Türkiye’nin Camileri: 11 Bilecik

Osmanlı’nın temellerinin atıldığı, ilk kıvılcımlara ve çarpışmalara şahit olan güzel şehrimiz,
Bilecik! Marmara, Ege, İç Anadolu ve Karadeniz olmak üzere 4 bölgemizde de toprakları
bulunan tek şehir olur kendileri. Tarih süresince farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan
Bilecik, Bizans dönemindeki adıyla “Belekoma”, en şanlı zamanlarını Söğüt ile başkent olarak Osmanlı döneminde yaşadı. Ancak maalesef bir buçuk senelik işgalin ardından 1921 yılında Yunan askerlerinin geri çekilmeleri sırasında çıkardıkları 3 büyük yangınla Osmanlı
dönemindeki Bilecik şehri büyük ölçüde kül oldu. Biz ise şimdi size ayakta kalmayı başaran
ve ibadete açık olan 5 güzel camimizden bahsedeceğiz! Gidip görmeniz ve sevmeniz
dileğiyle! Haydi başlayalım!

1Ertuğrul Gazi Mescidi (Kuyulu Mescit)

Osmanlı’nın ilk mescidi olan ve resmi kaynaklarda adı her ne kadar Ertuğrul Gazi Mescidi olarak geçse de en bilinen adıyla Kuyulu Mescit, bu adını içindeki 15 metre derinliğindeki 770 yıllık kuyudan alıyor. Hem mescidin hem de kuyunun hikayesi birbirinden ilgi çekici bize göre.

Şöyle ki, “Ertuğrul Gazi ve beyliği beldeye yerleştiğinde burada Rumlar yaşamaktaydı.
Rumların ibadetlerini kilisede yaptıklarını gören Müslümanlar gelip Ertuğrul Gazi’ye
ibadetlerini yapacakları bir mescit inşa etmesini isterler. Ertuğrul Gazi de eline geçen ilk
meblağla, topraklar kılıç hakkı olmasına rağmen, şu anki mescidin bulunduğu arsayı Rum
sahibinden akçe karşılığıyla satın alır. İlk kazmayı kendisi atar mescit için ve bizzat inşasında çalışır. İnşa için diğer Müslümanları davet etse de katılım yok denecek kadar az olur. Sabreder ve mabet bittiğinde ibadete nasıl olsa gelecekler diye düşünür ve ilk mescidi inşa eder. Lakin ısrarla mescit isteyen Müslümanlar nice cumalar ve aylar geçmesine rağmen mabede gelmezler. Yaptığı mescidin bir köşesine oturmuş Müslümanları nasıl mescide ibadete getireceğini düşünen Ertuğrul Gazi bir haber alır. Dere suyu bozulmuştur ve içenler ateşlenerek hastalanır. Bu oyunu insanlara ilaç satmak isteyen Rumlar dere suyuna bir zehir karıştırarak yapmıştır. Ertuğrul Gazi akıllıca bir hamle yaparak mescide bir kuyu kazdırır. Temiz içme suyu çıkan bu kuyudan hem Müslümanlar hem de Rumlar yararlanır. Böylece hem mescidin temiz suyu hem de Ertuğrul Gazi’nin beyliği ünlenir.”

Mescidin hikayesinin tamamını öğrenmek isterseniz Kuyulu Mescit’in imamı Şahin Mülayim Bey’in yazdığı kitaptan istifade edebilirsiniz. Kitaba Ulaşmak İçin Tıklayınız.

2Orhan Gazi Camii

Şeyh Edebali Türbesi’ne çok yakın olan Orhan Gazi Camii, yeri itibariyle uğrak bir camidir. II. Abdülhamid zamanında önemli bir onarım görmüştür. Kubbe üzeri restorasyon sırasında kurşunla kaplandığı için Kurşunlu Camii adıyla da bilinir. Caminin şu an yapıya bitişik olan minareleri yine restorasyon sırasında eklenmiştir. Bu caminin en ilginç yanı, asıl minaresinin ana binadan 30 m uzakta daha yüksek bir kayanın üzerine inşa edilmiş olmasıdır. Bunun sebebi çevredeki evlere ezan sesinin daha rahat gitmesi içindir. Orhan Gazi Camii önünde her pazar sabahı, birlik ve dayanışmanın güzel bir örneği verilmekte. Bilecikli hayırsever vatandaşlar tarafından her pazar günü, sabah namazını müteakiben çorba ikramı yapılmaktadır.

3Söğüt Çelebi Mehmet Camii

Söğüt’ün en büyük camisi olduğu için halk arasında Söğüt Ulu Camii, Büyük Camii ve Çarşı Camii adıyla da anılıyor. Camiye adını veren o dönemin valisi Çelebi Mehmet’in böyle büyük bir cami yaptırmasının nedeni ise fetret döneminden sonra Osmanlı’nın hala tüm haşmetiyle ayakta olduğunu dosta düşmana duyurmaktır. Dış kısmı kırmızı kesme taşlardandır. Caminin içindeki kalem işleri ise II. Abdülhamit’in yaptırdığı restorasyonda yapılmıştır. Anadolu’daki diğer Ulu Camiler gibi bu cami de çok kubbeli ve çok ayaklı bir camidir. Merkez kubbesinde ise Selçuklu mimarisinin özelliklerinden olan “Aydınlık Feneri”ni barındırmaktadır. Çarşı Camii ayrıca ön tarafında bulunan ve Kaymakam Çeşmesi olarak anılan güzel bir çeşme ile de dikkat çekmektedir.

4Söğüt Hamidiye Camii

1920’li yılların başında II. Abdülhamid tarafından yaptırılan ve Bilecik’in en büyük
külliyesinin içinde bulunan dış çeperi kırmızı kesme taştan yapılmış bir camidir. Bu cami ve külliyenin hikayesi ise Söğüt halkının anlattığına göre kesin olmamakla birlikte şöyledir:

Abdülhamid Han’a Cuma selamlığı sonrasında yapılan meşhur bombalı suikastta her ne kadar padişah her zamankinden geç çıktığından dolayı kurtulmuş olsa da 120 kilo büyüklüğünde bir bombanın patlamasının ardından oluşturduğu yıkıcı etki uzak mesafelere kadar ulaşmıştır. İşte bu bombanın patlamasıyla etrafa saçılan ok gibi parçalardan, o hengamede herkes kendi canını düşünüp korunmaya çalışırken, Abdülhamid Han’ın kurduğu Söğüt Alayı’ndaki askerler padişahın etrafında adeta etten bir duvar örerek, kendi canlarını hiçe saymışlardır.

Bu olaydan sonra Abdülhamid Han huzuruna Söğüt Alayı’ndaki o askerleri çağırır ve onlardan bu kahramanlıklarına karşılık bir ödül istemelerini talep eder. Söğütlüler sadece
“Sağlığınızdan başka bir şey arzu etmeyiz sultanımız” derler. Buna karşılık Abdülhamid Han; böyle yiğit evlatlar yetişsinler, iyi yerlere gelsinler diyerek Söğüt’te Hamidiye Külliyesi’ni yaptırır.

5Bozüyük Kasımpaşa Camii

Bozüyük ilçemizin merkezinde bulunan cami, ildeki Osmanlı dini mimarisinin en güzel
örneklerinden biridir. Külliyenin bir parçası olmasına rağmen cami ile birlikte imaret de
günümüze dek ulaşabilmiştir. Rivayete göre Kanuni’nin Rodos Seferi’nde ordu, caminin
olduğu alanda mola vermiş ve bu esnada vezirlerden Kasım Paşa, seferden zaferle dönülürse burada bir cami yaptırmayı adamış ve cami bu adağa binaen inşa edilmiştir.

Bozüyük Kasımpaşa Camii, 1525-1528 tarihleri arasında inşa edilmiş olup tek kubbeli iç mekanı ve üç kubbeli son cemaat yeri, kesme taş yapısı, ağaç işçiliği ve fildişi kakmaları ile görülmeye değer bir yapıdır. Caminin mimarının Mimar Sinan olduğuna dair bir inanış varsa da, yapılış tarihi dikkate alındığında mimarın, Sinan’dan önce bu görevi yürüten Acem Ali olması daha yakın bir ihtimaldir.

Diğer Güzel Haberler

Endonezyalı Maria Marghani Mohammed, 2017 yılının en yaşlı hacıları arasında! Kendisi 104 yaşında olan teyzemiz, Kral Abdulaziz Uluslararası Havaalanı’nda özellikle Kültür Bakanı Abdulhaliq al-Zahrani tarafından memnuniyetle karşılandı. Okumak İçin Tıklayın

Hikayesi, çaba ve gayretiyle Müslüman olan ve olmayan birçok kişiye ilham oldu. Öyle ki ateist bir yazar bile “Senin hikayeni okuduktan sonra umuyorum ki Tanrı vardır ve seni ödüllendirir.” demekten kendini alamadı. Okumak İçin Tıklayın

Rabbimize daha yakın bir kul olmak elbette hepimizin isteğidir. Bu konuyla dertlenen 2 tıp
öğrencisi ‘Tasbeeh’ adlı bir zikirmatik uygulaması geliştirdi. Tamamen Allah rızası için
hazırlanan bu uygulamada hiçbir reklam bulunmuyor. Ayrıca görsel efektlerin bulunduğu bu
zikirmatikte, teşvik edici birçok basamak bulunuyor. Okumak İçin Tıklayın

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz