Necip Fazıl Kısakürek – Tiyatro ve Tesiri

0
157

“Tiyatro, içtimai telkin ve vaaz kürsülerinin en büyüğü…”

Hepimiz duygularımızı ve fikirlerimizi aktarmada türlü yollar kullanırız. Ancak bu yollardan en etkilileri şüphesiz sinema ve tiyatrodur. Tiyatro; Müslümanlar tarafından çoğu zaman es geçilmiş, bazen de derin ön yargılardan ötürü kabullenilmemiş bir sanat dalı olmuştur. Fakat Necip Fazıl’ın da bu alanda kendisine düstur edindiği, Rasulullah’ın (s.a.v) şu sözü, bizlerin tiyatro da dahil olmak üzere Batı’dan aldığımız ilimlere ve araçlara bakışımızı belirlemelidir:

“Hikmet, Müminin yitik malıdır; nerede bulsa alır.”

Tiyatronun bu öneminin farkında olan Necip Fazıl, eserleriyle Türk tiyatrosunun kurucularından ve en önemli temsilcilerinden biri olmuştur. 1964 Yılında, Aydınlar Ocağı salonunda konferans olarak verilmiş ve daha sonra basılarak kitap haline getirilmiştir.

Tiyatro nedir? Sorusunun cevabını bulabileceğiniz kısa ve öz bir eser “Tiyatro ve Tesiri”. Eserde, kelime anlamı ve kökeni de dahil olmak üzere tiyatronun geçmişinden ve bugününden ayrıntılı bir şekilde bahsediliyor.

“Bu büyük bir keşif; sanat sahasının en büyük keşiflerinden biri… Bu keşifte Şarkın hiçbir hissesi yoktur. Bu keşif, tamamiyle Avrupai’dir ve Eski Yunanlıdır.”

Diyor üstad. Eserinde tiyatroyu; önce ortaya çıktığı toplum olan Batı üzerinden ele alıyor ve daha sonra da Doğu’da tiyatronun ne anlama geldiğinden ve nasıl olduğundan bahsederek iki yönlü bir resim çizmeye çalıyor. Konferansın başında da tiyatroyu mücerred ve müşahhas yönleri bakımından iki cephede ele alacağından bahsediyor ve öyle de yapıyor.

Yalnızca bilgi verilmemiş elbette kitapta. Aynı zamanda büyük bir fikir adamı olan Necip Fazıl, tiyatro üzerine anlamlı ve derin felsefi yaklaşımlarda bulunmuş. Tiyatronun inişlerinden ve çıkışlarından, geçirdiği krizlerden söz etmiş. Verdiği bilgiler ve yaklaşımlar neticesinde onun bu alana gerçekten hâkim olduğuna dair en ufak bir şüphe kalmıyor içinizde.

Batı tiyatrosundan bahsedip Shakespeare’i es geçmek olmaz diyerek, övgü ile bahsediyor ondan.“Şekspir… insan ruhunun aksiyona, fikrin talep ettiği, istediği aksiyona bulanmış, – fiili aksiyon değil, aksiyonun, aksiyon halinde tasavvurudur tiyatro- en büyük mimarıdır.” 

Shakespeare de dahil olmak üzere Batılı birçok tiyatrocuyu ele alan Necip Fazıl, yukarıda da belirttiğimiz gibi Doğu’da, bilhassa Türkiye’de, tiyatroyu inceliyor daha sonra.

Oyunculuğuna çok kıymet verdiği ve gerçekten de Türk tiyatrosu adına emek vermiş bir isim olan Muhsin Ertuğrul’un tesiriyle tiyatroya girdiğinden söz ediyor. Necip Fazıl’ın ilk tiyatro eseri Tohum 1935’te yayımlanıyor ve Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konuyor. Necip Fazıl’ın hayatında büyük değişimlere vesile olan Abdülhakim Arvasi ile tanışması, onun sanat anlayışında da büyük farklılaşmaya yol açıyor. Başrolünü yine Muhsin Ertuğrul’un oynadığı ve günümüzde de oldukça sevilen Bir Adam Yaratmak isimli eseri onun sanat anlayışındaki bu değişimin ilk örneklerinden oluyor.

Necip Fazıl, tiyatroyu davasının bir kürsüsü haline getirmiş. Aslında oyunculuğunu ve sanatını çok sevse de Muhsin Ertuğrul ile ne kadar zıt düşündüklerini fark etmiş. “Piyeslerimin içerisinde en sevdiğimdir” dediği Ahşap Konak isimli eseri oynamayı reddeden Muhsin Ertuğrul da bunu tasdiklemiş. “Ben ondaki binaya, çatıya, kuruluşa ve söz kıymetine ve vak’aya hiçbir eserde rastlamadım hayatımda… Fakat, açık konuşuyorum, ben bunu oynamam. Bu benim davama zıttır.”

Necip Fazıl, bizlere sanatın doğru ve güzel bir şekilde kullanıldığında aslında ne kadar güzel bir tebliğ aracı olduğunu bizzat yaşayarak göstermiştir.

“Sanatın, kütleleri, sevki ve idaresi bakımından bundan daha zengin, bundan daha cömert, bundan daha verimli bir şubesi bence nâ-mevcuttur.”

Hem Doğu’da hem de Batı’da tiyatroya dair önemli eleştirilere ve fikirlere sahip olan mütefekkirin konuşmasından oluşan ve Aiskhylos’tan, Şekspir ‘e; Moliere’den Lesing’e, Güllü Agop’tan Ahmet Vefik Paşa’ya ve Muhsin Ertuğrul’a, kısaca dünyanın dört bir yanından tiyatroculardan söz eden “Tiyatro ve Tesiri” tiyatronun dününü, bugününü ve geleceğini anlamak adına bir başucu kitabı. Biz de bu son derece önemli ve değerli sanatı; seven, sevmek ve tanımak isteyen herkese okumasını yahut dinlemesini tavsiye ediyoruz. Necip Fazıl’ın şu sözüyle yazımızı noktalayalım o halde:

“Bütün bir piyes, ‘bir ân’ için yazılır; ‘bir ân’ ı temin için, ‘bir ân’ ın havasını temin için.”

Önceki İçerikPortakal Sulu Ördek Kudüs’te
Sonraki İçerikVeri Gizliliği Odaklı Namaz Vakti Uygulaması: Pillars

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz