İslam Şehirleri: Kayrevan

0
631
Fotoğraf : https://unsplash.com/photos/NULfCuLFTLg

Bugün sizlerle; ismini kuruluş amacından alan, Kayrevan Ulu Cami’siyle tanınan ve bir zamanlar Osmanlı şehirlerinden biri olan Kayrevan şehrini tanıyacağız. Keyifli okumalar dileriz :)

Kuzey Afrika Şehri Kayrevan

Kuzey Afrika’da yer alan Kayrevan, İfrîkıye Bölgesi’nde bozkır karakterli geniş bir ovanın üzerine kurulmuştur. Şehir hakkında aktarılanlara göre; Tunus’tan yüz mil, Akdeniz’den ise otuz altı millik uzaklıkta bir mesafede inşa edilmiştir. Akdeniz’e yakın bir konumda yer almasına karşın, Akdeniz’e kıyısı olan bir şehir değildir. Kayrevan şehri, günümüzde de tarihte bilinen haliyle aynı konumda bulunmaktadır. Bugün Tunus Cumhuriyeti sınırları içinde ve başkent Tunus’un 156 kilometre güneyinde bulunan Kayrevan’ın nüfusu yaklaşık yüz elli bindir.

Kayrevan Ne Anlama Geliyor?

Kayrevan ismi, şehrin kuruluş amacıyla doğrudan alakalıdır. ‘‘Kayrevan/Kayruvan’’ adı Farsça ‘‘Karîvân/kârbân/kârvân’’ kelimesinin ‘‘ordu, ordugâh’’ anlamını kazanmasıyla Arapçalaşmış şeklidir. Kayrevan hem Farsça hem Arapça’da çok eski dönemlerden beri kafile ve ordugâh manasında kullanılan bir kelime olmuştur. Berberilerde kullanılan ‘‘Tikirwan’’ isminin de Arapça isminden uyarlandığı düşünülmektedir.

Emevi Devleti Fethi

Muaviye b. Ebu Süfyan, Ukbe b. Nafi’yi vali tayin etmesiyle birlikte Kuzey Afrika, İslam toprağı haline gelmiştir. 670 yılında Nafi, İslamiyet’in kalıcılığını sağlamak amacıyla Kayrevan şehrini askeri bir üs olarak kurmuştur. Ukbe b. Nafi öncelikle şehrin imar planını hazırlatmış ve yaklaşık beş yıl içinde şehrin kuruluş çalışmalarını tamamlamıştır. İlk olarak cami ve hükümet konağı inşa ettirmiş, Arap ve Berberi kabileler yerleşim yerlerini bu çevreye kurmuştur. Ardından Ukbe, şehri saldırılardan koruyacak surların örülmesini emretmiştir.  Kayrevan’ın kurulması, bölgenin korunması ve bölgedeki Berberiler’in İslamiyet’i kabul etmeleri bakımından iyi sonuçlar vermiştir. İlerleyen süreçte Ukbe b. Nâfi vilayet merkezini Kayrevan’a taşımıştır. Tarihi boyunca birçok mücadeleye konu olan şehir; Ağlebiler, Fatımiler, Ziriler, Muvahhitler, Beni Ganiye, Hafsiler gibi medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. 1534’te Barbaros Hayrettin Paşa tarafından Osmanlı Devleti idaresine katılan şehir, 1881 Fransız işgaline kadar korunmuştur. 1956’da Tunus Devleti’nin bağımsızlığını kazanmasıyla Kayrevan, devletin başlıca şehirlerinden biri olmuştur.

Fotoğraf : https://unsplash.com/photos/0PttCpXB6lY

Kayrevan’da İlmi Hayat

Ordugâh olarak kurulan Kayrevan şehri, zamanla İslam dininin öğretildiği bir merkez haline gelmiştir. Şehrin kuruluş aşamasında Arap dili, Kur’ânî ilimler ve Hadis yeni Müslüman olanlara sahabe eliyle öğretilmeye başlanmıştır. İlim tahsilinde başarılı olan yerli halk da İslamiyet’in yayılmasında oldukça faydalı olmuştur. Tabiun nesli Kayrevan’daki ilmi çalışmaların varisi olmuş, hayatın her alanında Müslümanların ihtiyacı olan konuları öğretmek için gayret sarf etmişlerdir. Gösterilen ilmi çalışmaların neticesi olarak Kayrevan’da pek çok alim, şair, hekim ve filozof yetişmiştir. Sahnun b. Said, İshak b. İmran, İbn Ebu Zeyd, İbn Şeref el-Kayrevani ve Ali b. Abdülgani el-Husri burada yetişen alimlerdendir.  Şehre Endülüs ve Sicilya’nın çeşitli şehirlerinden de ilim tahsili için öğrenciler gelmiş, aldıkları ilim ve felsefeyi ülkelerinde yaymaya çalışmışlardır.

Fotoğraf : https://unsplash.com/photos/IaxaNUB4ABA

Kayrevan’da Yaşayan Etnik Unsurlar

Kuzey Afrika’nın yerli halkı olarak Berberiler kabul edilmektedir. Berberiler’in menşei ve bölgeye gelişleri hakkında ortak bir kabul bulunmamaktadır. İslam dini öncesinde kutsal kabul ettikleri bazı hayvanlara ve putlara tapmışlardır. İlk zamanlarda mağaralarda yaşamış, ilerleyen süreçte kulübe ve ev inşa etmeye başlamışlardır. Müslümanlardan önce Kuzey Afrika’nın yönetimini Bizanslı Rumlar elinde tutmaktaydı. Rumlar sahil kesimde yaşamış ve Berberilerle hiçbir bağlantı kurmamışlardır. Müslümanların Berberiler’den sonra en fazla savaşmak durumunda kaldığı topluluk Rumlar olmuştur. Araplar Kayrevan şehri kurulmadan önce bu bölgeyi tanıyor olsalar da yerleşik hayata geçmeleri şehrin kurulmasından sonra olmuştur. Arapların Mudar, Rabia ve Kahtân kabile sakinleri buraya yerleşmiştir. Kuzey Afrika İslam fethinden önce bu bölgede yaşayan diğer bir topluluk Yahudilerdi. Azınlık halinde yaşayan Yahudilerin kendilerine ait bir mahalleleri ve çarşıları bulunmaktaydı. İslam hakimiyeti altında yükümlülüklerini yerine getirdikleri müddetçe yaşamaya devam etmişlerdir.

Fotoğraf : https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/yatak-mimari-iceride-magara-6469821/

Kuzey Afrika’nın En Eski İbadethanesi: Kayrevan Ulu Camii

Kayrevan Ulu Camii, ilk olarak Ukbe b. Nafi tarafından 670 yılında yaptırılmış, bugünkü şeklini ise 726-728 yıllarında yenilenerek almıştır. Şehrin en önemli eseri olan yapı, ‘‘Sidi Ukbe Camii’’ olarak da anılmaktadır. Zamanla yapılmış olan ilave ve değişiklikler yapının şeklini bozacak boyutta olmamıştır. Camii, Kayrevan’ın ilk yerleşim merkezi olan Medine’yi çevreleyen surların kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Yüksek duvarları ile dıştan kale görünümüne sahip olan Sidi Ukbe Camii, güneyden kuzeye doğru daralan duvarları sebebiyle düzgün bir dikdörtgen plan göstermemektedir. Camiinin iri yapılı minaresi, birbiri üzerine bindirilmiş üç kare kuleden ibarettir. Minare, Kuzey Afrika’da yapılan diğer minarelere örnek teşkil etmesi bakımından önemlidir. Aynı zamanda tarihi bilinen niş şeklindeki en eski mihrap, minare ve minber de Sidi Ukbe Camii’nde bulunmaktadır.

Fotoğraf : https://unsplash.com/photos/qj46–C16fs

Üç Kapılı Mescit

Kitabesinde yazdığına göre Banisi İbn-i Hayrun tarafından 253 H./866 M. tarihinde yaptırılan camii, Muhammet Bin Hayrun Camii olarak da bilinmektedir. Kare şeklinde küçük boyuttaki camiinin avlusu bulunmamaktadır. Camiinin üç kapılı bir cephe düzeni bulunmakta ve kapılar dikdörtgen formda olup ortadaki kapı diğerlerine göre daha büyüktür. Üç kapılı cephe düzeni antik gelenekten İslam mimarisine geçmiş ve ilk olarak Şam Emevi Camii’nde görülmüştür. Kapılar üzerinde kuşaklar halinde kitabeler yer almaktadır. Camii kıble duvarında, at nalı kemerli yarım yuvarlak nişten oluşan mihrap bulunur ve mihrabın yanlarındaki nişlerle hareket sağlanmıştır.

Osmanlı Şehri Kayrevan

Osmanlılar 1534 yılında Kayrevan şehir hakimiyetini ele geçirir geçirmez şehircilik faaliyetlerine başlamışlardır. Çeşitli dini, ticari ve sosyal yapılarda Osmanlı sanat kimliğinin izleri bugün de görülmektedir. Önceki dönemlerde şehirde bulunmayan ‘‘külliyeler’’ Osmanlıların şehir dokusu üzerindeki en önemli etkisidir. Böylelikle camii, medrese, zaviye, han, hamam sebil, çeşme, çarşı gibi farklı yapılar bir arada bulunacak şekilde şehir imar edilmiştir. Osmanlılar şehrin tam ortasında sosyal, ekonomik, dini, kültürel ve ticari bir alan oluşturmuştur. Zaviye-medrese ekseninde şekillenen külliyeler de şehir merkezinde yoğunlaşmıştır. El-Garyeniyye Zaviyesi ve Medresesi, El-Uhaysiyye Zaviyesi, El- Sahabiyye Zaviyesi, Muhammed Bey Külliyesi, Hüseyin B. Ali Türkî Medresesi, Eş-Şerif El- ‘Avâni Zaviyesi Osmanlı Devleti’nin Kayrevan’da inşa ettiği önemli mimari ve sosyal yapılardır. Osmanlı eserlerinin çoğu günümüze kadar gelmiş ve hala kullanılmaktadır. 

Fotoğraf : https://pixabay.com/tr/photos/tunisia-adam-team-donkey-yol-4031439/

UNESCO Dünya Mirası

Birçok Mağrip camisine model teşkil eden Kayrevan Ulu Camiisi, İslam sanatının en eski yontulmuş cephesini temsil eden Üç Kapılı Camiisi, dolambaçlı sokakları ve avlulu evleriyle Kayrevan, evrensel bir değer olarak görülmüş ve UNESCO Dünya Mirası kabul edilmiştir. Bazı yapılar zamanla yenilenmiş olsa da şehrin kentsel dokusu, özellikle de anıtları bugün hala korunmaktadır.

Kaynak: [1], [2], [3], [4], [5]

Önceki İçerikİslami Kuruluşların COP26 İklim Eylemi Çağrısı
Sonraki İçerikAfrika’da Bir İslam Ülkesi: Moritanya

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz