Niyet Hayır, İstikamet Hayır: İyilikhane Çocuk Derneği

325

Esselamu aleykum. Geçtiğimiz günlerde hazırladığımız “Bir Kitap Ayracından Haneler Yapmak: İyilik Zor Değil” başlıklı haberimizin ardından, bu habere konu olan İyilikhane Çocuk Derneği ile bir röportaj gerçekleştirdik. İstifadeli olması duasıyla…

Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhabalar. Ben Zeynep Sena Soyyiğit. Uzman psikolojik danışmanım. Lisans ve yüksek lisans eğitimimi Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde onur dereceleri ile tamamladım. Liseden beri gönüllü çalışmaları ile ilgileniyorum. 2014 yılında üniversitede öğrenciyken arkadaşlarımla kurduğumuz İyilikhane Çocuk Derneği’nde başkan yardımcısı olarak hizmet ediyorum.

Gönüllü çalışmalarınız nasıl başladı? İyilikhane ile yolunuz nasıl kesişti? 

15 yaşında, liseye geçiş sınavına girdiğim yoğun bir senenin yaz tatilinde bir boşluğa düşmüştüm. Rutin okul hayatının dışında ne kadar çok vaktim ve enerjim olduğunu fark etmiştim. Bu kaynağı Allah için, salih amel gayretiyle iyilik yolunda sarf etmeye niyet ettim. Çevremdeki sivil toplum kuruluşlarını araştırarak pek çoğuna gönüllülük başvurusunda bulundum. Bir yandan çevrecilik, bağımlılıkla mücadele gibi farklı alanlardaki gönüllülük çalışmalarını takip etsem de yetim çocuklara yönelik çalışmalar en çok dikkatimi çeken alan oldu. Lise eğitimim süresince dünyadaki yetimlerin durumlarını öğrenmeye; çevremde, okulumda dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyordum. Arkadaşlarımla okulumda kermesler yapıyor, yetim sponsorluk halkaları kuruyorduk. Aynı zamanda “elimden başka ne gelebilir, daha başka ne yapabilirim, sürekliliği olabilecek neler olabilir?” diye de bir arayış içindeydim.

Lisenin son aylarında, bugünkü İyilikhane’nin tohumu olan Kitap Ayracı Projesi’ni duydum. Birkaç öğrencinin kitap ayraçlarından elde ettiği gelirle bir yetimhane yaptırma hayali kurduğu bir proje… Açıkçası ilk duyduğumda bana bile biraz uçuk bir hayal gibi gelmişti. Ama böylesi bir işe niyet etmiş, gayretle iyilik için harekete geçmiş öğrencilerin çalışmasına da elimden geldiğince dahil olmak istedim. İlk gün aldığım 30-35 ayraçtan sonra projeyi başlatan, başkanımız, kıymetli dostum Merve Çirişoğlu’yla sosyal medya üzerinden irtibata geçtim. Ayraç siparişi üzerine başlayan muhabbetimizde, zamanla aynı niyetle, aynı hayallerle hareket ettiğimizi fark ettik. Allah’ın verdiği potansiyeli, vaktimizi, enerjimizi, birikimimizi, en iyi şekilde kullanmaktan mesul olduğumuza inanıyorduk.

Bu sırada Kitap Ayracı Projesi ilk meyvesini verdi, Malavi Yetimhanesi açıldı. Açılış sonrasında Merve ve ikimizin de farklı vesilelerle yine yardım çalışmaları sırasında tanıştığımız arkadaşımız Büşra Günay ile 2012 Eylül ayında ilk kez bir araya geldik. İlk buluşmamızda herkes heybesindekileri paylaştı. Merve uzun zamandır Kitap Ayracı Projesi’ni daha sistematik hale getirmek için planlarını, İyilikhane hayalini anlattı. “Kalpten kalbe bir yol vardır görünmez” ne demekmiş herhalde en çok o buluşmada hissetmişimdir. İnsan bir hayır murat edip, dua ve gayret edince, yüreğinde taşıdığı o samimi niyeti Rabbim karşılıksız bırakmıyor. Elhamdülillah, o gün çıktığımız yolculuk bugün hala devam ediyor.

Malavi Yetimhanesi

“İyilikhane’nin tohumu” dediniz. Kitap Ayracı Projesi yola nasıl başladı?

Kitap Ayracı Projesi’ni, başkanımız Merve Çirişoğlu, çizdiği karikatürlerle hazırladığı kitap ayraçlarını iyiliğe vesile kılma niyetiyle 2011 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde, bir gönüllü hareketi olarak başlattı. Afrika’da 3 kişinin katarakt ameliyatını yaptırmak amacıyla başlayan proje kısa zamanda çalışmayı üniversitesinden, sosyal medyadan vb. duyan öğrencilerin verdiği destekle onlarca şehirden yüzlerce öğrenciye ulaştı. Böylece elden ele, şehirden şehire kargolarla yayılan kitap ayraçlarıyla kurulan stantlarda, kermeslerde biriken bağış ile Afrika’da 21 katarakt ameliyatı, yine Afrika-Malavi’de 46 kişilik bir yetimhane ve Güney Asya-Patani’de 360 kişilik bir okul yapıldı.

2.5 yıl süren gönüllü çalışmalarının sonunda, iyiliklerin daha profesyonel bir zeminde planlanması gerektiğine karar verdik. Dünyadaki tüm krizlerden en çok etkilenen, en savunmasız ve masum kesimi oluşturan yetimler ve ihtiyaç sahibi çocukları odak noktamız olarak belirledik ve 2014 yılında İstanbul’da İyilikhane Çocuk Derneği’ni kurduk.

İyilikhane’de neler yapıyorsunuz?

İyilikhane’de çocukların maddi ve manevi ihtiyaçları için projeler hazırlıyoruz. Şu an başlıca çalışma alanlarımızı çocuklarımızın ailelerine ulaştırdığımız insani yardımlar, ‘Kardeşlik Bağı’ Eğitim Projesi ve yetim sponsorluk halkası projesi olarak özetleyebiliriz.

Bu çalışmaları biraz açar mısınız?

2015’ten beri İstanbul’da gönüllülerimizin desteği ile sosyal çalışmacı ekip arkadaşımızla birlikte yetim, mülteci ve ihtiyaç sahibi çocukların evlerine ziyaretler yapıyoruz. Ailelerin ihtiyaç durumlarını belirleyip yıl içinde çocuklara gıda kartı, bayramlık-kışlık-okul forması gibi kıyafet, kırtasiye seti destekleri veriyoruz, hanelerine kira, fatura, sağlık vb. ihtiyaçları için yardımlar ulaştırıyoruz.

Kardeşlik Bağı ise evlere yaptığımız bu ziyaretler sırasında fark ettiğimiz ihtiyaçla hayata geçirdiğimiz bir eğitim, sosyal destek ve rehberlik projesi. Dernek merkezimizin bulunduğu Fatih ilçesinde yoğunluklu olarak mülteci aileler ikamet ediyor. Çaldığımız her kapının ardında savaş ve göçe maruz kalmış, sonrasında ise dilini bile bilmedikleri bir şehirde yoksullukla mücadele eden çocukların zorlu hikayeleriyle karşılaşıyoruz.

2019 Ocak ayından beri Kardeşlik Bağı Projesi ile mülteci çocukları okullara yazdırıyor, gönüllü üniversite öğrencileri ile her hafta düzenli olarak bir araya getirerek çocuklara hem Türkçe öğretimi yapıyor hem ders desteği veriyoruz. Ayrıca proje kapsamında gönüllüler ve çocuklar gezilere, etkinliklere katılarak sosyalleşiyor; gönüllülerin çocukların okullarına ve evlerine yaptıkları ziyaretlerle çocukların ailelerini de kapsayan bir uyum çalışması yürütüyoruz. Dönem başlarında yeni gönüllü ve çocuk kaydı aldığımız projemizde, gönüllü eğitimleri ve danışmanlık toplantıları ile süreci sürekli takip ediyor, çocuklarla gönüllüler arasında kurulan kardeşlik bağları ile çocukların aidiyet hissini artırıp Türkiye’ye uyumunu kolaylaştırmaya, iyilik halini yükseltmeye çalışıyoruz.

Yetim Sponsorluk Halkası Projesi ile ise dünyanın muhtelif coğrafyalarındaki yetimlere aylık 125 TL ile destek oluyoruz, tek başına 125 TL vermeye gücü yetmeyen hayırseverler 10-20-30-50 TL gibi bağışlarla bir sponsorluk halkasına dahil oluyor ve birkaç kişi ile birlikte bir yetime düzenli olarak destek olabiliyor.

Patani Okulu

Ekibiniz kimlerden oluşuyor? Sizlere kimler destek veriyor?

Çekirdek ekipte yönetim kurulumuzla birlikte 8 kişiyiz. Ev ziyaretleri, yardım dağıtımları, ofis işleri, eğitim projesi, şenlikler, stant ve kermesler gibi sahadaki çalışmalarda ise yıl içinde 2000’in üzerinde gönüllümüz aktif görev alıyor. Sahadaki gönüllülerimizin ise çoğunluğunu 18-30 yaş arası öğrenciler, gençler oluşturuyor. Aralarında ailesiyle birlikte gelip paketleme çalışmalarına destek olan 7-8 yaşlarında kocaman yürekli minik kardeşlerimiz de var.

Sizin mesleğiniz ve insani yardım alanı oldukça iç içe. Birçok psikolog ve psikolojik danışman sivil toplumda aktif rol oynuyor. Mesleğiniz ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi bize anlatabilir misiniz?

İlk olarak hem insani yardım çalışmalarının hem psikolojik danışmanlık mesleğinin özünde gönüllülük olduğu kanaatindeyim. Her iki alanda da insanın değerinin farkında olmak ve insana hizmet esas. Psikolojik danışmanlığı içinde insan olan her alanda görev alabilecek bir meslek olarak görüyorum.

İnsani yardım çalışmaları yapan bir sivil toplum kuruluşu olarak, genelde iki grupla temas halindeyiz diyebiliriz: maddi/manevi destek verdiğimiz çocuklarla aileleri ve gönüllülerimiz. İyilikhane’de çocuklar için ve çocuklarla çalışıyoruz. Bazen maddi bir yardım ulaştırarak, bazen eğitim çalışmasıyla, bazen bir şenlikle çocukların dünyasına dokunuyoruz. Tüm bu süreçlerde en az çocuğun fizyolojik ihtiyaçları kadar, psikolojik ihtiyaçlarını da fark etmeye gayret ediyoruz. Karşımızdaki çocuğun, ailesinin hangi ruh halinde olduğunu anlamaya çalışarak, ona uygun şekilde yaklaşmamız, projelerimizi tasarlarken de yine birinci derecede onların durumunu göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Mesela bir mülteci çocuğumuzla eğitim çalışması yaparken; çocuğun kültürünü, burada yaşadığı uyum sorunlarını, savaşın ve göç yolculuğunun üzerinde bırakmış olabileceği olası etkileri tahmin edebilmeli ve buna göre tedbir alabilmeliyiz. Gönüllülere de buna uygun bilgilendirme yapabilmeliyiz ki çocuk da İyilikhane çatısı altına anlaşıldığını, değer verildiğini, sevildiğini hissetsin; projelerimiz de amacına ulaşsın.

Gönüllüler, destek verenler açısından baktığımızda, onlar da katıldıkları çalışmalarda kalplerini mutmain edecek bir yön arıyorlar. Hem gönüllülerin motivasyonunu diri tutup, iyiliğin sürekli bir parçası olmalarını teşvik etmek hem de gönüllülerin birbiriyle uyum içinde hareket etmesini sağlamak noktasında psikolojik danışmanlar etkili olabiliyor.

Özetle, insan psikolojisi bilmek, sürece dahil olan herkesle birlikte ihsan üzere, en güzel şekilde çalışma yapmak için bir vesile olabilir diye ümit ediyorum.

Bangladeş Yetimhanesi

İyilikhane’de hedefleriniz neler?

Niyetimiz, elimizden geleni yapmak. İmkanlarımızı kullanarak, gönüllülerle çocuklar arası köprü olmaya devam etmek.

Çalışmalarınız sırasında karşılaştığınız ve sizi çok etkileyen bir olayı anlatabilir misiniz?

Bazen tebessüm ettiren, bazen hüzünlendiren anılar geçiyor gözümün önünden. Hamza geliyor aklıma, 22 aylık, İstanbul’un Fatih ilçesinde yetersiz beslenmeye bağlı gelişim geriliği ile doğmuş Suriyeli bir kardeşimiz. Biz tanıdığımızda 16-17 aylıktı. Tanıştıktan sonra gönüllü arkadaşlarımızla tedavisi ile ilgilenmeye başladık hemen, ama birlikte olduğumuz birkaç ayın sonunda yapılan müdahalelere rağmen Hamza iyileşemedi, Ramazan ayında vefat etti. 2019 yılında, İstanbul’un merkezinde gelişim geriliği gibi önlenebilir bir sebep yüzünden vefat etti çocuğumuz… Hüznüyle, bize bıraktığı dersle iyilik için daha çok çalışmamız gerektiğini hatırlatıyor her aklıma düştüğünde.

Diğer taraftan içimizi ferahlatan çocuklar, Bangladeş’teki yetimhanemizin açılışında 5 parmağımı tutan 5 ayrı çocuğun heyecanı, Arakan kamplarındaki çocukların kısacık oyunlarla yüzlerinde oluşan o kocaman mutluluk, kapı kapı dağıttığımız Ramazan hediyelerini alıp zıplaya zıplaya hediyesini açmaya koşan çocuklar, korktuğunda ya da sevindiğinde ilk İyilikhane’nin yolunu tutan eğitim projemizdeki çocukların samimiyeti… İbret nazarıyla bakmaya gayret ettiğinde insan, sıradan görünenin ardındakini de görmeye başlıyor.

Peki son olarak; İyilikhane’ye nasıl katkıda bulunabiliriz?

İyilikhane’nin çalışmalarını www.iyilikhane.org.tr adresimizden ya da sosyal medyada @iyilikhane hesaplarından takip edebilirsiniz. Bağışlarınızla bir çocuğun tebessümüne vesile olmak için kredi kartınızla sitemiz üzerinden online bağış yapabilirsiniz ya da yine sitemizde yer alan hesap numaralarımıza havale/EFT yapabilirsiniz. Ayrıca faaliyetlerimize gönüllü olarak katılmak isterseniz sitemizden gönüllü başvuru formunu doldurabilirsiniz; böylece biz, bize ilettiğiniz alanlarda yardıma ihtiyaç olduğunda size ulaşabiliriz. Ayrıca bizim çağrımızı beklemeden tüm gönüllülerimiz sosyal medyada İyilikhane’ye destek verebilirler.

Diğer Güzel Haberler

Türkiye, Cibuti’de inşa ettiği Doğu Afrika’nın en büyük camisinin resmi açılışına hazırlanıyor. Başkentte inşa edilmiş olan camii, Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) tarafından yaptırıldı. TDV camii inşaatına 2017 yılında başladı. İnşaat biter bitmez 2019 yılı itibariyle de resmi açılışının gerçekleştirilmesi bekleniyor. Okumak İçin Tıklayın

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi son sınıf öğrencisi Hatice Acar
hanımefendi gençlik faaliyetlerinin eksikliğini fark edip yola koyuldu. Kendisi ve ekibi,
Düşünen Müslüman Hareketi’ni başlatarak, gençlerin İslam hakkındaki sorularını deliller
getirerek cevaplıyor. Okumak İçin Tıklayın

Bir grup genç Müslüman 10 Avrupa ülkesinde sokak sokak gül dağıttı. Temel İslami konular hakkında yoldan geçenlere bilgi vermek için etkinlik standları kurdular. Böylelikle İslam hakkındaki korkuların ne kadar yersiz olduğunu ve İslam’a karşı önyargıların da ne kadar manasız olduğunu en pratik şekilde göstermiş oldular. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz