Cennete Otostop – Adem Özköse

0
301

İnsan, yaradılış gereği hayatın anlamını sorgulamaktadır. Bazıları bu konulara doğuştan vâkıfken bazıları da yaşamın niçin var olduğu konusunda arayış içindedirler. Aklını ve kalbini hakîkate açmak isteyenlerin nihâyetinde değişmez bir gerçek olan İslam’la tanıştıklarına şahit oluyoruz. Kimileri doğrudan Kur’an-ı Kerim’le iletişim kurup hayat bulurken kimileri de dolaylı olarak Müslümanların mükrim davranışlarından etkileniyor. Rahmani rüyaların tesiriyle kalbinin sesini dinleyenler de hiç şüphesiz İslam’la şereflendiriliyor. Ve bizler uzantılı olsak da bu hikâyelerin bir parçası oluyoruz.

İşte bugün kitap köşemizde, değerli gazeteci-yazar Adem Özköse’nin “Cennete Otostop” isimli kitabına yer vererek sonradan Müslüman olmuş kişilerin hidayet öykülerine tanık olacağız. Yazar, çocukluk yıllarından bu yana bir insanın dinini değiştirme konusundaki merakını Müslümanlığı sonradan tercih eden kişilerle yaptığı röportajlar sonucunda gidermiş, ilginç gördüğü hikâyeleri okuyucuyla da paylaşmak istemiştir. Yaşanmış ve gerçek hidâyet öyküleri günlerce aklından çıkmamış ve tüm bu olaylardan derinlemesine etkilenmiştir.

Her bebeğin Müslüman olarak dünyaya geldiğini düşündüğümüzde kulağımıza fısıldanan hakikat çağrısı paha biçilemez bir değerdir. Ömer bin Hattab’ın (r.a) da söylediği gibi “Cahiliyeyi tanımayan, İslam’ın kıymetini bilemez.” Ailesinde İslam’ı tanımayanların sonradan tanıdıklarında kalplerinde var olan kıpırtıyı hatırlayalım. Kitabın her bir bölümünde farklı duygulara yelken açarken bilhassa mühtedilerin yaşadıklarını gözlerim dolarak okudum. Etkilendiğim röportajları da sizlerle paylaşmak isterim.

Eski Papaz Davetçi Oldu: Hacı İsmail

Hacı İsmail, Güney Amerika’nın Sao Paula şehrinden. On dört yaşından beri kiliselerden yoğun bir biçimde dini eğitim alıyor. Ve beş kilisenin yöneticiliğine atanıyor. Kiliseye gelenlere vaazlar verirken dünyanın en büyük dininin Hristiyanlık olduğunu anlatıyor. Bir gün papaz bir arkadaşıyla İslam hakkında sohbet ediyor. Arkadaşı ona İslam’ın Hristiyanlıktan daha fazla ilgi gördüğünü, hızla yayıldığını, Müslümanların iyi insanlar olduklarını ve günde beş vakit namaz kıldıklarını söylüyor.

Müslümanların dünya için büyük sorun olduklarını düşünürken arkadaşı ile yaptığı sohbet, aklına şüphe tohumu serpiyor. Bu sırada başka bir papaz arkadaşının kızı Müslüman oluyor ve kendisinden kızıyla konuşup Hristiyanlığa geri çevirmesini istiyor. Hacı İsmail’in hakikat yolculuğu işte bu noktada başlıyor. Müslümanların açığını bulup arkadaşının kızını ikna etmek için Latin Amerika’nın İslam Merkezi’ne gidiyor. Mescitte Brezilyalı Bilal ile tanışıyor ve Bilal’den dört saat boyunca İslam’ı dinliyor. İslam’ın tevhid anlayışından çok etkileniyor. Sohbet sonunda hediye edilen kitapla eve dönüyor. Üç gün evden çıkmadan kitabı okuyor ve kalbinde İslam’la ilgili ön yargılardan arınarak Müslüman oluyor.

22 yıl papazlık yaptıktan sonra İslam’a kavuşan Hacı İsmail, artık Brezilya’da davetçi kimliğiyle tanınıyor. Ev ev gezerek insanları İslam’a davet ediyor. Birçok kişinin Müslüman olmasına vesile olmuş. Gayreti takdire şayan.

Ruhun Gıdasını Bulan Müzisyen: Alman Julia Jawairiyah

Eski yaşamında ünlü bir müzisyenken kendisine hediye edilen kitap sonrası ilginç olaylar yaşıyor. Hidayete ermeden önce İslam’ın diğer dinler gibi insanların özgürlüklerini kısıtladığını düşünüyordu. Bir gün Londra’da Pakistanlı bir kitapçı ile tanışıyor. Kitapçı ona İslam hakkındaki düşüncesini soruyor ve nasıl bir din olduğunu anlatmaya çalışıyor. İslam’a olan ön yargıları yüzünden adamı dinlemek istemiyor.

Pakistanlı adam, ona bir kitap hediye ediyor ve telefon numarası uzatıyor. Eve dönünce kitabı dolabına yerleştiriyor. Kitabı okumayı asla düşünmezken, şaşırtıcı olaylar yaşıyor. Kitabın etrafında beyaz bir nur halkası beliriyor, iki-üç dakika gezinip kayboluyor. Bir süre sonra kitabı okumaya karar veriyor ve İslam’ın hakikat olduğunu anlıyor. Pakistanlı kitapçı ile iletişime geçerek zihnindeki sorulara cevap buluyor. Bir ayın sonunda Müslüman olmaya karar veriyor. Ve gerçek huzura kavuşuyor.

“Müslüman olmadan önce müziği ruhum için bir ihtiyaç olarak görüyordum. İçimdeki mutsuzluktan, karışıklıklardan müzik sayesinde kurtulmaya çalışıyordum. Müziğe artık ihtiyacım yok. Ruhuma en çok huzur veren şey ise Kur’an okumak ve dinlemek.”

diyen ünlü müzisyenin hikayesi de düşündürücü bir olay…

Kur’an’la hayat bulan ve yeşeren nice insan… Farklı coğrafyalarda apayrı bir hayat yaşarken çıktıkları hakikat yolculuğunda iman nuruyla buluştular. Gönül coğrafyamızda kardeşlerimiz artarken sizleri de bu güzel çalışmadan haberdar etmek istedik. Herkese iyi okumalar :)

Önceki İçerikBosna Hersek’teki Camiler
Sonraki İçerikMalezya’da Bayram Yardımlaşması Dalgaları Aşıyor

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz