Türkiye’nin Camileri: 33 Mersin

169

Mersin diyince birçoğumuzun aklına tantuni geliyor olsa gerek. Tabii tantuninin yanında kerebiç, cezerye, ciğer, Tarsus Kebabı da Mersin’in midemize hitap eden güzellikleri. Mersin zengin tarihi ve güzel iklimiyle “yok yok” diye tanımlayabileceğimiz bir şehir: Anamurium Antik Kenti, Cennet Cehennem, Alahan Manastırı ve daha niceleri… Biz de sizler için Mersin’in en önemli 5 camisini derledik. Takılın peşimize!

1Hz. Miktad Cami

Mersin’in en büyük camisi olan yapımız, adını sahabe efendilerimizden Mikdâd bin Amr’dan almıştır.”Muğdat Cami” olarak da bilinen bu önemli eser, Ankara Kocatepe Camisi’nden sonra Cumhuriyet Dönemi’nin ikinci büyük camisi olmuştur. Mersin Muğdat Semti’nde bulunan cami; cemaat yeri, ana kubbe, son cemaat yeri ve mahfil katından ibaret olan ve klasik Osmanlı mimarisi tarzındaki yapı, toplam üçer şerefeli 6 minaresi, konferans salonu, kütüphane, aşevi, sağlık ocağı ve diğer birimleriyle külliye özelliği taşır. Bahçesinde İslamiyet’e ilk inanan sahabelerden olan ve ismini aldığı Mikdâd bin Amr’ın Türbesi bulunmaktadır.

2Mersin Eski Cami

Bir Osmanlı Dönemi yapıtı… Eski Cami! Çarşı içinde Uray Caddesi üzerinde yer alan camimiz, Sultan Abdulaziz tarafından 1865 yılında yaptırılmıştır. Saltanat ailesine yaptırılmış olmakla birlikte, fazla süslü olmayan küçük bir camidir. Tek minareye sahip olan camimiz, toplam 600 metrekarelik bir alana sahiptir. Binası dikdörtgen planlı, kubbe yerine ahşap çatısı vardır. Caminin çeşmesi ise binanın güney batı köşesinde bulunmaktadır. Tarihi dokusuyla ve sadeliğiyle bizlere mütevazılığı hissettiren camimiz, Mersin’e gidenlerin uğrak noktası olmaya aday.

3Müftü Cami

Eski Camii’den sonra Mersin’in en eski ikinci camisi… Müftü Cami! Efrenk Çayı’nın doğusunda yer alan camimiz, çaya zaman zaman kendi adını vermiştir. 1884 senesinde Mersin Müftüsü Emin Efendi tarafından yaptırılan eserimizin ilk halinde kuzey doğusunda bulunan ve sonradan yıkılan bir medrese vardı. Daha sonra caminin batısına bir de Kur’an kursu binası yapılmıştır. Çok yıpranmış olan bu binalar 2007 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır. Kuran kursu binası Mersin Müftülük binası olmuş, cami ise yenilenmiştir. Ahşap bir çatıya sahip olan camimiz, kare planlıdır. Üç girişi bulunmaktadır. Ana girişi doğu kısımda, kuzey kısımdan iki girişe daha sahiptir. Kuzey batısında kesme taştan yapılma minaresini barındırmakta olan camimizin şadırvanı da kuzey kısmındadır. Caminin doğusunda bulunan türbede Müftü Emin Efendi, eşi ve oğlu yatmaktadır. Eski camilerin tarihi dokusuyla buluşmak isteyenler için Mersin’e yolu düşenlerin uğramadan geçmemesini şiddetle tavsiye ediyoruz.

4Tarsus Eski Cami

Tarsus merkezde yer alan camimiz, kenti doğu batı yönünde bölen ana cadde üzerindedir. Tarsus’un diğer tarihi yerleri ise bu caddeye yürüyüş mesafesindedir. 1102 yılında Bizans kilisesi olarak yapılan bina, o tarihte Aziz Paul Kilisesi olarak adlandırılmış. Tarsus daha sonra Kilikya Ermeni Krallığı’na geçmiş ve 1198 yılında ilk kral I. Levon bu kilisede Papa adına Kardinal Conrad von Wittelsbach tarafından kral ilan edilmiştir. 1359 yılında kent Ramazanoğulları’nın eline geçmiş ve kilise 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey (1383-1416) tarafından camiye çevirmiştir.

Caminin bina girişi batıdan olup, toplam alanı 460 metrekaredir. Güney batısında Ramazanoğulları tarafından yaptırılan minare bulunmaktadır. Kilise döneminden kalma çan kulesini ise kuzeydoğu köşesinde bulundurmaktadır. Her köşesinde bir tarihi doku bulunduran eserimiz, Mersin’e gidildiğinde kesinlikle gezilip görülmesi gereken yerlerden biridir.

5Tarsus Ulu Cami

Tarsus’un Camiinur mahallesinde yer alan camimiz, aynı yerde bulunan bir kilisenin yerine yapılmıştır. Kitabeye göre cami önce 9. yüzyılda Abbasi Devleti zamanında yaptırılmış, Abbasilerin bölgeden çıkması ve bölgenin yeniden Bizans ve Kilikya Ermeni Krallığı’na geçmesinden sonra kiliseye çevrilmiştir. Daha sonra bölgenin Ramazanoğlu Beyliği tarafından ele geçirilmesiyle, cami ikinci defa, 1579 yılında Ramazanoğlu III. İbrahim Bey tarafından yaptırılarak bugünkü halini almıştır. İbrahim Bey ayrıca, aynı tarihte caminin giderlerinin karşılanması amacıyla bir de bedesten yaptırmıştır. (Kırkkaşık Bedesteni) Bu bedesten caminin batısında yer almaktadır.

Gösterişli bir girişe sahip olan camimizin giriş kapısı kuzey kısmında yer almaktadır. Caminin ana malzemesi kesme taş olup, sade ve şık bir görünüşe sahip olan iç mekan sütunları “İran Kemeri” adı verilen yarı sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Caminin minber, mihrap ve müezzin mahfili mermerden yapılmış. Camimiz bitişik doğu bölümünde 3 adet türbeyi barındırmaktadır. Bu türbeler Lokman Hekim, Şit ve Tarsus’ta ölen Abbasi halifesi Memûn’a aittir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz