Birleşik Arap Emirlikleri Mars Heyeti

0
137
Mars Heyeti

Kâinat, dili olmayan, işitemeyen bir orkestradır. Misafir ettiği âlemlerin, vadilerin, gezegenlerin, atmosferin, sürüler halinde göç eden kuşlardan kış boyu mucizevi bir uyku döngüsüne teslim olan birbirinden farklı türlere kadar tüm canlıların ahengiyle konuşur, bir şeyler anlatır bize. Bir şarkıya eşlik eder gibi biz dinleyiciler, ondaki anlamları keşfetmeye koyuluruz. Bu hususta, yeryüzünün sözlüğünü kullanırken Müslümanların başarıları gün geçtikçe artıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, kurduğu Mars Heyeti ile son zamanlarda kızıl gezegen Mars ve Mars’ta yaşam araştırmalarında hatırı sayılır gelişmelere imza attı. Birleşik Arap Emirliklileri Uzay Ajansı’nın alt birimi olarak çalışmalara başlayan heyet, 2020 yılında “Hope” adlı uyduyu uzaya gönderdi ve uydu,  9 Şubat 2021’de Mars’a ulaştı. Böylelikle “İmkânsız mümkündür.” sloganıyla “Hope”,  bir Arap ülkesinden Mars’a ulaşan ilk gezegenler arası uzay sondası oldu.

Proje, BAE’nin bilim adamları ve Colorado Üniversitesi ortakları tarafından yürütülüyor ve uydu, yörüngeye girmesiyle birlikte herkesin kullanabileceği açık bir erişim deposuna veri toplayarak görevini başarıyla sürdürüyor. Ayrıca heyet, STEM alanlarında (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) BAE’nin lisans öğrencilerinin de projeye katılabileceği bir araştırma programı tasarladı. Kabul edilen öğrencilere Emirlik ve uluslararası bilim adamları Mars ile ilgili araştırma projelerini tasarlamalarında ve yürütmelerinde yardımcı olmak için rehberlik edecek.

Uydunun, Marsla ilgili soru işaretlerinden biri olan iklim ve hava şartlarını araştırmak üzere iki yıldan fazla bir süre yörüngede kalması planlanıyor. Bu süre boyunca elde edilecek verilerin Mars’ın geçmişte karşılaştığı atmosfer kaybını aydınlatması bekleniyor. Bunun da Mars’ta bir zamanlar yaşam olup olmadığı tartışmalarına ışık tutacağı bir gerçek.

Mars’a dair teorileri güçlendirecek Müslümanların bu adımının arkasındaki motivasyon, Arap ve diğer İslam ülkelerinde uzay bilimine yapılan maddi ve mesleki yatırımların boşuna olmadığını ispatlamak. Ve tam da bu noktada özellikle yeni nesillerin kariyer hedeflerine yönelik önemli bir ilham kıvılcımı olan girişimin, sosyolojik başarılara gebe olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunun yanında, bu projenin başlangıcında ve hayata geçirilmesindeki en önemli pay Birleşik Arap Emirlikleri Bilim Adamları Konseyi’nin başkanı ve İleri Bilimler Bakanı Sarah Al-Amiri’ye ait. Amiri aynı zamanda Mars heyetinin proje yöneticiliğini yapıyor.

Diğer bir yandan Sarah Al-Amiri ve diğer uzay bilimleri ve astrofizik uzmanları, hatta başka birçok alandaki bilim insanlarımız, sahip olduğumuz İslami ilim temelinden faydalanıyor. Hatta öyle söylenebilir ki küresel ölçüde mevcut çalışmalar dahi, İslam’ın bilim mirasının direkleri üzerine inşa ediliyor. Bu mirası bilhassa 14. yüzyıla kadar uzanan “İslam Biliminin Altı Çağı”na dayandırmak mümkün olduğu gibi, uzay biliminin; ilk olarak üçüncü yüzyılda eski Yunanlılar tarafından icat edilen usturlaplar sayesinde bilim tarihine giriş yaptığını eklemek gerek. Ancak astronomi ölçümlerinde kullanılan usturlaplar, 8. yüzyılda el-Fazari ve astronom Al-Battani tarafından fark edildi ve geliştirildi.

Mariam Al-Ijliya’ya ait usturlab

İlk bilgisayar olarak tanımlanan ve Müslüman ilim adamlarının ördüğü ilim halkasının önemli bir parçası olan usturlaplar; denizcilerin yönlerini bulmasına, astronomların yıldızları ve gezegenleri saptamasına yarıyordu. Ayrıca usturlaplar, 9. yüzyılda yaşayan İranlı bilgin Harezmî’nin cebir ilminde gelişmesine de etkili oldu. Cebirde meydana gelen büyük çaptaki ilerlemeler trigonometri ve geometrinin gelişip yaygınlaşmasına yol açtı ve modern GPS teknolojisine doğrudan katkıda bulundu. Bu da Harezmî’den altı yüzyıl sonra, 15. yüzyılda Avrupa’da bu bilgilerin benimsenmesinin ardından uzay araştırmalarında kayda değer ilerlemeleri mümkün kıldı.

Usturlapların ortaya çıkıp böyle neticelere yol açmasında bir diğer katkı ise matematiksel hesaplamalarda ustalaşan ve usturlap tasarımlarında ehlileşen bir kadına, Mariam Al-Ijliya’ya ait.

Asırlar boyu hiç dinmeyen bir müzik ziyafetinin ortasında tek yapmamız gereken ona şekil vermek, insanlığa faydalı bir vücut kazandırmak belki de. Bize düşen, çalışmaktan gocunmadan notaların dokunuşlarının izini sürmek.

Önceki İçerikEbeveynler İçin Oyuncak Kılavuzu
Sonraki İçerikPortakal Sulu Ördek Kudüs’te

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz