Jannah Theme License is not validated, Go to the theme options page to validate the license, You need a single license for each domain name.
Bi' Âlim Hikâyesi

Ecelini Bilmeden Bilen Âlim: Mahmud Esad Coşan

Mahmud Esad Coşan rahmetullahi aleyh (d. 1938 – v. 2001) Son dönem Türk din âlimi, yazar, vaiz ve Nakşibendi şeyhidir. 1960 yılında İstanbul Üniversitesi Arap-Fars bölümünden mezun oldu, 1973’te ise “Hacı Bektaş-ı Veli, Makâlât” başlıklı teziyle doçentlik unvanını alarak Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsüne öğretim üyesi olarak tayin edildi. 1987 yılında emekliliğini isteyerek dergi neşriyatı çalışmaların ağırlık verdi. Avustralya’ya giderek oradaki cemaatini ziyaret etti ve camileri gezmeye başladı. Onunla tanışanlar onun en çok kızdığı şeyin cemaatin büyük şehirlere toplanıp, birbirleriyle kavga etmeleriydi. Bir tanıdığı şöyle demişti “Yıllardan beri Avustralya’da yaşayan birçoğumuz, bu ülkenin birçok yerini onun sayesinde gördük.

1997’de Avustralya’ya yerleşen Coşan bir şeyh olmasına rağmen özel şoför, hizmetli bulundurmadı. Her işini kendisi yaptı. Kayınpederi Mehmet Zahid Kotku idi, ondan aldığı tebliğ ve irşat iştiyakını devam ettirdi. Avustralya’da, 4 Şubat 2001’de bir cami açılışı için yaptığı bir seyahat esnasında elim bir trafik kazası neticesinde Hakk’a yürüyen Mahmut Esad Coşan Hoca’nın naaşı Türkiye’ye getirildi ve Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedildi.

İlim, fikir ve gönül insanı olan Esad Hoca’yı vefatından on yıl evvel verdiği ibretlik bir vaazından esinlenerek hikâyeleştirdiğimiz bir yazıyla sizlere sunmak istiyoruz.

Hayatı

Mahmud Esad Cosan
Mahmud Esad Coşan

Âdemoğlu doğumunu bilir mi? “Ol!” derse Rabbi, olur ve doğar. Âdemoğlu ne zaman vefat edeceğini bilir mi? “Öl!” derse Rabbi, ölür ve gider. Lakin Âdemoğlu bu ikisi arasında yaşarken Rabbinin ilminden hiçbir şeyin beri olamayacağını bilirse, doğduğunu da öldüğünü de sanki hep bilirmiş gibi yaşar. İşte Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin bu idrakin bir timsali olan hayatında da bu vardır.

Rabbinin “Ol!” emriyle dünyaya geldiğinin altmış üçüncü senesinde bir şubat sabahı belki de bu bilincin yüksek şuuruyla uyandı Mahmud Hoca. Gözlerini açtığında o gün kendini gayet uyanık ve zinde hissediyordu belki de. Salim ve selim bir güne başlamaya hazır olsa gerekti fakat kilometrelerce uzaklıktaki bir başka şahıs pek mahmur ve yorgun kalkmıştı yataktan. Öyle ki saatlerce tır kullanmış, şehirlerarası yolları arşınlamış, park halinde bırakıp arkaya geçmiş ve biraz kestirmişti belki de ama uyanmak zorundaydı, yola devam etmek zorundaydı. Rabbinin “Ol!” emriyle gözlerini açtı fakat kâfi miktarda uyanamadı. Bu uzun yol şoförünün o sabah zoraki açılan gözleri, Mahmud Hoca’nın gözlerini ebediyen kapatmasına neden olacaktı…

Tarihler 4 Şubat 2001’i gösterdiğinde, Avustralya’nın Dubbo kentinde bir trafik kazası meydana geldi. Karşı yönden gelen tır, içinde Türklerin bulunduğu bir arabaya çarptı ve olay sonucu iki kişi vefat etti. Tır şoförü birkaç saniyeliğine gözlerini kapatmıştı, bu sırada olanlar olmuş ve karşı şeride geçerek elim bir kazaya sebebiyet vermişti.

Kazada vefat edenlerden biri Avustralya’ya on iki bin kilometre uzaklıktaki Türkiye’de doğan ve altmış  yaşına kadar Türkiye’de yaşayan Mahmud Esad Coşan’dı. Nerede ve nasıl öleceğini kendi ilminden bilmesi imkânsız olduğu halde bunu önceden söyleyen ama söylediğini dahi bilmeyen Mahmud Hoca’ydı… Peki, bu nasıl, hem ne zaman ve nerede olmuştu?

İstanbul, 1991

Iskenderpasa Camii
İskenderpaşa Camii

Fatih ilçesinin birbirinden kıymetli camilerinden birinde, İskenderpaşa Camii’nde cemaat oldukça kalabalıktı. Birazdan kürsüye çok sevdikleri, naif ve kalbe değen sesiyle hakikatin nurunu gölgeleyen bâtılın perdelerini kaldıran Mahmud Esad Hoca çıkacaktı. İçlerinden birçoğu hocayı yakinen tanıyor, selam veriyor, selam alıyorlardı. Bazıları ise kulaktan kulağa yayılan ünü ve övgüsüyle merak edip gelmişti. “Kimdir bu Esad Hoca? Ne anlatıyormuş ki?” diyerek doldurmuşlardı camiyi.

Az sonra tatlı bir gülümsemeyle çıktı kürsüye. Her zaman yaptığı gibi hâl, hatır sordu, selam verdi, selam aldı. O günkü konusu kader bahsiydi, başladı Kur’an ve sünnet üzerinden kaderi anlatmaya.

Müslümanların anlamakta zorlandığı bu konuyu herkesin kavrayabileceği bir üslupla, verdiği misallerle açık kılmaya çalıştı “Kader haktır ama insan insanın eylemlerinde bağlayıcı değildir. Allah cc sizin neyi seçeceğinizi, nereye gideceğinizi, nasıl bir yaşamı benimseyeceğinizi sonsuz ilim kudretiyle bilir ama bunu size zorlamaz. Yani kader, Allah’ın sizin evvelinizi, ahirinizi ve şimdinizi bilmesidir. Kader planında bizim seçemediğimiz şeyler de vardır; mesela ölüm.

Cemaatten biri söz almak istedi, Esad Hoca vaazını durdurup onu dinledi “Hocaefendi, ölüm derken ne demek istediniz? Yani ne zaman öleceğimizden mi bahsettiniz?

Ne zaman ve nasıl öleceğinizi söylüyorum. İnsanın eceli, nerede ve ne zaman öleceği hep Allah’ın bildiği, yazdığı kaderdir, mukadderattır. Yani Allah size Hindistan’da ölmeyi murad etmişse, oradan bir davet çıkar size ve gidersiniz…

Bu vaazdan bir süre önce Avustralya’dan konferans ve seminer daveti alan Mahmud Hoca’nın aklına bunu misallendirmek geldi “Şimdi ben Coğrafya kitaplarında görüyordum Avustralya’yı. Ne param yeter ne de aklımın ucundan geçer Avustralya’ya gitmek! Bizi oradaki arkadaşlarımız çağırdılar. Gelemem, edemem dedim ama insan kalkıp gidiyor işte. Ecelim oradaysa benim arkamdan da diyecekler ki: ‘Esad Hoca Avustralya’ya gitti, vefatı oradaymış!’ öyle olacak işte… Allah cümlemizi sevdiği bir kul olarak, sevdiği bir işi yaparken, hayır üzerineyken canımızı alsın…”

Bu vaazı bitirerek kürsüden indi.

Mahmud Esad Coşan Âdemoğullarından bir kuldu, doğumunu bilmedi, Rabbi “Ol!” dedi ve oldu. Rabbinin “Ol!” emrinin tecellisinin idrakinde, O’nun her şeyi bildiğinin bilincinde bir yaşamı tercih etti ve yaşadı. Rabbinin “Öl!” emrinin nerede, ne zaman ve nasıl geleceğini bilmediğini bildi. Kader planında onun için yazılan yerde, onun için tayin edilen vakitte, duasında istediği halde canını Hakk’a teslim etti…

Ölüm nerede, ne zaman ve nasıl gelir?” diye merak eder insan.
Ölüm sana gelmeden hazır olmayı istememektir asıl ziyan.
Doğduğun an zaten başlamıştır işlemeye ölüm dakikan.
Birinin daveti, öbürünün bir saniyesiyle kaderinin tecellisi olur ayan…

Kaynakça

  1. İslam Ansiklopedisi. (2023). Coşan, Mahmud Esat. Erişim Adresi: https://islamansiklopedisi.org.tr/cosan-mahmut-esat
  2. Yeniakit. (2021).  Vefatından 10 yıl önce anlatmıştı: Esad Hoca Avustralya’ya gitti vefatı oradaymış diyecekler… Erişim Adresi: https://www.yeniakit.com.tr/haber/vefatindan-10-yil-once-anlatmisti-esad-hoca-avustralyaya-gitti-vefati-oradaymis-diyecekler-1508645.html
  3. Ankara Üniversitesi Akademik Arşiv Sistemi. (2023). Mahmud Es’ad Coşan’ın hayatı, eserleri ve tasavvufi görüşleri. Erişim Adresi: https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12575/32158

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu