Ülkeleri Tanıyoruz: Afganistan

Ülkeleri Tanıyoruz serimizde, renkli ve sıcakkanlı insanları, eşsiz manzaralara sahip doğasıyla bildiğimiz Afganistan'a gidiyoruz.

0
209

Ülkeleri Tanıyoruz serimizde, bu kez durağımız Afganistan oluyor. Muhteşem manzaralara sahip doğası, renkli ve sıcakkanlı insanlarıyla bildiğimiz bu ülkeyi gelin daha yakından tanıyalım.

1Afganistan’ın Coğrafi Konumu

Afganistan; Orta Asya ve Güney Asya’nın ortasında bulunur. Ve bu iki çok önemli coğrafyanın köprüsü konumundadır. Doğu ve güneyde Pakistan; batıda İran; kuzeyde Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan; kuzeydoğuda ise Çin ile komşudur.

2Afganistan’ın Nüfusu Ve Etnik Yapısı

Ülkede nüfus sayımı yapılmadığı için somut verilere ulaşmak zor. Kimlik taşıma zorunluluğu bile 2019 yılında başlatılmış. Toplum yeni yeni kimlik edinmeye başlamıştır. Bununla birlikte tahmini verilere göre nüfusunun 39 milyon olduğu düşünülüyor. Etnik yapısına gelecek olursak Afganistan’daki en büyük topluluğu %42 ile Peştular oluşturmakta. Öte yandan Tacikler %27, Özbekler %15, Türkmenler %9, Aymaklar %3, Hazaralar ve Beluclar ise %2 oranında dağılım gösteriyor.

3Afganistan’da Konuşulan Diller

Ülkede konuşulan iki tane resmi dil vardır. Bunlar; Farsça ve Peştucadır. Üçüncü büyük dil olan Özbekçe son dönemlerde okullarda seçmeli ders olarak kabul edilmektedir. Öte yandan bazı bölgelerde çoğunluk tarafından konuşulan Türkmence, Paşayice, Nuristanice, Beluçça ve Pamirice de bölgesel olarak Afganistan’ın üçüncü resmi dilleri arasında yer almaktadır.

4Afganistan’ın Ekonomisi

Afganistan dünyadaki en fakir ülkeler arasındadır. Asgari ücret yaklaşık 70 dolardır. Ülkenin %80’i tarım ve hayvancılık ile uğraşıyor. Ülkenin ekonomisinde tarım ve hayvancılığın (koyun ve keçi yetiştiriciliği) önemi büyüktür. Ancak hayvan yetiştiriciliğinde modern yöntemler kullanılmıyor. İhracat ürünleri arasında ise pamuk, yün, el dokuması halılar ve değerli taşlar var. Ayrıca Afganistan gıda ve enerjisinin çoğunu ithal ediyor.

5Afgan Mutfağı

Afgan mutfağı pilav ve et ağırlıklıdır. İnsanlar özellikle pilav yerken kaşık yerine ellerini kullanır. Afganistan’da farklı tarzda pişirilen pilavlar ailelerin refah seviyesini gösterir. Pilav özellikle düğünlerin vazgeçilmez yemeğidir. Türkiye’de yenilen pilavdan farkı, meyni (kıl) denilen bir pirinçten yapılmasıdır. Bu pirinç Türkiye’de kullanılan pirinçten biraz daha ince ve uzundur. Pilavın içine doğranmış havuç, üzüm, safran ve et konulması da Afgan pilavını Türkiye’deki pilavlardan farklı kılıyor.

Bir diğer dikkat çeken husus da yeşil çay. Burada nereye giderseniz gidin size yeşil çay ikram edilir. Çay yemekten önce içilir. Türkiye’de çay tiryakileri olduğu gibi burada da yeşil çay tiryakileri çoktur. Hatta yeşil çay ile ilgili bazı atasözleri de vardır. Mesela “Çay nehurde cenk nemişe.” denilir. Yani çay içmeden savaş olmaz. Yeşil çay ve pilavın yanında, sembuse, mantu, bulani, kebap gibi yemekler de sıkça tüketilir. Afganların kahvaltıları çok sadedir. Onlar sabahları kahvaltıyı sadece yeşil çay, ekmek ve üzüm gibi hafif yiyeceklerle yaparlar. Öğle ve akşam yemeğinde ise genelde pilav yerler. Kısacası Afgan mutfağının çoğu pilavdan oluşuyor.

6Afgan Kültürü

Afganistan, diğer Müslüman toplumlar gibi muhafazakar bir yaşam tarzıyla bilinir. Aile bağları çok kuvvetlidir. Evlilik yaşı ise çok erkendir. Afgan erkekler ve kızlar genelde 18 yaşını geçtikten sonra evlendirilir. Çocuğun okula gitmesi, evlendirilmesi gibi şeyler babanın vazifesidir. Bunun nedeni erkeklerin baba desteği olmaksızın tek başına evlenememesidir. Çünkü başlık paraları çok ağırdır. En az 10-15 bin dolardan başlar. Evlenecek kızın yeteneğine (halı dokumayı bilmesi gibi) veya soylu bir aileden gelmesine göre başlık parası miktarı artıyor. Afgan erkekleri nişanlandıktan sonra başlık parası toplamak için uzun süre nişanlı kalabiliyor. Hatta maddi durumu pek iyi olmayanlar iki veya üç sene nişanlı kalıyor.

Bir diğer başlık ise düğünler. Evlenen kişinin maddi durumu çok iyi olmasa bile çok ihtişamlı bir düğün yapılır. Mesela bu ihtişamlı düğünler için Mezar-ı Şerif şehrinde saraya benzeyen, oldukça ihtişamlı ve büyük düğün salonları bulunur. Düğünler Türkiye’deki düğünlerin aksine sabah namazından sonra başlar ve ikindiye kadar sürer.

7Afganistan’ın Dini Yapısı

Afganistan’ın %99’u Müslümandır. Nüfusun geriye kalan yüzde biri arasında ise yaklaşık 20 bin Bahai ve 3 bin ile 5 bin arasında Hristiyan bulunur. 1980’lerin ortasına kadar Afganistan’ın dinî nüfusunun 30 bin ila 150 bin kadarını da Hindu ve Sihler oluşturuyordu.

8Afganistan’da Nevruz

Nevruz Farsçada “yeni gün” anlamına gelir ve 21 Mart nevruz olarak kutlanır. Afganistan’da Nevruz kutlamaları yılın ilk günü cumhurbaşkanının mesajıyla başlar. Cumhurbaşkanının temsilcisinin katıldığı törenle Hz. Ali’nin kabrinin bulunduğuna inanılan Mezar-ı Şerif kentinde top atışlarıyla başlar. Buradaki türbe Müslümanlar için önemli ziyaretgahlardan biridir. Bundan dolayı çevre illerden birçok insan dilek ve şükranlarını belirtmek üzere buraya gelir. İşte böyle bir mekanda başlayan nevruz kutlamaları, Hz. Ali’nin asasını sembolize eden Cehende veya Şah-ı Cehende denen bayrak dikme töreniyle devam eder. 30-35 metre yüksekliğinde olan ve çok sayıda insanın katıldığı bu cende birinci gün dikilir, kırkıncı gün indirilir.

Cendeler iyiliği ve barışı temsil eden beyaz, İslam’ı ve baharı simgeleyen yeşil ve bağımsızlığı temsil eden kırmızı renkli kumaşlardan oluşur. Bu bayrağın çok düzgün ve itinalı dikilmesi gerekir. Halk arasındaki inanışa göre bu sırada körlerin gözü açılır, sakatlar iyileşirmiş. Cende Bala (dikme) töreniyle birlikte Mile-i Gül-i Surh (Lale Festivali) başlamış olur. Bu festivalde güreş, koşu gibi çeşitli oyunlar oynanır. Ayrıca Afganistan’daki en meşhur ve milli oyun olan Buz Keşi (Oğlak Çekme) de oynanır. Bunların yanında eğlenceli oyunlar ve şenlikler de düzenlenir.

9Afganistan’ın Kalbi: Mezar-ı Şerif

Mezar-ı Şerif; Afganistan’ın kuzeyinde ve Belh’in on beş kilometre doğusunda bulunur. Tahmini 1 milyon nüfusu ile Afganistan’ın en büyük şehirlerinden biridir. Bu isim şehre, Hz. Ali’nin mezarının burada olduğuna inanıldığından dolayı verilmiştir. Hz. Ali’nin mezarının olduğu söylenen yerde mavi çinili bir cami ve bir türbe yer alır. Ancak Hz. Ali’nin miladi 661’de Kufe’ de şehadete erdiği tarihi rivayetlerle kesindir. Bununla birlikte burada anlatılan efsaneye göre; şehadetinden sonra naaşı defnedilmemiş. Bunun yerine peykerini beyaz bir deveye yüklemiş ve deveyi duracağı yere kadar takip emişler. Ve devenin yorulup durduğu yere defnetmişler. Uzun yıllar boyunca da Hz. Ali’nin mezar yeri bulunamamış. Sonunda Selçuklu Sultanı Ahmet Sencer tarafından keşfedilmiş. Ve 1136 yılında mezarı bir türbe şekline getirilmiştir.

Mezar-ı Şerif denince mutlaka bahsedilmesi gereken diğer bir husus da buradaki beyaz güvercinler. Şehirdeki bütün güvercinler beyaz. İçlerinde tek bir tane bile lekeli veya başka bir renkte güvercin yok. Efsaneye göre cami o kadar kutsal ki tüyleri üzerinde bir renk lekesi olan herhangi bir güvercin caminin çevresine girdikten sonra hemen saf beyaz oluyor.

10Afganların Yerel Kıyafetleri

Afganistan’ın yerel kıyafetleri de zengindir. Ülkede çok sayıda etnik köken olduğu için farklı bir giyim kuşam tarzı oluyor. Sokakta yürürken insanların giyim kuşamından, başlarındaki külahlardan kimin Peştu, kimin Tacik veya başka bir etnik kökenli olduğunu az çok tahmin edebiliyorsunuz. Ancak kadınlar, özel günler hariç genelde tek çeşit giydikleri için etnik kökenlerini tahmin etmek kolay olmuyor. Genel olarak baktığımızda erkekler Afgani denen dize kadar uzayan bir elbise giyiyor. Kadınlar ise Burka denen her tarafı kapalı, sadece önünü görmesi için yüz kısmı kafesli çarşaf giyiyorlar. Burkalar genellikle mavi renklidir.

Şimdi gelelim o küçük farklılıklara. Peştuları diğerlerinden ayıran şey Lungi ve Kulahı Peştu denen bir külah takmalarıdır. Bu külahı Peştular dışında kimse takmaz. Diğer külahlardan farkı ise ön kısmının açık olmasıdır. Tacikler ise Afgani giyerler ve başlarına da Pakul denen bir başlık takarlar. Eski mücahitlerden Ahmet Şah Mesud bu külahı giydiği için dünya tarafından da bilinen bir külahtır. Hazaralar ise afganilerinin üzerine Barak denilen kolsuz ceket giyer. Kadınlar da özel günlerde Gand-ı Afgani denen renkli yerel bir kıyafet giyerler. Afganistan’ın Eski Cumhurbaşkanı Hamid Karzai sürekli bu başlığı kullandığı için Karzai külahı olarak da bilinir.

11Mevlana

Çoğu kişi Mevlana’yı Konyalı olarak bilse de kendisi, günümüzde Afganistan sınırları içinde kalan Belh şehrinde 30 Eylül 1207 tarihinde dünyaya gelmiştir. Bu sebeple insanlar, Mevlana’ya Belhî diyorlar. Babası Belh şehrinin ileri gelen bilginlerinden Bahaeddin Veled’dir. Ayrıca babası Bilginlerin Sultanı unvanını almıştır.  Mevlana Celaleddin küçük yaşlarda babasından felsefe, filoloji ve din dersleri almaya başladı. Ailesiyle birlikte 1214’te Bağdat’a, 1218’de Konya Karaman’a göç etti. Anadolu’nun Rum diyarı olarak anılması sebebiyle insanlar, Mevlana’yı Rumi olarak andılar.

Mevlana, Belh’ten Anadolu’ya olan bu yolculuğunda arkasında kendisini hayırla anan insanlar bıraktı. Verdiği öğütler ise çağlar boyunca dilden dile, gönülden gönle dolaştı. Allah onun gönüllere ektiği sevgi tohumlarını tüm zamanlarda yeşertsin. Kabri pür nur olsun.

[1] [2] [3]

Önceki İçerikRuanda’nın Müslüman Kahramanları
Sonraki İçerikGözümüzün Gördüğü Her Yer Güzel Olsun: Genç Kızılay Gönüllüleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz