Müslüman Çocuk Serisi #3: Çocuk ve Merhamet

Müslüman çocuk dünyasına yaptığımız yolculuğun üçüncü durağındayız. Rotamızı merhamete çeviriyor, ruhumuzda bahar tomurcukları açtıran bir yola çıkıyoruz.

285

Rota Yeniden Oluşturuluyor – Merhamet Ülkesi

Müslüman çocuk dünyasına yaptığımız yolculuğun üçüncü durağına geldik. Herkesin kalbinde kıpırtıya sebep olan bir duygunun peşindeyiz bu sefer. Rotamızı merhamete çeviriyor, ruhumuzda ve kalbimizde bahar tomurcukları açtıran bir yola çıkıyoruz. Merhamet adlı ülkede bizleri neler bekliyor, haydi bakalım.

Allah’ın Rahman ve Rahim sıfatlarının çokça zikredildiği bir güzellik yurdu diyebiliriz oraya. Rahman; bütün yaratılmışlara sonsuz lütuf ve bahşeden demektir. Rahim; merhameti bol demektir. Yeryüzünde merhameti besleyen ana kaynak Rabbimizdir. Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette merhamet kelimesi geçmekte, müminlerin özellikleri arasında yer almaktadır. Allah-u Teala’nın, yarattıklarına kodladığı bu duygu, insana insanlığını hatırlatıyor ve insanlığı diri tutuyor.

Merhamet sadece hissedilen bir duygu değildir. Hissetmenin yanında can bulup hayata karıştığını da seyredebiliriz. Bunun en güzel örneğine ise alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz’in (sav) davranışlarında şahit oluyoruz. Çocuk sevgisinde, onlarla ilgilenmesinde, dua edişinde hatta olumlu davranışları teşvik edişinde bile insanlığa merhamet aşısı yapıyor.

Ebû Umame’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte:

“Bir kadın, çocuğunun biri kucağında, diğerini de çekerek Rasulullah’a geldi. Kadının bu durumunu gören Rasûlü Ekrem ‘Çocuklarını taşıyan şu anneler ne kadar merhametlidirler. Kocalarına eziyet etmeseler, bunların namaz kılanları kolayca cennete girerler’ buyurdu.”*

Merhamet yoksunluğundan can çekiştiğimiz bu çağda, Asr-ı Saadet’in ferahlatan nefesi imdadımıza yetişiyor. Merhamet ülkesinin kapıları ardına kadar açık. Oradan heybemizi ne kadar doldurabilirsek insanlık adına o kadar kârlı çıkacağız. Bu ülkede en çok da insanın fabrika ayarlarına geri dönüş çağrıları yapılıyor. Merhameti kuşananlar bir başkasının yaşadığı ihtiyacı, ıstırabı dindirmeyi gaye edinebilir. Orada bulunanlar, kendini emniyette hisseder. Merhamet ülkesini evine sığdırabilmiş bir yuvada serpilip yetişen bir çocuğun şahsiyetini tahayyül edelim. Bu fidan, herkesin sararıp yapraklarını döktüğü soğuk günlerde ortaya çıkan güz güzeli çiçeği gibi insanı mest eder. Peki çocuklarda merhamet duygusunu nasıl yeşertebiliriz? Biraz da ona değinelim.

Merhametli Ebeveynlik – Merhametli Çocuk

Merhamet duygusu, çocukluk çağında oluşur. Bebekler doğar doğmaz ebeveynine bir sinyal gönderir: “Ben yardıma ve korunmaya muhtaç bir varlığım. Sizlerin sevgisine ve şefkatine ihtiyacım var.” uyarısıyla yetişkinle olan güvenli bağını kurmak ister. İşte burada çocuk dünyasında merhametin ilk adımı atılıyor. Ebeveynin çocuğun büyüme-gelişme dönemindeki yaklaşımları, tutum ve davranışları merhamet kozasını ilmek ilmek örüyor.

Aile bireylerinin birbirine gösterdiği şefkat ve merhamet, çocuk için ilk öğrenme yeridir. Bu aşamada süreklilik taşıyan bir ritim tutturmamız gerekiyor. Yani merhameti sadece insanlara değil tüm canlılara, belli zamanlara değil tüm zamanlara yaymalıyız. Merhametli davranışlar sergilerken seçici değil kapsayıcı olmalıyız. Çocuk bu ritmi defalarca bizden dinlemeli, farklı yerlerde ve farklı zamanlarda da duymalıdır. Ancak o zaman çocuklara merhameti öğretebiliriz.

Merhamet Kozası

Çocuk dünyasının kozası hassastır. Zaman zaman zorlayıcı davranışlarla karşılaşabiliriz. Öfkemizi kontrol etmekte zorluk yaşayabilir, duygu seline kapılabiliriz. Bu hassas terazide dengeyi kurabilmenin yolu, hata yapabileceğimizi kabullenmektir. Mükemmel olmadığımıza dair kabullenişimiz, kendimizi bağışlamamız zihin konforunu sağlamada bize yardımcı olurken çocuk dünyasına da insanların kusursuz olmadığı düşüncesini yerleştirir. Ve ileride yaşayabileceği mükemmeliyetçilik algısı, sosyal kaygı bozukluğu gibi sorunların da önüne geçer. Merhametli ebeveynliğin bir parçası olarak kendimize ve çocuklara olan eleştiriyi azaltıp desteği ve affediciliği artırmalıyız.

Duyguları önemsenen ve duygularının ifade edilmesine fırsat verilen çocuk, başkalarının duygularını önemser ve dinleme becerisi kazanır. Başka bir çocuğa zarar verdiğinde diğer çocuğun nasıl hissettiğini anlamasına yardım etmeliyiz. Karşısındaki kişinin iyi hissetmesi için neler yapabileceğini konuşmalıyız. Çözüm üretmesine, fikir sunmasına zaman tanımalıyız. Bu pratik, yaşadığı olumsuz durumlar karşısında problem çözme gibi becerilerini geliştirmesine olanak sağlar. Güçlü yönlerini, olumlu davranışlarını takdir etmeli ve ön plana çıkarmalıyız.

Çocukları yapay deneyimler yerine hayatın içinden örneklerle buluşturmalıyız. Yolumuz yoksulların olduğu semtlere uğramalı, hastaların ziyaretinde bulunarak meleklerin duasına ortak olmalı, birlikte kabir ziyaretleri yapmalıyız. Onlara evle ilgili sorumluluklar verebiliriz. Küçük kardeşiyle ilgilenme, çiçekleri sulama, büyüklerinin hâl ve hatırlarını sorma görevi gibi… Bir beceriyi geliştirmek için bol bol deneme ve tekrar yapmak gerekir. Merhameti deneyimleyerek öğrenmesine imkân tanımalıyız. Yardım faaliyetinde bulunup yardımlaşmanın sağladığı olumlu duygular hakkında konuşmalıyız. Davranışları anlamlandırabilmesi için davranışa dair açıklamalar yapabiliriz.

İyilik temalı davranışları pekiştirmeli, iyiliğin ve güzelliğin farkına varmalarını sağlamalıyız. Erdemli hayatın üstünlüğünü, insana değer vermenin önemini göstermeli, yaşamalı ve yaşatmalıyız. Başkasına yardım etti diye ödül vermek somut karşılık beklemelerine ve dışsal odaklı olmalarına zemin hazırlar. Çocukları ödülle cezalandırmamalı, içsel motivasyonlarını canlandırmalıyız. Merhamet odaklı ebeveynlikte, sonuç odaklı değil süreç odaklı olmak gerekir. Bu sayede çocuğun dikkatini ödüle değil, çabanın değerine çekmiş oluruz.

Merhametin estirdiği ılık bahar rüzgarlarından şifalanmak duasıyla…

* (Topçu, Mevlüt, Kur’ân’da Aile Örnekleri, Yüksek Lisans Tezi, Isparta, 2019)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz