Filistin

Çizginin Direnişi: Naci el-Ali

“Mücadelenin tek boyutu eline silah almak değildir.” demişti Zahide Tuba Kor. Nitekim her dava şahsiyeti de mücadelesini farklı yansıtmıştır. Kimisi şiirleriyle kimisi kalemiyle, kimi sesiyle davaya tohum atmış ve yeşertmiştir. Naci el-Ali de bu davaya karikatürleriyle tohum atan ve hepimizin yüreğinde Hanzalayı yeşerten kişidir. Buyurun, kendisini daha yakından tanıyalım.

Çizimleriyle İsrail işgali altındaki Filistin’i anlatan Naci el-Ali, 1936’da Ash Shajara köyünde dünyaya gelmiştir. O da her Filistinli gibi kendi vatanından edilmiş ve 1946’da Lübnan mülteci kampında kalmıştır. Henüz 10 yaşında sürgünü, gurbeti, memleket hasretini tatmıştır. Memleketine duyduğu hasretle birlikte Hanzala da tam bu yıllarda doğmuştur. Zira Hanzala; sürgündür, hasrettir, mücadeledir, memlekettir, intifadadır. Hanzala, dünyanın sessizliğe tepkisidir. Nice anlam yüklemiştir Hanzalaya.

Naci el-Ali ve Hanzala
Naci el-Ali ve Hanzala

Zulmü hiç unutmamak daima hatırında tutmak adına çizgisini canlandırmış ve kampın ümitsiz havası altında çocuk zihinle çizimlerine devam etmiştir.  Evvela duygusunu ve isyanını kamplarda bulduğu sınırlı duvarlara çizer. Beton yığınlarını bir haykırış çığlığı olarak görür. Çizimlerine bu şekilde devam eder.  1963’te Al Talia dergisinden teklif alır ve ailesiyle Kuveyt’e taşınır. Dergi ve gazetelerde çizmeye devam eder. Yarım asırlık ömrüne 40 binden fazla çizgi sığdırır.

Hanzala

el-Ali Hanzalayı kendi diliyle şöyle tarif eder: “Hanzala 10 yaşında doğdu ve her zaman 10 yaşında olacak. Vatanına döndüğünde de 10 yaşında olup büyümeye başlayacak. Her şey vatanına döndükten sonra normalleşmeye başlayacak. Adını Hanzala koydum. En başta Filistinli bir çocuktu. Fakat şuuru onu ulusaldan uluslararası bir yere taşıdı. Basit fakat sert bir çocuk… İşte bu nedenle insanlar onu sahiplendi ve kendi duygularını temsil ettiğini hissetti.”

İşte Hanzala şuuru ile nice insanın tanımasına hatta “Acaba Hanzala bize yüzünü dönecek mi?” diye merakla sorulan sorulara bir yanıt vermiştir adeta. Ülkeme döndüğümde yüzümü döneceğim demiştir.  Ancak ülkesine dönemeden 10 yaşında kalmıştır ve kimimizin zihninde, kimimizin çiziminde, kimimizin rozetiyle bedenimizde var olmaya ve Filistin temsilini zihnimize kazımıştır. Hanzala aslında Filistin’in verdiği özgürlük mücadelesidir, bize bunu hatırlatmaktadır. el-Ali de bu mücadeleyi bize sürekli hatırlatmaya çalışmıştır. Filistin başta olmak üzere mazlum coğrafyaların sesi olan el-Ali gösterdiği direnişiyle birlikte işgalcilerin hedef tahtası olmuş ve ölüm tehditleri almıştır.

Hanzala
Naci el-Ali’nin Hanzala çizimlerinden biri

Bu tehditler 22 Temmuz 1987 günü son bulur, işgalciler direnişçilere yaptığı gibi Naci el-Ali’ye de aynısını yapmıştır. Suikaste uğrar… Hastaneye kaldırılır ve bir hafta sonra şehit olur. el-Ali kanıyla Filistin’i çizen bir sanatçıdır. Oğlu onun hakkında şu sözleri dile getirmiştir: “Hayatını Filistin’e adamıştı. Fikirlerini para için veya başka bir şey için değiştirmedi. Davasına sadıktı.”

Çizgiler vardır sınır belirler. Çizgiler vardır hürriyet der. Çizer vardır ebedi yaşar.

Naci el-Ali bize Hanzalayı miras bırakmıştır. Çizgisinin sesiyle memleketteki hali tüm dünyaya hissettirmiştir. Kudüs özgür olmadan hürriyetin hep mahpus kalacağı çizgileri kağıda dökmüştür. Tarihin bütün cenklerinin adını tüm dünyaya duyurmuştur. Hanzala; hepimizin evladı, hepimizin kardeşidir. Naci’nin umududur o. Filistin mücadelesinin adıdır Hanzala ve Naci el-Ali. Çizgisi ile direnişine katkı sağlayan Naci el-Ali ve onun gibi nice güzel yüreğe selam olsun…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu