Google’ın Doodle İle Andığı İslam Alimleri

Google Doodle (temalı logo), zaman zaman İslam medeniyet tarihinin önde gelen şahsiyetlerini, çeşitli alanda keşifleri ve yenilikleriyle günlük hayatımıza katkıda bulunan bazı isimleri onurlandırır. Sadece siyasi veya dini alanda isimler değil; alimlerden şairlere, bilim insanlarından astronomlara, gezginlerden doktorlara çeşitli alanda kişileri böylece anar. Evet, bazıları Aristoteles veya Newton kadar iyi bilinmeyebilir ama eğer biraz derinlere iner ve incelersek katkılarının önemini ve Google Doodle’ın vurgulamasının sebebini mutlaka anlarız.

Bu haberimizde sizlerle Google’ın yayınladığı Doodle’lar aracılığıyla andığı Müslüman alimleri inceleyeceğiz.

17. Yüzyılda Bir Doodle 

Aslında önde gelen isimleri bir saygı ve minnettarlık belirtisi olarak onurlandırmak, yüzyıllık eski bir alışkanlık sayılır. Mesela 17. yüzyılda Polonyalı gökbilimci Johannes Hevelius, meşhur Selenegrophia (Ay Haritacılığı) kitabının ön yüzünü, geçmişin bir Google Doodle’ı gibi hazırlamış. Bu görüntüde iki önemli bilim insanını tasvir etmiş. Onların yaptığı ve dünyanın yararlandığı çalışmalar için saygı ve minnettarlık belirtisi niteliğinde… Sağ tarafta “modern fiziğin babası” diye adlandırılan Galileo Galilei, karşısında ise “optiğin babası” olarak kabul edilen İbn Heysem duruyor. Hevelius resimde rasyon gravürü ve bir beyin çizimi tutan İbn Heysem’i, rasyonel bilimsel yöntemin öncüsü saydığını söylüyor. Böylece kişiyi başarıları ve katkılarını temsil eden işaretlerle anmak, onun hatırda nasıl kalacağını da belirlemiş oluyor.

Eğer daha uzağı görebiliyorsam, bu benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.” 

-Isaac Newton-

Dünya tarihinin en etkili bilim insanlarından biri, Newton söylüyor bu sözü. Onun bile dev saydıklarını biz görmezden gelirsek hiç olur mu? Haydi merak edenlerle; bu devleri, medeniyetimizi oluşturan kimliklerden bazılarını görelim. Elbette onlar için hazırlanan Google Doodle temaları ile birlikte…

1. İbn Heysem’in Doğumunun 1048. Yılı

El-Hasan İbn Heysem (Latince’de Alhazen, 965-1040) Irak’ın Basra kentinde doğdu. Arap matematikçi, astronom ve İslam medeniyetinin Altın Çağı’nın fizikçisiydi. “Optiğin babası” diye de adlandırılan İbn Heysem, özellikle görsel algı ve optik prensiplerine önemli katkılar sundu. En etkili çalışması olan Kitâbü’l-Menâzır (Optik Kitabı) adlı eserini 1011 ve 1021 yılları arasında yazdı, sonradan bu kitap Latince’ye de çevrildi. Aynı zamanda felsefe, din ve tıp konularında da eserler verdi.

İbn Heysem, görme olayının ışığın bir cisim üzerinde sıçraması ve daha sonra göze yönlendirilmesiyle gerçekleştiğini deneylerle açıklayan ilk kişi oldu. Bir hipotezin matematiksel kanıtlara dayanan deneyler yoluyla ispatlanması gerektiğinin de eski bir savunucusuydu. Yani Rönesans bilim insanlarından beş yüzyıl önce, İbn Heysem de bilimsel yöntemi kavramıştı. Böylece modern anlamda fiziksel optik biliminin yolunu İbn Heysem açmış oldu.

Basra’da doğmuştu ama üretken ve verimli olduğu dönemin çoğu Kahire’de geçti. Hayatını çeşitli tezler yazarak ve soylulara özel ders vererek kazandı. Orta Çağ Avrupası’nda, “İkinci Batlamyus” ismiyle anılarak onurlandırıldı. Google da, 1 Temmuz 2013 tarihinde, doğum gününün 1048. yılında onu bu doodle ile andı.

Eğer bilim insanının hedefi gerçeği öğrenmek ise, okuduğu her şeyin düşmanı olmalıdır.” 

-İbn Heysem-

2. İbn Sina’nın Doğumunun 1038. Yılı

Modern öncesi dünyanın en etkili filozoflarından biri olan İbn Sina (Batı’da Avicenna olarak bilinir), 980 yılında, İslam medeniyetinin Altın Çağı olarak bilinen zamanda doğdu. Bugünkü Özbekistan’da, Buhara yakınlarındaki bir köy olan Efşene’de büyüdü.

Kendi kendini yetiştirmiş bir bilge olan İbn Sina, Hintli bir bakkaldan Hint aritmetiğini öğrendi. İlmin izini sürmeye hayatı boyunca devam etti. Gençliğinde Aristoteles’in metafiziğini yoğun bir şekilde araştırdı. 16 yaşı itibariyle de, ‘kolay’ bulduğu söylenilen tıp alanında çalıştı.

Çeşitli alanlarda 131 kitap yazan İbn Sina’nın en etkili kitabı da anıt eseri sayılan El Kanun Fi’t-Tıbb (Tıbbın Kanunu) oldu. 12. yüzyılda bu öncü çalışmanın Canon olarak anılan Latince tercümesi hazırlandı, ayrıca 17. yüzyıla kadar Avrupa tıp müfredatlarında kullanılan ders kitabı oldu. Batı tıbbının zeminini de bu kitap oluşturdu.

Google İbn Sina’yı, 7 Ağustos 2018 tarihinde Cynthia Yuan Cheng tarafından hazırlanmış bir doodle ile kutladı: “İnsanlığın ihyası için bir irfan ruhu ve eğitime adanmış bir hayat…”

“Kara topraktan gökteki yıldızlara kadar en bilge sözlerin ve işlerin sırrına erdim. İki yüzlülükten kurtuldum, bütün düğümleri çözdüm. Çözemediğim tek düğüm, o da ölüm.”

-İbn Sina-

3. İbn Haldun’un Doğum Yıldönümü

İbn Haldun (1332-1406), Tunuslu bir tarih yazarıydı. Tarih, sosyoloji, ekonomi, demografi ve aynı zamanda modern historiyografinin de öncüsüydü.

En çok da Mukaddime isimli kitabı ile tanındı. Osmanlı imparatorluğunun ilerleme ve gerileme dönemlerini analiz etmek için bu kitabı inceleyen Kâtip Çelebi, Ahmed Cevdet Paşa ve Mustafa Naima gibi 17. yüzyıl Osmanlı tarihçileri de ondan etkilendi. Ayrıca 19. yüzyıl bilim insanları da bu kitaba çok önem verdi ve İbn Haldun’u Orta Çağ’ın en büyük filozoflarından biri olarak gördüler. Google tarafından, 27 Mayıs 2011 tarihinde İbn Haldun’un doğum günü anısına bir doodle sunuldu.

“İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür.”

-İbn Haldun-

4. İbn Battuta’nın Doğumunun 708. Yılı

İbn Battuta (1304-1368 veya 1369); Müslüman, Berberî, Faslı bir bilim insanı ve Orta Çağ dünyasını büyük ölçüde gezmiş bir araştırmacı…

İbn Battuta otuz yılı aşkın bir süre boyunca Kuzey Afrika, Somali Yarımadası, Batı Afrika, Orta Doğu, Orta Asya, Güneydoğu Asya, Güney Asya ve Çin dahil olmak üzere birçok gayrimüslim memleketi ve İslam dünyasının da çoğunu ziyaret etti. Hayatının sonuna doğru, yolculuklarını anlattığı bir eser yazdı. ‘A Gift to Those Who Contemplate the Wonders of Cities and the Marvels of Travelling’ başlıklı eser, genelde basitçe Rihla olarak anılır. Seyahatlerinin açıklaması olan bu eser, bugün hala büyük ölçüde tartışılan Orta Çağ medeniyetinin bir resmini sunuyor diyebiliriz.

İbn Battuta, 25 Şubat 2012 tarihinde, doğum gününün 708. yılında seyahatlerine atıfta bulunan bir Google Doodle ile anıldı.

“Seyahat… Sizi dilsiz bırakır, sonra da bir hikaye anlatıcısına dönüştürür. Seyahat… Size yabancı yerlerde binlerce ev verir, sonra kendi topraklarınızda bir yabancı olursunuz.”

-İbn Battuta-

5. Nasîrüddin Tûsî’nin Doğumunun 812. Yılı

Muhammed ibn Muhammed ibn el-Haasîsan al-Tūsī (1201-1274), daha çok Nasîrüddin Tusi olarak bilinirdi. Fars bilgini, mimar, filozof, doktor, ilahiyatçı ve astronomdu. Aynı zamanda trigonometriyi astronomiden ayıran ve başlı başına bir matematik disiplini olarak kabul edilmesini sağlayan bir matematikçi…

Musul’da Kamal al Din Yunus ile matematik ve astronomi çalıştı. Daha sonra İbn Arabi’nin damadı Sadr al-Din el-Qunawi ile mektuplaştı ve onun vesilesiyle Mistisizm ile tanıştı. Mistisizm ona cazip gelmemişti ve fırsatını bulduğunda kendi felsefesi Sufizmi yansıtan Awsaf al-Eşref başlıklı bir el kitabı hazırladı.

Nasîrüddin Tusi, 18 Şubat 2013 tarihinde, doğum gününün 812. yılında bir Google Doodle ile anıldı.

“Dünyanın varı yoğu bilim adamlarının gözünde önemsiz ve değersizdir. Bilim adamları dünyacı olmazlar çünkü dünyacılığın sonu görünmez, insan bir arzudan başka arzu aşkına düşer. Ben rahat ölüyorum, çünkü ömrümü hayra, halkımın yararına, bilimin yararına adadım. Hayra adanmamış hayatı boşa gitmiş say.”

Nasîrüddin Tusi-

6. İbn Rüşd’ün Doğumunun 888. Yılı

İbn Rüşd (1126-1198) felsefe, tıp, astronomi, fıkıh, İslam hukuku ve dil bilimi de dahil birçok konu hakkında yazan bir Endülüs düşünürüydü. Latince’de Averroes olarak tanınan bilgine, felsefi eserlerinde Aristoteles hakkında fazlaca yorum bulunduğu için “The Commentator” (yorumcu) da deniyordu.

1126’da İspanya’nın Kurtuba kentinde, önde gelen ailelerden birinde doğdu. 1169’da bilgisinden etkilenen halife Ebu Yakub Yusuf ile tanıştı. İbn Rüşd’ün yorumlarının çoğu onun yol göstericisi ve koruyucusu oldu. Daha sonra İbn Rüşd çeşitli dönemlerde Sevilla ve Kurtuba’da hakim olarak görev yaptı. 1182’de de Kurtuba’nın baş yargıcı ve mahkeme doktoru olarak atandı. 1184’ten sonra çeşitli suçlamalar sebebiyle yakınlardaki Lucena’ya sürüldü. 11 Aralık 1198’de de vefat etti.

İbn Rüşd’den sonra; bir tür bitkiye ‘Averrhoa’, bir ay kraterine ‘İbn Rüşd’, Asteroid 8318 isimli küçük gezegene de ‘Averroes’ isimleri verildi. Google da İbn Rüşd’ü, 14 Nisan 2014 tarihinde görseldeki doodle ile andı.

“Cehalet korkuya, korku nefrete, nefret şiddete götürür. Denklem budur.”

-İbn Rüşd-

7. Piri Reis Haritasının 500. Yıldönümü

Daha çok Piri Reis olarak bilinen Ahmed Muhiddin Piri (1465/70-1553); Çanakkale Gelibolu’da doğmuş bir Osmanlı amirali, denizci, coğrafyacı ve haritacıydı.

Piri Reis’in bir haritacı olarak ün kazanması, 1513’te hazırladığı ilk dünya haritasının 1929’da İstanbul’daki Topkapı Sarayı’nda keşfedilmesiyle oldu. Onun dünya haritası yeni dünyayı gösteren en eski harita olarak bilinir ve aynı zamanda Amerika’nın da günümüzdeki halini gösteren en eski haritalardan sayılırdı. İbn Sina bugün en çok da harita ve krokilerini topladığı Kitab-ı Bahriye isimli eseriyle tanındı. Denizcilik hakkında ayrıntılı bilgi veren bu kitabı, yaşadığı zamanın eksiksiz krokilerini içeriyordu.

1528’de Piri Reis, bugün küçük bir parçası (kuzeyde Ternöv ve Labrador’dan güneyde Orta Amerika bölgeleri, Jamaika, Haiti Adası, Küba ve Florida’ya uzanıp Kuzey Amerika ve Grönland Adası’nı gösteren) mevcut olan ikinci bir dünya haritasını çizdi. Haritasının üzerinde bir notta da, haritalarını içlerinde Kristof Kolomb’un haritasının da bulunduğu 20 yabancı kroki ve dünya haritasını kullanarak çizdiği yazılıydı. Arapça, İspanyolca, Portekizce, Çince, Hintçe ve Yunanca gibi çeşitli dilleri de çalışmış, bu dildeki eserleri incelemişti. Piri Reis 1553’te, kuşatmayı kaldırmak ve donanmayı bırakmak suçlarından yargılanarak idam edildi.

Google 7 Nisan 2013’te, Piri Reis haritasının 500. yılında, haritalı bir Doodle ile onu andı.

“Ne ilim vardır ki olsun sonu; ne insan vardır ki olmasın kusuru.”

-Piri Reis-

8. Ebu’l Vefa’nın Doğumunun 1075. Yılı

Ebu’l Vefa Bûzcânî, MS 940 yılında Horasan’da Herat ve Nîşâbur arasında yer alan Bûzcân kasabasında doğdu. İran çevresinde büyümüş olsa da Bağdat’a giderek devrin tanınmış bilginlerinden ders aldı. Sonra burada ders verenlerden biri de o oldu.

Bir ay kraterine “Abul Wafa” isminin verilmesine bakılırsa, oldukça önemli şeyler yapmış olmalı değil mi? Negatif sayıları tanıtması, trigonometriyi keşfi, çeyreği buluşu, gökbilimciler tarafından gökyüzünü incelemek için kullanılan bir araç geliştirmesi gibi bilime sunduğu katkıları büyüktü. Trigonometride öncü çalışmaları hem matematik hem de astronomi için büyük ölçüde faydalı oldu. Ebu’l Vefa 10 Haziran 2015 tarihinde, doğumunun 1075. yılında, Google Doodle vasıtasıyla anıldı.

9. Biruni’nin Doğum Günü

Ebü’r-Reyhân Muhammed b. Ahmed el-Bîrûnî (973-1050), bugünkü Batı Özbekistan’ı ve Türkmenistan’ın kuzeyini kapsayan Harezm’de doğdu. Hayatının çoğu, o zamanlar Gazneliler Devleti’nin başkenti olan Gazi’de, şimdiki Afganistan’ın orta doğusunda geçti. Sonradan Güney Asya’ya gitti ve Hindistan’da inanılan Hinduizmi keşfettikten sonra Hint kültürü üzerine Tahkiku mâ li’l-Hind isimli bir eser yazdı. Çeşitli milletlerin gelenek ve inançları hakkında tarafsız bir yazardı.

Biruni, İslam medeniyetinin Altın Çağı’nın en büyük bilim insanlarından biri olarak kabul edilirdi. Matematik, astronomi, fizik ve doğa bilimleri konularında çok bilgiliydi. Ayrıca o da kendisini bir kronolog, tarihçi ve dil bilimci olarak tanıtmıştı. Neredeyse bilimin her alanında çalıştı, yorucu çalışmalar ve araştırmalar yaptı. Sonraki toplumların üyeleri de Biruni’nin belirli bulguları ortaya çıkaran çalışmaları ve araştırmalarından istifade etti.

Altın Çağ boyunca, bilimsel düşünce ve İslam dininin metodolojisi el ele gitti. Çalışmalarında bunun etkisinin görülmesinin yanı sıra, çeşitli Yunan filozoflarından etkilendiği de görüldü. Harezmce, Farsça, Arapça, Sanskritçe konuşuyordu ve ayrıca Yunanca, İbranice ve Süryanice de biliyordu.

4 Eylül 2012’de bir Google Doodle ile doğum yıldönümü münasebetiyle anıldı.

“Bilim, paspas üzerine kuşlar için bırakılan et parçası gibiydi…”

-Biruni-

10. Abdurrahman Es-Sûfî’nin Doğumunun 1113. Yılı

Abdurrahman es-Sûfî, belki hiç bilmesek de gökyüzündeki yıldızlara bakışımızı değiştiren biri… Dünyanın en etkili gök bilimcilerinden biri olarak, hayatını yıldızların ve takımyıldızlarının daha iyi anlaşılmasına adamış bir bilgin… Bin yıldan fazla süre geçmiş olsa da Abdurrahman es-Sûfî’nin dikkatli gözlemleri ve ayrıntılı çalışmaları sayesinde gece gökyüzüne baktığımızda daha bilinçliyiz.

Abdurrahman es-Sûfî MS 940 yılında, İran’da doğdu. MS 964 yılında Kitâbü Suveri’l-kevâkibi’s-Sâbite (Sabit Yıldızların Suretler Kitabı) ismiyle oluşturduğu kitap, en büyük eserlerinden biriydi. Bu kitapta Yunan gök bilimcisi Batlamyus’un yıldızların parlaklığı ve boyutu hakkındaki ölçümlerini inceledi. Batlamyus’u çoğu konuda onayladı, ayrıca yıldızların parlaklığı hakkındaki eklemeleri ve takımyıldızlarını keşfetmesi ile onun çalışmalarını daha ileriye taşımış oldu.

Onun anısına bir ay krateri “Azophi”, bir küçük gezegen de “12621 Alsufi” olarak isimlendirildi. Yengeç takımyıldızını temsil eden bir Google Doodle ile Abdurrahman es-Sûfî’nin 1113. doğum günü kutlandı. Bu çizim, onun kitabına atıfta bulunuyordu. Yengeçlerin etrafındaki kelimeler kuzey, güney, doğu ve batı yönlerini gösterirken daha küçük olan işaretler de takımyıldızlarını temsil ediyordu.

Sonuç Olarak;

Google Doodle sürprizlerle dolu bir araç… Hatta internetteki eğlenceli ve eğitici olan nadir araçlardan biri diyebiliriz.

Yukarıda sadece seçilmiş bazı isimler var. Fakat elbette ki Google Doodle sürprizleri bununla sınırlı değil. İslam medeniyet tarihinden Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi; büyük şair ve matematikçi Ömer Hayyam; doktor, simyacı, filozof ve astronom Fahreddin er-Razi ve yakın zamanda da “Kralların Şampuancısı” olarak bilinen Sake Dean Mahomed gibi birçok Müslüman bilim insanı Google Doodle aracılığıyla anıldı.

Umuyoruz ki, unutulmaya yüz tutmuş başka isimler de bir gün hatırlanacak ve anılacak. Çinli Müslüman Amiral Zheng He, Yakub bin İshak el-Kindi, El Cezeri, El Zehravi, El Cahiz, Ebu l-Hasan Ali İbn Nafi Ziryab, İbn Hazm, Erzurumlu İbrahim Hakkı, Katip Çelebi, Hezârfen Çelebi ve daha nicesi gibi…

Yenilikçi toplumumuzda, ilerlememizi mümkün kılan tarihi şahsiyetler genelde unutuluyor. Geç tanıdığımız isimler, tarihte böyle az bilinen ama son derece önemli katkılar sunan bilim insanlarının da var olabileceğini göstermekte aslında bizlere. Bilmediğimiz daha nice isim ve eser olduğunun farkına varmalı ve Google Doodle’a bırakmadan biz taşımalıyız onları geleceğe. Analım, anlatalım ve böylece bıraktıkları mirası yaşatalım. Burada birkaç isme değinerek sadece anahtarları tutmuş olduk belki. Onların dünyaları birkaç satıra sığmayacak genişlikte… Şimdi sıra; bu anahtarları alıp kapıları açmak, yani araştırıp okuyarak dünyalarının derinine inmekte… Belki böyle böyle bir gün kendi öznemizi bulacak, hayatımız boyunca yaşayıp yaşatacağımız biriyle tanışacağız.

O kıymetli şahsiyetleri önce keşfetmek, sonra tanımak, sonra da örnek sayarak; gayrete aşık olup hayra koşmak duasıyla.

Diğer Güzel Haberler 

Geçtiğimiz yıl Tayland’ın ev sahipliği yaptığı ilham verici 1001 icat sergisi, Bilim ve Teknoloji Fuarı’nın bir parçası sergilendi. Sergi, Tayland gençleri arasında, İslam Medeniyetindeki estetiğin ve yeniliğin zengin mirası hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlıyor.Dünya genelinde 30’dan fazla şehri ziyaret eden sergi ayrıca UNESCO ve National Geographic gibi kuruluşların onayını da kazandı. Okumak İçin Tıklayın

New York’ta Cornell Üniversitesi tarafından yayınlanan bir makalede, Alman bilim adamları tarafından meşhur filozof ve bilim insanı İbn-i Sînâ’nın (Avicenna) ‘Kitab-üş Şifâ’ kitabında 1006 yılında, tarihin en parlak süpernovalarından birine dair gözlemleri tespit edildi. Kayıtlara göre, Venüs’ten daha parlak olduğu yazılan MS 1006 yılında meydana gelen (bir yıldızın ölüm anı anlamına gelen) süpernovanın parlaklığı, Dünya’dan 3 ay boyunca gözlemlenebildi. Okumak İçin Tıklayın  

Abdürreşid İbrahim Efendi’yi Rusya Müslümanlarının ilk siyasi temsilcisi diyerek de tanıtabiliriz. Japonya’ya İslam’ı yayan dirayetli ve dertli bir adam diye de. Ya da Devlet-i Ali Osmaniye’nin istikbali ve Müslümanların birliği aşkıyla gönlünde kor besleyen ilim adamı. Gazetelerinin kapatılmasına karşın yılmadan 3 dilde gazete çıkartan dertli bir aksiyoner de onu tanımlayan güzel bir ifade. Kuzey Afrika’yı ve Japonya’yı sorunlara çözüm bulmak niyeti ile dolaşan Akif’in deyimiyle ise “Pir”. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz