Çocukların Eğitimi İçin Feda Olan Çadır Yuvalar

Ellerindeki imkanlarla çocukları için bir umut yeşertmeye çalışan anne ve babalar işe koyuldu. Çadırları bir ev, aynı zamanda bir okul.

0
540

2017 Astana toplantısında kararlaştıran dört “Gerginliği Azaltma Bölgesi”nden biri de İdlip. Ne yazık ki bu kararın sonrasında da savaşın acımasız yıkımının sivillerin hayatı üzerindeki tahribatı azalmıyor. Haberimiz, siyasi hamlelerden çok daha güçlü inançlarıyla, karanlığa esir olmayıp yollarını aydınlatmak için çabalayan çocuklar ve aileleri hakkında.

Esed rejiminin faaliyetlerinden en çok hasar alan şeylerden biri olan eğitim konusunda da Suriye halkı fedakâr bir tutum sergiliyor. Okulların kullanılamaz hale gelmesi, İdlip Keder Arık köyü Reyyan Kampı’nı eğitimsizliğe boyun eğdirmiyor. Burada yaşayan dokuz aile, evleri olan çadırlarını hafta içi dört saat öğrencilerin kullanımına sunuyor. Birinci sınıftan dördüncü sınıfa, 200’ü kız ve 186’sı erkek olmak üzere tam 386 öğrenci burada eğitim görüyor. Okulun birinci sınıf öğrencilerinden Muhammed Cuma şunları söylüyor:

“Ayaklarımız çamur oluyor. Çadırlar yağmur suyu damlatıyor. Üşüdüğümüz zaman ellerimizi birbirine sürterek ısıtmaya çalışıyoruz.”

Tüm imkansızlıkların ortasında, bir an bile tereddüt etmeden yuvalarını yavrularının öğrenimine çatı yapmış anneler, babalar, kardeşler… Bilginin kıymetini, çadıra sürgün edilmiş bir hayata teslim olmayan yüreklerden daha iyi kim anlayabilir? Yağmur yağdığı zaman öğrencilerin üzerlerine su akmaması için öğretmenlerinin onları başka çadırlara götürdüğünü de anlatan Cuma ve diğerleri, okullarının kırtasiye, tahta, sıra ve çamurdan korunmak için malzeme eksikliklerine rağmen eğitim hayatlarına devam ediyorlar.

Bir buçuk yıl önce İdlib’in doğusundaki Serakib ilçesinden göç etmek zorunda kalarak kampa sığınan Mahmut el İbrahim de:

“Allah kamptaki öğretmenlerden razı olsun. Gönüllü olarak çocuklarımızı eğitiyorlar.” diyor. El İbrahim, “Çocuklarımızın okuması için üzerimize düşeni yapacağız. Bizi soğuktan koruyan çadırlarımızı günlük 4 saat çocuklarımızın eğitim görmesi için okula veriyoruz. O süre zarfında komşularımızda veya akrabalarımızda kalıyoruz. Çünkü çocuklarımızın cahil kalmasını istemiyoruz.” diye ekliyor.

Göğünde bahanelere saklanmayan çocukların güneş olduğu bir çadırda kurulan sofralar nasıl unutulabilir? Ya yağmur çamur dinlemeden kağıt kaleme tutunan hayaller? Öyle ki o hayaller, yüzlerce öğrencinin zorluklarla dolu mücadelelerinin dayanağı oluyor; eğitimi çadırlarına, genç fikirlerini geleceklerine taşıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz