İranlı Minyatür Sanatçısı Mahmoud Farshchian

1
514
Mahmoud Farshchian Minyatür

24 Ocak 1930 doğumlu Mahmoud Farshchian, Fars minyatürü sanatçısıdır. İran’ın sanatı ve sanatçılarıyla ünlü İsfahan şehrinde doğdu ve burada sanat, resim ve heykeltıraşlık öğrenmeye başladı. Halı tüccarı olan babası, oğluna sanat sevgisini aşılayan ve oğlunu sanat hayatında destekleyen bir zanaatkârdı. Mahmoud, sanata çok erken yaşlarda ilgi gösterdi ve birkaç yıl İsfahan nakkaşları Hacı Mirza-Agha Emami ve Isa Bahadori‘nin yanında yetişti. İsfahan’ın güzel sanatlar lisesinden diplomasını aldıktan sonra Farshchian, Avrupa’ya gitti. Burada Batılı büyük resim ustalarının eserlerini inceledi. Nihayetinde, sanatında ayakları Doğu’ya basan fakat bakışları Batı’ya yönelen bir karakteri özümsedi.

İran’a döndükten sonra Ulusal Güzel Sanatlar Enstitüsünde (daha sonra Sanat ve Kültür Bakanlığı oldu) çalışmaya başladı. Bir süre sonra Ulusal Sanatlar Bölümü’ne müdür ve Tahran Üniversitesine profesör olarak atandı. Bu arada, örnek eserlerinin tılsımı ulusal sınırların çok ötesine yayıldı. Mahmoud Farshchian’ın başyapıtları dünya çapında çok sayıda müze ve sergiye misafir oldu. Eserleri İran, Avrupa, Amerika ve Asya ülkelerinde 57 bireysel, 86 karma sergide sergilendi. Halen daha eserleri dünya çapında çeşitli müzelerde ve büyük koleksiyonlarda temsil edilmektedir.

Mahmoud Farshchian

İran Minyatürü

Farshchian, İran sanatının uluslararası sanat ortamına tanıtılmasında belirleyici bir rol oynadı. Çok sayıda üniversite ve sanat enstitüsünde konuşmaya davet edildi. Farshchian’ın çalışmaları hakkında altı kitap ve sayısız makale yayınlandı. 2007’de Ummanlı İngiliz tasarımcı Amr Ali, Londra Moda Haftası’nda sunduğu koleksiyonunda Farschian’ın Yaratılışın Beşinci Günü tablosunu kullandı.

Farshchian, İran resminin kapsamını genişletmek için yeni teknikleri kullanırken klasik forma da bağlı kalan bir sanatçıdır. Sanatıyla gözleri ve gönülleri bağlayan Farshchian, eserlerini şiir, edebiyat, tarih ve mistisizmin süzgecinden geçirmektedir. Onun eserleri derin ve inovatif, geleneksel ve modern çatışmasından doğan özgün üslubuyla nakşedilmiş canlı tuvallerdir. Kendisiyle yapılan bir röportajda sanatını şu sözlerle anlatmıştır:

“Bir sanatçı, ancak sanatının lütfuyla Allah ile iletişim kurabilir, O’na şükredebilir. Böyle bir sevgiyi sanat aracılığıyla yaşamak sanatçıyı daha geniş bir aleme götürür; sevgilinin maddi anlamını kaybettiği bir alem. Sanatçı, yaratıcının özünü böyle tecrübe eder. Yaşlanacak ve çürüyecek dünyevi aşkın güzelliğini övmek belli bir yere kadar sürebilir. Dünyevi aşka olan övgülerin hepsi Allah’adır. Resmettiğim Rumi ve Şems tablosuyla ilgili olarak yeni bir resme başlamaya karar verdiğimde kendimi tamamen o ruh haline, o heyecana ve o konuya bırakmaya çalışırım. Böylece benimle, sanatım ve seyirci arasında daha derin bir bağ ve samimiyet oluşur. Burada Şems ve Rumi birbirlerini yaratıyorlar. Maşuk, aşık için çok önemli bir hale geliyor. Aşık, maşuk oluyor veya tam tersi. Bu tablodan Rumi’nin Şems için hissettikleri sezilebilir. Şems’in ışığı, onun özgürleştirici varlığı ve rehberliği, Şems’in Rumi’ye uzanan elleri hayat veren eller. Şems Rumi’ye bir ışık mıydı? Allah’ın ışığı mıydı yoksa sıradan bir adam mıydı? Şems neydi? Kimdi? Rumi aşkın sadakat okyanusunca yutulmuştu. Öyle ki kendisi o okyanus olmuştu.”

Önceki İçerikNova Scotia Eyaletinde Sanatı İle Hayatı Renklendiriyor
Sonraki İçerikAnneler Okuyor Okuma Grupları

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz