Genç Akademisyenler Birliği

0
250
Genç Akademisyenler Birliği

Genç Akademisyenler Birliği, üniversitelerin geleceği olan akademisyenlerin hem alan uzmanları hem de milli ve manevi değerlere sahip bireyler olarak yetiştirilmesini kendisine ana hedef edinen güçlü sivil toplum kuruluşlarından biri olarak yıllardır faaliyet gösteriyor. Genç akademisyenlerin niteliğini artırmak için hem ülke içinde hem de ülke dışında var gücüyle gayret eden kurumun Genel Başkanı Yunus Kocabıyık ile bu kıymetli yapı ve faaliyetleri hakkında bir söyleşi yaptık.

Genç Akademisyenler Birliği kimdir? Amacı nedir? Nasıl bir yapınız var?

Öncelikle bu güzel davet için sizlere teşekkür ediyorum. Genç Akademisyenler Birliği, ülkemizde yükseköğretim kalitesinin, akademisyenlerin niteliğiyle ve niceliğiyle doğrudan ilişkili olduğuna inanan ve bu noktada niteliğini ve niceliğini arttırmaya yönelik faaliyetler icra eden bir dernektir. Amacımız, yükseköğretimde görev yapan akademisyenlerin, yüksek lisans ve doktora eğitimine devam eden araştırmacılarının niteliğini arttırmak ve lisans kademesindeki öğrencileri akademisyenlik hususunda bilinçlendirerek üniversitelerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli akademisyenler yetiştirmektir. Bütün faaliyetlerimizin altında yatan temel amaç aslında budur. Ve bu amacı gerçekleştirmek noktasında çok güzel bir yapımız var. Birçok kıymetli hocamızın ve rektörlerimizin içerisinde yer aldığı bir istişare kurulu var. Tamamını genç akademisyenlerin oluşturduğu 18 kişilik yönetim kurulumuz, 36 ilde ve 16 ülkede temsilcimiz ve toplamda binin üzerinde üyemiz ile yapılanmamız her geçen gün daha da iyi noktaya gelmektedir.

Böyle bir birliğe neden ihtiyaç duydunuz? Yükseköğretimin bu konuda ihtiyacı nedir?

Böyle bir yapılanmaya Türkiye’nin farklı yönlerden ihtiyacı var. Bunlardan sadece ikisini ifade etmek istiyorum. Birincisi, en basit iki örnekle Türkiye’nin son dönemde büyük yol kat ettiği savunma sanayi ve son dönemde covid sebebiyle seferber olduğumuz ilaç ve aşı çalışmalarımız. Bunlar ancak teoride kendisini iyi yetiştirmiş, bilimi fiilen uygulayacak ve topluma kazandıracak bilim insanlarıyla mümkün. Bakın Doğu Akdeniz’de bir mücadele veriyoruz. Bu mücadelemiz, kendisini yetiştirmiş bilim uzmanlarımızla mümkündür.

İkinci husus hepimizin göz bebeği üniversite öğrencilerimiz. Şuan Türkiye’de sekiz milyonun üzerinde yükseköğretim öğrencisi var. Nüfusumuzun neredeyse yüzde 10’u. Ve bu gençlerimize doğrudan dokunan, onları hem akademik anlamda yetiştirecek hem de çevresine karşı her anlamda ahlaki duruş sergilemelerini sağlayacak olan akademisyenlerdir. 8 milyon öğrenciyi eğiten ve öğreten akademisyenlerin yetiştirilmesi demek, toplumun yaygın bir şekilde eğitilmesi demektir. Biz bu açıdan da büyük ihtiyaç olduğuna inandık ve yola çıktık. 

Üniversitelerde görev yapan akademisyenlere yönelik faaliyetleriniz neler?

Girişte ifade ettiğimiz üzere temel amaçlarımızdan biri üniversitede görev yapan akademisyenlerin niteliğini artırmaya yönelik faaliyetlerde bulunmak. Bu amaca yönelik olarak “Akademik Yazı Atölyesi” faaliyetimizi özellikle zikretmek isterim. Yüksek Lisans ve Doktora aşamasındaki genç akademisyenlerin tecrübe ettiği en büyük sıkıntılardan biri araştırma sonucunda elde ettiği bulguları, bilgileri akademik bir metne dönüştürme noktasında olmaktadır. Biz de bu ihtiyaca yönelik geçtiğimiz bahar ve bu güz döneminde Akademik Yazı Atölyesi düzenledik. Ve her ikisine toplamda 1.000’in üzerinde yüksek lisans ve doktora öğrencisi katıldı. Bu eğitimimizi her dönem düzenli olarak devam ettireceğiz. Bunun yanında yabancı dil eğitimlerimiz, haftalık olarak yüksek lisans ve doktora konularının tartışıldığı Genç Akademi programımız, aylık olarak duayen bir hocamızın tecrübelerini dinlediğimiz Akademinin İzinde programımız devam ediyor.

Ülkemizde akademiyle ilgili birçok kurum ve kuruluş var. Bunlarla ortak faaliyet ve projeleriniz var mı?

Akademisyenler olarak ülkemizin kurum ve kuruluşlarıyla yakından ilişki içerisindeyiz. Bu noktada YTB, TİKA, TÜBİTAK, TÜBA, Türk Tarih Kurumu, Ulusal Ajans, Yunus Emre Enstitüsü, AFAD, İçişleri Bakanlığı, GSB, Millet Kütüphanesi ve tabii ki bunların yanında bütün üniversitelerimiz ortak paydada buluştuğumuz, birlikte projeler yaptığımız veya yapacağımız kurumlardır. Bir örnek olarak Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığıyla birlikte yaptığımız bir projeden bahsedebilirim. Ülkemizde eğitim gören yüksek lisans ve doktora düzeyinde misafir öğrencilerimize yönelik “Lisansüstü Akademik Danışmanlık” projemizi YTB ile birlikte bir yılı aşkın süredir devam ettiriyoruz. Şu ana kadar yaklaşık 700 saat civarında bu öğrencilere alanında uzman akademisyenlerce bire bir danışmanlık hizmeti verildi.

Artık dünya bizim için küçüldü. Sizin uluslararası faaliyetleriniz var mı? Bu noktada hedefleriniz neler?

Bizlerin hedefi faaliyet ve projelerimizin sadece ulusal anlamda kalmayıp uluslararası anlamda yoğun bir şekilde çalışan bir dernek olmayı hedefliyoruz. Son 2 yıl içerisinde 16 ülkede temsilci belirledik. Ve toplamda 30 farklı ülkeden üyemiz var. Uluslararası projelerimizi hızlı bir şekilde bir an evvel hayata geçirmeyi planlıyoruz.

TİKA ve YTB desteği ve on iki üniversitemizin paydaş olarak katkı verdiği “Uluslararası Türk Dünyası Genç Akademisyenler Kongresi”ni 23-24 Aralık 2021 tarihlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirdik. Kongremize Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Kıbrıs, Nogay, Kırım, Başkürdistan Türkleri, Romanya Tatar, Litvanya Tatarı 40 kadar genç Türk akademisyen, ülkemizden de 40 civarında genç akademisyen katıldı. Bu uluslararası faaliyetlerimizi ve projelerimizi her yıl devamlı hale getirerek sürdüreceğiz.

Akademik faaliyetler içinde yayının çok önemli olduğunu biliyoruz. Sizin bu konuda çalışmalarınız neler?

Dernek olarak, GAB AKADEMİ isimli hakemli sosyal bilimler dergisi çıkartmaktayız. Dergimiz ilk sayısından itibaren uluslararası alan indekslerince taranmaya da başlamıştır. Hedefimiz dergimizi sosyal bilimler alanında daha iyi yerlere getirmektir.

Derneğimize bağlı olarak kurduğumuz Satır Yayınları isimli bir yayın kuruluşumuz mevcut. Yayınevi bünyemizde tarih çalışma grubumuz tarafından bir hocamızın editörlüğünde hazırlanan iki derleme yayınımız çıkmış durumda. Yaptığımız çalıştay, sempozyum, konferans gibi programların yayınlanması, aynı zamanda genç akademisyenlerin tezlerini, çalışmalarını yayınlayarak topluma kazandırmayı amaçlıyoruz.

Akademisyenliği düşünen lisans öğrencilerine yönelik faaliyetleriniz mevcut mu?

Akademisyen Yetiştirme Eğitim Programı kısa ismiyle AYEP isimli bir programımız var. Bu kapsamda bizlere başvuru yapan ve kabul ettiğimiz öğrencilere yıl boyunca ALES, Yabancı Dil Eğitimi ve Akademik Danışmanlık hizmeti veriyoruz. 2021-2022 eğitim döneminde toplam 250 lisans öğrencisine 120 saat ALES, 120 saat yabancı dil eğitimi ve bunun yanında akademik danışmanlık hizmeti verdik. İnşallah bu programa da her yıl devam ederek, üniversitelerimizin nitelikli akademisyen ihtiyacına bir nebze de olsa katkı sunmayı amaçlıyoruz.

Son olarak Genç Akademisyenler Birliği’nin ileriye dönük hedefleri nelerdir?

Öncelikle yapmış olduğumuz her faaliyetin sürekliliğini sağlamayı hedefliyoruz. Bütün illerde ve ilgili ülkelerde temsilciliklerimizi tamamlamak, ilgili kurumlara hazırladığımız projelerin hepsini hayata geçirmek, YTB Projemizi ilerleyen yıllarda tüm Türkiye’de uygulamak, lisans öğrencilerine yönelik Türkiye genelinde akademik hayata hazırlık ve kariyer planlama programlarını tertip etmek, üniversitelerde görev yapan genç akademisyenlerimizin tamamına ulaşarak, birlik içerisinde, ortak faaliyetlere, projelere imza atmak ve akademik her alanda araştırma grupları oluşturarak bilim yuvası haline gelmek.

Hedeflerimizi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirdiğimiz zaman, bundan 10-15 yıl sonra üniversitelerde görev yapan üyelerimizin, akademik unvanlarını tamamladıkları zaman akademik yeterliliklerini sağlamış, uluslararası akademik ilişkileri kuvvetli, kendi alanına büyük katkı sağlayacak akademisyen olacaklarına inanıyoruz. Bundan dolayı hedeflerimiz aslında dernek için değil, üniversitelerimizin hatta ülkemizin geleceği açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Önceki İçerikOrtak Geçmiş, Zengin Kültür – Türk Dünyası Söyleşisi
Sonraki İçerikYeni Nesil Çelebiler: Çelebi Programı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz