Müslüman Genç Bilim-Kurgu Yazarı Hafsah Faizal

0
305
Hafsah Faizal and We Hunt the Flame

İslam dünyası ile ilgili çizilen yalan yanlış tablolar haliyle Müslüman kimliğinin de yanlış algılanmasına sebep oluyor. Hakeza tersi de öyle. Dolayısıyla biz Müslümanlar, Müslüman kimliği üzerine çizilen yanlış tabloları çeşitli yollarla temizleyerek İslam’ın nurunu tamamlamasında bir nebze olsun pay almak adına uğraşıyoruz. Bunu en başta bireysel hayatımızdaki duruş ve temsiliyetimizle daha sonra da toplumda takip edilen çeşitli mecralarda göstermek için mücadele halinde oluyoruz. Mesela; sanat, eğitim, kültür, siyaset, spor ve sayamayacağımız kadar bir çok alan… Yazarak anlatmak ise burada en çok kullanılan ve görece daha çok yayılıp etkileyen bir kanal. Genç yazar Hafsah Faizal da Müslüman karakterlerin ana akım gençlik kurgusuna dahil edilmesine yazarak öncülük eden ve aynı anda klişelerle mücadele eden bir isim. Romanındaki kurgu ve karakterleri kendi inancı ve kültüründen esinlenerek yaratmış ve bunu yaparken İslami değeri istilacı olmayan bir biçimde romanına entegre etmiş Amerikalı Müslüman genç bir yazar…

Kendisinin ilk romanı olan “We Hunt The Flame”, 2019’un Mayıs ayında yayınlandı. Bu romanı yazmaya çok genç bir yaşta başladı. Ve o sıralar en çok tükettiği tür olması kendi yazdığı romanının da fantastik olmasına sebep oldu. Ayrıca fantastik tür eski Arabistan’ın harika dünyasına dalmak için çok iyi bir seçim olabilir diye düşünmüştü. Bu yolculuğu ile ilgili kendisine sorulan soruları da bunun beraberinde cevaplayan Hafsah’nın hikayesine gelin biraz daha yakından bakalım.

Müslüman genç bir bilim-kurgu yazarı olmak nelere yol açtı?

Aslında her yazarda olduğu gibi: sebat etmek, savaşmak ve de sımsıkı tutunmak. Belki normalde olması gerekenin 10 kat fazlasıydı benim çünkü zaten aşılması zor olan yayıncılık kapıları, sisteme aykırı ve normların dışında birisi olduğunuzda bu çok daha zor olabiliyor. Bununla birlikte, inançlarınıza sadık kaldıkça her şeyin mümkün olduğuna inanıyorum. Ve elhamdülillah, böyle olmaya çalıştıkça sektörün en meşhur insanları ile birlikte çalışmak nasip oldu. Her şey hayallerimdeki gibiydi: menajerim ve çalışmamı desteklemeye hazır olan daha bir çok menajer, editörüm ve yine onunla birlikte kitap için savaşan bir çok editör, şimdi ise savunmamı yapan ‘Macmillan Books For Young Readers’ ekibi…

Nasıl bir eğitim geçmişiniz var?

Web tasarımı ve geliştirme işini kendi kendine öğrenmiş ve yayıncılıkta işini bulmuş birisiyim. IceyDesigns adında kurduğum platform aracılığıyla da bir çok yazarın ve sektörün tanınan isimlerinin web sitelerini kuruyordum. Sonrasında bu platform, kendi tasarladığım ürünlerin satışını yaptığım online bir mağaza olmaya kadar genişledi. Benim yazmak üzerinde herhangi bir sertifikam yok ve ona rağmen bunları yapabildim. Hepimizin ihtiyacı olan şeyin bu yüzden sebat edip sonuna kadar direnmek olduğunu düşünüyorum.

Bu “Keşif, korkuyu yenmek ve kimliği kendi elinize almak” hikayesini anlatmak için neden kurmaca türünü seçtiniz?

Ne okuyorsan, oradasın; dolayısıyla fantastiğe aşık birisi olarak başka bir dünya düşünemiyordum. Okuyucular sürekli olarak dalmak için bir sonraki dünyayı ararlar ve sizinkinden farklı dünyalarında bir karakterle olağanüstü bir biçimde bağlantı kurabilirler. Bu romanımla ben de bunu başarmak istiyordum. Okurun aklında korkulu ve ‘dış güç’ olarak gösterilen Orta Doğu’nun resmini çizebileceği, orası ile yakın bir bağ kurabileceği şekilde bunu yapmayı hedefliyordum.

Kitabınız bir sonraki ‘Game of Thrones’ olarak adlandırıldı. Kitabınızın TV ekranına getirilmesi hakkında ne hissedersiniz?

Onur duyarım elbette! Orta Doğu ile ilgili daha önce bahsettiğimden yola çıkarak, eski Arabistan’dan ilham alan bir dünyada geçen kapsamlı bir fanteziyi görmenin aydınlatıcı olacağını düşünüyorum.

Yazabildiğinizi keşfettiğinizde buna cesaretlendiren ve teşvik eden birisi var mıydı?

Aslında her şey enteresan bir rüya ile başladı. Sabah uyandığımda sadece anlatılmayı bekleyen bir hikaye vardı zihnimde ve babam beni yazmam için hemen teşvik etti. Bu hikaye rafa kaldırıldı ve beş el yazması sonra, çok farklı unsurlardan ilham alan ‘We Hunt The Flame’ doğdu.

Kişisel inancınızın kariyeriniz ile çatıştığını düşündüğünüz oldu mu? Olduysa nasıl ve hangi noktalarda?

Hiçbir zaman olmadı. Çünkü inancım hep en önde ve en temeldeydi, bunun dışında geri kalan her şey ikinci plandaydı benim için. Dine sımsıkı sarılırken nasıl yanlış gidebilirsin ki? Geçilmesi gereken daha çok zorluk ve aşılması gereken daha çok engel var ama sonuçta her şey güzel bir şekilde sonuçlanıyor. Elhamdülillah!

Kaynakhttps://www.bahath.co/
Önceki İçerikSuya Yolculuk: Somali
Sonraki İçerikNew Broward’da Ramazan Bayramı Tatili

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz