Cezayir’e İz Bırakmış Bir Hidayet Yolcusu: Ali Bitchin

Bu yazımız, benim de adını ilk defa İngilizce bir metinde kendisini korsan olarak okuduğum Ali Bitchin hakkında. Hakkında Türkçe ve İngilizce kaynak bulmak oldukça zor. Bazı İngilizce araştırma kitaplarında adı Cezayirli bir gemici ya da korsan olarak geçmekle beraber adına yaptırdığı ve Cezayir’de bulunan Ali Bitchin Camii ile birlikte anılıyor daha çok. Asıl kaynaklar ise İtalyanca ve Arapça olarak karşımıza çıkıyor. İnternet üzerinden bu kaynaklara ulaşmada ve İngilizce’ye tercümesinde yardımı için arkadaşım Tarık Kavukçu’ya teşekkür ederim.

Ali Bitchin (orijinal ismi Albirico Piccinini) İtalya‘nın Tuscany kentine (Massa) bağlı Mirteto şehrinde doğmuş bir savaşçı. Bitchin’in tahminen 1560 yılında doğduğu ve 1645 yılında bir suikast ile öldürüldüğünü okuyoruz. 1578’de Cezayir’li bir donanma tarafından kaçırılarak (Bazı kaynaklara göre bu esnada kendisi 10 yaşındaydı) Cezayir’e götürüldü. Kendisi daha sonra siyasi ve askeri alanda en önemli kişilerden biri olmuştur. İslam tarihindeki rolü ise özellikle Müslüman olduktan sonra ortaya çıkıyor. [Yine internet üzerinden ulaşmış olduğum bir kaynağa göre kendisi ile ilgili Cezayir‘de tiyatro gösterileri yapılmakta]

İslam İle Müşerref Olduktan Sonra Yükselen Bir Şahsiyet

Ali Bitchin, 1599’da kumandanı Fathallah bin Khoja bin Beiri‘nin emri altındayken Müslüman oluyor. Müslüman olduktan sonra Ali ismini almış. Bitchin’in Akdeniz’de kendisine ait birkaç gemisi vardı ve gemi ticaretiyle de uğraşıyordu. Müslüman olduktan sonra donanmadaki görevinde terfi etmiş ve Cezayir Donanmasında en üst askeri pozisyona kadar gelmiştir. 1630’dan 1646 yılına kadar ‘Reis’ sıfatıyla donanma ordusunun genel komutanlığını üstlenmiştir. Cezayir Donanması onunla birlikte Akdeniz’in süper gücü haline gelmiştir. Onun adı Akdeniz’den Atlantik Okyanusu’na, hatta Osmanlı Halifeliğinin başkenti İstanbul‘a kadar birçok şehri ve beldeyi sallamıştır.

Ali Bitchin, Müslüman olduktan sonra Cezayir toplumunun saygısını kazanmış, elde ettiği prestijle görevinde en üst pozisyona kadar yükselmiş ve denizlerde adını duyurmuştur. Ali Bitchin’in, Prenses Lalaham (Lalham) bint Ahmad Belkadi ile evlendikten sonra gücünün ve toplum üzerindeki etkisinin daha da arttığı belirtiliyor. (Ahmah Belkadi tarihte Koukou adıyla bilinen bir krallığın sultanı olarak geçiyor kaynaklarda. Kaynaklar Fransızca ve İtalyanca olmakla beraber anladığım kadarıyla Ahmad Belkadi adlı kişinin ‘Barbaros’ adıyla bir ilgisi bulunmakta ve yine Osmanlı-Cezayir ilişkisinde önemli bir yere sahip olmaktadır.) Bitchin’in, Akdeniz’de Osmanlı donanması ile karşılaşmasında eşinin soyu tarafından desteklendiğini görüyoruz.

Ali Bitchin Camii

Haberimizin kahramanı Ali Bitchin, günümüzde Bab el-Qued olarak bilinen bölgeye 1622 yılında kendi adını taşıyacak bir cami yapılması için emir verir. 500m2lik alana inşa edilen caminin mimari yapısı hem Osmanlı mimarisinin örneklerini hem de Ali Bitchin’in Cezayir topraklarında bulunan Amazigh toplumuna olan ilgisine dair izleri taşıyor. Amazighlerin bugün Berberiler olarak bilinen bir Kuzey Afrika halkı olduğunu görüyoruz. Ali Bitchin’in, inşa ettirdiği camiye Amazigh’lerden de bir motif eklemesi onun bu topluma ve onların kimliğine olan saygısını ifade ediyor. Bazı tarihsel rivayetlerden aktarıldığına göre caminin adı 1703’te Sidi el-Mehdi olarak değiştirilmiş ve Fransa’nın Cezayir’i işgalinin ardından kapatılmasına kadar cami bu isimle anılmıştır.

Caminin Mimari Özellikleri                                           

Üç katlı bir yapı olarak inşa edilen bu cami, ibadet dışında da çok fonksiyonlu kullanılmış. Birinci katta geleneksel el sanatları ve Kasbah’ta bilinen bakır, gümüş ve seramik işçiliği gibi zanaatların icra edildiği 17 ticari oda bulunuyor. Bununla beraber 3 oda, bir hamam, bir değirmen ve bir otel de yapıda yerini almış. Dua salonu (ibadet alanı) olarak adlandırılan salon daha sonra Şehitler Meydanı ile değiştirilen Al-Hamra Meydanı’na bakan Bab al-Wadi Caddesi’nin 5 metre yukarısında yer almaktadır. Bu salona kuzeydeki Bab el-Wadi Caddesi’nden veya doğudaki Muhammed Sweileh Caddesi’nden erişilebilir. Salonun tavanı 20 küçük sekizgen kubbeyle çevrili 8 taraflı büyük kubbeden oluşmuştur. Caminin minaresi Mağribi tarzda inşa edilip daha sonra yüksekliği 15 metreden 12 metreye düşürülmüştür.

Mabedden Askeri Koğuşa ve Kiliseye

1830 yılında Fransız sömürge kolonisi camiyi 1843’e kadar kullanılacak olan askeri bir koğuşa çevirmiş. 1843’te cami Notre Dame de la Victoire adı verilen bir kiliseye dönüştürülmüştür. Cezayir’in 1962’de bağımsızlığını kazanmasıyla beraber cami, mimarisinde yapılan birkaç değişiklik ile tekrar cami olarak kullanıma açılmıştır. Camii, 2005-2010 yılları arasında büyük bir restorasyon süreci geçirmiş ve bu restorasyonda caminin ibadet odası 500’den fazla insanı alabilecek şekilde genişletilmiştir. Cami kurucusu Ali Bitchin’in tasarımları doğrultusunda son haline kavuşmuştur. Ayrıca bu cami, 1986’da UNESCO tarafından dünya kültürel mirası olarak kabul edilmiştir.

Kanaatimce Ali Bitchin adlı kişinin hayatına dair asıl kaynakların diline hakim biri tarafından bir araştırılma yapılması gerekir. Onun gibi belki de tarihte adı pek az bilinen daha nice Müslüman kimlikler vardır. Bi’ Dünya Haber’in akıllarda ona ve onun gibilere dair bir iz bırakmasını temenni ediyorum. [1] [2]

Diğer Güzel Haberler

İslam’la tanışmadan önce içindeki boşluğu fark etti ve içinde bulunduğu durumu sorgulamaya başladı. İşte böylece Johanna’nın hayat hikâyesi başlamış oldu. 26 yaşında olan Polonyalı genç hanım, kendisini şu an 3 yaşında görüyor ve Müslüman olmadan önceki hayatı için, sadece bir deneyimdi diyor. Okumak İçin Tıklayın

Sınırlarımızı biraz zorlayıp, İslami hassasiyetlerinden taviz vermeyen Hazza Al Mansoori ile beraber uzaya çıkmaya ne dersiniz? Uzaya çıkan 11. Müslüman astronot olan Hazza Al Mansoori “Uzayda ne yiyeceğim?” düşüncesiyle astronotlar için helal gıda arayışına girdi. Rus bir firma aracılığıyla Müslüman astronotlara özel konserveler hem helalliğine dikkat edilerek hem de uzay koşullarına uygun şekilde üretildi. Böylece dini emirlerde gösterdiği hassasiyetleriyle tüm dünyaya örnek oldu. Okumak İçin Tıklayın

Seyahatleriyle İslamiyet’in yayılmasına katkı sağlayan, Amerika’yı Kolomb’tan önce keşfeden ünlü seyyah Zheng He’yi tanıttık. 14. yüzyılda Çin’in Yunnan Eyaletinde Müslüman bir ailede dünyaya gelen He, dönemin krallarının güvenini kazanarak komutanlığa yükselmiş ve denizleri keşfe çıkmış. Zheng’in seyahatlerinden birinde Amerika ve Avustralya’yı Kolomb’tan önce keşfettiği de kanıtlanmış. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz