Batının Yakından Tanıdığı Bir Müslüman Filozof: İbn Rüşd

226

İslam düşünce tarihinin önde gelen Müslüman filozofları hakkında öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak için başladığım seriye bir İslam filozofuyla daha devam ediyoruz. Son olarak yolculuğumuzun batıdaki durağı olan Endülüs’e ulaşmış ve Endülüs’ün ilk Müslüman filozofu olan İbn Bacce hakkında konuşmuştuk. Bugün de batıda yakından tanınan, eserleri birçok batı diline çevrilen ve hatta ünlü Rönesans ressamı Rafael’in en meşhur tablosu “Atina Okulu” adlı eserinde resmettiği bir filozof olan Ebü’l-Velid Muhammed’i, bilinin ismiyle İbn Rüşd’ü konuşacağız.

Hayatı ve Şahsiyeti

1126 yılında saygın bir ailenin çocuğu olarak Kurtuba’da (Cordoba) dünyaya geldi. İsmini aldığı dedesi Ebü’l-Velid Muhammed, Kurtuba Camii’nde imamlık yapıyordu. Filozofa dedesinden ayırt edilebilmesi için hafid (torun) lakabı verilmiştir. Aristo’nun görüşlerini temel alan Meşşai akımının son temsilcisi olan İbn Rüşd, Aristo’nun eserlerine yazdığı şerhlerden dolayı İslam dünyasında “şârih” batıda ise “commentator” olarak tanınmış ve İbn Rüşd isminin Latince telaffuzu olan Averroes adıyla anılmıştır. İlk dini eğitimini aynı zamanda Kurtuba kadısı olan babasından alan İbn Rüşd, devamında dönemin önemli alimlerinden fıkıh, hadis gibi dini ilimler gördü. Genç yaştan itibaren matematik ve tıp eğitimi de alan İbn Rüşd’ün çocukluğunda kısa bir süreliğine geçen yazıda da bahsettiğimiz filozof İbn Bacce’den ders aldığı bilinmektedir.

Bundan bir süre sonra İbn Tufeyl ile tanışmış, onun ders halkalarına ve sohbetlerine katılarak bilim ve felsefeye ciddi olarak merak salmış ve kültürel açıdan zengin bir bölgede bulunmasından dolayı bilim ve felsefeye dair temel eserleri kütüphanesinde toplamaya başlamıştır. Aristo’nun eserlerini incelemeye de bu süreçte başlamıştır. Yaptığı çalışmalar, alimler arasındaki ilmi tartışmalardaki başarısı onu elit kesim tarafından tanınan ve saygı gösterilen biri haline getirmiş ve bunun bir sonucu olarak İşbilye (Sevilla) kadılığına atanmıştır. Burada hükümdarın isteği üzerine Aristo’nun eserlerini şerh etmeye başlamış lakin Kurtuba’dan uzaklaşmasından dolayı aradığı kaynakları bulamamaktan yakınmış ve sonrasında Kurtuba baş kadısı olarak tayin edilmiştir.

Kurtuba’da kadı olarak geçirdiği yıllar onun telif açısından en verimli dönemleridir. Bu dönemde aynı zamanda müderrislik yapmış ve birçok talebe yetiştirmiştir. Felsefi kişiliğinin yanı sıra aynı zamanda bir tabip olan İbn Rüşd, Sultan Ebu Yusuf Yakub tarafından özel doktoru olması için Marakeş’e davet etmiştir. Daveti kabul eden İbn Rüşd, sultanın ölümünden sonra yerine geçen oğlundan da aynı şekilde hürmet görmüş ve sarayda özel hekimlik yapmaya devam etmiştir. Sultanın Kastilya (Castilla) Kralı VIII. Alfonso ile savaşmak üzere geldiği Kurtuba’da İbn Rüşd’e muhalif olan bir grup ulemanın İbn Rüşd hakkındaki şikayet ve ithamlarını dinlemiş ve savaş ortamında daha fazla kargaşaya mahal vermemek için İbn Rüşd ve yanındaki birkaç alimi Kurtuba’ya yaklaşık 100 km mesafede olan bir bölgede zorunlu ikamete tabi tutmuştur. İşbilye halkının ısrarı sonucunda kısa bir süre sonra mecburi ikamet kararı kaldırılmış ve sultan onu itibarını iade etmek üzere Marakeş’e davet etmiştir. Buraya geldikten kısa süre sonra 1198 yılında vefat etti. İlk olarak Marakeş’e gömülen cenazesi daha sonra Kurtuba’ya taşınarak aile kabristanına defnedildi.

Felsefi Görüş ve Eserleri

İbn Rüşd yaşamı boyunca yazdığı eserler, başta Aristo olmak üzere Grek filozoflarının eserlerine yaptığı şerhler, mantık, felsefe, din-felsefe ilişkisi, siyaset, psikoloji, tıp ve astronomi gibi alanlarda ortaya attığı görüşler ve yetiştirdiği öğrenciler ile sadece İslam Dünyası’nı değil batılı alimleri de etkilemiş ve hatta İslam Dünyası’nda yapamadığı etkiyi batılı alimler üzerinde göstermiştir. Öyle ki Avrupa’da Averrositler (İbn Rüşdçüler) denilen bir grubun oluşmasına sebep olmuştur. İlahi Komedya adlı eseriyle tanınan İtalyan siyasetçi ve ozan Dante, eserinde onun ismini Öklid, Batlamyus, Hipokrat ve İbn Sina gibi alimler ile birlikte anmıştır. İbn Rüşd, İslam dünyasında Meşşai akımının son temsilcisi olan Aristocu bir filozoftur. Bu sebeple de Aristo’nun eserleri ile haşır neşir olmuş, eserlerine şerhler yazmış ve genel olarak görüşlerini benimsemiştir. Ölümünden sonra Endülüs’teki İslam hakimiyetinin son bulması ve Mağrib’te siyasi karışıklıkların ortaya çıkması İbn Rüşd’ün fikir ve eserlerinin bu bölgelerde yeterince tanınmamasına sebep oldu, onu tanıyanlar da mevcut olan kargaşa halinden çekinip onu yaşatma, eserlerini yayma çabasına girişmedi hatta fikirlerini savunmaktan bile çekindi. Talebeleri onun görüşlerine katılsalar da eserlerinden bunu yazmaktan geri durdular ve fikirlerini eleştirdiler.

Son söz olarak her ne kadar görüşleri dolayısıyla İslam aleminde eleştirilerin odağında olan bir alim olsa da kendisini İslam düşünce tarihinin önemli bir unsuru ve değeri olarak görmemiz gerektiğini düşünüyorum.

İbn Rüşd’ü Tanımak İçin;

  • Felsefe, Din ve Te’vil – İbn Rüşd – Klasik Yayınları
  • İbn Rüşd’ün Siyaset Felsefesi – Cevher Şulul – İnsan Yayınları

[1] [2] [3]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz