Türkiye’nin Camileri: 21 Diyarbakır

158

Mezopotamya’nın, “Bereketli Hilal”in kültür ve tarihle bezeli, eşsiz, zamansız bir şehridir Diyarbakır. Dicle Nehri’nin suladığı bereketli topraklar üzerinde; 12 medeniyete ait kitabelerin bulunduğu surları, taş köprüleri ve izleri ile tarihin taşlara yazıldığı kenttir Diyarbakır.

Kent merkezi yaklaşık 9000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Ve bu tarihi yapı günümüzde de çoğunlukla kendini göstermektedir. Diyarbakır, Türkiye’nin en kalabalık on ikinci şehridir. Diyarbakır Hz.Ömer halifeliği zamanında kansız bir şekilde fethedilmiştir. “Abdestsiz gezilmeyen kent” olarak anılan Diyarbakır, etrafında 5,7 km uzunluğundaki surların içinde gizli bir hazine gibi korunmuştur. Eski zamanlarda şehre girmek isteyenlerin şehir kapılarının yanında bulunan hamamlarda yıkanıp, temizlenip öyle içeriye girdikleri söylenir.

Taştan örülmüş, şehri bir anne gibi sımsıkı sarmış surları, kutsal kitaplarda anlatılan cennet bahçelerini anımsatan Hevsel Bahçeleri, bereketi, hayatı su olup Diyarbakır’a akıtan Dicle Nehri, lezzetli yemekleri, tapınakları, köprüleri ve binlerce yıldır insanların gelip geçtiği sokakları ile düş gibi bir serüven içine alıyor sizi. Kimlere ev sahipliği yapmamış ki bu güzeller güzeli şehir: Roma İmparatorluğu, Akkoyunlular, Mervaniler, Artuklular, Emeviler, Abbasiler, Osmanlı ve daha niceleri. Hepsine yurt olmuş Diyarbakır, hepsini beslemiş, hepsinden beslenmiş.

Ayırmamış insanları hiç: o, bu, şu diye. Türkçe, Arapça, Kürtçe konuşan Müslümanlar, Ezidiler, Museviler, Ortodoks ve Katolik Ermeniler, Ortodoks ve Katolik Süryaniler, Protestanlar, Nasturiler, Keldaniler ve Rumlar yaşamış bu heybetli şehirde kardeşçe. Bugün o çeşitlilik artık yok ama kent içinde yer yer o günlerin izlerine rastlamak hala mümkün. Sizler için bu güzel şehrin 5 güzel camisini listeledik.

1Ulu Camii

Kaynak: okuryazarim.com

Evliya Çelebi’nin “İçinde öyle ruhaniyet var ki, bir kimse iki rekat namaz kılsa kabul
olunduğuna kalbi şahitlik eder.” dediği Ulu Cami.

Hz. Ömer döneminde (639) Diyarbakır’a egemen olan Müslüman Araplar tarafından şehrin merkezindeki en büyük mabet olan Martoma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle oluşmuştur.
Diyarbakır Ulu Camii, Anadolu’nun en eski camilerinden biridir. 1091 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah’ın emriyle büyük bir onarım görmüştür. Camiye Diyarbakır’da
hüküm sürmüş bütün devletler büyük önem vermiştir. Cami duvarlarında çeşitli devletlerden kalma 20 kadar kitabe vardır. Tarihi mekânın avlusunda namazgâh, şadırvan, musalla taşı ve 12. yüzyılda El Cezeri tarafından yapılmış güneş saati bulunur. Cami, Osmanlı döneminde aynı zamanda ilim ve kültür merkezi olarak kullanılmıştır. Ulu Cami minaresi Anadolu’da benzeri az bulunan minarelerdendir. Kare planlı bir kaideden sonra kare gövde olarak yukarıya doğru incelerek yükselir.

Nasır-ı Hüsrev, Sefername adlı eserinde Ulu Cami’yi şöyle anlatır: “Öyle mükemmel bir yapıdır ki, ondan daha düzgün, ondan daha sağlam yapılmasına imkân yoktur. Caminin içinde 200 küsur taş direk vardır.”

Ünlü Şam Emeviye Camii’nin Anadolu’ya yansıması olarak değerlendirilen Diyarbakır
Ulu Camii, İslam alemi tarafından 5. Harem-i Şerif olarak kabul görülmüştür. Diyarbakır Ulu
Camii’nin avluya bakan cephelerinde farklı dönemlere ait mimari bezemeler, kabartma ve
yazıtlar muntazam bir şekilde caminin özelliğini ön plana çıkarmaktadır.

2Hazreti Süleyman Camii

Hazreti Süleyman Camii, Nasiriyye Camii; Meşhed Camii, Murtaza Paşa Camii ve Kale
Camii olmak üzere birçok isimle anılmaktadır. Minaresindeki kitabelerden anlaşıldığı
üzere Nisanoğlu Ebul Kasım tarafından 1155-1160 yılları arasında yaptırılmıştır. İç Kale’de, Oğrun Kapı’nın güneyindeki burcun kenarında yer alan caminin en önemli özelliği Hz. Ömer döneminde Diyarbakır’ın fethinin buradan başlamasıdır.

Caminin bitişiğinde Osmanlılar döneminde yapılan Halid Bin Velid’in oğlu Süleyman ile Diyarbakır’ın Araplar tarafından alınışı sırasında şehit düşen diğer sahabelerin burada yattığı rivayet edilmektedir. Sahabelerin burada olması burayı bir ziyaretgâh haline getirmiştir. Yapı günümüzde de geçmişten gelen önemini korumakta ve hala ziyaret yeri olma özelliğini devam ettirmektedir.

3Behram Paşa Camii

Kaynak: kulturportali.gov.tr

Behram Paşa Camii 1564-1572 yılında Diyarbakır’ın 13. Osmanlı Valisi Behram Paşa
tarafından yaptırılmıştır. Yapı, Mimar Sinan’ın eserlerinin derlendiği Tuhfetü’l Mi’marin de geçmektedir. Tamamen kesme taştan yapılmış tek kubbeli olan eser, iç ve dış süslemeleriyle Diyarbakır’ın taş işçiliği yönünden zengin yapıları arasında gösterilmektedir.

Caminin içindeki duvarlar alttan belli bir yüksekliğe kadar XVI. yüzyıl İznik çinileriyle süslenmiştir. Caminin diğer bir özelliği de kuzeyinde çift kademeli, yanlardan taşan beş sahınlı bir son cemaat yerinin olmasıdır. Son cemaat yeri yanlara doğru taşmış olup sağdaki kısmın üzerine de minare yerleştirilmiştir. Caminin giriş kapısı mukarnaslı bir bordür ile çevrilmiş, üzerine de bir kitabe yerleştirilmiştir.

4İskender Paşa Camii

İskender Paşa, XII. Osmanlı Valisi olarak Diyarbakır’da görev yaptığı 1554-1557
yılları arasında bu güzel camiyi yaptırmıştır. Camii, iki bin metre kare alan üstünde
yaptırılmıştır, mimari yapısı 600 metre kareyi kapsar ve bin kişi kapasitelidir. İskender
Paşa’nın bu olağanüstü eseri, bugün kentin en önemli mimari yapıtlarından biri olarak göze
çarpıyor.

Mimar Sinan’ın eserlerinin derlendiği bazı yazmalarda İskender Paşa Camii de geçmektedir. Kendi adıyla anılan mahallede yer alan İskender Paşa Camii, Osmanlı mimarisinde belirli bir plan tipinin özelliklerini taşıyor. Tek kubbeli, kare plan tipine sahip olan yapının son cemaat yeri yapıya göre dışarı taşkın ve beş gözlüdür. Yapı ilk bakışta tek kubbeli bir yapı olarak gözükmesine rağmen yanlardaki mekânlarıyla erken Osmanlı Devri camilerinden ters T biçimli camilerin Diyarbakır’da da kullanıldığı görülmektedir. Caminin sol tarafına silindirik gövdeli, tek şerefeli taş minare eklenmiştir. Minare oldukça sade tutulmuştur. Bu caminin önünde sade şadırvanı, doğusunda da Şeyh Yusuf Efendi’nin türbesi bulunmaktadır.

5Şeyh Mutahhar Camii (Dört Ayaklı Minare) 

Akkoyunlular döneminde 1500 yılında Sultan Kasım tarafından yaptırılan cami daha çok
minaresiyle ünlenmiştir. Cami, kare planlı ve tek kubbelidir. Camide, yanlarda üçer, kuzey ve güneyde ikişer penceresi olup tümünün iç ve dışında kemerle kapanan girintileri vardır.
Minare yekpare taş sütun üzerinde dört köşeli olarak inşa edilmiştir. Bu inanışa göre yedi defa sütunların altından geçenin dileği kabul edilir. Yapı dört ayaklı minaresi ile Anadolu’nun tek minare örneğidir. Bu minarenin dört ayağı 4 İslam mezhebini simgelemektedir.

Diğer Güzel Haberler

İngiltere’nin Newcastle şehrinde hizmet veren Bahr Academy vandalların saldırısına uğradı. Okula geldiklerinde duvarların İslam karşıtı grafitiler ile doldurulduğunu ve Kur’an-ı Kerim sayfalarının yerlere atılmış olduğunu gören yetkililer, bunu yapan kişilere İslam’ı anlatmak amacıyla okula davet ettiler. Okumak İçin Tıklayın

Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda Kur’an eğitimine sıfırdan başlayan hükümlü, Kur’an-ı Kerim’in tamamını ezberlemeyi başardı. Konya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, 3 hükümlünün daha hafızlık için çalıştığını söyledi ve icazetlerinin yakın zamanda yapılacağının müjdesini verdi. Okumak İçin Tıklayın

Almanya‘nın Frankfurt şehrinde tren raylarına düşen evsiz bir kişiyi kurtarmaya çalışırken
tren ile platform arasına sıkışarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Türk genci Mustafa Alptuğ Sözen ismi, kazanın yaşandığı Ostend İstasyonu’na verildi. Frankfurt’da Avrupa Merkez Bankası’nın da olduğu yerde bulunan durağın ismi “Alptuğ Sözen İstasyonu Ostendstrasse” olarak değiştirildi. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz