İstanbul’un Saklı Yüzü (The Hidden Face of İstanbul)

0
1876
Hidden Face Of İstanbul

İstanbul’un tarihi mekânlarını, yapılarını ve sokaklarını tek tek belgeler üzerinden anlatan, fotoğraf ve videolarla bu kadim şehrin bilinmeyen yüzünü tanıtarak tarihseverlere bulunmaz bir imkân sunan genç bir konuğumuz var. Hidden Face of Istanbul projesine imza atan tur rehberi Yasin Karabacak ile bir söyleşi yaptık.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Kayseri’de doğdum ama 1988’den beri İstanbul’da yaşamaktayım. Farklı bölümlerde okudum, 4 yıl kimyager olarak çalıştım. 2017 yılında hayatım adına büyük bir karar aldım ve tur rehberi olmak için ruhsat almak üzere turizmde master yaptım. 2018’den beri de tur rehberi olarak çalışıyorum. Ruhsatım tüm Türkiye için geçerli fakat ben çoğunlukla uzmanlaşmış olduğum İstanbul şehrinde rehberlik yapıyorum.

İstanbul, Büyükçekmece, by Luigi Mayer, 1810.

Hidden Face of Istanbul nedir? Bu sayfa ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

The Hidden Face of İstanbul ilk olarak 2016 yılında Facebook’ta başlattığım bir sosyal medya projesi. Aslında bu benim fotoğrafçılık hobimin bir parçasıydı, tarihi mekanların detaylarını fotoğraflamayı gerçekten çok seviyordum. Sonrasında bu güzel detayları insanlarla sosyal medyada paylaşmaya karar verdim ve şimdi bunu Facebook, Twitter, Instagram ve Youtube üzerinden devam ettiriyorum.

Julia Pardoe’dan Galata Kulesi, 1838

Böyle bir isim tercih etmenizin sebebi nedir? İstanbul’un gizli yüzünde neler var?

Her şeyden önce, bu isim şehrin bazı efsaneleri veya söylentileri ile hiç bağlantılı değil. Bu ismi seçmemin ve projemi bu isimle başlatmaya karar vermemin sebebi İstanbul’un yerli ve yabancı birçok insanın kaçırdığı ilginç detaylar barındırmasıydı. İstanbul’un saklı yüzünde bu şehirde var olan her kültürden, dinden ve hatta dilden gizemli bir hazine saklı olduğunu düşünüyorum. Her kim bu şehri sever veya bu şehri keşfetmeye istekli olursa, İstanbul o güzel gizli yüzünü o kişiye cömertçe açıyor. Eminim ki insanlar her keşiften sonra İstanbul’a daha da âşık olacaklar ve bu yaşadıkları şehrin ne kadar eşsiz olduğunun farkına varacaklar.

Cornelius Loos tarafından Ayasofya (1686 – 1738)

Ne tür paylaşımlar oluyor ve bu türleri seçmenizin sebebi nedir?

Eski fotoğrafları, gravürleri, minyatürleri ve çektiğim güncel fotoğrafları paylaşıyorum. Bazen geçmişin ve güncelin arasındaki farkı göstermek için eski ve yeni fotoğrafların kolajını yapıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, paylaşmayı en çok sevdiğim şeyler minyatürler çünkü onlar aynı zamanda minyatür sanatçısının hayal gücünü de gösteriyor. Onların gözünden İstanbul’u ve yapılarını görmek çok ilginç geliyor. Favori minyatür sanatçımın kim olduğunu sorsanız muhtemelen 16. yüzyılda minyatürleriyle meşhur olmuş Matrakçı Nasuh derim. İstanbul’da yaşamış olan Rus fotoğrafçı Nicholas V. Artamonoff ise projem için kullandığım çok önemli kaynaklardan biri. Kendisinin 1930 ve 1940’lardan İstanbul ve Türkiye’ye dair harika bir fotoğraf arşivi var.

Ayrıca sosyal medya hesaplarımda birçok video da paylaşırım ve bu videolar insanların ulaşmasının zor olduğu ya da ulaşılamaz olduğunu düşündüğü yerlerden olur. Bunu yapmamın sebebi de onlara bu yerlerin aslında ulaşılamaz olmadığını göstermek ve göstererek de onları keşfetmeye teşvik etmek.

Porphyrogenitus Sarayı (Tekfur Sarayı)

Müslümanların barbar olduğu ve her şeyi yakıp yıktığı iddiası hakkında neler söylersiniz?

Bu söylem kelimenin tam anlamıyla bir klişe. İstanbul, Türklerin fethinden önce, özellikle Dördüncü Haçlı Seferi’nden sonra, adeta bir hayalet şehirdi. İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirildikten sonra imparatorluğun yeni başkenti olarak hayata döndürüldü. Öbür türlü, İstanbul muhtemelen İznik gibi geçmişte çok önemli bir yere sahip olan fakat şu an sadece köy gibi duran bir bölge olurdu.

Bugün İstanbul hala dünyadaki en önemli Doğu Roma/Bizans mirasına sahiptir. Bu da gösterir ki Müslümanlar, eski kültüre saygı duymuş ve onu yağma ve talan etmek yerine yeni başkent olarak görmüşlerdir.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden Tyche (Şans Tanrıçası)

Sizce İstanbul’u İstanbul yapan şey nelerdir?

Kesinlikle “çeşitlilik” derdim. Açıkçası İstanbul’u bu denli sevmemin sebebi de bu çeşitlilik. Çok farklı kültürlerin, etnik kökenlerin, dinlerin (ve dinlerin alt gruplarının veya mezheplerinin) ve dillerin bir erime potası gibi.

Ama ne yazık ki, bu çeşitlilik eskisi gibi değil. Yani bu çeşitliliğe artık sokaklarda değil, genellikle tarihi mekanlarda tanık oluyoruz. Bu da “The Hidden Face of İstanbul” projesinin bir parçası. İstanbul’un bu harika çeşitliliğini fotoğraf ve videolarla göstermek istiyorum.

Rumeli Pasajı

İstanbul’un gizli yüzünü görmek zor mudur? Yoksa insanlar mı bunu zor hale getiriyor?

Cevabım hem evet hem hayır. Bazen ilginç bir detay bulmak için gerçekten çok çaba harcaman gerekir çünkü İstanbul’un bazı gizli yüzleri gerçekten gizlidir. İnsanların onları tanımlayabilmesi için iyi seviyede bir eğitim geçmişine sahip olmaları gerekebilir. Ancak herkes tarafından kolayca tanımlanabilen detaylar da vardır. Bunun tamamen o insanın o detayı görmeyi isteyip istememesi ile alakalı olduğunu düşünüyorum.

Evet, bazı insanlar onu zor hale getiriyor. Sebebi de “çarpık kentleşme”. Bu problem 1950lerde başladı ve maalesef ki bu İstanbul’u gizli ya da çoğu şeyini kaybetmiş bir hale getirdi. Başta söylediğim gibi, bazen İstanbul’un o gizli yüzünü görmeniz için çok çaba harcamak gerektiğinin sebebi bu.

Petrion Surları

İstanbul’u merak edenler ya da gezmek isteyenler için neler tavsiye edersiniz?

İlk olarak özellikle gezginler tarafından yazılmış olan kitapları okumalılar ki geçmişteki İstanbul hakkında fikir sahibi olabilsinler. İkincisi, Eski Şehir’de (bugün Fatih olarak anılıyor) çok yürümeliler. Ara sokaklarda gizlenmiş gizemli şeyleri keşfetmenin en iyi yolu bu bence. Eğer kısıtlı zamanları yoksa, tur gruplarına katılabilirler. Bu onlara İstanbul’un gizli yüzünü merak eden diğer insanlarla da tanışma fırsatı verir.

Cosimo Comidas de Carbognano tarafından Kız Kulesi (İstanbul), 1794

Sayfayla alakalı ne gibi tepkiler, geri dönüşler alıyorsunuz? İlgi ne düzeyde ve kimler ilgi gösteriyor?

Dürüst olmak gerekirse, bu projeye başladığımda hiçbir beklentim yoktu. Size de söylediğim gibi, bu benim fotoğrafçılık hobimin bir parçasıydı. Ama gördüm ki insanlar benim paylaştıklarıma çok ilgililer. Bu da bana pozitif bir enerji verdi ve ben de projemi eski fotoğraflar, minyatürler ve videolar gibi farklı materyallerle genişletmeye karar verdim.

Takipçilerimin çoğu sanat tarihçileri, mimarlar, akademisyenler ve öğrencilerden oluşuyor. Ve bunların çoğu da Avrupa ve Amerika başta olmak üzere, diğer ülkelerden.  Bu proje bana aynı tutkuyu paylaştığım harika insanlarla tanışma fırsatı da verdi. Bu yüzden o artık bir projeden daha fazlası. İstanbul aşkımın, hayatımın bir parçası.

Önceki İçerikKâşif Çocuk Yayınları
Sonraki İçerikDeve Yetiştiricileri Tarafından İnşa Edilen Marree Camii

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz