Röportaj

Evde Canı Sıkılan Minikler İçin Şarkı Yaptılar: Geçecek Tabii

Son birkaç aydır adını bolca duyduğumuz o küçük varlık ortaya çıktığından beri zaman daha yavaş akıyor sanki. İki haftadır evlerinden çıkamayan bizler okulların bir ay daha kapalı olduğunu öğrenip yelkenleri suya indirmişken, miniklerimiz için durum çok daha zor. O kıpır kıpır, enerjiyle dolu bedenleri, şimdi çimlerde yuvarlanmak, bisiklet sürmek varken neden evde olduğuna anlam veremiyor, bunun daha ne kadar süreceğini, hep böyle mi devam edeceğini merak ediyor ve endişeleniyor. Bir grup genç arkadaş Youtube’da yayınladıkları şarkıyla çocuklara “Geçecek Tabii” diye sesleniyor ve küçük büyük hepimize moral olmayı hedefliyor.

Şarkıyı hazırlayan ekip üyelerinden Feyza Nur Uçar ile bu güzel işi ortaya çıkarma serüvenleri ve koronavirüsün çocuklar üzerindeki etkileri, çocuklara yaklaşımlarımızın nasıl olabileceği üzerine bir röportaj yapma fırsatı bulduk ve siz sevgili okurlarımızla bunu paylaşmanın sevincini yaşıyoruz. Şarkıyı miniklerimizle beraber dinleyip içlerinizin neşeyle dolmasını, çocukların kendilerini nasıl koruyabileceklerini korkmadan, keyifli bir yolla öğrenmelerini umuyor ve sizleri röportajımızı okumaya davet ediyoruz.

Sizi ve bu işi birlikte gerçekleştirdiğiniz ekip arkadaşlarınızı tanıyabilir miyiz?

Evde Cani Sikilan Minikler Icin Sarki Yaptilar Gececek Tabii 2

Merhabalar, ben Feyza Nur. Şarkımızı seslendiren ekibin üyesi olduğum doğrudur. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 4. sınıf öğrencisiyim. Derslerin yanı sıra fakültemdeki sivil toplumun minik ama güçlü bir parçası olan bir ekipte çalışıyorum. Amatör olarak resim, Türk sanat musikisi ve klasik gitarla ilgileniyorum. İleride bölümümle ilgili akademik çalışmalar yaparak adalet sistemimizin iyileşmesi için türlü çılgın iş yapmak ve elimden geldiğince becerilerimi geliştirip faydaya dönüştürmek istiyorum.

Şarkımızın bestekârı ve güftekârı sevgili dostum Seray, Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisidir. Renkli hayal gücüne, tiyatral yeteneğine ve enerjisine hep imrenmişimdir. Amatör olarak piyano ve gitar çalıyor.

Ekibimizin animatörü sevgili Dilara, Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisi, yani o bir intern. İki senedir resim yönünde kendisini geliştirmeye çalışıyor. İleride de inşallah doktor kimliğiyle resim çalışmalarını birleştirip iyi işler yapmak istiyor.

Sevgili Dilşad, Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümü son sınıf öğrencisi. İleride kendi hikayelerini çizmek ve belki animasyon alanına geçmek istiyor. Bir yandan da medya/iletişim alanında staj yapıyor ve çizim kapasitesini geliştirmeye çalışırken kendisine iletişim dünyasında yeni, sevdiği bir meslek alanı açmak istiyor.

Ve son olarak sevgili ağabeyim Abdullah Efendi, kendisi İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı bölümünde doktora öğrencisi, aynı zamanda aile hekimliği yapıyor. Çalışmayı, araştırmayı, öğrenmeyi, üretmeyi ve uçurtma uçurmayı pek sever.

Bu şarkıyı ve videoyu hazırlama fikri nasıl ortaya çıktı? Hazırlama serüveninizden bahseder misiniz?

Evde Cani Sikilan Minikler Icin Sarki Yaptilar Gececek Tabii 3

Her şey abimin aklıma bırakıp kaçtığı bir fikirle başladı. Malum, gündemimiz Covid-19 ve yaşattıkları sebebiyle biraz gergin. Herkesin iyi haberler almaya, güzel şeyler görmeye ve gülmeye ihtiyacı var. Üstelik risk grubunda yer alan insanlarımız ve risk grubu yakınları biraz daha endişeli muhakkak. Hele bir de toplumun her ferdi için ruhsal farklılıklarımızı düşünürsek; kimimizin stres ve panik eşiği daha düşük, endişelerini kontrol edemeyebiliyor. Kimimiz ise daha sakin ve sağduyulu. Kimimiz umutsuz, kimimiz de merakla insanlığın serüvenini gözlemliyor. İşte tam da bu noktada toplumun bir kesimine mühim bir sorumluluk düşüyor. Umutsuza umut vermek, ruhu sıkılanı rahatlatmak, panik yapanı sakinleştirmek, ve insanlara tebessüm ettirmek böyle zamanlarda kamusal bir sorumluluğa dönüşüyor. Bu sorumluluk bazen de, bir karakterden öğrendiği davranışı -hele de şarkıların içinde geçenleri- hemen taklit eden çocuklar ve onların ebeveynleri için bir şarkı yapmak olabiliyor elbette. Bu gergin gündemden en çok etkilenenler de çocuklarımız, minik yavrular zira.

Abimin ‘Bir çocuk şarkısı yazsana’ diye beni dürtmesiyle düşünmeye başladım, ardından aklıma dostum Seray geldi ve kısa bir süre içinde güfte ve besteyi tamamladık, sonrasında da elimdeki amatör imkanlarla şarkının kaydını yaptım. Bunun için bir akıllı telefon, bir de çok pahalı olmayan amatör bir mikrofon yeterli. Kaydı abime gönderdikten sonra animasyon ve tasarım süreci başlamış oldu. Pek becerikli sevgili kızlar Dilara ve Dilşad videonun tasarımını, kurgusunu ve animasyonunu yaptılar kısacık bir sürede. Süreci daima istişare ile yürüttüler ve her bir çizimde heyecanımız daha da arttı. Nihayetinde şarkımız ‘Geçecek Tabii’ olanca amatörlüğü ve samimiyetiyle, toplamda yaklaşık beş günde tamamına ermiş oldu.

Esasen Dilara ve Dilşad’ı tanımıyordum, ekibimiz kervanla birlikte yolda düzüldü diyebiliriz ve bu bana şunu öğretti: İyi bir şeyler yapmanın yolu, iyi niyetten ve iyi bir ekipten geçiyor ve ekip, tanışık olan insanlarla değil, nerede olursa olsun aynı niyetlerle aynı dert için fedakarlık yapan insanlarla kuruluyor. Bizim de ortak niyetimiz Allah rızası ve kamusal fayda idi. Elhamdülillah, içimize sinen bir iş oldu ve gönül ferahlığıyla umuma arz ettik.

Bu çalışmayı yayınlamaktaki hedefiniz neydi? Sizce bu hedeflere hangi vadede ulaşabileceksiniz?

Söz konusu pandeminin el birliğiyle aşılabileceğini gerek Sağlık Bakanımız gerek de ilgili kurumlar vurguluyor. Gerçekten de durumu bireysel değil kamusal okuyabilir ve her bir davranışımızın toplumda nelere mal olabileceğini düşünerek hareket edersek zararı yüksek oranda azaltabiliriz. Bu yüzden toplumun çocuğundan yaşlısına, herkese bir pay düşüyor bu imtihanda.

Biz de daha neyin ne olduğunu anlamayan, bizim dahi uzak olduğumuz kavramlara yabancı olan ve ne yapması gerektiğini bilmeyen çocuklarımıza bir şarkı yardımıyla tedbirlere ilişkin alışkanlıklar kazandırmayı, davranışlarında iyileşmelere yol açmayı ve mevcut durumu çocuklarına anlatmakta güçlük çeken ebeveynlere, çocuklarla ilgilenen herkese bir materyal sağlamayı hedefleyerek bu şarkıyı hazırladık.

Mevcut veriler virüsün daha çok yaşlı insanlarda etkili olduğunu gösterse de çocukların da birer taşıyıcı olarak etrafındaki risk grubunda yer alan insanlara hastalığı taşımaları söz konusu olduğundan, onlara bu alışkanlıkları kazandırmak tüm yetişkinlerin sorumluluğu. Eğer çalışmamız daha çok çocuğa ulaşır ve dinlenirse ve tabii benzer çalışmalarla desteklenirse umuyoruz ki kısa sürede çocukların dilinde dolaşacak ve davranışlarına yansıyacak. Üstelik pek çok yetişkinden, şarkının bestesinin çok sevildiği ve ağza takılıp mırıldanınca sözlerin tedbirleri hatırlattığı şeklinde dönüşler alıyoruz. Bu bizi çok mutlu etti, keşke başka şarkılar da yapılsa.

Sizce Koronavirüsün çocuklar üzerindeki etkileri neler?

çocuklar

Bu durum çocuklar üzerinde geleceğe dönük olumlu ve olumsuz, bedensel ve ruhsal etkilere yol açacaktır diye düşünüyorum. Muhtemelen şimdiki çocuklar, tedbirlerden ve uygulamaktaki titizliğimizden ötürü, el yıkamaya, hijyene, toplumsal hayatta bir yerlere elle temas etmeye karşı daha hassas ve duyarlı olacaklar. Bu sayede temizlik, küresel anlamda insanlığın gelecek nesillerinin davranış modellerine sinecek. Belki bu sayede hava, su ve çevre kirliliğine yönelik çalışmalar hızlanacak, yeni çalışma alanları oluşacak, yeni sistemler kurgulanacak. Bu koronavirüsün olumlu bir etkisi olabilir, eğer istersek. Bir yandan da belki de insanlar birbirlerine temas etmekten, sarılmaktan, el sıkışmaktan kaçınacaklar. Bir çocuğu sevmekten, bir ninenin elini öpmekten korkacaklar. Sosyal bir varlık olan ve sevmek, sevilmek, sevgisini ifade etmek isteyen insan steril bir yalnızlık yaşayacak belki de.

Ruhsal olarak biz yetişkinler bu kadar etkilenirken, ailesinin, anne ve babasının stresini, korkusunu gören çocuklar elbette olumsuz etkilenebilir. Zira bir çocuğun en güvende hissettiği yer, ailesidir. Ailesinin yaşadığı korku ve panik çocuklarda güvensizlik hissi oluşturabilir. Elbette biz bu ilmin ehli değiliz. Bu alanda çalışmalar yapan araştırmacılarımız, hocalarımız daha doğru bilgiler verecektir.

Bizler bu süreçte çocuklarımızı rahatlatmak için ne yapabiliriz?

kız çocukları

Çocuklara öncelikle koronavirüsün ne olduğunu ve ne olmadığını anlatabiliriz. Koronavirüsün bir gün evimizi basacak bir canavar olmadığını söylemek özellikle fantastik hayal dünyası olan çocuklarımıza rahat bir nefes aldırabilir. Bu noktada koronavirüsle ilgili çocuklar için yapılan görsellerle ilgili çok dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum zira çocuğun aklındaki soyut algıyı bir görsele, bir karaktere dönüştürdüğümüzde geri dönülmez bir etki bırakabilir.

TV’de sürekli maruz kaldığımız haberler bizleri farkında olmadan strese sokarken çocukların bundan etkilenmemesi mümkün değil gibi görünüyor. Özellikle beyaz tulumlu, gözlüklü ve maskeli sağlık personellerini, özel kıyafeti ve elindeki tüpüyle dezenfekte işlemi yapan insanları görmek onları korkutabilir. Olabildiğince çocukları haberlerden uzak tutmak, maruz kaldıklarında da gördükleri şeyleri açıklamak ve anlatmak onlar için rahatlatıcı olacaktır. Malum çocuklar evlerde biraz sıkılıyorlar. Hele bir de havalar ısınıp bahar kendini gösterince biraz daha sıkılabilirler. Bunun virüsten korunmamız için gerekli olduğunu, bunun bir müddet devam edip sona ereceğini, tedbirlerimizi almazsak savunmasız ve korunmasız kalacağımızı anlatabiliriz.

Ve elbette onların da hislerini, düşüncelerini anlatmasına ve bu sayede ferahlamalarına yol açmalıyız. Günün sonunda veya herhangi bir saat, neler hissettiğine dair konuşabilir, endişelerini söylemesine fırsat verip onları teselli edebilir, rahatlatabiliriz.

Çocuklara virüs hakkında verdiğimiz bilgileri ne ölçüde tutmalıyız? (Ölümcül oluşu gibi yönlerini anlatmak hakkında ne düşünüyorsunuz?)

bebek

Yine belirtmekte fayda var, bu konuda konuşmak bize düşmez, bu sorunun cevabının her bir yaş grubuna göre farklılık teşkil edeceğini düşünürsek, bizim bilgimiz böyle bir sınıflama yapmak için yetersiz lakin en azından endişelerimizi söyleyebilirim.

Bir çocuğun dünyası bir yetişkininkinden çok daha farklı. Çocuğun gerçeklik algısı daha belirsiz ve hayal gücü sınırsız. Örneğin belli bir yaşa kadar bir çocuk uçan bir insan görse şaşırmayabilir veya yeni gördüğü diğer şeylere verdiği tepkinin aynısını verebilir. Zira dünyada gördüğü her şey onun için yeni ve ilk. Bu bakımdan aslında çocuklar, yeni bir şeyle karşılaşma konusunda biz yetişkinlere göre daha tecrübeli ve alışkın olabilirler. Bu yüzden de durumun ciddiyetini görmeyebilir, önemsemeyebilirler. Bu bir yandan çocuklar için bir noktaya kadar iyi olabileceği gibi, bir yandan da yaşadığımız tarihi olayın tehlikesinden ve belirsizliğinden ötürü yakın çevresinde gerçekleşecek olası bir hastalık veya ölüm, onlar için çok daha sarsıcı olabilir. Hastalığı az çok bilseler de henüz algılayamadıkları ölüm olgusuyla, küresel bir salgın hastalık sebebiyle tanışmaları, onlar için travmatik olabilir. Bu yüzden ebeveynlere konuyla ilgili okuma ve araştırmalar yaparak evlatlarının yaş aralığına ve ruhsal durumuna göre ölümü, vefat etmeyi anlatmalarını önerebilirim.

Ölümün dinimiz ve ahiret inancımızla ilişkisini düşününce, her ne kadar fıtratımızdaki hayatta kalma güdümüz normal olarak ölümden korkmamıza yol açsa da, ölümün bizim için ifade ettiği anlamı basit bir dille, onları ürkütmeden, Allah’a kavuşmak ve dünya imtihanını geride bırakmak bağlamında açıklayabiliriz diye düşünüyorum.

Davetiniz için teşekkür ederiz, bir işin takdir edilmesi insanın içini iyi bir şeyler yapmak için istekle dolduruyor yeniden. İyi çalışmalar dileriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu