‘Engel’ Kelimesine İbretlik Bir Bakış: Gülseren Gümüş

Bugün sizlerle hayatımızda duran tüm engellerin inançsızlığımız olduğunu gösteren engel tanımayan bir şahsiyeti tanıyacağız. Örnek yaşantısına sığdırdığı amelleri görünce utanmadan edemiyor insan. Kimden mi bahsediyoruz? Elbette Merhume Gülseren Gümüş Hanımefendiden…

Etrafındaki iyilik ve güzellikleri artırmaya aday bir gayret aşkı… Karşısına ne engel çıkarsa çıksın onu azimle deviren bir yüreğin hikayesi… Günden güne elden ayaktan düşse de çalışmalarını ve hayırlı işlerde koşuşturmasını her an daha da artıran bir inanmışlık örneğini onun hikayesinde buluyoruz. Dilerseniz onu tanımaya bizzat kendi dilinden başlayalım:

“Ben Gülseren Gümüş, aslen Trabzonluyum. 1972 yılında doğdum, Duisburg’da yaşıyorum. Doğuştan Spinal Müsküler Atrofi (kas erimesi) hastasıyım. Her gün ilerleyen güç kaybı ile hayata tutunmaya çalışıyorum. Benden önce ablam da aynı hastalıkla doğmuş, beş yaşına varmadan vefat etmiş. Tıbbın bana biçtiği ömür 10 yıl… Ama yaşatan Rabbim yaşatıyor, şu an yaşım otuzuna yaklaştı, elhamdulillah hala yaşıyorum.”

Almanya‘da yaşadığı sıralarda engeline rağmen birkaç arkadaşıyla kurmuş olduğu bir dayanışma derneğinin vaktiyle başkanlığını yürütüyordu kendisi. Arkadaşlarıyla beraber dernek çatısı altında yaptıkları çalışmaları şu şekilde anlatıyor Gülseren Hanım:

“Derneğimiz vesilesiyle ‘İslami aile nasıl olmalı?’ projelerini hayata geçiriyoruz. Aylık konferans, haftalık seminer, ev sohbetleri etkinliklerimiz aralıksız devam ediyor. Ayrıca dernek olarak gönüllüler ajansımızı kurduk. Amacımız ise Avrupa’da gittikçe artış gösteren ‘yaşlılık sorunu’na çare üretmek. Yaşlılar ya huzurevlerine bırakılıyor ya da kendi evlerinde yalnızlığa terk ediliyor. Bu sosyal sorunun büyüdüğünü görünce ‘Her Aileye Bir Yaşlı’ projesini başlattık. Bu projeyle de Duisburg Belediyesi tarafından başarı ödülüne layık görüldük. Tüm fonları ile projemize destek verebileceklerini söylediler.”

Gülseren Hanımefendinin engelli bedeniyle yaptıkları bunlarla da sınırlı değil. Alman Bir kadının hidayetine dahi vesile olmuş kendisi. Kendisine, ‘Bu denli faaliyetin üstesinden engelli bedeninizle nasıl geliyorsunuz? Bu yükün altından nasıl kalkıyorsunuz?’ sorusu sorulunca da verdiği cevap ise adeta bir ibret vesikası niteliğinde.

“Ben hep şunu düşünürüm, hareket eden şu üç parmağın hesabını Rabbime nasıl verebilirim? Bu üç parmakla Allah için daha fazla ne yapabilirim? Biliyorum, hesap günü sadece yaptıklarımla değil, yapabilecekken yapmadıklarımdan dolayı da Rabbime hesap vereceğim. Beni sürekli canlı tutan hesap günü endişesi.”

Allah İçin Ayağa Kalkın!

Tüm insanlığa verdiği son bir dersle haberimizi noktalayalım. Gülseren Hanım Anadolu’nun bir iline konferansa davet edilir. Salon bayan dinleyicilerle doludur. Gülseren Hanım tekerlekli sandalyesiyle mikrofonun başına geçer ve program başlar. Sunumuna alışılagelinenin dışında bir başlangıç yapar:

“Lütfen ayağa kalkar mısınız?”

Tüm salon ayakta, meraklı bakışlarla izah bekliyorlar fakat herhangi bir açıklama yok.

“Buyurun, oturun…” Hemen akabinde ikinci defa salona aynı teklifle yönelir ve “Bir daha ayağa kalkar mısınız?” der.

Biraz isteksiz olsalar da dinleyiciler ikinci kez de kalkıverirler. Ama bu işe kimse bir anlam veremez. İkinci kez yerlerine oturduklarında salonun meraklı bakışları arasında Gülseren Hanım gayet soğukkanlı bir şekilde üçüncü kez katılımcıların ayağa kalkmalarını ister:

“Lütfen bir defa daha ayağa kalkabilir misiniz?”

Salonun şaşkın ve sıkılgan bakışları sonucu dinleyicilerin çoğu ayağa kalkmaz; bir kısmı da ele güne karşı ayıp olmasın diye kalkarlar. Gülseren Hanım, gayet sakin konuya girer ve mesajını verir. Hem de damardan girerek, taşı gediğine koyarak şu unutulmaz mesajı verir:

“İlk defa ayağa kalkmanızı istediğimde hemen kalktınız. İkinci defa kalkmanızı talep ettiğimde çok istekli olmasanız da nezaketen yine kalktınız. Üçüncü talebimde ise çoğunuz kalkmadı bile.

Şimdi ben size ayağa kalkabilmenin nasıl bir nimet olduğunu nasıl anlatabilirim? Ayakta durabilmenin Allah’ın nasıl bir ikramı olduğunu nasıl kanıtlayabilirim? Yürüyebilmenin Allah’ın nasıl bir lütfu olduğunu nasıl açıklayabilirim size? Yıllardır Rabbime ‘Ya Rabbi bir defa olsun ayakta namaz kılmanın tadını alabilecek miyim?’ diye ne kadar yalvardığımı size nasıl anlatabilirim?

Geliniz eliniz, ayağınız tutuyorken, gücünüz, kuvvetiniz yerindeyken, beden sağlığınız, ruh sağlığınız, akıl sağlığınız sağlam iken Allah için ayağa kalkınız! Allah için adım atınız, O’nun için yola çıkınız! O’nun yolunda atılan adımlarınız olsun. Tozlanan ayaklarınız olsun. Tükenen nefesleriniz olsun. Terleyen deriniz olsun.”

Bu sözlerden sonra daha ne söylenebilir ki? Gülseren Gümüş, ardında, engelin aslında ne olduğuna dair kocaman bir mesaj bırakarak göçtü bu diyarlardan. Rabbim böyle insanları hakkıyla anlayabilmeyi bizlere nasip eylesin ve bizleri de cennette kendilerine komşu eylesin.

Diğer Güzel Haberler

Hikayesi, çaba ve gayretiyle Müslüman olan ve olmayan birçok kişiye ilham oldu. Öyle ki ateist bir yazar bile “Senin hikayeni okuduktan sonra umuyorum ki Tanrı vardır ve seni ödüllendirir.” demekten kendini alamadı. Okumak İçin Tıklayın

Hollanda’da bir grup gönüllü, Çin’in, Sincan Uygur özerk bölgesindeki insan hakları ihlallerini dünyaya duyurmak ve 10 aydır Amsterdam’da tek başına gösteri yapan Uygur Türkü Abdurehim Gheni’ye destek olmak için artık Hollanda ile özdeşleşmiş bir yol seçtiler ve 80 kilometrelik bir bisiklet turu düzenlediler. Okumak İçin Tıklayın

Endonezyalı Maria Marghani Mohammed, 2017 yılının en yaşlı hacıları arasında! Kendisi 104 yaşında olan teyzemiz, Kral Abdulaziz Uluslararası Havaalanı’nda özellikle Kültür Bakanı Abdulhaliq al-Zahrani tarafından memnuniyetle karşılandı. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz