Küba Müslümanları İle Nasıl Tanıştım?

0
229

Komünizm denilince akıllara ilk gelen ülkelerden birisi şüphesiz Küba’dır. Karayip sularında yer alan bu ada ülkesinin klasik arabalarla dolu renkli sokaklarının kendine has bir ruha sahip olduğu aşikar. Peki bu ülkede İslâm nasıl bir yer edinmiş hiç düşündünüz mü? Gelin, Habeeb Alli’nin Küba Müslümanları ile nasıl tanıştığına bakalım.

“Bir Guyanalı olarak ülkemin bağımsızlığını elde etme sürecinde bizi en çok destekleyen ülkelerden biri olan Küba’yı ziyaret etmek, beni oldukça heyecanlandıran bir durumdu. Gezimin en unutulmaz günü ise kesinlikle Havana’yı gezdiğim cuma günüydü. Şehrin Eski Havana bölgesinde bir adet Arap müzesi, bir de cami olduğunu öğrendikten sonra cuma namazını burada kılmaya karar verdim. Havana sokaklarında ilerlerken içim içime sığmıyordu. Turdaki diğer üyelere abdestin ne olduğunu anlatmak, Enbiya suresinin “Her şeyi sudan yarattık.” ayetini onlara açıklamak için sabırsızlanıyordum.

Küba’da yaklaşık 3000 Müslüman bulunuyor. Eski Havana’da bulunan cami ise bir mühtedi tarafından 1960’larda yaptırılmış. Pakistanlı mülteci ve öğrencilerin yanı sıra Arap diplomatlar, iş adamları ve elbette ki mühtedilerden oluşan cami cemaati, gün geçtikçe büyümeye devam ediyor. Caminin içinde Pakistanlı bir gençle tanıştım. Kanadalı eşiyle beraber hem doktorluk yapıyor hem de burada eğitimine devam ediyordu.

Eski Havana Bölgesi

Arap mimarisine sahip olan camide namazımı eda ettikten sonra kandura giymiş bir başka genç gözüme çarptı. Yanına oturdum ve Küba’nın ortasındaki bu camide, Kur’an tilavetini bir Mısırlıdan mutlulukla dinledim. Aslına bu genç buranın yabancısı sayılmazdı. Zira Amerikalı Şeyh Abdullah Hakim Quick, Christopher Kolomb’un keşfinden önce Amerika ve Karayipler’deki Müslüman varlığından bahsettiği Deeper Roots kitabında Kolomb’un bölgeye ayak bastığında secde eden esmer tenli insanlara tanık olduğunu anlatır. Bu insanlar yüzyıllar önce İspanya’dan göç etmek zorunda bırakılan ve buraya yerleşen Müslüman Mağribilerden başkası değildi. Kübalıların kanında akan misafirperverlik ve maneviyat, İslâm medeniyetinin kayıp mirasına işaret ediyor.

Havana’da aynı zamanda bir de helal restoran bulunuyor. Birçok yemek çeşidinin bulunduğu işletmede, ben seçimimi balık ve sebzelerden yana kullandım. Restoran sahipleri etlerini çiftliklerde, kendi hayvanlarını İslâmî usullerle keserek elde ettiklerini söyledi.

Masmavi denizi ve susuzluğa birebir Hindistan cevizi ağaçlarıyla Küba, hiç şüphesiz cennetten bir parça. Bu güzel ülkenin tadını çıkarmak isteyen bir turist olarak başlayan gezim, Endülüs esintili kubbe, kemer ve vitray sanatıyla bezeli Eski Havana sokakları arasında İslâmî bir geziye dönüşüverdi. Gezimin ardından bunca farklılığa rağmen aslında ne kadar benzer olduğumuzu bir kez daha fark ettim. Küba Müslümanları ile bizi bir araya getiren sadece kalplerimizdeki Allah inancı değil, bununla beraber Küba’nın lezzetli kahvesine duyduğumuz sevgiydi.”

Önceki İçerikNamaz Gönüllüleri Platformu
Sonraki İçerikHiç Duymadığınız 10 Çin Atasözü

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz