Tarihin İlk İslam Hastanelerinin Serüveni

268

İnsanlığın varoluşundan beri sağlık ve bunun eksikliğinde ortaya çıkan hastalık, her dönemde var olmuştur. Hastalıkla ilgili zaman zaman farklı inanışlar ortaya çıkmıştır. Mesela Orta Çağ Avrupası’nda hastalığın kökeninin doğa olduğuna inanılırmış ve dolayısıyla hastalıkların insanlar tarafından kontrol edilemeyeceği fikri yaygınmış, ya da eski Hint Medeniyeti’nde sağlık hizmeti Buda öğretisine dayanırmış.

İslam coğrafyasında durumlar daha farklı gelişmiş. İslam dini insan sağlığına çok önem vermiş, sağlıklı olmanın önemini vurgulamış ve aynı zamanda hastalığa yakalanıldığında da tedavi olmayı öğütlemiştir. Bu minvalde Müslüman hekimler, Hz. Muhammed (sav)’in görüşlerini dikkate almış, böylece tamamen farklı bir yaklaşım benimsemişlerdir. Çoğu eski medeniyetin aksine, İslam ülkeleri sağlıkta gelişmeyi çok önemsemiş ve ilk önemli ve donanımlı hastaneleri açan medeniyetlerden biri olmuştur.

“Şâfi-i Kerim Allah Teâla Hazretleri, her ne hastalık indirmişse onun devasını da indirmiştir.”

-Ebu Dâvud&Tirmizi-

Bilinen ilk İslami bakım merkezinin temeli, Peygamberimiz hayattayken revir-çadır olarak atılmıştır. Hendek savaşı sırasında yaralılar, kendilerine ayrılan yerde tedavi görmüşlerdir. Daha sonra ileri gelen insanlar bu öncü revirlere ilaç, yiyecek, içecek, giysi, doktor ve eczacılar ile de tamamlayarak gerçek bir seyyar hasta bakım yeri ve revir haline getirmiştir. Bu revirin görevi ise büyük şehirlerden ve kalıcı tıbbi tesislerden uzak olan toplulukların tıbbi gereksinimlerini karşılamaktı. 12. yüzyılın başlarında gezici hastane o kadar genişlemiş ki taşımak için 40 deveye ihtiyaç duyuluyordu.

“Allah Teâlâ hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç var etmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın. -Ebu Dâvud, Tıbb 11, (3874)-

1Kalıcı Hastaneler

İlk yerleşik Müslüman hastanesi 8. yüzyılda Emeviler tarafından Şam’da cüzzamlılar için inşa edilmiş ve buraya atanan hekimlere büyük mülkler ve cömert maaşlar verilmiştir. Resmi kayıtlara göre ise ilk hastane 8. yüzyılda Bağdat’ta inşa edilmiştir.

10. yüzyılda Bağdat’ta beş hastane daha inşa edilmiş, ilklerinden biri, 9. yüzyılın sonlarında, Er-Razi’nin denetimiyle kurulmuştur. Er-Razi, başlangıç olarak şehrin en sağlıklı yerini belirlemek istemiş ve bunun için şöyle bir yöntem denemiş: Çeşitli mahallelere taze et parçaları yerleştirip bir süre sonra hangisinin en az çürümüş olduğuna bakıp hastaneyi oraya yerleştirmiş. Hastane açıldığında; göz doktorları, cerrahlar dahil 25 doktora sahipti.

Mısır’da ise ilk hastane 9. yüzyılda Eski Kahire‘nin bir parçası olan Fustat’ta, Ahmed bin Tolun tarafından inşa edilmiştir. Bu hastane, genel hastalıkların yanı sıra ruhsal hastalıklara da bakım sağlaması yönüyle her iki türü de barındıran ilk tesis olarak kayıtlara geçmiştir. Tıp ve psikiyatri tarihinde büyük bir öneme sahip olan bu bimâristanın 8. yüzyılda kurulmasına rağmen teknik imkânlar bir tarafa bırakılırsa, hasta bakım ve hizmetleri yönünden bugünkü modern hastanelerin vasıflarını taşıdığı görülür.

2Hastane Düzeni

İslam dünyasının ilk hastaneleri kimsesizler, yoksullar, tüccarlar ve evinden uzak olan yolculara hizmet amacıyla kurulmuştur. İslam hastanelerine ekonomik destek, dindar ve saygın ailelerin bağışta bulunduğu vakıflar tarafından sağlanırdı. Zenginler ve yöneticiler, var olan veya yeni inşa edilen bimaristanlara mülk bağışlar ve miraslardan elde edilen gelirler bina ve binanın bakımı için harcanırmış.

İslam’da temizlik çok büyük bir öneme sahip olduğundan bu anlayış hastanelere de yansımıştır. Hastanede temizlik ve hijyenik uygulamalardan sorumlu bir sağlık müfettişi görevlendirilmiş ve böylece temizlikten hiçbir zaman taviz verilmemiştir.

Hastalar duruma ve hastalığa göre sabit bir diyete alınırdı ve yemekler yüksek kalitedeydi. İyileşmenin ana ölçütü ise, sağlıklı bir insanın yiyebileceği miktar ekmeği ve bütün bir kuşun kavrulmuş etini yiyebilmesiydi. Hastalar onu kolayca sindirebiliyorsa, iyileşmiş kabul edilir ve ardından serbest bırakılırdı. İyileşen ancak taburcu edilemeyecek kadar zayıf olan hastalar, gidecek kadar güçlü olana kadar istirahat koğuşunda dinlenme hakkına sahipti. İhtiyaç sahibi hastalara, geçim kaynaklarını yeniden kurmalarına yardımcı olmak için küçük bir miktarla birlikte yeni giysiler de verilirdi.

3Bimaristanlar 

Bimaristanlar, Peygamber Efendimiz zamanında açılmaya başlanan daha sonra “darüşşifa” adıyla anılan sağlık hizmeti veren yerlerdir. Bimaristanların verdikleri hizmetler; hasta ve yaralılar için bir tedavi merkezi, iyileşen ya da kazadan kurtulanlar için bir dinlenme yeri, psikolojik durumlar için bir sığınma evi, kendisine bakacak kimsesi olmayan yaşlı ve engellilere temel bakım hizmeti veren bir huzur evi olarak yıllarca hizmet etmiştir.

Aynı zamanda bimaristan, günümüzdeki tıp fakülteleri gibi tıbbi eğitimin öğrencilere aktarıldığı bir okul görevi de görmüştür. Burada kıdemli doktorlar talebelere, bilgi ve tecrübelerini aktarıp, öğrenciler için sınavlar düzenleyip başarılı olanlara da diplomalar verilirdi. Geleneksel bimaristanlar kendilerini sağlığın geliştirilmesine, hastalıkların iyileştirilmesine ve tıbbi bilginin yayılmasına adamıştır. Yani bimaristanlar, Orta Çağ İslam Medeniyeti’nin tıp sanatlarını geliştirmek için harcadıkları büyük enerji ve düşüncenin önemli bir sonucu ortaya çıkmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz