TÜBA Şeref Üyesi Seçilen Müslüman Bilim İnsanı: Jackie Ying

488

Bu yazıda, sizlere hayatını insanlığa hizmete adamış Müslüman bir bilim insanını tanıtmaya çalışacağız. Jackie Ying tüm dünyanın bilim ve akademi çevrelerinde buluşları ve makaleleriyle çok iyi tanınan bir bilim insanı ama Türkiye’de çoğumuz onu tanımıyoruz. Oysa özellikle gençlerin hayatta kendilerine yön çizerken ondan öğrenecekleri çok şey var. Jackie Ying öyle çok yönlü, birçok kimliği kendinde birleştirmiş bir insan ki onu tek bir tanıma sığdırmak mümkün değil. Ying, laboratuvarında araştırmalar yapan bir kimyager, birçok patenti olan bir mucit, yüzlerce bilimsel makale yazan bir akademisyen, buluşlarını ürünlere dönüştürmek için şirketler kurup yöneten bir iş kadını, saygın bir bilimsel derginin yayın yönetmeni, üniversitelerde ders veren, gençlere mentorluk yapan bir hoca ve bütün bunlara ek olarak bir anne.

Ying, sanki bir hayata birkaç insanın hayatını sığdırmış. Bilimi insanlığa hizmet için bir araç olarak gören Ying, teorik bilgisini insanların hayatlarını iyileştirecek ürünlere dönüştürmek için bıkmadan usanmadan canla başla çalışıyor. Adeta meşkin ancak aşkla yapılabileceğinin canlı bir örneği. Bunca yoğun çalışmasına rağmen fazlasıyla güleryüzlü, alçak gönüllü ve hayata olumlu bakan bir insan.

Hayat Öyküsü

Jackie Y. Ying 1966’da Taipei’de (Tayvan) Çinli bir ailenin çocuğu olarak doğdu. On beş yaşına kadar Singapur’da yaşadı, sonra ailesiyle birlikte New York’a taşındı. 1987’de Cooper Union Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünden “summa cum laude” yani en yüksek onur derecesi ile mezun oldu. Amerika’nın en saygın araştırma üniversiteleri arasında yer alan Princeton Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği üzerine yüksek lisansını ve doktorasını tamamladı. 2001’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) profesör oldu. Bu üniversitenin en genç profesörlerinden biriydi.

Ying, halen Singapur’da kendi kurduğu NanoBioLab (NBL) Laboratuvarının yöneticiliğini yürütüyor. Biyoloji Mühendisliği Topluluğu Danışma Kurulu’nda, Molecular Frontiers organizasyonunun ve Kral Abdullah Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Kataliz Merkezi’nin Bilimsel Danışma Kurullarında görev alan Ying ayrıca Suudi Arabistan’daki Kral Saud Üniversitesi’nde, Çin’deki Jilin ve Sichuan Üniversiteleri’nde ve Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi’nde fahri profesördür.

Bunlara ek olarak; Nano-bilim ve Teknoloji alanında yayın yapan uluslararası hakemli akademik bir dergi olan Nano Today’in Genel Yayın Yönetmeni’dir. Ying’in önde gelen bilimsel dergilerde 350’nin üstünde makalesi yayımlanmıştır. Ying’in, tescillenmiş veya tescil bekleyen 180’in üstünde birincil patenti bulunmaktadır. Buluşlarının 32’si; nano-tıp, ilaç alımı, tıbbi implantlar, hücre ve doku mühendisliği, biyotahliller ve tıbbi cihazlar da dahil olmak üzere çeşitli uygulamalar için çok uluslu şirketler ve girişim şirketlerince lisanslanmıştır.

Ödüle ve Başarılara Doymayan Bir İnsan

Profesör Ying’in başarısı, aldığı bir dizi araştırma ödülüyle tescil edilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sayabiliriz: 2008’de Amerikan Kimya Mühendisleri Enstitüsü’nün “Modern Çağın 100 Mühendisi” listesinde yer aldı. ABD Ulusal Mucitler Akademisi’ne seçildi. 2015 “Mustafa-En Üstün Bilimsel Başarı” ödülünü kazandı. İngiltere Kraliyet Kimya Cemiyeti ve Almanya Ulusal Bilimler Akademisi (Leopoldina) üyeliğine seçildi.

Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyeliği ve TÜBA Akademi Ödülü

Prof. Jackie Ying, biyomedikal, katalitik, enerji ve gelişmiş malzeme uygulamaları için gelişmiş nano yapılı malzemelerin sentezindeki öncü çalışmaları nedeniyle 29 Aralık 2019’da Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Şeref üyeliğine seçildi. Prof. Ying 2018’de Fen ve Mühendislik alanında Uluslararası TÜBA Akademi Ödülü’nü almıştı. 2015 yılından beri verilen ödüle bu alanda layık görülen ilk kadın bilim insanı oldu.

Ying, TÜBA Şeref Üyeliğine seçilmesi üzerine yaptığı açıklamada büyük onur duyduğunu ve bu onuru Singapur’daki NanoBio Laboratuvarındaki ekibiyle paylaştığını belirtti. Açıklamasında, ekibinin tanı cihazları, nano-tıp ve son zamanlarda pil ve gıda testleri üzerinde çalıştığını belirten Ying, bundan sonra da ekibiyle birlikte insanların hayatlarına dokunan yeni teknolojiler geliştirmeye odaklanan çabalarını sürdüreceklerinin altını çizdi.

Bilim, İnsanların Hizmetinde Olmalı

Ying, konuşmalarında her zaman bilimsel araştırmaların insanların hayatlarını iyileştirmek amacıyla yapılması gerektiğini vurguluyor. Bunun için de teorik bilgilerin uygulamaya aktarılması, yani yapılan buluşların insanların kullanabilecekleri cihazlara dönüşmesi gerekiyor. Ying bu amaçla on kadar “start-up” denilen, araştırmalarının ve buluşlarının sonuçlarını insanlığın hizmetinde kullanılabilecek araçlara dönüştürecek girişim şirketlerinin kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. Bunlardan biri olan SmartCells adlı şirket, kan şekeri seviyesine bağlı olarak insülin salınımını otomatik olarak düzenleyebilen bir teknoloji platformu üretti.

Nanoteknoloji Şeker Hastalarının Hizmetinde

Prof. Ying’in laboratuvarı, kan şekeri düzeyine bağlı olarak insülin salınımını düzenleyen glikoza duyarlı nano-parçacıklar geliştirdi. Bu buluş sayesinde şeker hastaları kan şekerlerini çok eziyetli bir işlem olan parmak ucu deliciler ile ölçmek zorunda kalmayacaklar ve insülini iğneye gerek kalmaksızın ağız veya burun yoluyla alabilecekler. Yöntem, diyabet hastalarının kan şekerlerinin aşırı düşmesi (hipoglisemi) veya yükselmesi (hiperglisemi) nedeniyle organ hasarlarına uğramalarının önlenmesine yardımcı oluyor.

Disiplinlerarası Çalışma

Ying, konuşmalarında insanların hayatlarını iyileştirecek yenilikçi ürünler ortaya çıkarmak için tek bir alanda uzmanlaşmanın ötesinde disiplinlerarası çalışmanın önemine dikkat çekiyor. Ying’in biyomedikal mühendislik olarak adlandırılabilecek çalışma alanı biyoloji, tıp ve mühendislik alanlarının kesişim noktasında bulunuyor. Yaptığı çalışmaların amacı hastalıkları tedavi etmek kadar hastalıkların erken dönemde teşhis edilmesi aynı zamanda.

Çalışmalarının merkezinde nanoteknoloji yer alıyor. Nano-parçacıkların başta tıp olmak üzere enerji gibi çeşitli alanlarda kullanılmasını sağlayacak çalışmalar yapıyor. Ying’in kurucusu olduğu NanoBioLab’ın çalışma alanları; yüksek hassasiyetli ilaç cihazları, hücre kültürü ve tıbbi kullanım için biyo-uyumlu malzemeler, bulaşıcı hastalıklar ve gıda patojenleri için taşınabilir teşhis kitleri, çevre kirliliğine yol açan etkenler ve gıda sahtekarlığını tespit eden akıllı sensörler, toksikoloji testi için çip üstü organlar (gerçek insan organlarında uygulanması tehlikeli ve zor olabilecek testlerin yapılabilmesi için geliştirilen gerçek organın tepkilerini taklit eden bir nevi yapay organlar), gelişmiş su arıtma teknolojileri ve yenilikçi enerji depolama çözümleri.

Ying’in diğer bir çalışma alanı rejeneratif tıp. Kök hücrelerin üretilmesi, tedavide kullanılması, nasıl farklı insanlara uygulanabileceği gibi konularda araştırmalar yapılması.

Büyük Hedefler

Ying ve onun liderliğindeki ekibi, bilimsel buluş ve teknolojik yeniliklerle yaşamları iyileştirmeye kendilerini adamışlar. Hedefleri, tıbbın ve enerjinin geleceğini şekillendirecek çalışmalarda bulunmak.

Henüz Yapacağım En Güzel Şeyleri Yapmadım

Ying, çevresindekilerin bunca çalışıp bunca başarılar elde ettikten sonra artık dinlenmeyi hak ettiğini söylediklerini, oysa kendisinin tam tersini düşündüğünü, asıl başarıların geride kalmadığını, önünde kendisini beklediğini söylüyor. Bu düşünme şekli onun büyük bir şevkle yorulmadan çalışmaya devam etmesini sağlıyor.

Gençler Laboratuvara

Ying, yaşamıyla gençlere rol model olmakla ve üniversitede ders vermekle kalmıyor aynı zamanda gençleri bilimsel araştırmaya yönlendirmek için her yıl dünyanın her yerinden 200 genci laboratuvarında ağırlıyor. Her genç kendisine mentorluk yapacak deneyimli bir araştırmacı ile birlikte çalışıyor.

(YRP Genç Araştırmacı Programı ve başvurma koşulları için genç araştırmacılar http://www.nbl.a-star.edu.sg/yrp/ adresinden bilgi alabilirler.)

Ying ayrıca araştırma programının çok başarılı olduğunu düşünüyor çünkü öğrenciler bilimin ne kadar heyecan verici bir alan olduğunu, laboratuvarda yapılan deneylerin gerçek hayatta ve insan yaşamı üzerinde ne kadar önemli etkileri olabileceğini görüyorlar.

Eğitim ve Sınav Sistemi Değişmeli

Ying, yaşadığı Singapur’daki eğitim sistemi ile gelişmiş ülkelerdeki eğitim sistemini karşılaştırıyor. Tespitleri Türkiye’ye de şaşılacak derecede uyuyor:

“Ülkemizde de birçok zeki ve kapasiteli öğrenci var. Fakat akademik başarı ile laboratuvarda araştırma yapma kapasitesi çok farklı şeyler. Bilimsel araştırma çok farklı bir kafa yapısı ve çok sıkı çalışma gerektiriyor. Burada öğrenciler daha çok memur zihniyetiyle yetişiyor. Bazen Singapur’da çalışırken öğle arasında MIT’deki öğrencilerime bir şey söylemem gerekiyor, orada gece yarısı olmasına rağmen bazı öğrencilerimi laboratuvarda bulabiliyorum.”

Ying aynı zamanda sınav sisteminin bilimsel alanda araştırma yapacak kişilerin yetişmesine engel olduğunu düşünüyor: “Burada sınavlara çok fazla ağırlık veriliyor. Sınavda yüksek puan alanlar sadece okulda başarılı kişiler oluyorlar, düşük puan alanlar ise başarısız olduklarını düşünerek başka alanlara kayıyor. Öğrencileri çok erken yaşta seçim yapmaya zorluyoruz. Eğitimin amacı bu olmamalı.”

Ying üniversite öncesinde de öğrencilere bilimsel araştırmanın sevdirilmesi için en önemli etkenin çocukların laboratuvara sokulması olduğunu düşünüyor:

“Bilim laboratuvarda yapılır, öğrencilerin laboratuvara girip deney yapması, okullarda onlara bu ortamın sağlanması gerek.”

Ying öğretmenlerin çok önemli olduğunu, bu nedenle kendi laboratuvarında öğrencilerin yanı sıra öğretmenleri de konuk ettiklerini, onlara çalışmalarını gözlemleme imkanı verdiklerini belirtiyor.

Başarının Sırrı Deha Değil Sıkı Çalışmak

Prof. Ying kendisinin dahi olduğunu ve başarılarını doğuştan gelen dehasına borçlu olduğunu kabul etmiyor. Araştırma alanında sonuç almanın ancak sabırlı, tutkulu ve hayat boyu süren bir sıkı çalışma ile mümkün olabileceğini savunuyor. Ying:

“Çoğu insan araştırmacı olmak istemiyor, çünkü araştırma alanında küçük de olsa bir sonuç alıncaya kadar bazen yıllarca çalışmak gerekiyor. Araştırmacı olabilmek için öncelikle bu alana tutkuyla bağlanmış olmak gerek. İkinci olarak, bu alanda çalışmak araştırmacı için anlam ifade etmeli” diyor.

Ying Princeton Üniversitesi’nde doktoraya başladığında haftada 75-80 saat çalışmaya başlamış. Çoğu araştırmacının ancak kısa sürelerle, örneğin doktora veya post-doktora sırasında yoğun olarak çalıştıklarını, sonra standart işlerde normal mesai saatlerinde çalışmaya başladıklarını, kendisinin ise hâlâ aynı tempoda çalışmaya devam ettiğini söylüyor.

İslam’ı Benimseme Öyküsü

Ying, küçük yaşlardan itibaren hayatın anlamını ve amacını sorgulamaya başlamış. İlk kez ortaokulda karma bir okula gidince insanların farklı inançları olduğunu fark etmiş. İslamiyet’e giderek artan bir ilgi duyan Ying, 30’lu yaşlarında İslamiyet’i kabul etmiş. Ying aynı zamanda hayatını inancına uygun bir şekilde yaşamaya gayret ediyor.

Din ile İnanç Çatışmaz

Ying, bilimle dinin çatışmadığını savunuyor, tam aksine bilimsel çalışmalarının kendisini Allah’ın varlığını kabul etmeye yönlendirdiğini söylüyor.

“Bilimsel bilgi tekrar tekrar bizi Allah’ın varlığına götürüyor. İnsanlar bana her zaman ‘Bilimle din çatışıyor mu?’ diye soruyorlar, hayır öyle bir şey yok. Benim çalışma alanım olan biyomühendisliğe bakalım. İnsan bedenine dair her şeyi çözememiş olabiliriz ama hepimiz insan bedeninin ne kadar karmaşık olduğunu takdir edebiliriz. Bu kadar karmaşık bir şeyin kendi kendine oluşma olasılığı ne kadardır? Elbette ki bir yaratıcı olmalı.”

İnsan Olma Ortak Paydası

Ying, “İnsanlar ırk, dil, din gibi konularda ayrım yapmayı seviyorlar. Bence bu çok üzücü. Hepimiz insanız, bizi ayıran şeylerden çok daha fazla ortak yönlerimiz var” diyor. Ying, Singapur’da yaşamaktan çok mutlu olduğunu çünkü burada farklı etnik, kültürel ve dini kökenlerden gelen insanların uyum içinde yaşadıklarını, bunun dünyada az bulunan değerli bir şey olduğunu söylüyor. Ona göre Singapur’da insanlar sadece birbirlerine tahammül etmiyorlar, bunun ötesinde barış içinde, birbirlerini anlayarak birlikte yaşıyorlar.

Kadın Bilim İnsanı Olmak

Ne yazık ki fen ve teknoloji alanında çalışan kadınların oranı hâlâ çok düşük. Ying, ailesinin onu belli kalıplara sokmaya çalışmadığını, hiçbir zaman kız olduğu için herhangi bir şeyi yapamayacağını söylemediklerini, kendisini kısıtlamadıklarını söylüyor. Bu da kızların başarısında ailelerin tutumunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ying’in kendisi de bir kız çocuk annesi. Kızına bilimi sevdirmek için daha küçükken ona evdeki basit malzemelerle deneyler yaptırdığını, mesela sabun ve sirke ürettiklerini söylerken aslında bunun birlikte yemek pişirmekten çok da farklı olmadığını söylüyor.

Jackie Yi-ru Ying fen ve teknoloji alanındaki üstün başarılarıyla Müslüman olan ve olmayan sayısız genç kız için ilham kaynağı ve rol model oldu ve olmaya devam ediyor. Onun gibi insanlığa hizmet eden nice Müslüman bilim insanı yetişmesini dileriz. [1] [2] [3] [4] [5]

Hazırlayanlar: Ayşenur Ateş – Yelda Doğan

Diğer Güzel Haberler

Endonezyalı Maria Marghani Mohammed, 2017 yılının en yaşlı hacıları arasında! Kendisi 104 yaşında olan teyzemiz, Kral Abdulaziz Uluslararası Havaalanı’nda özellikle Kültür Bakanı Abdulhaliq al-Zahrani tarafından memnuniyetle karşılandı. Okumak İçin Tıklayın

Hikayesi, çaba ve gayretiyle Müslüman olan ve olmayan birçok kişiye ilham oldu. Öyle ki ateist bir yazar bile “Senin hikayeni okuduktan sonra umuyorum ki Tanrı vardır ve seni ödüllendirir.” demekten kendini alamadı. Okumak İçin Tıklayın

Rabbimize daha yakın bir kul olmak elbette hepimizin isteğidir. Bu konuyla dertlenen 2 tıp
öğrencisi ‘Tasbeeh’ adlı bir zikirmatik uygulaması geliştirdi. Tamamen Allah rızası için
hazırlanan bu uygulamada hiçbir reklam bulunmuyor. Ayrıca görsel efektlerin bulunduğu bu
zikirmatikte, teşvik edici birçok basamak bulunuyor. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz