Dedem Abdürreşid İbrahim Efendi ile Nasıl Tanıştım?

1
219
Sir Abdurreshid Ibrahim

Fotoğrafla Karşılaşma

Henüz lise çağlarımdaydım. Evde bir fotoğraf kutusu buldum. Çoğunluğunu akrabalarımızın oluşturduğu siyah beyaz fotoğraflara bakmaya başladım. Fotoğrafları karıştırırken onca fotoğrafın içinde bir fotoğraf dikkatimi çekti. Diğer fotoğraflara benzemeyen bu fotoğraftaki kişi de kimdi? Sarıklı, beyaz sakallı yaşı ilerlemiş bir zat, diğer fotoğraflarla alakasının olmadığı ise belli. Merakımı iyice cezbetti. Fotoğrafın arkasında ise Osmanlıca yazılmış bir el yazısı vardı. Fotoğrafla beraber babamın yanına giderek fotoğraftaki kişiyi sordum. Babam, “dedem” diye cevap verdi; ama ismini bilmediğini söyledi. Daha çok şaşırmıştım. Fotoğraftaki kişi babamın dedesiydi, yani benim dedem olan “Ömer Kamil”in babası. Bir şekilde bu kişinin kim olduğunu öğrenmem gerekiyordu. Belki arkasındaki yazıda kim olduğu yazıyordur diye düşündüm. Fakat el yazması olan bu Osmanlıca yazıyı kim okuyacaktı?

Abdürreşid İbrahim Efendi

Fotoğraftaki Kişinin Kim Olduğunu Öğrenme

Fotoğrafı yanıma aldım. Yazıyı okutturacak bir kişi bulursam merakımı gideririm diye gün içinde fotoğrafla beraber dolaşmaya başladım. Yine bir gün fotoğraf yanımdayken yolumun düştüğü Bostanlı Camii’ne girdim. Cemaat yeni dağılmıştı. Caminin iç tarafından sarıklı, sakallı, cübbeli, ileri yaşına rağmen heybetli bir adam gördüm. İmam odasına doğru yürüyordu. İçimden, bilse bilse fotoğrafı herhalde bu hoca bilir dedim. Alim görünümlü bu zatın yanına yaklaştım ve selam verdim. “Hocam size bir şey sorabilir miyim?” dedim. Elimdeki fotoğrafı kendisine gösterdim ve okuyabiliyorsa arkasındaki yazıyı okumasını rica ettim. Fotoğrafı eline aldı ve bu fotoğrafı nereden bulduğumu sordu. Ben de bu kişinin benim dedem olduğunu ama ismini bilmediğimi söyledim. Fotoğrafa bakar bakmaz fotoğraftaki kişinin “Abdürreşid İbrahim Efendi” olduğunu söyledi. Arkasında yazan yazıda ise; kızına Moskova’dan Kur’an-ı Kerim gönderdiğinin yazılı olduğunu söyledi. Bu zatın önemli biri olduğundan da bahsetti. Kendisine teşekkür ettim ve camiden ayrıldım.

Abdürreşid İbrahim Efendi

Abdürreşid İbrahim Efendi’yi Araştırma

Hoca bir nebze de olsa merakımı gidermişti. Fakat bu ismin önemli olması merakımı tekrardan arttırdı. Bu sefer de bu ismi araştırmaya başladım. Araştırmalarım sonucu dedemin Japonya’ya ilk defa Müslümanlığı götüren kişilerden olduğunu ve orada bulunan Tokyo Camii’nin yapımını başlatıp ilk imamlığını yaptığını (1938), Mehmet Akif Ersoy’un safahatında geçen “Süleymaniye Kürsüsünde” isimli şiirinde bahsettiği vaiz olduğunu öğrendim. “Alem-i İslam ve Japonya’da İslamiyet’in Yayılması” isimli iki ciltlik seyahatnamesinin ve birçok eserinin olduğunu da araştırmalarım sonucunda keşfettim.

Abdürreşid İbrahim Efendi

Araştırma Sırasındaki Tevafuklar

Böyle önemli bir zat neden duyulmamıştı ki? Vefatından sonra uzun yıllar ismi anılmamıştı ve geride kalan ailesinin dağılmış olduğunu öğrenmek ise üzüntü vericiydi. Diyanet Yayınevi tarafından basılan bir biyografisinin olduğunu duyunca, İzmir’deki Diyanet Yayınları’nın satışının yapıldığı kitap mağazasında soluğu aldım. Kitabı sordum ve son bir tane kaldığını söylediler. Hemen satın aldım. Kitabı aldıktan sonra “Alem-i İslam” adlı eserini de satıcıya sordum. O sırada, kitapçıda kitap bakan bir kişinin (Adem Çalar hoca) bu soru dikkatini çekti. Bana dönerek şaşkınlıkla bu kitabı neden aradığımı sordu. Ben de kitabı yazan kişinin dedem olduğunu kendisine söyledim. Mutlu bir ifadeyle bana baktı ve “Seni dedenle ilgili araştırmalar yapan bir kişiyle tanıştırayım mı?” dedi. Ben de çok memnun olacağımı söyledim ve Abdürreşid İbrahim ile ilgili akademik çalışmalar yapan “Selçuk Türkyılmaz hoca” ile tanıştım. Tevafuklar zinciri de böylece devam etti.

Abdürreşid İbrahim Efendi’nin Kabri

İlginç olan diğer bir durum ise o camide görev yapan imamları tanıdığını söyleyen bir kişi, daha sonra bana anlattığım gibi bir imamın o camide hiç asli imam olarak görev yapmadığını söyledi.

Sözü çok uzatmadan, o ya da bu şekilde fotoğraf görevini yaptı. Şimdi önemli olan ise böyle önemli bir şahsiyetin tanınması ve onu asıl yaşatacak olan fikriyatının gelecek nesillere taşınmasıdır. Vesselam…

ÖMER İSKER  (Torunu)

Önceki İçerikOntario Hükümetinden İslamofobi ile Mücadeleye 300.000 Dolar Destek
Sonraki İçerikİslamofobi İle Mücadele Edenler: Avusturya

1 Yorum

  1. Maşallah ne mutlu böyle bir dedenin torunu olmak. Allah cc rahmet eylesin mekanı cennet olsun. Tarihimiz unutturulan böyle sayısız gönül erleriyle doludur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz