Bize Merhameti Öğreten Bir İnsan: Muhammed Bzeek

2602

64 yaşında, Libya asıllı bir ABD vatandaşı. Muhammed Bzeek. Diğer ismi ile “Yeryüzünde gezen bir melek”

Hikayesine 1978 yılında Libya’dan ABD’ye üniversite eğitimi için gitmesi ile bir adım daha yaklaşmıştı habersizce. Artık bir elektronik mühendisiydi, çalışmak için gittiği o şehrin kendi hikayesine mekan olacağından bihaberdi. Ve Los Angeles. Dünyanın en kalabalık şehirlerinden olan ama bu insan topluluğunun birbirine kör ve sağır olduğu kalpsiz şehir… İçerisinde kalbi olan insanların da olabileceğini bizlere Muhammed Bzeek gösterdi.

1989 yılında çalışmak için gittiği bu şehirde Amerikalı Dawn ve onun aile geleneği olan “koruyucu aile” kavramı ile tanıştı. Bu kelime, hayatının geri kalanını oluşturacaktı artık.
1995 yılında eşi ile aldıkları bir karar üzerine evlerinin kapılarını; ölümcül hastalığı olan, sevgisiz, kimsesiz onlarca çocuğa açtılar. Bu ev ile hastaneye terkedilen kimsesiz çocuklara; ev denilen yerin güvenliğini, zor zamanında yanında olan biri hissini ve aile şefkatini verdiler, hayat oldular, can oldular. 1989 yılından bugüne yaklaşık 80 çocuğu evlerine aldılar. Bu çocukların 40 tanesi ölümcül hastaydı ve onlar için ümit yoktu. Bu 80 çocuktan 70 tanesine sevgileriyle can verdiler.

2015 yılında eşi Dawn hayatını kaybetti. Bu acı kaybın anlamı bu yolculuğa Bzeek’in tek başına devam edecek olmasıydı.

Terkedilmiş çocuklar

Hayatına giren onlarca çocuklardan birisi uyuşturucu kullanan bir annenin çocuğuydu. Annesi hamilelikte uyuşturucu kullandığı için çocuğun bağışıklık sistemi yoktu. Başka bir çocuk, evlilik dışı ilişkiden olan bir çocuktu, terkedilmişti. Bir diğeri, normal aile olan ama ölümcül durumda ki bir çocuktu. Ve daha niceleri…

Tüm bu masum, kimsesiz, terkedilmiş çocukların memleketi; Amerika. Dünya ve Müslüman ülkelere kendi sistemini en iyi sistem olarak tanıtan da, çocukları ölüme terk eden de yine o aynı ülke…

Hastanede kalsalardı…

Muhammed Bzeek hastane soğukluğunu şu kelimelerle anlatıyor;
“Hastanede kalsalardı kimse onlara bakmak istemeyecekti çünkü yüksek ihtimalle öleceklerdi. Kimse ölecek birisini yanında istemez. Eğer orada kalsalardı ilgi göremeyeceklerdi, kimse onları kucaklamayacaktı, onlarla konuşmayacaktı. Ben her zaman çocuklarımla konuşurum. Onların sağır ve kör olmaları önemli değil. Çünkü inanıyorum ki onların anlayan ruhları var, duyguları var… Çocuklarımı gülerken, tebessüm ederken, hayatlarıyla mutlu olduklarını gördüğümde ödüllendirilmiş ve değerli hissediyorum.”

Bir çocuk yetiştir

Bu kimsesiz çocukları hastaneden evlerine getirdiklerinde çoğunun isimleri dahi yoktu. Bzeek, bu çocuklara Müslüman isimler verdiğini, Müslüman olarak yetiştirdiğini ve öldüklerinde onları İslami usüllere göre defnettiğini söylüyor. Doktorların ‘ümit yok, en fazla iki hafta içinde ölecek’ dediği çocuklarıyla bile hâlâ iletişimi devam ediyor. O çocuklardan bazıları şu an üniversiteye gidiyor, bazıları evlendi ve hatta bazılarının çocukları bile var.

Kalbim acıyor

İnsanın sevdiği birisini kaybettiğindeki o hissi Bzeek elini kalbine koyarak
“Onları kendi çocuklarım gibi görüyorum, evlatlık gibi görmüyorum. Onların ölümüyle acıyor, kalbim çok acıyor… Biz bir insanız ve Allah’ın verdiği, kalplerimizde merhamet var.” diyor.

Teşekkür beklemedim

“Neden bunun hakkında övünmeliyim ki? Allah’ın rızası için yapıyorum. Bu işi yaptığım için kimsenin ‘teşekkür ederim, harika iş çıkarıyorsun’ demesini istemedim. Bir insan olarak elimden geleni yapıyorum. Yapabildiğim her şeyi bir insan olarak yapıyorum ve gerisini Allah’a bırakıyorum.”

Bu güzel insanın hikayesi kısa sürede hızla yayıldı. Dini ve milleti ne olursa olsun Muhammed’in hikayesini duyan herkes hızla bu ilham verici insanı başkalarına anlatmak istedi. Tıpkı bizim gibi. Peki sonra ne oldu ?

Muhammed Bzeek’in hikayesinin devamı için tıklayın!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz