Müslüman Çocuk Serisi #6: Çocuk ve Sağlıklı Yaşam

Sağlık, değerini bilmemiz gereken önemli konular arasında. Biz de Müslüman Çocuk serimizde bu hafta sağlıklı yaşam konusunu ele alacağız.

0
371

Günümüzün olumsuz etkenleri sağlıklı yaşamın önemini bir kez daha öne çıkarıyor. Salgın hastalıkların artması, çevre kirliliği, fazlasıyla radyasyona maruz kalmak, ekolojik dengenin bozulması, ekinlerin ifsad edilmesi gibi etkenler sağlığımız açısından tehdit oluşturmaya devam ediyor. Sağlık kavramı, değerini bilmemiz gereken konular arasında önemli bir yer teşkil ediyor. Biz de Müslüman çocuk serisinde bu hafta sağlıklı yaşam konusunu bütüncül bir yaklaşımla ele almaya çalışacağız.

Beslenme, Gıdadan Daha Fazlasıdır – Sağlıklı Beslenme Bilinci

İnsan, yediklerinin toplamıdır ve gıda sadece besinlerden ibaret değildir. Yediklerimizin ve içtiklerimizin yanı sıra seyrettiklerimiz, okuduklarımız, düşündüklerimiz hatta dinlediklerimiz de bizi besler, şekillendirir, ete kemiğe bürünür, hücrelere dönüşür. Neticede besinler duygu ve düşüncelerimize, amellerimizi yöneten sürece eşlik ederler. Beslenmeye bütüncül bakabilirsek çocuklara sağlıklı yaşam becerisi kazandırırken daha sağlam adımlarla ilerleyebiliriz.

Bir beceriyi kazandırırken davranışa dair açıklamalar yaparak çocuğun aydınlatılması gerekir. Yaptığımız bilgilendirme, çocuğun zihin ve ruh dünyasında davranışın şekillenmesini kolaylaştıracaktır. Sağlıklı yaşam becerisinde ilk husus, çocuğun zihin ve kalp dünyasına ‘bedenimiz emanettir’ bakış açısını yerleştirmektir. “Bedenimiz, bize Allah Celle Celalühü tarafından emanet edilmiştir. O yüzden çok değerlidir, onu özenle korumalıyız.” Çocuğun yaşına ve gelişim özelliklerine uygun cümlelerle emanet kavramını aktarmak, çocuğun dünyasında sağlıklı yaşamla ilgili diğer bilgileri de anlamlı hale getirecektir.

Emanet bilincini kavramış bir çocuğa, içerisinde jelatin olan şekerlemeyi neden yememesi gerektiğini, ahlakına olumsuz tesir edecek bir videoyu neden izlememesi gerektiğini daha kolay anlatabiliriz. Niyete emanet kavramını yerleştirmek ebeveyne de iradeli bir yaşam imkanı sunar. Bedenine emanet gözüyle bakan bir kişi gıdasından, giyiminden, izleyeceklerinden seyahatine kadar helal ve temiz olanı arar. Bu da Müslümanın sorumlu olduğu konulardan biridir. Nitekim Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz/helal olanlarından yiyin; eğer sadece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin.” (Bakara,172. Ayet Meali) buyurmaktadır.

Çocuğun Beslenme Eğitimi

Çocuk sağlığı, annenin sağlığıyla yakından ilişkilidir. Annenin hamileyken sağlıklı beslenmesi sağlıklı bir neslin temelini atar. Alınan besinler birleşip yeni bir beden oluşturacaktır. Helal ve temiz beslenme ile o beden sağlam temeller üzerine kurulur. Çocuk emanetini en güzel şekilde ağırlamak isteyen anne yediklerine, içtiklerine, bulunduğu ortama, izlediklerine, konuştuklarına dikkat etmeli; bunu sadece dokuz ay değil ömür boyu sürdürme gayretinde olmalıdır. Bu konuda Prof. Dr. Cevat Babuna şöyle söylemektedir:

“Annenin tavırları, annenin bebekle ilişkisi, aldığı gıdalar, gebelikte yaşadığı stres çocuğun beyin gelişiminde fevkalade önemlidir. Gebelik esnasında çocuğun beyni çok erken devirlerde oluşur. Kırk günlük bir bebeğin kafası, gövdesinin yarısı kadardır. Bu kafanın içinde faaliyete başlayan beyin hücreleri, aralarında irtibat kurabilmek için sürekli birbirlerine sinyaller gönderirler. Bu sinyallerin sağlıklı bir şekilde gelişmesinde annenin büyük rolü vardır.”

Annenin, çocuk rahme düştükten sonra hatta düşmeden evvel göstereceği hassasiyet çocuğun tüm yaşamını etkileyecek bir durumdur. Çocuğa verilecek her türlü eğitim, ebeveynin davranış ve tutumları ile başladığı gibi beslenme eğitimi de bu şekilde başlayacaktır. Eğer evde tercih doğru besinlerden yana ise abur cubur tüketimi düzenli değilse çocuk zaten bu anlayış ile büyüyeceği için iki yaşına kadar sağlıksız besin tüketimini talep etmeyecektir. İki yaşına kadar çocukların önerilmeyen besinlere ilgi ve alakası var ise bu ailesinin hatasıdır. Çünkü bu yaşa kadar çocuğa, sağlıklı olan alternatif hoş bir şekilde sunulduğunda çocuk bunu kabul eder. İki yaşından sonra durum değişir. Artık yemek güdüsü sosyal faaliyetlerin arkasında kalacaktır. İlgi çekmek ve varlığını kabul ettirmek için eskiden çok sevdiği besinleri birden sevmeyebilir, daha önce ilgisiz olduğu besinlere karşı ilgi duyabilir. Artık besinler renkleri, şekilleri ve miktarları ile çocuk tarafından tanımlanmaya başlanmıştır ve bu sebeple abur cuburlara da ilgileri oldukça artar.

Abur cubur tüketiminde reklamın ve ambalajın etkisi oldukça önemlidir. Sağlıklı yiyecekler de aynı tarz yöntemler (gıdanın şarkılı, tekerlemeli sunumu, ambalaj değişiklikleri) kullanılarak sunulmalıdır.* Çocuğun ilgisini çekecek şekilde hazırlanmalı, sağlıksız gıdalara alternatifler oluşturulmalıdır. Mesela bağımlılık yapan hazır cips almak yerine yufkadan, nohuttan cips yapabilir, aromalı sütler yerine meyveli süt hazırlayabilirsiniz. Yemek ve sofra adabı beslenme eğitiminin bir parçası olarak öğretilerek sünnet-i seniyyelerle sofralarınızı taçlandırabilir, hanenize bereket katabilirsiniz. Yemek hazırlama sürecine çocukları dahil edebilir, tükenen enerjinizi çocuk ruhunun enerjisinden besleyebilirsiniz. Çocukların kolayca tutabilecekleri tohumlardan ve çabuk gelişen sebzelerden ekebilir, çocukları yiyeceğin serüvenine ortak edebilirsiniz. Bu aktiviteler, aile bağlarınızı güçlendirirken çocuğun kişiliğine olumlu kazanımlar ekleyecektir.

Çocuklara helal gıda hassasiyetini aşılarken “Şu haram, bu haram, onu yeme” gibi sert söylemlerden kaçınmalısınız. Çocuğun yaşına ve gelişim özelliğine uygun cümlelerle itidali gözeterek yaklaşmalısınız. Katkı maddelerinden, haramların sınırlı oluşundan, helallerin ise sayamayacağımız kadar çok oluşundan bahsetmelisiniz. Ulaşabildiğiniz ölçüde doğal besinleri tercih etmelisiniz. İşlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalı, paketli ürünlerde ise bu işe gerçekten gönül vermiş kurumların verdiği helal sertifikalı ürünleri tercih etmelisiniz.

Sofralarınız suffalarınız olsun.

Sağlıklı Yaşamın Ayrılamaz Parçası Uyku

Sağlıklı olmak için kaliteli ve yeterli uykuya ihtiyacımız vardır. Yetersiz uyku, sağlığımızı bozabilir, ruh halimizi olumsuz etkileyebilir. Uyku, zaman yönetiminin de önemli bir parçasıdır. Günümüzü bereketli ve verimli geçirmek için uykumuza yön vermemiz gerekir. Bu alışkanlığı da küçük yaşta kazanabiliriz.

Çocuklara sağlıklı uyku alışkanlığı kazandırabilmek için düzen kurmayı öğretmeliyiz. Çocuğun ihtiyacı doğrultusunda katı kurallardan kaçınarak uyku düzeni sağlamalıyız. Öncelikle uygun bir yatma saati belirlenmelidir. Yatmadan yarım saat önce kitap okuyabilir, birlikte yarın yapılacakların listesini hazırlayabilir ve dua edebilirsiniz. Stresli olan ve yoğun düşüncelerle zihnini yoran uykuya dalmakta güçlük çeken çocuklara rahatlatıcı egzersizler yaptırabilirsiniz. Endişeli zihni rahatlatmak için nefese odaklanmak endişeyi yatıştırır. Mini nefes egzersizleri bu noktada işinize yarayabilir. Bununla ilgili bir örnek verelim. Çocuğa, ellerini karnının üzerine koyması ve nefes alırken karnının şiştiğini fark etmesi söylenir. Karnını bir balon gibi derin ve yavaş alınan nefeslerle şişirmesi istenir. İçinden dörde kadar nefes almasını, sekize kadar sayarak nefesi içinde tutması ve sekize kadar sayarak yavaş yavaş nefesi bırakması söylenir. Bu şekilde tüm dikkatini nefese verecek ve birkaç kez yaptığında çocukta rahatlama olacaktır.

Bilinçli nefes egzersizi çocuğun duygularını kontrol etmesine yardımcı olur. Sadece uykuda değil gün içerisinde de kontrollü bir biçimde yapmasına teşvik edebilirsiniz. Uyku problemi yaşayan çocuklar için de kitaplardan, uzmanların görüşlerinden ve büyüklerin tecrübelerinden faydalanabilirsiniz. Çocuğun mizacına uygun yöntemi uygulamak en sağlıklı seçim olacaktır.

Harekette Bereket Vardır – Spor

Fiziksel aktivite, olumsuz koşullara karşı zihni ve vücudu daha dayanıklı ve esnek hale getirir. Düzenli spor, dikkati artırarak öğrenmeyi kolaylaştırır. Daha berrak düşünmeyi, olumsuz durumlar karşısında daha çabuk toparlanmayı, öfkeyi, stresi, endişeyi kontrol edebilmeyi sağlar. Egzersiz yapmak beyinde rahatlatan ve haz veren hormonların salgılanmasını artırır, stresle başa çıkabilmeye yardımcı olur. Öfke nedeniyle vücutta meydana gelen göğüste sıkışma, boğazda yumru gibi fizyolojik değişimlerin yatıştırılması egzersizle giderilebilir. Spor yaparken öfkeye neden olan etmenden uzaklaşıp ilgiyi kendilerine verirler.

Çocuğun hangi sporu yapacağına aile karar vermemelidir. İstemediği bir spora yazdırılmamalıdır. Mizacına ve fıtratına uygun olan sporun seçilmesi, çocuğun sporu sevmesini ve düzenli devam ettirmesini sağlar. Örneğin işbirliğine yatkın, dışadönük, grup çalışmalarına açık çocuğun takım sporlarına katılması teşvik edilebilir. Çocuğa fiziksel aktivitenin ekranlardan daha keyifli, haz verici olduğu anlatılmalı ve doğru yöntemlerle sevdirilmelidir. Ailece yapılan spor aktiviteleri de evdeki havanın enerjisini yükseltirken çocukta olumlu değişiklikler sağlar. Birlikte doğa yürüyüşü yapabilir, evde çeşitli aktiviteler düzenleyebilir, yüzmeye, bisiklet sürmeye vakit ayırabilirsiniz.

Hareketin bereketini görmeniz duasıyla…

*Alkan, N.(2013). Elif Elif Helal Gıda Özel Sayısı. 98-99.

Önceki İçerikSoğuk Kış Günlerinde Kanadalı Müslümanlardan Sıcak Bir Yardım
Sonraki İçerikMüslümanca Düşünme Üzerine Denemeler – Rasim Özdenören
Kıymetlendirmeye dair ne varsa kalemiyle buluşturma derdinde olan biri.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz