Misyonerlikten İslam Davetine : Musa Bangura’nın Hikayesi

Çok ilginç bir hikayeden bahsedeceğiz sizlere. Hikayenin kahramanı Atlas Okyanusu’nun kıyısındaki bir ülkede yaşıyor. Nerede mi? Dünyadaki elmas yataklarının %80’ine sahip olmasına rağmen en fakir ülkelerden biri sayılan Sierra Leone’da.

Dünyadaki elmas yataklarının %80 ine sahip olup buna rağmen en fakir ülkelerden biri sayılan Sierre Leone.

Bu güzel insan Musa Bangura (İslam’la şereflenmeden önce Moses Mark Bangura). Kilise okulunda büyüyen ve genç yaşlarda rahip olan birisi. Dini anlatma konusundaki yeteneğini fark eden babası tarafından Nijerya’ya Evangelist okuluna gönderildi. Orada Müslümanları nasıl Hristiyan yapacağına dair eğitimler aldı. Kilisenin ev, araba, maaş hatta evlilik desteğinden sonra ona düşen sadece Müslüman köylerdeki insanları Hristiyan yapmaktı.

Hayatını misyonerliğe adayan bu insan o sıralar şu ayetten elbette haberdar değildi.

Hidayeti bulmuş olanlara gelince; (Allah) hidayetlerini artırmış ve takvalarını vermiştir.” (Muhammed Suresi, 17. Ayet Meali)

Ve ilginç bir rüya ile Musa Bangura’nın hayatı değişir.

İlginç Bir Rüya ve Kapılar Aralanıyor

Bangura bir defasında kendisini çok etkileyen bir rüya görür. Rüyasında bir adam ona:

“Neden karanlıkta ısrar ediyorsun, neden aydınlığa çıkmıyorsun, neden insanları karanlığa çağırıyorsun?” diye sorar.

Bu rüyadan çok etkilenen Bangura soluğu papazın yanında alır ve ona halini arzeder.

Papazın cevabı ise: “Sen çok etkili bir rahip olduğun için şeytan seninle uğraşıyor, aldırma.” şeklinde olur. Fakat bu rüyalar bitmez ve Musa aldığı cevaptan tatmin olmaz. Bu sefer de çocukluk arkadaşı olan bir imama gider. Rüyasının tabirini sorduğunda ise aldığı cevap Musa’yı çok şaşırtır.

“Kardeşim, Allah seni hiçbir aracı olmadan dinine davet ediyor, hala neden bekliyorsun?”

Bu Musa için bir işarettir ve o anlamlandıramadığı rüyaların sırrını artık çözmüştür. Elbisesini çıkarır temizlenir ve camiye gider. Günlerden Cumadır, Bangura’yı gören cemaat hem çok şaşırır hem de sevinçten gözyaşlarına boğulur. Bangura, o Cuma vaktinde şehadet getirir ve Müslüman olur.

“Bugün benim Müslüman olarak ilk günüm. Söyleyin ben İslam için ne yapacağım?

Müslüman Olduktan Sonra Sorduğu İlk Soru

Musa Müslüman olmuştur ama bunun sadece lafta kalmaması gerektiğini bilen sorumluluk sahibi bir şahsiyettir ve ilk sorduğu soru şu olur:

“Bugün benim Müslüman olarak ilk günüm. Söyleyin ben İslam için ne yapacağım?”

Peki, Musa bu sözlerinde ne kadar samimiydi acaba? Bu sorunun cevabını da akşam başkent Freetown’da yapılacak toplantıda görmek mümkün. Musa oturum başkanı olarak katıldığı bu toplantının açılış konuşmasında şunları haykırır ve salonu terk eder.

“Ben artık ne bir rahip ne de bir hristiyanım. Ben bugünden itibren bir Müslümanım.”

Toplantıdaki rahiplerden birisi de onun kardeşidir ve meclise şöyle der: “Siz onun ne kadar yetenekli biri olduğunu biliyorsunuz, eğer onu ortadan kaldırmazsak ülkemizde Hristiyan kalmaz.”

Bu infaz kararı, annesi tarafından Musa’ya ulaştırılır. Ardından onu yıldırmak için kilise, Musa’nın tüm mal varlığını elinden alır, onu eşi ve çocuklarından alıkoyar. Bunların hiçbiri Musa’yı vazgeçirmez çünkü o bir mü’mindir ve Allah’a teslim olmuştur.

Sen, artık Allah’a tevekkül et; çünkü sen apaçık olan hak üzerindesin. (Neml Suresi 79. Ayet Meali)

Daha sonra Musa, Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Mustafa’nın yanına sığınır. Altı ay kadar onun yanında gizlenir. Bu süreçte de İslami eğitimini tamamlar. Altı ayın sonunda Şeyh Mustafa, ülkenin ünlü papazlarına mektuplar yazarak şunu bildirir:

“Şimdiye kadar siz binlerce Müslüman’ı Hristiyan yaptınız, bizim sesimiz çıkmadı. Fakat bu adamın öldürülmesi bizim için savaş sebebidir.”

Papazlar bu duyurudan çekinirler ve güvenlik sözü vermek zorunda kalırlar.

Musa Bangura’nın hikayesi onu dinleyen birçok kişiye ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Güçlü Bir Aslan Gibi Tekrar Meydanlarda

O günden sonra Musa Bangura, İslam davetçisi olarak meydanlardadır. Bir bisikletle tek tek köyleri dolaşmaya ve insanları İslam’a davet etmeye başlar. Hatta rahipken ilk Hristiyanlaştırdığı köy olan Makeni’den başlar bu davet hareketine. Köy köy dolaşarak bu işin çok zor olacağını anlayan Musa, papazlarla münazara programları düzenlemeye başlar. Söylediğine göre bu programlardan sonra 650 papaz ve cemaatlerinden birçok kişi İslam’a girmiştir. Münazara sloganı şudur:

“Eğer ben kazanırsam siz Müslüman olacaksınız, siz kazanırsanız ben hristiyan olacağım.”

Musa’nın hikayesi ve münazaraları hızla yayılır. Türkiye’den bazı hocalar da onunla tanışmak için ziyarete giderler. Sohbet esnasında bir kişi “İnsanoğlu unutur, yanılır. Sen nasıl dinini bu şekilde pazarlık konusu yaparsın?” diye sorar. Musa’nın cevabı çok manidardır.

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed Suresi,7. Ayet Meali)

İslam Daveti Gittikçe Büyüyor

“Bu memlekette papaz bırakmayacağım.” diyerek İslam davetine devam eden Musa, Müslümanlar’ın yokluk içinde olduğunu fark eder. Ardından “Why Islam?” adıyla bir yardım teşkilatı kurar ve bu kurumla Müslümanlar’a maddi yardım bulmaya çalışır. Bir zaman sonra İHH, Musa Bangura’ya taksi parası adıyla bağış yapar. Musa, o tarihten sonra bisikletle değil araçla köyleri gezmeye başlar. 2012 yılında da Türkiye’ye gelir ve dönerken de yardım dernekleri tarafından ona bir minibüs bağışlanır.

Musa Bangura’ya en büyük desteği Türkiye’deki hayırseverler veriyor.

Günlerce Uğraştım Ama Nafile

Unutamadığı bir anısı sorulduğunda şunu anlatır:

“Ülkemizde ünlü bir papazla karşı karşıya gelmek ve münazara düzenlemek istiyordum. Biliyordum ki onun Müslüman olmasıyla birçok insan da İslam’a girecekti. Papazı ikna ettim, tek bir sorunumuz vardı. Münazaranın düzenlenmesi için 12 milyon leone gerekiyordu. Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında yarı yarıya ödenecekti. Daha sonra bir Hristiyan 8 milyonu ödedi ve bize 4 milyonu bulmak kaldı. Günlerce o parayı bulmak için uğraştım ama toparlayamadım, sonunda maalesef münazara iptal edilmiş oldu. Hala o münazaraya çıksam kaç kişi Müslüman olurdu diye düşünüyorum.”

Burada üzüleceğimiz nokta şudur ki; 4 milyon leone sadece 1000 dolara karşılık geliyor. Afrika’nın bir ülkesinde, yoksulluk içinde bir İslam davetçisi 1000 dolar bulamadığı için belki de yüzlerce insan İslam’ı tanıyamıyor. Bugünlerde Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde tüketim çılgınlığı devam ederken, “davet” için bütçemiz kalmıyor. Dahası bu arayıştan haberimiz bile olmuyor.

Bu ibretlerle dolu hikayeyi sizler ile paylaşıp insanlara ulaştırmak istedik. Sizler de bu güzel hikayeyi paylaşarak çevrenize duyurabilirsiniz.

Diğer Güzel Haberler

İçindeki boşluğu bir türlü dolduramadı, her dini araştırdı ama hiçbiri sorularına tam anlamıyla cevap olmuyordu. Ve bir gün İslam’ı araştırdı, Kur’an’dan çok etkilendi, sonunda hakikati bulmuştu. Rubin’in hikayesini Okumak İçin Tıklayın

Bir gezi sebebiyle Türkiye’ye gelmişti. İlk defa ezanı işitti ve adeta büyülenmişti. Ülkesine dönünce İslam’ı araştırmaya başladı. 18 aylık bir süreç boyunca hiçbir Müslüman ile konuşmadan Kur’an-ı Kerimi okuyarak ve internetten yaptığı araştırmalar sonucunda hakikate teslim olmuştu. Rooney’in hikayesini Okumak İçin Tıklayın

Arapça ‘Muhammed bir hırsızdır’, ‘Kur’an zehirdir’ ve ‘İslam bir yalandır’ yazan sticker-projesine öncülük etti. Parlamentoda camilerin kapatılması, mecliste bulunan Kur’an’ın kaldırılması ve İslam’ı Hollanda’da yasaklamak gibi önerilerde bulundu. En sonunda İslam’ı araştırınca hakikati gördü. Van Klaveren’in hikayesini Okumak İçin Tıklayın 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz