Türkiye’nin Camileri: 37 Kastamonu

Evliyalar ve alimler şehri, Türkiye'nin cennet köşelerinden biri... Türkiye'nin Camileri serimizde bu kez Kastamonu'nun beş güzel camisini ele alıyoruz.

172

Kastamonu… Evliyalar ve alimler şehri… Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan Kastamonu, büyük şehirlerin gürültüsünden kaçmak isteyenlerin sığınabilecekleri bir huzur bölgesi; panoramik dağlarıyla, yemyeşil ovalarıyla, zümrüt sahilleriyle, zengin kültürel varlıklarıyla birçok alternatifler sunan bir tatil beldesidir.

Eski bir yerleşim alanı olduğu bilinen Kastamonu yöresi M.Ö. 18. yüzyılda Gasların yurdu olmuş, zamanla Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Pontuslular, Romalılar ve Bizanslıların yönetimine geçmiştir. Romalıların bu yörede kurduğu Paflagonia isimli eyaletin merkezi olan pompei-polis höyüğü bugünkü Taşköprü ilçesinde bulunmaktadır. Kastamonu geleneksel Türk evi ve yakın dönem Osmanlı mimarisi örneklerinin yoğun olarak bulunduğu ender illerdendir. Kentsel sit kapsamına alınmış olan Kastamonu, Taşköprü, İnebolu, Küre ve Abana’nın eski mahalleleri ve yapıları ziyaretçilerde nostalji ve hayranlık uyandırır. Biz de şimdi bu güzel şehrin tarihi camilerinden beşini sizlere sunacağız.

1Nasrullah Kadı Camii

Şehrin merkezinde bulunan Nasrullah Külliyesi; cami, medrese ve köprüsü ile sembol yapılardandır. Cami ve köprüsü 1506 yılında Nasrullah Kadı isimli bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır. Cami, döneminin yapı özelliklerini taşımaktadır.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Milli Mücadele’yi destekleyen konuşmalarını burada yapmıştır. Köprü dört gözlü iken bir gözü 1961 yılında imar çalışmalarında yıkılmıştır. Şadırvanlar Nasrullah Kadı tarafından yaptırılmış, üzerindeki yapı ise 1752 yılında Bedii adında bir hayırsever tarafından tamamlanmıştır. Kesme ve moloz taştan inşa edilen iki bölüm halindeki yapının üzerini iki kubbe örtmektedir. Kaliteli kesme taştan şadırvan cepheleri süslemeli olup ortalarında birer fıskiyesi bulunmaktadır.

Nasrullah Meydanı’nda, Nasrullah Camii’nin kıble tarafında bulunan Münire Medresesi, 1746 yılında Reis-ül Küttab Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. Her biri 10-12 öğrenciyi barındıracak 23 odası mevcuttur. Uzun yıllar öğrenci yurdu olarak kullanılan yapı, 1999 yılında restorasyonu yapılarak turizm amaçlı el sanatları çarşısına dönüştürülmüştür. Ayrıca halk arasındaki bir görüşe göre bahçesinde bulunan sudan içenlerin tekrar Kastamonu’ya geleceğine inanılır.

2Şeyh Şaban-ı Veli Camii 

Şeyh Şaban-ı Veli Camii

Cami, adını Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’nden almaktadır. Halveti tarikatının Şabaniye kolunun kurucusu Şaban Efendi çeşitli medreselerde ve içinde büyük alimlerin de bulunduğu birçok kişiden eğitim alarak kendini olgunlaştırmış bir zattır. Aldığı eğitimden sonra doğup büyüdüğü Kastamonu’ya dönen Şaban Efendi, dostlarınca Honsalar Camii’ne davet edilmiştir. Bir süre sonra burası yanınca, Eyüp Halife tarafından Seyyid Sünneti Mescidi’ne yakın bir ev bağışlanmıştır. Hayatta iken, kendisi ve şeyhleri için vakıfname hazırlatmıştır. 4 Mayıs 1569 tarihinde vefat edince, yerine Osman El Halveti geçmiştir. 1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar yirmi zat Halveti tarikatının irşadını sürdürmüştür.

Caminin kitabesinden 1580 yılında III. Murad’ın Hocası Suca Efendi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Cami, aynı zamanda Halveti Dergahı olduğundan, içeride arka tarafta halvethaneler sıralanmaktadır. Türbe içinde, Şaban Efendi ile postnişinlerine ait olmak üzere on altı lahit vardır. Cami kıble duvarının önünde Seyyid Sünneti Efendi’nin (vefatı Hicri 864-Miladi 1469) kabri, dergah çevresinde de ulemadan, ricalden medfun olanların kabirleri bulunmaktadır. Türbe yanında incecik akan Asa Suyu, berrak ve hafif sudur. Zemzem suyu tadında olduğundan, halk ve ziyaretçiler tarafından şifalı olduğu inancı mevcuttur.

3Yılanlı Camii

Yılanlı Camii

Döneminde Anadolu’nun hatta dünyanın ender tıp fakültelerinden olan Darüşşifa Yılanlı Külliyesi, H. 672 yılında (M. 1273/74) Ali oğlu Süleyman’ın oğlu Ali emriyle baş mimar Küherbaş’ın gözetiminde mimar Kayserili Said tarafından yapılmıştır. Yılanlı ismi, yılanın sağlıkta şifa sembolü oluşu ve külliyenin duvarlarındaki yılan motifinden gelmektedir. Yapı 1837 yılında büyük bir yangın geçirdiğinden, ilk halinden günümüze sadece giriş kapı kemerinin bulunduğu duvar ulaşabilmiştir. Duvar üzerinde yangının izleri net bir şekilde görülebilmektedir. 

Darüşşifa Yılanlı Külliyesi; Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde hem teorik hem de uygulamalı eğitimin verildiği bir tıp fakültesi olarak kullanılmıştır. Hem ruh sağlığı hem de fiziki hastalıkların tedavisi yapılmış, aynı zamanda birçok ameliyat gerçekleştirilmiştir. Günümüzde Darüşşifa kapısı, cami, türbe ve şadırvandan oluşan Yılanlı Külliyesi; mutlaka görülmesi gereken ve tarih kokan bir köşedir. Tam 746 yıl öncesinden nice hikayeler, anılar, hikmetler taşıyan giriş kapısının kemeri bile büyük bir tarihtir.

4Candaroğlu Mahmut Bey Camii

Tarihsel mirasımızın en önemli yapıtlarından, ahşabın sanatla birleştiği nadide bir eser. Yeşil ağaçların arasında gizlenmiş bu camiyi minaresi de olmasa fark edemiyorsunuz. Cami Anadolu’da bindirme tekniğiyle ve çivisiz yapılan tek cami… Muhteşem işlemeli ahşap kapısıyla dikkatleri ilk dakikada üzerine çekmeye başlamakta. Fakat bu kapı aslında orijinal kapının bir kopyası. Orijinal kapı zamanında çalınıp tekrar bulunduğundan tekrar çalınma ihtimaline karşılık Kastamonu Etnografya Müzesi’nde koruma altında.

Rivayete göre Mahmut Bey, caminin ustasına “Çivi kullanma ki dağların neminden rüzgarların gamından yorulup, paslanıp, güçten takatten düşmesin, kendiyle birlikte tavanı çökertmesin. Bütün dağlar ve ormanlar emrindedir. İstediğin ağacı seç ve kes. Öyle bir tavan yap ki gök kubbe ayakta kaldıkça yıkılmasın.” demiş. Öyle de olmuş. Çivi kullanılmadan iç içe geçirme tekniğiyle yapılan tavan, günümüzde de hala sapasağlam ve tüm ihtişamıyla göreni büyülemekte.

Bu camide daha önce hiç görmediğimiz muhteşem işlemeleriyle göz doyuran 3 katlı mahfil sistemi bulunmakta. Camide bulunan oyma işlemelerinin dışında, kök boyalarıyla yapılmış kalem işi nakışlar günümüzde de hala güzelliğini korumakta.

5İsmail Bey Camii ve Külliyesi

İsmail Bey Camii

Kent merkezinde İsmail Bey Mahallesi’nde yer alan külliye, M.Ö. 7. yüzyıla ait iki adet kaya mezarına sahip Şahinşah Kayası üzerinde yer almaktadır. Candaroğulları Beyliği’nin son hükümdarı İsmail Bey tarafından yaptırılan külliye içerisinde cami, türbe, medrese, han, hamam ve kütüphaneden oluşan beylikler devri sanatının en güzel örneklerini sergileyen yapılar topluluğu bulunmaktadır.
 
Döneminin bir ticaret ve ilim üssü olan külliyenin içindeki deve hanı ve medrese, Kastamonu Valiliği tarafından yeniden düzenlenerek turizm amaçlı yöresel mutfak ve el sanatları merkezi olarak kullanılmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz