Kudüs İçin Bir Araya Gelme Zamanı: Kudüs Şurası

Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın özgürleştirilmesi amacıyla sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek Kudüs Şurası oluşturdular.

0
492

Günümüzde çok sayıda sivil toplum kuruluşu kendi alanlarında harika işlere imza atıyor. Bu çalışmaları gördükçe umudumuz bir nebze daha artıyor. Bununla birlikte zaman zaman şunu demekten kendimizi alamıyoruz: “Keşke tüm bu kuruluşlar bir araya gelip hep birlikte hareket etseler.” Özellikle Kudüs davamızda daha gür bir sesle haykırabilmek için bu elzem görünüyor.

Yaklaşık 2 yıl önce, bu ihtiyacın farkında olan bir grup kanaat önderi bir araya gelerek Kudüs konusundaki temennilerimizin gerçeğe dönüşmesi yolunda bir adım attılar. Böylece Kudüs Şûrasının temelleri atılmış oldu. Biz de bu hikayenin arka planını detaylıca öğrenebilmek adına Kudüs Şurası İcra Kurulu üyelerinden ve aynı zamanda Gençlik Komisyonu Başkanı olan Mücahit Akpınar Bey ile bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi ayrıca Ümmet Gençleri Derneği’nin genel başkanlığını yürütürken; Yeşilay, Önder gibi sivil toplum kuruluşlarında da görev yapıyor.

Nedir Kudüs Şûrası, ne zaman ve nerede kuruldu?

Kudüs Şurası bir yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. 2019 yılının Aralık ayında Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın özgürleştirilmesi ve Filistinli kardeşlerimize destek vermek amacıyla çalışan sivil toplum kuruluşlarının istişaresi sonucu ülkemizde bulunan Kudüs sevdalısı diğer sivil toplum kuruluşları ile beraber Kudüs Komisyonu oluşturulması kararlaştırılmıştı. Ankara’da bulunan yüzü aşkın sivil toplum kuruluşunun ortak çatısı olan Ankara Sivil Toplum Platformu kuruluşu yapılan komisyonu himaye ediyordu. Kudüs Komisyonu, üye sivil toplum kuruluşlarının özverili çalışmaları ve katkıları sayesinde kayda değer faaliyetler gerçekleştirmiş ve Kudüs alanında hizmet gören birçok kuruluşun hüsnü teveccühünü kazanmıştı. Bunun üzerine üyeler arasında yapılan değerlendirmeyle kapsamı genişletilmesi için bilgi, politika ve strateji üretme kapasitesinin artırılması ve oluşan yeni yapının ihtiyaçlarını karşılayacak düzenlemelerin yapılması üzerinde fikir birliğine varılarak 2021 Ocak’ında “Kudüs Şurası” olarak yeniden yapılandırıldı.

“Kudüs” ve “şura” kelimelerinin ikisi de gayet anlamlı. Hangi ihtiyaca binaen böyle bir fikir ortaya çıktı?

Bilindiği üzere Kudüs ve Mescid-i Aksa siyonist İsrail’in işgal ettiği günden beri dünya Müslümanlarının gündeminde olmuştur. Kudüs’ün özgürleşmesi için İslam ülkelerinde önemli çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmaların daha etkili olması için ülkemizde ve dünyada birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu beraberliğin sağlanması için önce Kudüs Komisyonu ve daha sonra da Kudüs Şurası olarak ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirip bu dava çerçevesinde beraber hareket edilmesini sağlamayı amaçlıyoruz. Şura ise bilinen anlamı ile konsey, meclis ya da kurul anlamına gelmektedir. Kudüs Şurası’na bu ismin verilmesindeki amaç, Kudüs ve Mescid-i Aksa konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarının düşünce, dil ve fikir birliği yaparak bilgi, politika ve stratejiler üretmesi noktasında ortak hareket edebilecekleri bir iletişim, istişare ve iş birliği zemini sağlamasıdır. Böylelikle kurulacak mekanizmalar ve ortaya konacak ilke ve kurallarla medeniyetimizin şiarlarından biri olan meşveret ve şuranın bu çağdaki bir sivil tecrübesini de yaşatmak istiyoruz.

Peki kendi içinizde nasıl bir şura sisteminiz var? İşleyişi nasıl? Biraz bunlardan bahsedebilir misiniz?

Kudüs Şurası halihazırda 44 sivil toplum kuruluşundan oluşmaktadır. Kudüs ve Mescid-i Aksa çerçevesinde üye STK’larımızın koordine edilmesi şuramızın birincil görevini oluşturmaktadır. Şura, üyelerin toplanmasıyla yılda dört defa olağan genel kurul yapmaktadır. Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya ilişkin temel kararlar genel kurulda alınmakta ve yapılan çalışmalar değerlendirilmektedir. Bunun altında 14 üyeden oluşan ve bir yıllığına seçilen İcra Kurulu genel kurul iradesinin yürütülmesi ve yönetilmesinden sorumludur. İcra Kurulu’na bağlı olarak da icra kurulu üyelerinin başkanlığında dokuz ihtisas komisyonu bulunmaktadır: Araştırma ve Yayın; Basın, İletişim ve Tanıtım; Dış İlişkiler; Eğitim ve Farkındalık; Gençlik; İnsani Yardım ve Kalkınma; Kadın Kolları; Sosyal Medya, Tasarım ve Üyelik İlişkileri. Üye STK’larımız bu komisyonlara gönüllü üye olmak suretiyle uzmanlık alanlarına göre çalışmalar yapmakta, fikir ve projeler üretmektedir. Alınan kararların uygulanmasından ise üye STK’larımız gönüllü olarak sorumludur. Böylelikle bütün üyelerimize eşit hizmet ve temsil hakkı tanınmakta, ortak çalışma ve birlikte üretme kültürü oluşturulmaktadır.

Peki bu minvalde Kudüs Şûrası kendisini nerede konumlandırıyor? 

Kudüs Şûrası milletimizin kurduğu dernek, vakıf, sendika, platform, topluluk ve benzeri sivil yapılardan teşekkül eden bir oluşumdur. Bu yapısı itibariyle siyasi veya bürokratik etkilerden bağımsız olarak milletimizin Kudüs konusundaki hassasiyetini kamuoyu farkındalığına ve özellikle İsrail üzerinde bir baskıya dönüştürerek Filistinli kardeşlerimize destek olmayı amaçlamaktadır. Ulusal veya uluslararası bütün sivil yapılarla ortak çalışmaya ve işbirliğine açık bir siyaset izlerken her türlü kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite, araştırma ve düşünce merkezi ve medya organlarıyla düzenli bir diyalog içerisinde olmaya da özen göstermektedir. Sahip olduğu tarafsız ve bağımsız sivil karakteri ile Kudüslülerin yararına ümmet bakışını, duruşunu ve ortak aklını temsil eden bir model ve referans noktası olmayı hedeflemektedir. Bu itibarla şûranın en önemli özelliklerinden biri de üyelerin eşitliği, katılımın özendirilmesi, bütün kararların istişare ile alınması ve dikey hiyerarşiye gidilmemesidir.

Biraz da bu anlattıklarınızın pratiğe dönük kısmından bahsedelim. Tek bir cümle ile ifade edilecek olursa Kudüs Şûrası’nın misyonu nedir?

Kudüs Şûrası’nın misyonu, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne giden yolda bilgi, politika ve stratejiler üretmek, kamuoyu farkındalığını artırmak ve güç birliği yaparak Kudüslü kardeşlerimizin haklı mücadelelerine destek olmaktır.

Bu misyonu nasıl gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz? Şu ana kadar atılan somut adımlar var mı?

Bu misyonu gerçekleştirebilmek için elbette bir yıllık süre zarfında önemli adımlar attık. Kendi kurullarımızı ve komisyonlarımızı oluştururken siyasi partiler, üniversiteler, kamu kurumları, medya organları ve sivil toplum kuruluşlarına yaptığımız farklı ziyaretlerde söz konusu kuruluşlar Kudüs gündemini öne çıkarmaya ve sorumluluk alanlarında çaba göstermeye davet edilmiştir. İlk yıl yapılan ziyaretlerin ve çalışmaların en önemli çıktısı, 2021 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 8-14 Mart tarihleri arasını “Kudüs Haftası” olarak ilan etmesi ve Umre Daire Başkanlığı’nın adının Umre ve Kudüs Ziyaretleri Daire Başkanlığı olarak değiştirmesi olmuştur.

Bunun yanı sıra eğitim ve farkındalık alanında üyelerimizin yaptığı çalışmalar bütün Türkiye’de kaynak olarak kullanılmaya başlanmıştır. İşgalin ağır şartları altında korona ile mücadele etmeye çalışan Kudüslü kardeşlerimizin sıkıntılarını bir nebze dindirebilmek için geçen yıl ve bu yıl bütün STK’ların katılımıyla yardım kampanyaları düzenlenmiştir. Kamuoyunu bilgilendirmek ve farkındalığı artırmak amacıyla onlarca basın toplantıları ve açıklamaları, sosyal medya çalışmaları yapılmıştır. Bu kabilden olmak üzere “Arefe 1441 Kudüs Çağrısı: Ümmetin Haremi Mescid-i Aksa” Türkiye’den ve tüm dünyadan paydaşlar aracılığıyla farklı dünya dillerinde Müslüman kamuoyuna ve tüm insanlığa beyan edilmiştir. Akademi dünyasında Kudüs farkındalığını sağlamak amacıyla İsrail’i normalleştirme girişimlerine karşı sivil toplum boykota davet edilmek suretiyle akademik boykot kampanyaları düzenlenmiştir.

Geleceğe yönelik hedefler neler? Bu hedeflerin ekseninde ne var? Gençlik çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Gelecekteki hedeflerimizin üç ekseni bulunuyor. Birinci eksen Kudüs ve Mescid-i Aksa hakkında daha doğru ve güvenilir bilgi kaynakları üretmektir. Karanlıkta nasıl yürüyemezsek bilginin aydınlığı olmadan da hedefe varamayız. İkinci eksen örgün ve yaygın araçlarla konu hakkında neslin eğitilmesidir. Böylesine katmanlı bir sorunun üstesinden iyi eğitimli nesiller gelebilecektir. Üçüncü eksen olarak da lobi ve diplomasi çalışmalarıdır. Bu coğrafyadaki sorunları çözmek ancak uluslararası baskı yoluyla gerçekleşebilir. Bu çerçevede uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşları nezdinde yapacağımız çalışmalarla Kudüs’ün özgürlüğüne bir adım daha yaklaşmak istiyoruz. Kudüs’ün gerçek sahibi Müslümanların kendi mukaddes beldelerinde bu kadar zulüm ile yaşamasını kabul etmiyor, burada kardeşlerimize yapılan zulümlerin kaldırılarak refah içinde yaşamalarını istiyoruz.

Kudüs Şûrası’nın önemli komisyonlarından bir tanesi de gençlik komisyonudur. Ülkemizdeki gençlerin Kudüs hassasiyetinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Şu anda 15 ilimizdeki üniversitelerde 40’a yakın öğrenci kulübü sırf Kudüs ve Mescid-i Aksa için çalışıyor. Ayrıca illerimizde Kudüs platformları var. Gençlik Komisyonu, Kudüs Şûrası’nın misyonu gereği bu gençlik çalışmalarının birbirinden haberdar olması ve beraber hareket etmesi için bir koordinasyon görevi üstlenmektedir. Ayrıca ülkemizin bütün illerinde Kudüs sevdalısı gençleri tespit ederek bu illerde Kudüs platformu oluşturulmasına çalışıyoruz. Ayrıca ülkemizde bulunan bütün üniversitelerde Kudüs ve Mescid-i Aksa öğrenci kulüplerinin oluşturulması için genç kardeşlerimizi motive ediyoruz.

Kudüs’te bir genç olmak durumunda kalsanız kendinizi nasıl hissederdiniz?

Güzel bir soru, teşekkür ederim. Öncelikle genç bir yaşta böyle büyük bir sorumluluk altında Kudüs’te yaşayan Müslüman bir genç olmak gerçekten çok zor. Ancak genç yaşta böyle dünya çapında bir Kudüs ve Mescid-i Aksa davasının tam ortasında olmak da her insana nasip olacak bir şey değildir. Ben Kudüs’te bir genç olsam öncelikle çağımın imkânları ile kendimi en iyi şekilde yetiştirmeye çalışırdım. Yabancı dil ve bilgisayar konusunda özellikle interneti kullanarak kendimi geliştirirdim. Çünkü Kudüslü gencin diğer İslam coğrafyasındaki Müslüman gençlerden daha fazla kendini yetiştirmesi gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca Kudüs’te bulunduğum süre içerisinde Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın özgürleşmesi için halkımın bilinçlenmesine çalışırdım. Örneğin ülkemizde okuyan Filistinli genç kardeşlerimiz var. Bu arkadaşlar gibi Filistin dışında bir ülkede kendimi yetiştirip davam için mücadele ederdim. Buradan bu konuları konuşmak kolay olabilir. Kudüs zor bir coğrafya ancak ne kadar zorluk içinde bir dava mücadelesi varsa o kadar Allah huzurunda da ecri olacaktır.

İşin aksiyon kısmı güzel. Peki bu aksiyonun üzerine bina edileceği bilgi zemininde neler var? Bu konuda gündeminizde neler bulunuyor?

Kudüs Şûrasının bünyesinde bulunan Bilim İstişare Kurulundaki hocalarımız Kudüs Şûrası ve üyesi olan STK’ların bilimsel ve fikri yönden gelişimlerinin sağlanması için dönemsel olarak istişare toplantısı yaparak şûranın yol haritasının çıkartılması ve yapılması gerekenler noktasında tavsiyelerde bulunuyor. Bu tavsiyeler toplumsal tarafta özellikle toplumun bilinç düzeyinin artırılması ve harekete geçilmesi için yapılabilecek bilimsel çalışmalara da önderlik ediyor. Diğer taraftan Bilim İstişare Kurulumuz Kudüs üzerine bilimsel çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları ile araştırma ve düşünce merkezleri arasında bir istişare zemini imkânı sunuyor. Varolan bilimsel çalışmaların kapasitesinin iyileştirilmesi için yeni araştırma gündemleri oluşturulmakta ve genç araştırmacılar yetiştirmek için bazı destek mekanizmaları geliştirilmektedir. Pek yakında bu konuda daha somut ve ileri adımlar atmayı da düşünüyoruz.

Pandemi süreci -malumunuz- alanı ne olursa olsun tüm sivil toplum kuruluşlarını etkiledi ve çeşitli açılardan değiştirdi, dönüştürdü. Siz Kudüs Şûrası olarak bu krizi fırsata çevirenlerden misiniz yoksa hala değişime ayak uydurma konusunda zorluk çekenlerden mi?

Pandemi süreci bütün sivil toplum çalışmaları noktasında ciddi bir sorun oluşturdu. Kudüs Komisyonu olarak kurulduktan 3 ay sonra pandemi şartları başladı. Miraç Kandili haftasının “Miraç ve Kudüs Haftası” olarak ilan edilmesi için çalışmalar ve görüşmeler yaparken ne yazık ki pandemi yasakları başladı. Özellikle Miraç Kandili haftası yapmayı planladığımız konferanslar, sergiler ve açık hava etkinliklerini pandemi yasakları sebebiyle online platformlara taşımak zorunda kaldık. Ancak biz Kudüs Şûrası olarak pandemi döneminde toplantılarımıza ara vermeden online olarak devam edebildik. Bütün çalışmalarımızı online platformlara aktardığımız gibi aynı zamanda sosyal medya çalışmalarına da ağırlık verdik. Ancak özellikle Mescid-i Aksa ziyaretleri aksadı; bir süre girişler yasaklandı. Bu süreçte Kudüs’teki kardeşlerimiz savunmasız kaldılar. Aşılama çalışmalarında bildiğiniz gibi İsrail Filistinli kardeşlerimize aşı vermedi. Koronayı bahane ederek işgali daha da ağırlaştırdı ve cezalarla yıldırmaya çalıştı. Bundan dolayı aslında şartlar Kudüslüler için daha da zorlaştı diyebiliriz.

Bence gayet güzel ve verimli bir konuşma oldu. Son olarak şunu sormak istiyorum. Kıssadan hisse sadedinde okuyanlara da bir reçete sunacak olsanız ne olurdu? Mesela her fert çeşitli yönleriyle değindiğimiz bu Kudüs bilincini kendi hayatlarında nasıl yaşatabilir ve başkalarına aktarabilir?

Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor ki gitmediğiniz yer sizin değildir. Biz Müslümanlar olarak yeryüzündeki en önemli 3 haremimizden biri olan Mescid-i Aksa’yı asla boş bırakmamalı ve devamlı ziyaret etmeliyiz. Diğer Müslüman ülkelerden farklı olarak Türkiyelilerin Mescid-i Aksa’ya gitmesinin İsrail üzerinde daha fazla etkiye sahip olduğunu kendi ziyaretim esnasında bizzat müşahede ettim. Türk olduğunuzu ifade ettiğinizde İsraillilerin gözlerindeki ifade hemen değişiyor. Bunun için bizim milletimizin ziyaret yapması çok önemli. Ayrıca ülkemizde çok güzel bir gelişme oldu. Yıllar sonra Ayasofya Camii Kebiri asıl misyonuna dönerek ibadete açıldı. Ayasofya’nın ibadete açılması elbette önemli ancak bizler Ayasofya’yı vakit namazları başta olmak üzere boş bırakır doldurmazsak hem Ayasofya asli misyonunu yerine getirmez hem de gündemimizden yok olup gider.

Aynı şey Mescid-i Aksa için de geçerli. Diyanet İşleri Başkanlığı çok güzel bir karara imza attı. Umre Daire Başkanlığının adını Umre ve Kudüs Ziyaretleri Daire Başkanlığı olarak değiştirdi. Eğer bu daire başkanlığına ziyaret için başvuru yapılmazsa bu adımın faydasını nasıl göreceğiz. Onun için Kudüs’e dair çalışmalar yaparken sadece sevmek yeterli değil, ülkemizdeki Kudüs ve Mescid-i Aksa ziyaretleri artırılmalı; evlenecek kızlarımız mehir olarak gerekirse Mescid-i Aksa ziyareti istemeli, bu hassasiyetler oluşturulmalı diye düşünüyorum. Ayrıca evlerimizin bir köşesinde bizlere Mescid-i Aksa’yı hatırlatacak tablolar, resimler olmalı ve çocuklarımıza ve ailemize bu hassasiyeti aşılamalıyız.

Son olarak bizlere bu fırsatı verdiğiniz için de Kudüs Şûrası üyesi STK’lar adına teşekkür ediyorum.

Böyle güzel işlere vesile olduğunuz için asıl bizler teşekkür ederiz.

Önceki İçerikJaponya ve Türkiye Arasında Bir Hidayet Yolculuğu
Sonraki İçerikMısır’daki Camiler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz