni yöntemler düşünmenizi sağlıyor. Freesia filminin çekimleri sırasındaki en büyük sorunumuz cami sahnesi sırasında çektiğimiz görüntünün yarısını kaybetmekti. Tüm filmi iki kamerayla çektik ve üçüncü gün hafıza kartlarından biri arızalandı. Yeniden çekemedik çünkü çok pahalı olurdu. Ayrıca, çok sıkı bir programımız vardı (toplam on üç gün) ve herhangi bir sapmanın feci sonuçları olabilirdi. Allah’ın takdiri, kurguya girdiğimde sahneyi kurtaracak kadar görüntü çıktı. Daha büyük bir zorluk, 27.000 sterlinlik son derece kısıtlı bir bütçeyle uzun metrajlı film çekmekti. Paranın otuz dört oyuncu, on beş personel ve mekân kiralamayı kapsayacak şekilde iyi kullanılmasını sağlamak durumundaydık. Doğru oyuncu kadrosunu, özellikle de Iraklı aileyi bulmak zordu. Ancak sonunda doğru insanlarla karşılaştık.

Devam etmeniz için size ilham veren şey neydi?

Tutku. Çünkü bu ön yargı beni rahatsız ediyor. İnandığınız bir şey olduğunda, sonuna kadar ona bağlı kalırsınız. Tabii ki, ayrımcılık hâlâ var, bu yüzden devam edeceğim. Freesia’yı bir devam filmi ve nihayetinde dünyanın ilk islamofobi üçlemesini tamamlayan üçüncü bir filmle devam ettirmek niyetindeyim. Ve elbette Allah’ın nimetleri, bizden bu dünyada iyilik yapmamızı, hemcinslerimize ve kadınlarımıza hizmet etmemizi beklemesi beni ayakta tutuyor.

Beş yıl içerisinde nerede olmak istiyorsunuz?

Birleşik Krallık’ta ilk İslamî film yapım şirketini kurmuş olmak. Müslümanların ilgi duyabileceği çeşitli türlerde filmler üreterek alternatif, güvenilir ve tabii ki helal bir eğlence şirketi oluşturmak. Farklı ülkelerden ve inançlardan oyuncularla, sadece güzel ahlaklı, güzel hikâyelerin yapıldığı bir aşamaya gelmek istiyorum. Bir sonraki Asyalı Leonardo DiCaprio’yu, siyah Kate Winslet’i, Çinli Tarantino’yu ve Arap Simon Beaufoy’u piyasaya sürmek. İçinde yaşadığımız Birleşik Krallık toplumuna ilham vermeyi, bu toplumu teşvik etmeyi ve tam anlamıyla yansıtmayı umuyorum.

İslam ve sanat gerçekten uyumlu mu?

Şüphesiz. Sanatın tanımı nedir? Bir iletişim biçimi. Cebrail’in Peygamber Efendimize (sav) söylediği ilk kelime nedir? “Oku.” Açıkçası, bir mesajı iletmek inancımızın temel taşlarından biridir. Bazıları bunu bir vaaz aracılığıyla, bazıları ise bir fırça ile yapabilir. Bense tiyatro ve sinemayı kullanıyorum. İnsanlar çeşitli şekillerde (ses, görsel, okuma/yazma ve kinestetik) öğrenirler. Bu nedenle tüm öğrenme etkinlikleri için çeşitli iletişim yöntemleri gereklidir. Kullandığınız araç cinsel içeriğe, gerçekten kötü bir dile, aşırı şiddete veya gerçekleri çarpıtmaya dayanmadığı sürece, İslam ve sanatın harika bir ilişkisinin olmasında bir mahzur yoktur.

Film üretiminde Müslüman bir varlığın olması neden gerekli?

Çünkü yeterince görünürlük yok. Ve bunu söylerken tüm BME (black and minority ethnic (siyah ve etnik azınlık): Birleşik Krallık’ta beyaz olmayan insanlara atıfta bulunmak için kullanılır) toplulukları adına konuşuyorum. TV, sinema ve sahne sanatlarında BME temsilinin yalnızca Birleşik Krallık’ta kabaca yüzde beş olması, endüstrinin başarısızlığının şok edici bir göstergesidir. 2016’da hiçbir kategoride hiçbir BME oyuncusunun aday gösterilmediği Oscar Ödülleri hakkında konuşmama gerek bile yok. Bu sebeple kalıpların dışında düşünme ruhuyla Arakan’da bir film prodüksiyon ayağı kurmaya karar verdim.

Freesia, bu süreçte bir fırlatma rampası görevi gördü. Tabii ki, profesyonel bir film yapımcısı olmak biraz zaman alacak. Fakat oraya ulaştığımda, bir devam filmi ve sonrasında Müslüman ve diğer BME kreatifleri için bir platform sağlayan filmler yapmayı hedefliyorum. Bundan bahsederken beyaz aktörler ve beyazların yer aldığı bir ekibi de kastediyorum. Çünkü onlar olmasa BME’lerin çoğunlukta ve beyazların azınlıkta olduğu tersine çevrilmiş bir statüko olurdu. Bu sorunumuzu çözmez. Dengeyi sağlamak için ortak bir çaba göstermeliyiz. Müslüman sesi açısından, şu anda gezegende en çok aşağılanan gruplardan biriyiz. Medyayı cebimizde taşıyoruz ve bu güçlü bir araç. Çok büyük bir etkisi var. Çoğumuzun kamera arkasına geçip hikâyeyi kendi bakış açımızdan anlatması gerekiyor.

Fark yaratmak isteyen genç Müslümanlara tavsiyeleriniz var mı?

Bence bu çok kritik bir soru. Söylediğim her şeyi unutup sadece şuna odaklanabilirsiniz. İslam’ın ancak bir mikrofon kullanılarak vaaz edilebileceğine inanma eğilimindeyiz. Ancak dünyadaki iyi Müslümanları düşünün. Onlar gerçekten bir farkı temsil ederler. Her günü Allah’ın rızasına göre yaşamalısınız. İyilik yapın ve kötülükten kaçının; İslam’ı yüceltecek bir fark yaratacaksınız.

Peki film endüstrisinde yer almak isteyen Müslümanlar için?

Arakan-Creative

Fırsat kapılarının açılmasını beklemek yerine kapıyı tekmeleyerek kendiniz açın. “Kaynaklarım ve becerim yok” dediğinizi duyar gibiyim ama aslında var. Sean Baker’ın Tangerine filmi üç iPhone 5 kullanılarak çekildi. Büyük uluslararası film festivallerinde gösterildi ve sayısız övgü aldı. Yani, inanılmaz değil mi? A’dan Z’ye film yapım sanatını nasıl öğreneceğiniz konusunda YouTube’a başvurun. Tabii ki, olay örgüsü en önemli unsurdur. İyi bir hikâye anlatmak için birinci sınıf yeteneğe, üst düzey ekipmana veya ayrıntılı patlamalara ihtiyacınız yoktur. Hikâye, kafanızda ücretsiz olarak oluşturabileceğiniz tek şeydir. Ancak bütçenizi aşmadığınızdan emin olun. Yani bin sterlinlik bir bütçeyle çalışıyorsanız, otomobil ihtiyacını es geçin. Sahip olduğunuz kaynaklardan en iyi şekilde yararlanın. Hayalinizi gerçekleştirmenize yardımcı olacak, sizinle benzer düşünen insanları arayın.

Kaynakmvslim.com
Önceki İçerikÇocuklarımıza Kudüs Sevgisini Aşılamanın Yolları
Sonraki İçerikİslamî Yeniden Doğuşun Meseleleri – Aliya İzzetbegoviç

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz