Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
Tasavvuf Edebiyatı

Mevlana’nın İzinden: Sultan Veled

Mevlana Celaleddin Rûmî’nin peşinden giden, Mevlevilik tarikatının büyümesinde önemli rolü olan, döneminin etkin irşatçısı Mevlana’nın oğlu Sultan Veled Tasavvuf Edebiyatı serimizin bu haftaki konusu oldu. Kendisinin eserlerini ve edebi kişiliğini incelemeye başlamadan önce hayatına göz atalım.

Hayatı

Mevlana Celaleddin Rûmî’nin en büyük oğlu olan Sultan Veled 25 Nisan 1226’da (25 Rebîülahîr 623) Lârende’de (günümüzde Karaman) doğmuştur. Annesi Mevlana’nın ilk eşi Semerkantlı Lala Şerefeddin’in kızı Gevher Hatun‘dur. Asıl adı olan Bahâeddin Muhammed Veled ismini, babası Mevlana, dedesinin adı olması sebebiyle koymuştur. Annesini küçük yaşlarda kaybetmiştir.

Âlim ailesinden gelen Sultan Veled’in çocukluğu babası gibi ilim ve sohbet meclislerinde geçmiştir. Tahsilini kardeşi Alâeddin ile birlikte Dımaşk’ta (günümüzde Şam ili) sürdüren Sultan Veled ilk olarak babasının mürşidi Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî’ye intisap etmiştir. Daha sonra onun vefatının ardından Şems-i Tebrîzî’ye, Selâhaddîn-i Zerkûb ve Hüsâmeddin Çelebi’ye bağlanmıştır.

Babasının isteği üzerine Selâhaddîn-i Zerkûb’un kızı Fatîma Hatun ile evlenmiştir. Celâleddin Emîr Arif Çelebi isimli oğlu, Mutahhara Hatun (Abide) ve Şeref Hatun (Arife) isimli iki kızı, bu evliliğinden dünyaya gelmiştir. Fâtıma Hatun’dan sonra evlendiği cariyesi Nusret Hatun’dan Çelebi Şemseddin Emîr Abid isimli bir oğlu olmuştur. Diğer evlendiği cariyesi Sünbüle Hatun’dan Çelebi Selâhaddin Emîr Zâhir ve Çelebi Hüsâmeddin Emîr Vâcid isimli iki tane oğlu olmuştur.

mevlana türbesi
Mevlana’nın Türbesi

Babasının vefatının ardından onun makamına geçmesi için başta intisap ettiği Hüsameddin Çelebi olmak üzere ileri gelen Mevleviler ısrar etmiştir. Ama o ısrarları kabul etmeyip Hüsameddin Çelebî’nin buyruğu altına girmiştir. Babasından sonra on bir yıl Hüsameddin Çelebî’yi mürşid bir halife bilip müridlik etmiştir.

Yakınları tarafından itiraz edilip Hüsameddin Çelebî’nin hilafetini kendisine vermek isteyenler olsa da o babasının buyruğuna uymakta kararlı kalmıştır. Hüsameddin Çelebî’nin vefatının ardından yedi yıl Kerîmüddin b. Bektemur’a hizmet etmiştir. Onun da vefatının ardından babasının makamına geçmiş, çeşitli şehirlere irşat faaliyetini gerçekleştirmek için halifeler göndermiştir.

Sultan Veled zekâsı ve bilgisi sayesinde, ayrıca devrinde içinde bulunduğu politik ve sosyal durumdan dolayı döneminin en etkin kişilerinden biri olmuştur. Huzuru ve refahı kaybeden Anadolular Moğol hâkimiyeti altına girince manevi mutluluk ve huzuru dergâhlarda, şeyhlerle birlikte bulmuştur. Bu süreçte Sultan Veled ise güzel bir şekilde irşat faaliyetlerini yürütmüş, Anadolu’nun çeşitli yerlerine gönderdiği halifeler gittiği yerlere Mevlevilik esaslarını götürmüşlerdir. Kırşehir’in doğu tarafında Süleyman Türkmânî Mevlevî zâviyesini kurmuş;  Hüsâmeddin Hüseyin Erzincan’da, Alâeddin ise Amasya’da halifelik yapmıştır.

süleyman türkmani
Süleyman Türkmani Türbesi

Sultan Veled babasının emaneti Mevlevî tarikatının sistemli olmasına çalışmış, bunun için babasından kalan esasların üzerine tarikat adabına yeni usuller getirmiştir. Babasının buyruğundan çıkmadığını ise şu sözleriyle ifade etmiştir: “Babasının verdiği bilgiden ve velîlikten başka Veled’in ne bilgisi ne de velîliği vardır.”  Mevlevî tarikatında olan semâhânenin üç defa yapılmasından oluşan “devr-i veledî” zikrinin başlatılması Veled’e bağlanmıştır. Hüsâmeddin Çelebi zamanında Alemüddin Kayser’in yaptırmış olduğu Mevlana Türbesi’nin Mevlevî tarikatının merkezi olması için çalışmıştır. Bu türbeye Sultan II. Gıyâseddin Mesud’un vakıflar tesis etmesini sağlamıştır.

Sultan Veled 11 Kasım 1312 yılında (Hicrî 10 Receb 712) Konya’da vefat etmiştir. 86 yaşında hayatını kaybeden Veled’in mezarı babasının mezarının sağ tarafına yapılmıştır.  

Edebi Kişiliği ve Eserleri

dolmakalem

Kendisinin eserlerine bakıldığında muhteva ve üslûp açısından babasının izinden gittiği görülür. Nitekim eserlerinde babasının sözlerinden aynı şekilde alıntılarda bulunmuştur. Divanında yer alan neredeyse bütün şiirlerinde Mevlana’nın ifadeleri, edası ve onun kullandığı vezinler redifler yer alır.

Mahlas olarak Veled mahlasını kullanan Sultan Veled, dönemine göre oldukça fazla eser vermiştir. Manzum ya da mensur olarak verdiği eserlerde Mevlana’yı taklide gitse de Mevlana’nın eserlerinden ayrılan yönleri de olmuştur. En önemli farkı eserlerinde babasına göre daha çok Türkçe’ye yer vermesidir. Bu da Mevlana dönemine nazaran Sultan Veled döneminde Türkçe’nin daha çok kullanıldığının, varlığını kabul ettirdiğinin delili niteliğindedir.

Mevlana’nın eserlerinden ayrılan bir diğer yön Sultan Veled’in babasına nazaran daha az hikâyeli anlatıma yer vermesidir. Sultan Veled eserlerinde Farsça’yı daha sade ve akıcı bir şekilde kullanmıştır. Türkçe ve Farsça şiirlerinin yanı sıra Arapça ve Rumca şiirler de söylemiştir. Türkçe şiirler de söyleyen Sultan Veled’in Divân’ında 14 gazel, Velednâme’de 76 beyit ve Rebâbnâme’de 162 beyit Türkçe’dir.

Türk edebiyatında başlayan Mevlana tesiri Mevlana’nın oğlu Sultan Veled sayesindedir. Radloff, Bernhauer, Salemann gibi önemli yabancı araştırmacıların; Kilisli Rıfat, Mecdut Mansuroğlu, Abdülbaki Gölpınarlı gibi yerli araştırmacıların incelediği eserlerine birlikte bakalım.

Eserleri

1.Dîvân:

Arapça, Farsça, Türkçe ve Rumca olmak üzere dört dilden gazeller, rubâîler, musammatlar ve mülemma’lar gibi çeşitli biçimlerde şiirler barındırır. Gazellerinin çoğu babası Mevlana’nın gazellerine nazire yani benzek, taklittir. Büyük bir edebi değere sahip olmayan eser, Mevlana’nın Divân’-ı Kebîr’in en iyi anlaşılması için önemlidir. Övgü ve mersiye niteliğinde olan gazelleri ayrı tutulduğunda diğer bütün gazelleri tasavvufî ve didaktik niteliğindedir. Eserdeki gazeller ve rubaîlerin en önemli özelliği açık ve sade olmasıdır.

mevlevilik

2.İbtidâ-nâme (Veled-nâme, Mesnevî-i Veledî):

Sultan Veled’in mesnevilerinin ilki olan eser ilk beytinde “ibtida” kelimesiyle başlanmasından dolayı bu adı almıştır. Abdülbaki Gölpınarlı eserin Türkçe’ye kazandırılmasında etkilidir. Eserin yazım amacı Mevlana ve etrafındakiler hakkında en güvenilir bilgileri vermektir. Mukaddimesi hariç 165 konu başlığından oluşan eser manzum ve mensur karışık oluşturulmuştur. İçerisinde barınan 9007 beyitten 76’sı Türkçe, 180’i Arapça ve 23’ü Rumca’dır.

3.Rebâb-nâme:

1301’de kaleme alınan eserde önsözle birlikte 106 başlık bulunmaktadır. “Rebabın ağlayıp inlemesinden aşka dair yüzlerce nükte dinleyin” beyitiyle başlayan eser Sultan Veled’in mesnevileri arasındadır. Aruzun “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilât” kalıbıyla manzum ve mensur karışık yazılan eser Mevlana’nın mesnevisiyle aynı vezindedir. İçindeki beyitlerden 162’si Türkçe, 36’sı Arapça 22’si Rumca’dır ve toplamda 8142 beyitten oluşur. Eserin konusu Mevlana ve Şems’tir. Eserin üzerinde ilk çalışma yapan ve yayımlayan Radloff’tur.

4.İntihâ-nâme:

Son mesnevisi olmasından ötürü İntiha-nâme adını alan eserin telif tarihi bilinmemektedir. Aruzun “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” ve “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilât” vezinleriyle yazılmış eserde manzum kısımların özeti mahiyetinde mensur kısımlar vardır. Bu mesnevisi diğerlerinden ayrı olarak yalnızca Farsça yazılmıştır. Mevlana’nın yolu, Şems ile Mevlana’nın ilişkisi ve semaâ ilişkin bilgiler eserin konusunu oluşturur. Eserin yazım amacı ise “İnsanlar, nefis ve şeytanın tuzağına düştükleri sürece biz de, Kur’ân’da olduğu gibi vaaz ve nasihatte bulunacağız” ifadesinden anlaşılır. Önsöz dışında 120 başlıktan ve 8313 beyitten oluşur.

5.Ma’ârif:

Yalnızca mensur şekilde yazılmış ve Farsça yazılmış tek eseridir. 56 bölümden oluşan eserde Sultan Veled diğer üç mesnevisinde anlattıklarını tekrar eder. Tasavvufî nitelikli eser gayet açık ve sade bir dille yazılmıştır. Sultan Veled eserini dedesinin Ma’ârif’iyle babasının Fîhi Mâ-fîh’ine benzeterek yazmıştır. Tevhide, tarikata, tasavvufa ve şeriata değinilmiş, inançlar ve kaideler her bölümde çeşitli hallerde, ayet ve hadislerin yanında verilmiştir. Türkçeye çeviren Meliha Tarıkâhya Anbarcıoğlu olmuştur.

BİR SEÇMECE

Söz, bâkidir; mal, fâni.

Kalıcı olanı al, ölümlü olanı bırak.

Ebedi olmak (istiyorsan) Tanrı’yı seç.

Gece gündüz (O’ndan) yardım dile.

Ağlayarak yalvarıp O’na de ki:

Kendi lütfundan bana merhamet eyle.

Gözümü aç da seni açıkça göreyim;

Damla gibi denize karışayım

Nasıl ki damla ve deniz karışınca;

Damla ve deniz bir olur, ikilik kalmaz,

Ben de damla gibi deniz olayım da

Ölmeyip deniz gibi diri kalayım.

Akıllı kimseler, bu sözlere şaşırıp (der) ki:

İnsanlar, yaratıcıyı nasıl görür?

Ben onlara derim ki: O’nun yüzünü;

Kimse göremez, ancak (kişi) kendini görebilir.

Tanrı, kendi nurunu ona verir;

(O kişi de) o nurla Hakk’ı açıkça görür.

(İnsanın) gözünde nur olursa, nuru görür;

Güneşin ışığını idrak edebilir.

Kaynaklar:

  1. islamansiklopedisi.org.tr. (2009). 2023 tarihinde Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi: https://islamansiklopedisi.org.tr/sultan-veled
  2. Ocak, F. (1988). Sultan Veled’in Rebâb-nâmesi. Erdem , 5 (11).
  3. sultanveled.semazen.net. (tarih yok). 2023 tarihinde Hz.Bahâeddin Muhammed Sultan Veled: https://sultanveled.semazen.net/?p=163
  4. teis.yesevi.edu.tr. (tarih yok). 2023 tarihinde Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü: https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/veled-sultan-veled-bahaeddin-muhammed

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu