Ölme Biçimleri – Zakes Mda

0
210
Zakes Mda-Ölme Biçimleri

Yazı dizimizde bu hafta, yalnızca romanlarıyla değil; sanatıyla, fikirleriyle ve Apartheid rejimine karşı dik duruşuyla bilinen Güney Afrikalı yazar Zakes Mda’yı ve dilimize Ölme Biçimleri ismiyle çevrilen kıymetli romanını sizlere tanıtıyoruz.

Yüzyıllar boyunca siyah halka ev sahipliği yapan kıta, yerli halkı kendi ülkesinde yabancı pozisyonunda bırakan sömürgeci politikalar sonucunda, ayrıcalıklı bir beyaz nüfusa mecburen kucak açmıştır. Halen, kıtada en fazla beyaz nüfusu barındıran Güney Afrika, beyaz halkın imtiyazlarına karşın, siyah ve melez halka yönelik ırk ayrımını 1948 yılında resmi hale getirmiştir. Bu ırkçı politikaya da Apartheid adını vermiştir. Öyle ki, ülke genelinde beyazlar ve beyaz olmayanlar arasındaki keskin ayrım hayatın her alanına yansıtılmıştır. Beyaz ve beyaz olmayanın gideceği hastane, okul ve tüm diğer kurumlar, kullanacağı çeşme, tuvalet, oturacağı bank ve otobüs koltuğu dahi net bir şekilde ayrılmıştır. Bu kuralları ihlal eden siyahlar ve melezler ağır cezalara çarptırılmıştır. İki ırk arasındaki evliliği, her tür birlikteliği ve ilişkiyi yasaklamıştır. Apartheid rejimi, yerli siyah ve melez halka, beyazların yaşadığı bölgelere belli koşullar altında geçebilmeleri için resmî kağıtlar dağıtmıştır.

Nelson Mandela

Sanatı ve Hikâyeleriyle Afrika’yı Yaşatan Zihin, Zakes Mda

Zakes Mda

Güney Afrikalı yazar Zanemvula Kizito Gatyeni Mda (Zakes Mda), 1948 yılında Doğu Cape tarafındaki Herschel’de dünyaya geldi. Eğitim düzeyi yüksek bir ailede yetişti. Yazarın babası, Nelson Mandela ile birlikte Apartheid sistemine karşı savaşan öncü bir kişilikti. Afrika Milli Kongresi Gençlik Ligi’nin kurucusu olan babasının sürgünde olması nedeniyle zor bir çocukluk geçiren Mda ve ailesi, Güney Afrika’dan ayrılıp, Lesotho’da yaşamak zorunda kaldı. Öncü kişiliklerle çocuk yaşta tanışan Mda, zulüm ve baskı dolu Apartheid rejimini bizzat deneyimledi.

İlk kısa öyküsünü on beş yaşındayken yayınladı. Kendisine mahlas olarak Zakes Mda ismini seçerek yazmaya devam etti. Henüz lise sıralarındayken siyasetle ilgilenmeye başladı. Afrika uluslarının bağımsızlığı ve dünyadaki tüm Afrikalıların bir araya gelmesi hedefiyle kurulan “Pan Afrikan” hareketine katıldı.

Çok Yönlü Bir Kişiliğin Kendini Arama Serüveni

Zakes Mda’nın eseri

Liseden mezun olduktan sonra bir süreliğine köy okulunda öğretmenlik yaptı. Uzaktan aldığı eğitimle Zürih Sanat Akademisini bitirdi. Bir süre Amerika’da yaşadıktan sonra Lesotho’ya dönüp televizyonculuk işine girdi. Ohio Üniversitesinde 1982’de tiyatro, 1983 senesinde de Televizyonculuk ve İletişim sahasında yüksek lisans yaptıktan sonra Lesotho Üniversitesinde ders vermeye başladı. Sekiz yıl aynı üniversitede görev yaptı. Daha sonra Yale Üniversitesine misafir akademisyen olarak gitti. Doktorasını Cape Town Üniversitesinde sanat çalışmaları üzerine tamamladı.

Tüm Haksızlıklar Karşısında Aynı Dik Duruş

Apartheid döneminde beyazlara ayrıcalık tanıyan bir tabela

Zakes Mda, siyasi görüşlerini korkusuzca dile getirmekten çekinmedi. İsrail’in Filistinlilere uyguladığı zulüm politikalarının, Güney Afrika’daki Apartheid rejiminden farklı olmadığını açık yüreklilikle dile getirdi. Her fırsatta Filistinlilerin yanında olduğunu belirtmekten kaçınmadı.

Başta Guardian ve Daily Mail olmak üzere çok sayıda mecrada yazılar yazdı. 1995 yılından itibaren akademik kariyerini bıraktı. Kendisini film yapımcılığına, kitap yazmaya ve sanat çalışmalarına verdi.

Afrikalı Yazarlar Birliği isimli vakfın kurucusudur. Mda, bu birlik vasıtasıyla hem diasporadaki hem de kıtadaki Afrikalı yazarları bir araya getirmeyi ve dayanışma içinde hareket etmeyi amaçladı.

Güney Afrika’da Ölümün de Yaşam Kadar Sıra Dışı Olduğunu Anlatan Roman: Ölme Biçimleri

Hiç profesyonel yasçılık diye bir meslek duydunuz mu? Söz konusu, ölümün sıradanlaştığı Güney Afrika ise böyle ilginç bir meslek elbette olur ve anlam kazanır.

Dilimize Adınla Başlar Hayat ismiyle de çevrilen Ölme Biçimleri” isimli romanın kahramanı Toloki’dir. Köyünden ayrılıp şehre gitmeye ve hayatını orada kazanmaya karar verir. Oldukça fakir olmasına ve toplum içinde kimsenin onu ciddiye almamasına rağmen, Toloki onurlu bir adamdır. Ülkedeki pek çok fakirin başvurduğu yöntem olan dilenciliğe tamah etmez. O, alnının teriyle geçimini kazanmak ister. Ona sadaka verenlere, bir gün geri ödemek için söz verir. İnsanların merhametlerine bağlı olarak yaşamak istemediğinden kendisine saygın bir meslek uydurur, profesyonel yasçılık. Toloki, fakirliğin insan ruhunu tanımlamaya yetmediğini düşünür. Çok bir şey kazanamasa da onurunu korumak ister. Cenazelere gider ve ölülerine ağlayan ailelere destek olmak için profesyonel bir şekilde yas tutar. O kadar profesyoneldir ki, yüzündeki hüzün bile insanları duygulandırmaya yeter.

Bir cenazede çocukluk arkadaşı Noira ile karşılaşır. Oğlu cinayete kurban giden Noira, acı kaybına rağmen yetim çocuklara bakarak geçimini sağlamaktadır. Yüreğindeki iyiliği ve merhameti kaybetmez. Noira ve Toloki karşılıklı saygı ve sevgi ile kopmaz bir dostluk bağı kurarlar. Ne mal, ne mülk önemlidir. Onlar birbirlerinin sevgisinde huzur bulurlar.

Noria’nın yürek burkan hikâyesi detaylarıyla anlatılır. İki çocuğu da feci şekilde can vermiştir. Ama Noira pes etmez ve kendisini başkalarına faydalı olmaya adar. Hem Toloki hem Noira, küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenmişlerdir. Akıl almaz bir şekilde iyimser ve umut doludurlar. Ruhlarının büyüklüğü, hayallerini de büyütür. Sağdan soldan topladıkları metal ve tahta parçalarla Noira için küçük bir baraka yaparlar. Barakanın duvarlarına ise dergi sayfalarından topladıkları resimleri yapıştırırlar. Bu resimlerde hayallerindeki ev ve yaşantı vardır.

Umudun ve Kendini İyiliğe Adayanların Öyküsü

Güney Afrika

Her ne kadar resmî olarak Apartheid rejimi sona ermiş olsa da, günümüz Güney Afrika’sında siyah halkın yaşadığı sosyal ve ekonomik sorunlar devam etmektedir. Bu sorunların yanı sıra, yalnız beyazların siyahlara uyguladığı ayrımcılık değil, siyahların siyahlara uyguladığı şiddet de roman boyunca tüm çıplaklığıyla işlenir.

Ancak önemli bir nokta vardır: Güney Afrika yalnız şiddet ve haksızlıklardan ibaret değildir. Mda, fakir halkın dilenen, tembel tembel oturan, şiddete veya hırsızlığa başvuran yığınlar olarak resmedilmesine karşı çıkar. İnsanların onurlarını korumak için başvurduğu sıra dışı yolları okurunu şaşırtarak göstermek ister. Profesyonel yasçılık yalnızca ana karakterin mesleği midir? Tüm Güney Afrika halkı, kaybettiği insanlar için uzun yıllardır yas tutmakta değil midir? Toloki bunu meslek haline getirip cenazelerde görünür biçimde ağlar ama Noria sessizce yasını tutar, tıpkı diğer anneler gibi.

İnsanlar yaslarını tutarlar ama ülkede yaşanan kaotik ortama, değişimin bir türlü olumlu yöne rotayı kırmayışına, bitmeyen yoksulluğa rağmen umudunu korumak ve iyimser kalmak isteyenler de vardır. En değerli varlığını, çocuklarını kaybeden bir annenin kendisini başka çocukları yaşatmaya adaması, halkın kendi yaralarını kendi başına sarmaya gayret ettiğinin bir göstergesidir aslında. Toplumda bilhassa kadınların yükü ağırdır. Eşlerini ya şiddete kurban vermişlerdir ya umutsuzluğa. Çocukların ve ailenin tüm sorumluluğunu sırtlanmak zorunda kalan kadınların gayretleri hikâye boyunca sıklıkla karşımıza çıkar. 

Ölüm Her Gün Bizimle Yaşar

Güney Afrika, insanların hastalık ya da yaşlılık sebebiyle yataklarında öldükleri bir ülke olmaktan çok uzaktır. Böylesi ölümlere insanlar belki de ancak filmlerde rastlarlar. Bu topraklarda insanlar ya bıçaklanır, ya ateşe verilir, ya da kurşunla veya işkenceyle öldürülürler. Antropolojik kaynaklar, yaşamın bu kıtada başladığını gösterse de, halkın maruz kaldığı ölme biçimleri, adeta hayatın varlığını unutturmuş, ölümü sıradanlaştırmış gibidir.

Yazar, yoksulluk, çaresizlik ve ölümün iç içe geçtiği toplumda, ölümün sıradanlaşmasına ve biçim değiştirmesine şu anlamlı cümlelerle dikkat çekmektedir.

 

Kaynaksahistory.org.za
Önceki İçerikAvustralya’da Gönüllülük Faaliyetleri #2
Sonraki İçerikBab’ Aziz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz