Bir Umut Haberi: Suriyeli Zaid’in Hikayesi

Kaybı uzuvlarıyla sınırlı olmasa da, yetişebildiği yere kadar yardımlarına koşan insan sayısı oldukça fazla. Zaid'in umut verici haberiyle sizleyiz.

524

Yıkık dökük evlerin altında silinmeye yüz tutan kahkahalar. Koşturulan, ilk sevinçlerin ve muhabbetlerin paylaşıldığı sokakların, evlerin, bahçelerin gri dumanlar arasında kayboluşu. Gözlerini mahkum edilmiş hayallere açan milyonlarca insan. Savaşı, savaşın ortasında yaşama parıldayan gözlerle tutunan çocukları nasıl anlatabiliriz ki? Ne kadarını anlayabiliriz? Umut, vicdan, heyecan, öfke ve merhamet gibi duygulara sahip olmak yeterli mi? Bir aileye sahip olmak, kardeşlerimize ve arkadaşlarımıza duyduğumuz bağlılık, onların yitirdiklerini yüreğimize taşır mı? Peki, kaldırmak zorunda bırakılan onca ağırlığa inat aydınlığa arkasını dönmeyen çocuklarla hiç tanıştınız mı? Suriyeli Zaid’in hikayesini duydunuz mu? Zaid, henüz on yaşında. Savaş, onları terk etmeye zorlayana dek Şam Demascus’ta yaşıyorlardı. Savaşın ardından ailesiyle İdlib‘in yakınlarındaki bir köye yerleşti. Birkaç hafta sonra, savaş uçakları bulunduğu köyü bombalamaya başladı. Bir gün, annesi ve kendisi avludayken Zaid’den yalnızca bir kaç metre uzaklığa bir bomba düştü. Bu saldırıda Zaid annesini, erkek kardeşini ve bir bacağını kaybetti. O, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Annem bizi almak için bodrum kattan çıktı ama roket onun tam arkasına düştü. Annemi ve erkek kardeşimi kaybettim. Elhamdülillah diğer kardeşlerime bir şey olmadı.”

Küçük bir çocukken zorluklarla baş edebilmeyi, haksızlıklara karşı ayakta durabilmeyi annemizden ve babamızdan öğreniriz. Yanımızda hiç kimse yokken, varlığımız benliğimiz tarafından bile kabullenilmemişken biz, onların bir parçası oluruz. Sevginin, güvenin ve hüznün bambaşka tanımları vardır artık onlar için. Zaid’in annesinin duyduğu cesaret ve fedakârlığı ancak bunları unutmadan açıklayabiliriz. Bu yüzdendir ki onun hikâyesine kulak verirken annesinin sesini yüreğimizde hissediyoruz. “Çocuklar bana bakıyorlar ve ‘ Senin bacağın yok, nasıl koşabiliyorsun? Nasıl oynuyor, bu hareketleri yapabiliyorsun?’ diyorlar. Bacağımı kaybetmiş olmam hiçbir bir şey yapamayacağım anlamına mı gelir?” Roketin bir parçası Zaid’in ayağına isabet etti ve en yakın hastaneye götürüldü.

“Kız kardeşim beni kucağına aldı ve koştu. Beni motosiklete bindirdiler. Sonra ne olduğunu hatırlamıyorum.” Zaid, sonrasında Assalam Kampı’na gönderildi. Yürümeyi tekrar öğrenebilmek için de Islamic Relief‘in desteklediği bir yapay organ merkezinde tedavi gördü. Yapay bacağıyla burada tanıştı ve onu bekleyen yılları sımsıcak karşıladı.

“Ben şu an çok mutluyum. Çünkü bacağı olan insanlar gibi yürüyebiliyorum. İnşallah uzvunu kaybetmiş her çocuk, benim gibi yapay organ edinebilir. İnşallah onlarınki benden de güzel, en iyisi olur.”

İleride doktor olmak isteyen ve şu an da kendisi gibi çocuklarla ilgilenen Zaid için kaybettikleri, yeniden kazanmak ve güzelleştirmek için hiçbir neden olmayan unsurlar. Yalnızca içini acıtan ama onu yıldıramayan etkenler. Onun sevecenliğiyle süslediği duruşu ve hayallerine uzanan kapıları büyük bir heyecanla aralaması hepimize örnek teşkil edecek bir tutum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz