Macaristan’da Bir Osmanlı Dervişi: Gül Baba

Macaristan'ın manevi bekçisi olarak görülen Gül Baba, vefatının üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen sevgi ve saygıyla anılmaya devam ediyor.

0
315

Gerçek adı Cafer olan Gül Baba, Osmanlı döneminde yaşamış Merzifon’lu bir Bektaşi babası. Gül Baba için Macarların gözde babası demek de yerinde olacaktır zira vefatının üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen Macaristan halkı tarafından hala aynı sevgi ve hürmetle anılan bir zat kendisi. Macar edebiyatında bile yer edinmiş Gül Baba’nın kabri Tuna Nehri ile ikiye ayrılmış Macaristan başkenti Budabeşte’nin batı kıyısında kalan Buda şehrinin en yüksek tepesinde ve şehrin tüm ihtişamıyla izlenebileceği bir konumdadır. Bu da haliyle ona olan sevgi ve hürmetin en büyük göstergelerindendir. Peki nedir bu Macarları kendine böylesine hayran bırakmış Gül Baba’nın hikayesi?

Gül Baba’nın Hayatı

Ufak bir zaman yolculuğu ile 1526 yılına, Kanuni Sultan Süleyman’ın hüküm sürdüğü zamanlara gidelim. Osmanlı’nın Avrupa’da genişleme politikasının en önemli unsurlarından biri olan Bektaşi dedelerinin Avrupa’ya gönderilmesi Gül Baba’nın Macaristan hikayesinin başlangıcıdır. 1526 yılında bu görev için Kanuni’nin daveti üzerine Gül Baba Macaristan’a giderek tam 10 yıl orada yaşar.

Gül baba için ilk bilgiler Evliya Çelebi tarafından aktarılır bize. Kendisine Gül Baba denmesinin nedeni hakkında çeşitli rivayetler olsa da Evliya Çelebi, Gül Baba’nın kavuğunda daima bir gül taşıdığı için bu ismi aldığını söylemiştir.

Ordu sefere çıktığı zamanlarda askerleri manevi olarak güçlendirip yüreklendirmek adına dervişler ve saz ozanları da seferlere katılırmış. Mola zamanlarında dualar okuyup destanlar söylerlermiş. Ayrıca bu derviş ve ozanlar gerektiği zamanlarda silahlanıp savaşa da katılırlarmış. Gül Baba da savaşlara katılan dervişlerden biriydi. Ancak tahta bir kılıçla… Evet, tahtadan bir kılıç. Kimi öldürür ki bu kılıç? Kimseyi… İşte Gül Baba’nın yüzyıllar boyunca unutulmamasının ve bu derece önemli olmasının sebebi tam da burada. Macarlara onu neden bu kadar sevdikleri sorulunca hepsi sanki ezberlemişçesine şu cevabı veriyorlar:

“Gül Baba yaratılanı sever, yaratandan ötürü. Eğer bir insanı ayırt etmeden severseniz Allah’ı da sevmiş olursunuz. İnsanı sevmek Allah’ı sevmektir.”

Kanûni Sultan Süleyman’ın bile kendisinden etkilendiğini yazan tarihi kayıtlara göre Gül Baba 2 Eylül 1541 tarihinde Budin seferi sırasında Buda Kalesi önünde vefat etmiştir. Yine Evliya Çelebi’nin aktardığına göre cenazesine 200 bin kişi ile birlikte padişah da bizzat katılmıştır. Cenaze namazını dönemin önemli şeyhülislamlarından Ebussuud Efendi kıldırmıştır.

Gül Baba Türbesi

İçinde Gül Baba’nın kabri haricinde 40 kadar dervişin daha kabrinin olduğu yazan türbe, 1543-1548 yılları arasında 3. Budin beylerbeyi olan Yahya Paşazade Mehmet Paşa tarafından yapılmıştır. Bahçesi güllerle dolu olan bu türbede Gül Baba heykelinin yanı sıra hayatının anlatıldığı Türkçe bir yazı da mevcuttur. Başkentin en yüksek tepesinde ve şehri panoramik olan ören bir konumda olan bu türbenin bulunduğu tepeye de Gül Baba’ya atfen Rozsadomb (Gültepe) adı verilmiştir. Günümüzde Budin’in manevi bekçisi sayılan Gül Baba’nın türbesi Türk-Macar dostluğunun bir sembolüdür. Gül Baba türbesi, Gül Baba Türbesi Uluslararası Gayrimenkul Federasyonu’nun (FIABCI) tüm dünyadan en prestijli projelerin değerlendirdiği 2020 Mükemmeliyet (Prix d’Excellence) yarışmasında, iki ödüle layık görülmüştür.

Eserleri

Gül Baba’nın Miftah’ul Gayb ve Güldeste isimlerinde iki de eseri bulunmaktadır. Yazımızı, sevginin ne kadar güçlü olduğunu bizlere, Macar halkının kendisine duyduğu saygı ve sevgi ile göstermiş olan Gül Baba’nın şu beyitleriyle sonlandıralım:

Geçdi ömrüm irmedi valsına ol meh-pârenün

Veh ne düşvâr oldı hâli men dil-i sad-pârenün

 

Zahm-ı gamzen vuslatından dûr olaldan dostum

Subha dek feryâd olubdur kârı men âvârenün

 

Baş u cân u dil nedir şükrâne verirdim eğer

Vuslat-ı kûyuna irsem sen güneş ruhsârenün

 

Bunca kim hicrinde nây-veş inlerem efgân idüp

Lûtf ile rahm itmedin hâline men gam-hârenün

 

Hasred ü derd ile kaldın ey Misâlî âkıbet

İrmedin vaslına bir dem ol büt-i ayyârenün…

Kaynakwww.fikriyat.com/
Önceki İçerikDiriliş Ertuğrul Dizisinin Vesile Olduğu Bir Hidayet Yolculuğu
Sonraki İçerikAl-Khair, Karantina Mağdurlarına Yardım Eli Uzatıyor
2001 yılında İzmir'in Konak ilçesinde doğdu. Şu an Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde Arap Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz