Türkiye’nin Camileri: 42 Konya

Konya kalbin, kalemin ve kılıcın kenti… Bu kapının huzur dolu mekânlarını, camilerini, gelin hep birlikte ziyaret edelim.

0
154

Konya kalbin, kalemin ve kılıcın kenti… Kalbi kâinat kadar geniş Mevlana Celaleddin Rumi’nin, kalemi kavi Sadreddin-i Konevi’nin, kılıcı keskin Alaeddin Keykubat’ın şehri. Konya âlemi aşkla bilenin, âlemi ilimle bulanın, kılıcı adaletle olanın, bir kutlu zamanda bir araya geldikleri mutlu belde. Biri Celaleddin, biri Sadreddin, diğeri Alaeddin…
Konya insanlığın ve İslam’ın bu 3 zirve adıyla birlikte tüm dünyada anılıyor. Dünyanın her yerinden  insanlar, koşar gelir huzurun ve umudun kapısına. Bu kapının en huzur dolu mekânlarını, camileri, gelin hep birlikte ziyaret edelim…

1Alaeddin Camii

Alâeddin Cami Konya’nın en eski ve en büyük camisidir. Alâeddin Camisi Konya’nın merkezinde yer alan Alâeddin Tepesi üzerinde inşa edilmiştir. Yapımına Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud zamanında başlanan cami, I. Alâeddin Keykubad zamanında tamamlanmıştır (1221). Üstelik, üzeri ağaç ve toprakla örtülen camiinin yapısında Roma ve Bizans devirlerine ait kırkın üzerinde mermer sütun bulunmaktadır.

Cami avlusunda Selçuklu sultanlarından I. Mesud, II. Kılıçarslan, I. Gıyâseddin Keyhüsrev, II. Rükneddin Süleyman, III. İzzeddin Kılıçarslan, I. Alâeddin Keykubad, II. Gıyâseddin Keyhüsrev, IV. Rükneddin Kılıçarslan ile III. Gıyâseddin Keyhüsrev’in mezarları bulunan türbe ile yanında I. İzzeddin Keykâvus adına yaptırılmış ve yarım kalmış ikinci bir türbe daha bulunmaktadır.

2Aziziye Camii

Kesme Gödene taşı ile yapılan Aziziye Camii son dönem Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. 1671-1676 yılları arasında Şeyh Ahmed tarafından yaptırılan Şeyh Cami 1800’lü yıllarda yanarak harap olunca, 1867’de Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından yaptırılır, Aziziye Cami.

Türk Baroku üslûbunda yapılan, pencereleri kapılarından daha büyük olan câminin altı mermer sütuna oturan üç kubbeli son cemaat yerinin iki ucunda kaideleri şadırvanlı, üzeri ferah kubbe ile örtülü iki minaresi ise özellikle görmeye değerdir.

3Sultan Selim Camii

Mevlâna Türbesi’nin hemen yanında yer alan Sultan Selim Cami, II. Selim’in Konya Valiliği sırasında 1558 yılında yapımına başlanmış ve 1567 yılında tamamlanmıştır. Klâsik Osmanlı mimarisinin Konya’daki en güzel örneklerinden biridir. Ayrıca, plan itibari ile İstanbul’da bulunan Fatih Câmii’ne benzemektedir. Merkezî kubbe ile örtülü mekân tek yönden yarım kubbe ile genişletilmiştir. Yedi kubbeli son cemaat mahalli ile iki minaresi bulunan câminin iç mekânı kalem işi ile tezyin edilmiştir.

4Eşrefoğlu Camii

Konya’nın Beyşehir ilçesinin şehir merkezinde olan en eski Selçuklu Beylik dönemi yapılarından olan Eşrefoğlu Camii, Selçuklu Hakanı Sultan Sancar’ın emri ile 1134 yılında yaptırılmıştır. Daha sonra Eşrefoğlu Süleyman Bey camiyi, 1297 yılında bugünkü şekliyle yeniden inşa ettirmiştir. Halen ibadete ve ziyarete açık olan Eşrefoğlu Camii, 7 asırdır ayaktadır.

Ek olarak, 7 asırlık caminin, taş, tuğla, çini ve renkli boyama gibi birçok süsleme sanatının bir arada ve yoğun olarak kullanıldığı tek ahşap cami olması nedeniyle Türk mimarlık tarihinde özel bir yeri vardır. Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından 1297-1299 yılları arasında yaptırılan Eşrefoğlu Camii, ahşap direkler üzerine oturtulan düz tavanlı camilerin en büyüğü olarak bilinmektedir. Özellikle, caminin ahşap olmasına rağmen 7 asır çürümeden ayakta kalabilmesi bugün bile sırrını korumaktadır.

Caminin önemli özelliklerinden birisi de ortasında bulunan, 4-5 metre derinliğindeki “karlık” denilen kuyudur. Karlığın, caminin çürümesini önlemek amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, karlığa dolan karın yavaş yavaş erimesiyle, nemin, caminin içindeki ağaçların ömrünü uzattığı fikri yaygındır.

5Kapu Camii

Kapu Camii‘nin asıl adı İhyaiyye olmasına rağmen eski Konya kalesinin Atpazarı Kapu’sına yakın olmasından dolayı Kapu Camii olarak anılmıştır. 1658 yılında Mevlevi Dergâhı Postnişinlerinden Pir Hüseyin Çelebi tarafından yaptırılmıştır. 1811 yılında Eşenlerli Köse Müftü adıyla bilinen Abdurrahman Efendi tarafından yenilenmiştir. Ancak, 1867 yılında Konya Çarşısı yangınında çevresindeki vakıf dükkânlarla birlikte tamamen yanmıştır. Daha sonra Eşenlerli Abdurrahman Efendi’nin torunu olan Abdurrahman Efendi ve Konya halkının yardımlarıyla taş malzemelerle yeniden inşa edilmiştir.

Caminin yeniden yapımı sırasında özellikle Konya Kalesi’nin taşlarından faydalanılmıştır. Ayrıca, caminin yapımında devşirme malzeme sıkça kullanıldığından antik yapılardan parçalar da görmek mümkündür. Bunların yanında, cami Osmanlı döneminde Konya’da yapılan camilerin en büyüğü olma özelliği taşımaktadır. Taş mihrap ve ahşap minberi oldukça sadedir. Platform üzerine inşa edilen caminin altında ise dükkânlara yer verilmiştir.

Önceki İçerikSuriyeli Mülteci Çocukların Yardımcısı: İyi Niyet Karavanı
Sonraki İçerikBir Azim Yolculuğu Hikayesi: Cahide Şan

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz