Yarım Saatlik Bir Sunum İnsan Hayatını Nasıl Değiştirir?

0
368

Birkaç yıl öncesine kadar Sultanahmet Camii’nin avlu duvarına bitişik, cami kadar tarihi Sıbyan Mektebi binasında, yabancı ziyaretçilere cami ve İslam hakkında bilgilendirme yapıyorduk. Bunu da Sultanahmet Camii öğle ve ikindi vakitlerinde cemaatle namaz için ziyarete kapandığı sırada orada bekleyen ziyaretçileri mekâna davet ederek bir slayt gösterisi eşliğinde İngilizce olarak gerçekleştiriyorduk.

O gün dinlemeye sadece bir kişi gelmişti: Slovenya’da yaşayan Fransız bir hanım. Doğrusu tek bir kişiye sunum yapmak çok nadir rastlanan bir durumdu. Hazır sunum yapılıyorken gönül isterdi ki daha çok kişi dinlesin ama yine de buna değerdi. Ziyaretçimiz tek başına sunumu dinledi, yer yer duygulandı, sonrasında birkaç soru sordu, bazı materyaller aldı ve ayrıldı.

Buraya kadar her şey sıradandı. Üç ay kadar sonra aynı kişi geri gelmese onu çoktan unutabilirdik. Peki neler mi oldu dersiniz?

Kaynak: Pexels

O hafta çarşamba günü katıldığım bir derste, “bir kişinin hidayetine vesile olman, kırmızı develerin olmasından daha hayırlıdır.” hadisini okumuştuk. Hocamız bir de tebliğin birçok türden yapılabileceğini, bizim bunun için fırsat kollamamız ve yaratıcı yollar bulmamız gerektiğini söylemişti. Haliyle böyle olabilmek için dua ettik her ikisi için de.

Ertesi gün, ben daha önce Sultanahmet’te tanıştığım Amerikalı bir anne-kızla dışarıda buluştum. Tabi bu, tebliğ için çok iyi bir fırsattı. Kahvaltı yaptık, yaklaşık üç saat geçirdik beraber. Ama nedense o gün bir durgunluk geldi bana, neredeyse hiç konuşamadım bile. Onları dinledim, neredeyse doğrudan dine hiç konu gelmeden geçti gitti saatler… Sonrasında çok canım sıkıldı. Sürekli “şöyle diyebilirdim, tam yeri gelmişti, şöyle de diyebilirdim…” diye içim içimi yedi, hatta gece uykum kaçtı bu yüzden. Yani yaratıcı yollar bulmayı geçtim, en normal şeyleri bile söyle(ye)memiştim!

Sürpriz Ziyaret

Bir sonraki gün, mübarek cuma günü Allah’tan moralimi yerine getirecek bir güzellik diledim. En azından içimi rahatlatacak, hidayet zaten bizim elimizde değil ama bizim de elimizden geleni yaptığımıza dair Allah’ın bizden razı olduğuna dair bir ipucu gibi… 10 dakika sonra, öğle sunumundan az önce içeri bir kadın girdi ve daha önce bu sunuma katıldığını söyledi. O öyle söyleyince hatırladım; birkaç ay önce gelen, tek başına sunumu dinlerken gözleri dolan kişiydi o. Ve şimdi, buradan aldığı kitapları okuduğunu, İslam’ı araştırdığını ve şehadet getirmek istediğini söylüyordu! Doğrusu Slovenya’da bunu nasıl yapacağını bilememiş, buraya gelmişti. Bizim yanımızda şehadet getirdi, hatta sonrasında Türkiye’ye yerleşti.

Benim için bu olay, Allah’ın bizi her zaman görüp gözettiği ve dualara icabet ettiğinin göstergesi olan bir mucize gibiydi adeta.

Önceki İçerikMüslümanlar, Batı ve Felsefe
Sonraki İçerikAydınlık Çağın Simgesi: Beytülhikme

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz