Figen Yaman Coşar ile Kitapların Dünyasına Yolculuk

0
221

Öncelikle sizleri kısaca tanıyabilir miyiz?

1975 yılında Çankırı’da doğmuşum. Okumayı öğrendiğimden itibaren iyi bir okur yazar oldum. İlkokuldan itibaren öğretmenlerimin teşvikiyle kompozisyon, şiir ve resim yarışmalarına katılır, gerek il gerekse ulusal çapta ödüller alırdım. Üniversitede Radyo Televizyon Sinema bölümü okumak üzere İstanbul’a geldim. İkinci sınıftan itibaren ulusal televizyon kanallarında yönetmen olarak çalışmaya başladım. Yönetmenlik ekrana sunulacak işin tüm boyutlarına hakim olmayı gerektiren bir pozisyon. Ana alanım çocuk programları olduğu için metin aşamasının çok önemli olduğu bir görevdeydim. Zaman zaman kendi programlarımın metinlerini yazar, çoğunlukla da gelen metinleri düzenlerdim. Kimi dönemler reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştığım da oldu. Oğlum dünyaya geldikten sonra yoğun mesai gerektiren yönetmenlik mesleğini bırakınca, yöneticilerimin talebi ile işin senaryo ve editörlük aşamasında bulunmaya devam ettim. Bu süreçte de şimdiki yayımcım Melike Günyüz bana ulaşıp, kitap yazmamı teklif etti. O günden beri birlikte bir şeyler üretiyoruz.

Yazarlık dışında ilgilendiğiniz başka alanlar var mı ?

Öncelikle bir anneyim ve evimle ilgili sorumluluklarım var. Kalan zamanda da bir şeyler yazmaya çalışıyorum.

Türk yazarlar içinde bu kişinin eserleri, beni yazmak için iştahlandırdı diyebileceğiniz -Değerli Melike GÜNYÜZ hanımefendiden başka- isimler var mı? Varsa bizimle paylaşır mısınız?

Daha önce de söylediğim gibi okumaya başladığım andan itibaren iyi bir okuyucuydum ve çok farklı yazarların birbirinden ayrı türlerde yazdığı eserlerini keyifle okudum. Ancak bir yazarın eserine öykünerek yazdığım hiç olmadı. Daha ziyade içimden gelen yazma ihtiyacının bir sonucu benim sürecim.

Çocuk edebiyatının önemi, doğru kitap seçimi, çocuklarda kitap okuma alışkanlığı ve bu konuda ebeveynlerin üzerine düşen görevler hakkında görüşlerinizi paylaşır misiniz?

Çocuk okuyucu kitapla başbaşa kaldığında eğer eseri seviyorsa, önyargısız bir şekilde sizin ona sunduğunuz evrenin bir parçası oluyor. Bu da ciddi bir mesuliyet yüklüyor biz yazarlara. Doğru kitap seçiminden ziyade doğru yayınevi seçimi olduğuna inanıyorum. Çünkü her ne kadar bir kitap genel manada yazarının adı ile anılıyorsa da gerçek bir yayınevinde işinin uzmanı ekiplerin elinden çıkan bir iştir. Ne yazık ki matbaadan farkı olmadığı halde adı yayınevi olan bazı ticari kuruluşlar, çok takipçili kişilere kitap bastığında “doğru kitap” ile karşılaşmış olmuyoruz. Ebeveynler, çocuğu kitapla buluşturan ilk halka. Bu sebeple önce kendileri bu konuda bilinçlenmeliler ve onların okuma zevkleri olmalı. Birilerinin harika şahane diye pazarladığı sosyal medya fenomenlerinin kitaplarının mutlak iyi olduğu görüşünden kurtulmalılar her şeyden önce.

En son mütalaasını yaptığımız kitap olan “Evrendeki Son Hazine” kitabında Yaşar Dede gibi gerçek hayatta danış olacağımız isimler mevcut. Veya Osmaniyeli Emin isimli çocuğu Masalistan serisinde görmek mümkün. Acaba, bu kahramanların isimlerini oluştururken neleri dikkate alıyorsunuz?

İyi kahramanlarımın hemen hepsi hayatımda yeri olan kişiler. Bana kattıkları güzelliklere kalıcı bir teşekkür olsun niyetiyle yapıyorum bunu.

Yanlış hatırlamıyorsak bu zamana kadar 47 eseriniz,  okurların kalbi ile buluştu. Hamd olsun. Acaba bu eserlerden en çok hoşunuza giden eser\ler var mı? Ve gerçek hayattaki Figen Yaman Coşar’ı hangi eser\lerinizde daha çok görmek mümkün?

Hoşuma gitmeyen metin tamamlanmış bir kitap bile olsa çöpe atmaktan imtina etmiyorum diyebilirim. En hoşuma gidenin ne olduğuna gelince, bir anneye hangi çocuğunu daha çok sevdiğini sorsanız ne cevap verir? Hazreti Ali’ye Efendimiz Aleyhisselam’ın sevgi konusunda sorduğu bir soru var, bilirsiniz. Cevabı Hazreti Fatıma öğretiyor eşine. Allah’ı aklı ve ruhuyla, Peygamberimizi kalbiyle, eşini nefsiyle, çocuklarını şefkatiyle sevdiğini söylüyor. Benim de kitaplarımla durumum bunun gibi. Her birinin başka bir heyecanı, başka bir anısı ve okurda bıraktığı duygusu var. Kendimi şahsi özelliklerimle yansıttığım bir eserim var mı diye soruyorsanız, yok.

Bir yazar, okuyucuların kalbini titretmek ve dimağlarına hoş bir tat bırakmak istiyorsa hangi kaynaklardan beslenmeli?

Yazar birinin kalbini titretmek için mi yazar? Bunu bilmiyorum. Benim yazma sürecim kendi yazma ihtiyacımla ilişkili. Herkes neyle beslenirse onu yansıtır. Kaynaklar sonsuz. Kişiler parmak izleri kadar eşsiz. Bu sebeple herkesin bireysel ihtiyaçlarına göre bu listeyi kendisinin belirlemesi gerektiğini yahut onu iyi tanıyan bir danışanla hareket edebileceğini düşünüyorum.

Başucu kitap dediğiniz kaynak\lar var ise bunları okuyucularınızla paylaşır mısınız?

12. yy büyüklerinin tasavvufi eserlerini okumayı seviyorum. Mesnevi her daim liste başı.

Aslında bu zamana kadar sizinle onlarca röportaj yapılmış ve yüzlerce soru sorulmuş. Peki, hiç içinizden geçirdiğiniz bir soru oldu mu? Veyahut bunu neden sormuyorlar dediğiniz bir şeyler?.. Var ise bu sorunuza cevabınız ne olurdu?

Olmadı. ☺

Son zamanlarda yeni bir proje var mı? Veyahut bu zamana kadar – biraz daha demlensin diye- kenarda beklettiğiniz bir proje var mı?

Dördüncü sınıflar için beş kitaplık bir seriye başladık. Birincisi tamamlandı, ikincisi oturmadı, bakalım neler olacak.

Şimdi sizlerle küçük bir oyun oynayacağız. Sizlere bazı kelimeler vereceğiz. Bu kelimelerin sizdeki karşılığını en az bir kelime ile açıklamanızı isteyeceğiz? Hazırsak başlıyorum izninizle.

  • Zaman: Yok
  • Şifa: Dost
  • Eser: İnsan
  • Çocuk: Gerçek insan
  • Yolculuk: Hayat
  • Kudüs: Aşk
  • Kalem: Olmazsa olmaz
  • Menkıbe: Büyüklerin hikayeleri

Son olarak okurlarınıza mesajınız nedir?

Onları seviyorum.

Bu sorulara verdiğiniz cevaplarla gönlümüzü hoş ettiğinizi bilmenizi ister, nice eserlerinizi kucağımıza alacağımız günlerin olmasını dilerim, vesselam.

Önceki İçerikİlahiyat Yıldızları Ödülleri Sahiplerini Bekliyor
Sonraki İçerikSayılı Günler – Dr. Mecdi el-Hilali

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz