İslam Şehirleri: Şanlıurfa

1
1411

İslam Şehirleri serimize eski ismi Edessa olan ve Peygamberler Şehri olarak anılan Şanlıurfa ile devam ediyoruz. Keyifli okumalar

Mezopotamya Şehri Şanlıurfa

Şanlıurfa Haritası. Fotoğraf: https://sanliurfa.ktb.gov.tr/yazdir?C06F2D3EB18CD5399D85B9C6E8024D65

Şanlıurfa, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan, Mezopotamya bölgesinin kuzeyinde, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer almaktadır. Konumu ve verimli iklimi itibariyle şehir, tarihi boyunca en önemli ticaret, tarım, bilim ve din merkezlerinden biri olmuştur. Bugün Arkeolojide Bereketli Hilal olarak nitelendirilir ve tarih öncesi birçok kalıntıya ev sahipliği yapmaktadır. 

Peygamberler Şehri

Urfa. Fotoğraf: pixabay.com

Hz. Adem’in çiftçilik tarihini başlattığı, Hz. İbrahim’in doğup büyüdüğü, Hz. Yakup, Hz. Eyyub, Hz. Şuayb, Hz. Elyesa peygamberlerin yaşadığına inanılan Urfa, Kutsal ŞehirPeygamberler Şehri olarak anılmaktadır. Şehrin bilinen en eski ismi ise Edessa‘dır. Selevkoslar Dönemi’ne uzanan bu isim kısa süre kullanılmıştır. Meşrutiyet’e kadar şehrin Arapça ismi olan Ruha kullanılmış, daha sonra Urfa’ya dönüşmüştür. Urfa isminin Süryanice Orhai veya Arapçada suyu bol anlamına gelen veriha kelimesinden geldiği şeklinde görüşler vardır. 1984 yılında, Urfa halkının Millî Mücadeledeki kahramanlığına binaen Şanlıurfa adı verilmiştir.

İslam Hakimiyetinde Şanlıurfa

Doğu Roma toprakları içinde kalan şehir, Hz. Ömer zamanında İyaz b. Ganm komutasında fethedildi. Emeviler zamanında Harran ve Samsat ile birlikte vilayet haline getirilmiştir. Emeviler, II. Mervan vefat ettikten sonra şehri Abbasilere teslim etmiş. İlk Abbasî halifesi Seffah böylece Harran’a girmiştir. Abbasi Devleti’nin bölgesel otoritesi zayıfladığı süreçte şehir sırasıyla Hamdaniler, Mervaniler ve Bizans İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Sonraki süreçte Haçlılar, Eyyubiler ve Memlükler arasında süren hakimiyet mücadelesi Osmanlı Dönemine kadar devam etmiştir. Yavuz Sultan Selim 1516’da Mercidabık Savaşı’nda Memlükleri yenerek Urfa’yı Osmanlı topraklarına katmıştır.

Halilürrahman Külliyesi

Balıklıgöl. Fotoğraf: pixabay.com

Külliye; Halilürrahman Camii, Halilürrahman Medresesi, Rıdvaniye Camii ve Rıdvaniye Medresesini içermektedir. Külliyenin en eski yapısı olan Halilürrahman Camii, 608 (1211-1212) yılında inşa edilmiştir. Mimari açıdan en görkemli yapılar, Rıdvaniye Camii ve Rıdvaniye Medresesidir. Osmanlı valisi Rıdvan Ahmed Paşa tarafından 1129 (1717) yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen biçimdeki külliyenin çevrelediği Balıklıgöl hakkındaki rivayetlere göre, Hz. İbrahim putlara karşı çıkıp Nemrud tarafından ateşe atıldığında ateş göle, odunlar ise balığa dönüşmüştür. Bu nedenle gölde yaşayan sazan balıkları kutsal kabul edilmiş, yemenin felaket getirdiğine inanılmıştır.

Emevi Devleti Başkenti, Bilim Merkezi: Harran

Harran Evleri, Harran, Şanlıurfa. Fotoğraf: pixabay.com

M.Ö 6000 yılına dayanan tarihiyle Harran, önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktada bulunması nedeniyle siyasi ve kültürel açıdan öne çıkan bir bölge olmuştur. II. Mervan 744 yılında Emevi Devleti’nin başkenti yapmıştır. Valilik Sarayı inşa ettirmiş, şehrin büyük camisini yeniletmiştir. Bölgede ziraat ve ticareti geliştirmek için yatırımlar yapmıştır. Emeviler devrinde en parlak günlerini yaşayan kent, Abbasiler devrinde de önemli bilim merkezlerinden biri olmuştur. Burada yetişen bilim adamları Abbasiler’in ilk döneminde tercüme ve telif faaliyetlerinde önemli rol oynamışlardır. Harranlı Battani, bu dönemde modern trigonometrinin temellerini atmış, güneş yılını hesaplamıştır. Kent, dini ilimlerin de önemli bir merkezi olmuştur. Selçuklular döneminde pek çok Hanbeli fakihi ve hadis alimi burada yetişmiştir. Takıyyüddin İbn Teymiyye bu alimlerden biridir.

Dünyanın En Eski Arkeolojik Tapınağı: Göbeklitepe

Göbeklitepe. Fotoğraf: https://www.turktoyu.com/dunyanin-ilk-tapinagi-gobeklitepe

Şanlıurfa’nın doğusundaki Göbeklitepe, yaklaşık on iki bin yıllık geçmişiyle insanoğlunun en eski tapınağı olarak kabul ediliyor. Tarihi, tekerleğin ve diğer araç gereçlerin icadından çok öncesine dayandığı için, oldukça ilkel şartlarda ve çok sayıda insanın iş bölümüyle inşa edildiğine inanılıyor. Nitekim Tapınakta, devasa boy ve ağırlıkta, üzerlerinde dikkat çekici hayvan ve insan figürlerinin yer aldığı ‘T’ biçiminde çok sayıda dikilitaş bulunuyor. Dairesel planda dizilen dikilitaşlar, stilize insan heykelleri olarak yorumlanıyor. Yapılan kazılar neticesinde günümüzde altı tanesi ortaya çıkarılan bu mekanların, yaklaşık yirmiyi bulduğu düşünülüyor. Kazıların devam ettiği ve daha birçok gizemi barındıran Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir. Böylece bölgenin önemi daha da artmış. Türkiye’de de 2019 Göbeklitepe Yılı kabul edilmiştir.

Saklı Cennet: Halfeti

Halfeti, Şanlıurfa. Fotoğraf: pixabay.com

Şanlıurfa’nın Batı kısmında yer alan Halfeti, Fırat nehri suları altında kalması nedeniyle Saklı Cennet, Kayıp Kent isimleriyle anılmaktadır. Bölgede bulunan tarihi taş evleri ve doğal güzellikleriyle bugün turizm merkezi haline gelmiştir. Sadece minaresi su üstünde kalan Ulu Cami ve terk edilmiş yapıları barındıran Savaşan Köyü bir diğer adıyla Batık Kent tekneler ile ziyaret edilebilmektedir. Dünyada sadece Halfeti’de yetişen Karagül bitkisi de bölgenin simgelerinden biridir. 

Evliya Çelebi Seyehatnamesi’nde Şanlıurfa

Evliya Çelebi. Fotoğraf: https://ecomareaneagra.files.wordpress.com/2018/03/evliya-celebi.jpg

Evliya Çelebi, Urfa’yı 1646 ve 1649 yıllarında olmak üzere iki kez ziyaret etmiştir. Seyahatnamesinin üçüncü cildinde şehri fiziki, ticari, sosyal, dini birçok yönüyle bizlere aktarmıştır. Buna göre şehirde Türkmenler, Kürtler ve Ermeniler yaşamaktadır. Şehir halkı halim selim insanlardır. Halk Hz. İbrahim’in sünneti üzerine misafir ağırlamayı çok sevmektedir. Şehirde yazları rahmet yağmurları, kışları kar yağışı ile geçmektedir. Mahallelerinde güzel haneler, hamamlar, çok sayıda cami ve mahalle mescidi bulunmaktadır. Medreseler, dâru’l-kurra, dâru’l-hadis ve sıbyan mekteplerinde seçkin alimler yetişmiştir. Evliya Çelebi bu topraklara İbrahim Halilullah bereketi verildiğini aktarır. Şehir; tandır kebabı, helvası, dut şarabı ve ipeği ile tanınmıştır.

Semavi Dinlerin Kutsal Kenti: Urfa Ulu Camii Örneği

Şanlıurfa Ulu Cami. Fotoğraf: https://www.bushcraftokulu.com/forum/sanliurfa/sanliurfa-gezilecek-ve-tarihi-yerler-rehberi/

Tarihi boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Şanlıurfa, üç dinde de özel bir yere sahip olan Hz. İbrahim’in burada doğup büyümesi ve tebliğ faaliyetlerini yürütmesi, dinlere ait tarihi ve kültürel mekanları içermesi bakımından İslam, Yahudilik ve Hristiyanlık açısından kutsal kabul edilmektedir. Bu anlamda Urfa Ulu Camii, şehrin dinler tarihi açısından muhteşem bir yapıdır. 5. yüzyıla kadar sinagog iken, Kızıl Kilise olarak bilinen bir kiliseye, 12. yüzyılda ise camiye dönüştürülmüştür. Cami’de bulunan kuyuya, İsa Mesih’in mendilinin ve şehri kutsadığı mektubunun bırakıldığına inanılır. Bu nedenle kuyunun suyu şifalı olarak kabul edilmektedir.

Kaynakça:

[1], [2], [3], [4]

Diğer Şehirler İçin Tıklayınız!

Bağdat / BeyrutŞam  / KudüsGranada / Kahire / Kabil / SaraybosnaSemerkantBuhara
Önceki İçerikKatar’daki Camiler
Sonraki İçerikOntario Hükümetinden İslamofobi ile Mücadeleye 300.000 Dolar Destek

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz