İspanyol Kültürüne Endülüs Müslümanları Mührü

Tarih boyunca kadim İslam medeniyeti kıtalara sığmamış ve dünyanın birçok noktasında hem sosyal hem kültürel anlamda gelişimin ve ilerlemenin önünü açmıştır. Müslümanların yaşamış oldukları topraklarda bıraktığı izler, bazı coğrafyalarda kendilerinden bile daha uzun ömürlü olmuştur. Bu yazımızda, yaşadığı topraklardan alıkonulan Endülüs Müslümanlarının, arkasında bıraktığı zengin kültürel miraslara ve sosyal etkilere değineceğiz.

1492 yılında, yaklaşık 800 yıl boyunca İspanya’nın bir bölümünü elinde tutan Endülüs Müslümanları, Katolik Kralların ordularına karşı yaptıkları Granada Savaşı’nda mağlup olduktan sonra topraklarından sürgün edildi. Bu olay, daha önce Cebelitarık Boğazı’nı geçerek bölgeye gelen ve yanlarına yalnızca kültür ve dinlerini değil, aynı zamanda ilimlerini de getiren bölge Müslümanları için, bir dönemin sonuydu. Bütün bunlara rağmen, Müslümanların geride bıraktığı birçok değerli birikimi, bugün dahi tüm canlılığıyla görebiliyoruz. Sizler için, bu birikimleri Mimari, Dil ve Teknoloji alt başlıklarında ele aldık.

Mimari

Müslümanlar, Endülüs topraklarındaki hakimiyetleri sırasında, mimari başyapıtlara imza atmışlardı. Bu yapıların birçoğunun ortak özelliği ise, ustalık ve maharet ile en ince detaylarına kadar İslam’ın sanat algısına göre işlenmiş olmasıydı. Göz alıcı güzellikleri ile hayret veren bu yapılar, her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret ediliyor. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, hala ayakta kalan, İslam’ın Avrupa’daki nişaneleri olan El Hamra Sarayı, Endülüs Alcazarı ve Kurtuba Ulu Camii, Endülüs’teki İslami Mimari‘yi en güzel şekilde yansıtan yapılardan bazıları.

İspanya’nın Sevilla bölgesinde Alcazar olarak bilinen bu saray Arapça ‘Al-Kasr’ ifadesinden türemiş. Mağrib krallarının inşa ettirdiği bu güzel saray, yüksek kemerleri, özenle tasarlanmış geometrik tasarımları ve saklı avlularıyla İslam mimarisinin en güzel ve en ihtişamlı örneklerinden biri.

Endülüs Emevileri’nin bölgedeki son sarayı olarak kayıtlara geçen El Hamra Sarayı’nın temelleri 12. yüzyılda atılmış. Dış duvarlarındaki hat yazıları ustalıkla işlenmiş. İslam Mimarisinin başyapıtlarından biri olarak anılan saray, adını yapımında kullanılan kızıl taşlardan alıyor.

Dil

Endülüs’teki ilk Müslümanların Arap Yarımadası üzerinden gelmiş olmaları sebebiyle, Arapça, bölgede tanınır olmaya başladı. Yaklaşık 700 yıllık uzun bir süreç içerisindeki etkileşimler sonucunda Arapça etkisi, bugün de hissedilecek biçimde İspanyolca ile iç içe geçmiş durumda. Bunun bariz örneklerinden biri ise, İspanyolca’da ‘Ojalá’ (umarım) kelimesinin, Arapça’ daki ‘İnşallah’ kelimesinden türemiş olmasıdır. Arapça’nın İspanyolca üzerindeki etkisi günlük kelimelerle sınırlı değil elbette. Dil bilimciler, yapılan incelemeler sonucunda İspanya’nın bazı bölgelerindeki İspanyol aksanının, Arapça’dan ciddi oranda etkilenmiş olabileceğini belirtiyorlar.

Teknoloji

Endülüs Müslümanları; Çin, Hindistan ve dünyanın diğer bölgelerinden aldıkları bilgilerin ticaret yoluyla yayılmasını sağlayarak bir nevi kültür köprüsü görevi gördüler. Emevilerin kendi coğrafyalarının ürünü olan Arap rakam sistemi, Çin’in sulama sistemleri, kağıt ve usturlap gibi yeni teknolojiler bölgede tanındı. Daha önce Kuzey Afrika çöllerinde geliştirilen tarım yöntemleri ve sulama sistemleri, İspanya topraklarında tarımın gelişmesine yardımcı oldu. Günümüzde en büyük narenciye üreticisi konumunda olan İspanya’da ilk narenciye yetiştiriciliği ise bu dönemde gerçekleştirilmişti.

Diğer Güzel Haberler

Hikayesi, çaba ve gayretiyle Müslüman olan ve olmayan birçok kişiye ilham oldu. Öyle ki ateist bir yazar bile “Senin hikayeni okuduktan sonra umuyorum ki Tanrı vardır ve seni ödüllendirir.” demekten kendini alamadı. Okumak İçin Tıklayın

Hollanda’da bir grup gönüllü, Çin’in, Sincan Uygur özerk bölgesindeki insan hakları ihlallerini dünyaya duyurmak ve 10 aydır Amsterdam’da tek başına gösteri yapan Uygur Türkü Abdurehim Gheni’ye destek olmak için artık Hollanda ile özdeşleşmiş bir yol seçtiler ve 80 kilometrelik bir bisiklet turu düzenlediler. Okumak İçin Tıklayın

Seyahatleriyle İslamiyet’in yayılmasına katkı sağlayan, Amerika’yı Kolomb’tan önce keşfeden ünlü seyyah Zheng He’yi tanıttık. 14. yüzyılda Çin’in Yunnan Eyaletinde Müslüman bir ailede dünyaya gelen He, dönemin krallarının güvenini kazanarak komutanlığa yükselmiş ve denizleri keşfe çıkmış. Zheng’in seyahatlerinden birinde Amerika ve Avustralya’yı Kolomb’tan önce keşfettiği de kanıtlanmış. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz