Müslüman Çocuk Serisi #2: Çocuk ve Mizacı

0
398
Müslüman Çocuk Mizacı

Serimizin ilk yazısıyla Müslüman çocuk dünyasına yolculuğumuzu başlatmıştık. Daha gideceğimiz yollar, göreceğimiz yerler var. En sonda da sizlere bir sürprizimiz olacak. Unutmayın yolda olmak, bilinenin içinde bilinmeyeni beklemektir. Bu yazımızda da çıktığımız yolculuğun ilk ülkesine iniş yapacağız. “Müslüman Çocuk Mizacı” adlı ülkede bizi neler bekliyor, haydi hep birlikte bakalım.

Fıtrat ve Mizaç

Mizaç; huy, tabiat, özel kabiliyetler ve hususi eğilimlerdir. Fıtrat üzere doğduktan sonraki davranış biçimimizi ifade eder. Adil olma duygusu fıtraten Allah’ın doğuştan içimize ektiği bir tohumsa adaletli davranmak mizacımızın yeşerttiği bir durumdur. Yani mizaç, dünyayı algılayış şeklimizi ve dünyaya nasıl cevap verdiğimizi yansıtır. Duygu, düşünce ve davranış farklılıklarımızın kaynağıdır. Mizaç, Arapça bir kelimedir. “Mezece” kökünden gelir. “Bir şeyle karıştırılmış başka bir şey” anlamındadır. Bu yönüyle fıtrattan ayrılır.

Devasa bir orman tahayyül edelim. Orman, içerisinde çeşitli bitkileri barındıran bir alandır. Genel itibariyle birbirine benzer özellikleri taşır ormanlar. Burayı insan fıtratı olarak varsayalım. Fıtrat ise Allah’ın insana yerleştirdiği bir mirastır. Yani İslam üzere doğmaktır. Tüm insanlığın buluşma noktasıdır aslında. Mizaçlar ise ormandaki her biri ayrı özgünlükte olan bitkilerdir. Bu noktadan hareketle ormandaki bitkileri keşfe çıkacağız. Genelden özele yapacağımız bir keşif türü aslında bu. Her çocuğun fıtratında olan özgünlüğü, biricikliği ele alacağız. Ormandaki güzellikleri tek tek tanıyıp her birinin yaradılışındaki kodlara dikkat çekeceğiz. Kelamımızı yeşillendirirken her çocuğu bir fidan olarak tanımladığımızı yeniden hatırlatmış olalım.

Çocukların Mizacı – Ormanı Keşif

Orman, gizemlerle doludur. Kendine özgü bir ritmi vardır. İçerisinde hem zehri hem de panzehri aynı anda barındıran mucizeleri, görsel bir şöleni ve içerisindeki bitkilerin mucizevi yönleri vardır. Dışarıdan seyredildiğinde yaratılanların güzelliği Yaradan’a hayran bırakırken derinliklerine indiğinizde bambaşka güzelliklerin içerisinde hayranlığınız katlanarak artar. Güzellikleri görebilmek için etkin gözlem önemlidir. Ancak iyi bir gözlemci olduğunuzda fark etmeye başlarsınız. Fidanların mizacını ise önce gözlemleyerek sonrasında da tefekkür ederek anlaşılır kılarsınız.

Kimisi daha güneşli, sıcak iklimleri severken kimileri nemli ve soğuk yerleri seviyor. Çuha çiçeğini neşelendiren su, paşa kılıcını çürütebiliyor. Gül çiçeğinin rayihasını içinize çektiğinizde sinirlerinizi yatıştırırken, dikenine dokunduğunuzda canınızı acıtabiliyor. Bazıları gül gibi dışadönük, olumlu enerjiyi yayan ve ortamı rahatlatan bir yapıdadır. Açık alanda zaman geçirmeyi sever. Kapalı ortamlar, hareketsizlik onu soldurur. Daha çabuk öfkelenmesine ve tepkisel davranmasına sebep olur.

Size bir kaktüs de emanet edilmiş olabilir. Uysal, içedönük, yavaş hareket eden bir yapıdadırlar. Bulundukları ortamın radyasyonunu emer. Hemen hemen her yere uyum sağlarlar. İyileştirici özelliklerini ortaya çıkarmak için doğru zamanda su vermek ve gün ışığından mahrum etmemek gerekir. Kimileri küstüm çiçeği gibidir. Dokununca kendini kapatır. İçedönük, hassas bir yapıdadır. Bardağın boş tarafına bakmaya meyillidir. Pozitif enerji alabileceği ortamlarda bulundurulmadır. Çevresinde iyimser, sıcakkanlı insanlar olması ruhunu iyi gelir.

Bazıları su marulu gibi kıpır kıpır yerinde duramaz. Onlara çevre düzenlemesi yapmak ve olabildiğince sade bir yaşam alanı sunmak gerekir. Elinizdeki gelincik gibi narin ve karahindiba gibi ufak bir dokunuşta dağılan hassas bitkiler de olabilir. Başını okşadıkça hoş koku bırakan bir selvi fidanı da olabilir. Hepsi kendine özgü özelliklere sahip ve ahsen-i takvim olarak yaratılmıştır.

Mizaca Göre Ebeveynlik

Her fidanın kendine özgü bir mizacı vardır. Evrendeki bu çeşitlilik insanlığa bahşedilmiş bir zenginliktir. Dahası Allah Azze ve Celle’nin kudretinin nişanelerinden biridir. Ebeveynin görevi ise bir nevi bahçıvanlıktır. Aynen Hz. Meryem’in annesi Hanne’nin, Hz Meryem’i bir bitki gibi yetiştirdiğine Al-i İmran suresi 37. ayette Allah’ın dikkat çektiği gibi:

“Onu güzel bir nebat gibi yetiştirdi…” (Al-i İmran Suresi, 37. Ayet Meali)

Bahçıvanın görevi, kendisine emanet edilen fidanına uygun iklim koşullarını hazırlamaktır. En öncelikli görevi ise fidanını tanımaktır. Toprağını sulamak ve ihtiyacı olan minerallerle toprağını beslemek, gerektiğinde güneşinin önünden çekilmek ve gölge yapmamaktır. Ama bu bahçıvanlık; fidanları canı istediği gibi budayan, mizacına bakmadan aşılama yapan, beğeni görme arzusuyla istediği gibi sevk eden bir bahçıvanlık değildir. Fidanına sahip olma değil, şahit olma makamıdır ebeveynlik.

Bir ebeveyn çocuğunun yaradılışına müdahale etmemelidir. Tabiatıyla savaşmamalıdır. Mizacını okuyup, onu tanımaya çalışmalıdır. “Herkes yaratılışına, mizaç ve tabiatına göre amel eder…” (Taberî, 8/140) buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Bu hadis-i kudsi, insan davranışlarının anlaşılmasında önümüze ışık tutuyor. Beklentilerimizi şekillendirmenin, çocuklarla gönül köprüleri kurabilmenin ve mizaca uygun hareket edebilmenin püf noktası da burada yatıyor diyebiliriz.

İki cihan serveri, kimsenin mizacını değiştirmeye çalışmadı. Kişinin tabiatına uygun reçeteler sundu. Kişilerin olumlu ve olumsuz özelliklerine ayna tutarak tavsiyeler verdi. Sert mizaçlı olana sabrı telkin etti. Şakacı olana mizah yapma demedi. Bilakis kendisi de mizah yaparak mizahın doğru olan biçimini gösterdi. Hiçbirine değişeceksin demedi. Onların davranışlarını mizaçlarına göre şekillendirdi ve mizaçlarına uygun çizgiler sundu. İnsanları tek bir kalıba sığdırmaya çalışmadı. Kalıplaşmış yargılardan, geleneksel dokunuşlardan uzak durdu. Onlara İslam’ı anlattı ve ahlaki değerlere nasıl kavuşacaklarını öğretti.

Emanet aldığınız fidanlarınızın toprağını iyi tahlil edin. Çevresindeki bitkilere dikkat edin. Onları fırtına bulutlarından korumaya çalıştığınız gibi mizaçlarının özgünlüğünü de kollayın. Kendisini tanımasında fidanınıza ayna tutun. Birlikte bulutlara isim verin, kuşların zikrini dinleyin. Gün doğumundaki ahengi seyrederken haz alması için zihnine fikirler üfleyin. Sevgi ve merhamet adlı güzellikleri, her mevsim yeşil kalan ladin ağacı gibi bağrınızda saklayın. Kainattaki her dirilişe eşlik edebilme potansiyelinin insana verildiğini unutmayın. Satırların kalplerinizde umudu yeşertmesi ve fikirlerinize ilham olması duasıyla…

Önceki İçerikYedi Ay Sonra Mescid-i Haram’da İlk Sabah Namazı
Sonraki İçerikGüney Afrikalı Müslümanlar Yıllar Sonra Türkiye Vatandaşı Oldu

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz