Britanyalı Bir Çiftin İslamiyet’e Yolculuğu

505

Bizler kalplerin yalnızca Allah’ı anmakla mutmain olduğuna inananlarız. Tüm arayışları anlamlandıran, ruhlara dinginlik katan, yolları aydınlatan şey, Allah’a ve O’nun gönderdiklerine inanmaktır şüphesiz. Hayatlarındaki eksiklikleri tamamlama arayışında olan bir çiftin hikayesi için bu kez gözlerimizi İngiltere‘ye çeviriyoruz.

“Ben Britanyalı bir Müslümanım ve öyle olmaktan da mutluyum. İslam, açıklamalar getiriyor. Cevaplar hep orada”

İkisi de, Hristiyan ailelerde büyümüş olan Gallerli Hanan Sandercock ve eşi John Smith farklı zamanlarda İslam’ı kabul etmişler. İnançları hakkında konuşmalarının, İslam hakkındaki bilgi eksikliğini gidermek için hayati önem taşıdığını düşünen çift, bir Galler gazetesine röportaj vermiş.

Çift, inançlarına uygun bir hayat sürüyor. Noel’i değil bayramları kutluyorlar, günde beş vakit namaz kılıyorlar ve domuz eti yemiyor, içki içmiyorlar. 51 yaşındaki Hanan 28 yaşında İslam’ı kabul ettiğinden beri başörtüsü takıyor. Dört çocuğunu da Müslüman olarak yetiştirmiş. Her ikisi de din değiştirdiklerinde bir rahatlama ve tatmin hissettiklerini söylüyorlar. Sorularına cevap bulmanın yanında kendilerini ait hissettikleri bir topluluk da bulmuşlar. Benzer arka planlardan gelmelerine rağmen Müslüman olma hikayeleri oldukça farklı.

İslam’ı Kabul ile Sonuçlanan Arayış

O zamanki adıyla Donna Sandercock, küçük bir kasabada büyür, resim eğitimini bitirdikten sonra 1990’larda iş aramak için Cardiff’e taşınır. Eskiden beri çok kültürlü bir nüfusa sahip olan bu şehre taşınınca farklı inançlardan insanlarla tanışma imkanı bulur.

“20’li yaşlarımdaydım ve sanırım arayış içindeydim. Hayatın anlamını bulmak istiyordum. Bir Budist toplantısına gittim ama bana bir şey ifade etmedi” diyen Donna, iş yerinde ve sosyal ortamlarda Müslümanlarla tanışır ve arkadaş olur. “Dinleri onlar için çok önemliydi. Sağlam insanlardı ve benimkinden başka bir inanç sistemleri vardı. Evlerinde yemek yerdim, en iyi yemekleri ikram ederlerdi. Misafirperverdiler ve ilgimden memnundular.”

Donna, 1994’te İsrail’de bir kibbutzu ziyaret eder, bu ziyaret Filistin ve İslam tarihi ve kültürü hakkında daha çok bilgi edinmesine vesile olur. Orada daha sonra İslam’a dönmesine yol açacak bir deneyim yaşar:

“Bir arkadaşla, günün sıcak saatlerinde, bir vadide, derin bir dağ geçidinde yürüyorduk ve kaybolduk. O zamanlarda cep telefonları yoktu ve suyumuz da bitmişti. Daha önce hiç etmediğim gibi dua ettim ve dedim ki eğer sağ salim kurtulursak Müslüman olacağım. O ana kadar dile getirdiğim bir şey değildi ama anladım ki bu duygu içimdeymiş.”

Galler’e döndüğünde İslam hakkında araştırmalar yapar, okur ve kendisine sürekli “Emin misin?” diye soran Yemenli bir arkadaşıyla konuşur. Sonunda kendisi de Gallerli mühtedi bir annenin oğlu olan tanınmış merhum İmam Said’in huzurunda şehadet getirir ve adını Hanan olarak değiştirir. Hanan, hemen büyük bir rahatlama hissettiğini, sorularına cevaplar bulduğunu söylüyor.

“Farklılıklar içeren bir toplumun parçası oldum. Belli bir şekle girmek için baskı görmedim. Abaye giymeye başlamıştım. Müslüman olmak bir kimlik ve ben de bu kimliği göstermek istemiştim”.

Cezayirli bir Müslüman ile evlenir, dört çocukları olur ama sonra ayrılırlar. 11 Eylül’den sonra ortam değişir. Hanan, kendisi ve çocuklarının güvenliği için kaygıya kapılır ve abaye giymeyi bırakır ama başörtüsü takmaya devam eder.

“İslam Dini ve Kültürü İnanılamayacak Kadar Zengin”

O sıralarda 35 yaşındaki John Smith de Müslümanları aramaktadır ama başka nedenlerle. Kuzey İrlanda’da, Protestan İrlandalı bir annenin ve İngiliz asker bir babanın çocuğu olarak doğan John, 2001’de 11 Eylül saldırıları ile sarsılır ve olaylara anlam veremez.

“Müslüman bir üniversite öğrencisi ile karşılaştım ve ona ‘Müslümanlar nasıl böyle bir şey yapabilirler?’ diye sordum. O, bana, saldırıları yapanların Müslüman isimleri taşıdıklarını ama Müslüman olmadıklarını söyledi. Bana bir Kur’an nüshası verdi.”

Kur’an’ı okuduktan sonra John, bir Müslüman din adamının konferanslarını takip eder ve İslam’a döner. Onun hikayesi uzun uzadıya bir inanç arayışından çok ani bir değişim şeklinde. İslam hakkında çok fazla araştırma yapmadan şehadet getirdiğini söyleyen John, “İslam dini ve kültürü inanılamayacak kadar zengin” diyor ve onu öğrenmenin sonu olmayan, hep devam eden bir süreç olduğunu düşünüyor.

Bir arkadaşları vasıtasıyla tanışıp 2017’de evlenen çift, Müslüman olan ve olmayan tüm topluluklardaki aşırılıkları korkunç buluyorlar. Hanan, Müslümanların taciz edildiğine tanık olmuş ve kendisi de inancı sebebiyle bazı tacizlere uğramış. Farklılıkları benimsemeyenleri eleştiriyor ve kendisinin bir ‘beyaz Britanyalı Müslüman’ olmaktan gurur duyduğunu söylüyor. Müslümanların oy kullanarak batılı demokrasilerin bir parçası olmaması gerektiğini savunan görüşü de bazı tanıdıklarının ellerinde içki şişeleriyle evine ziyarete gelmelerini de eleştiriyor.

Her ikisi de ailelerinin din ve yaşam stillerini değiştirmelerini kabullenmelerinden dolayı çok şanslı olduklarını düşünüyorlar. Hanan’ın kız kardeşi de Müslüman olmuş. Hanan’ın anne babası bayramlarda çocuklarını ziyaret ediyor ve hepsi de Müslüman olan torunlarıyla bayramları kutluyorlar.

Hanan, bir okulda oyun lideri (çocukların oyun alanlarında birlikte oynamalarını sağlamak, oyunlar öğretmek gibi işler yapan sosyal görevli) olarak çalışıyor. İş yerinde; Hristiyan, Yahudi, Müslüman, Pagan ve dinsiz insanlarla çalıştığını ya da onlara eğitim verdiğini söylüyor. Küçük çocuklarının da devam ettiği okulun farklılıkların kabul gördüğü bir yer olmasından memnun. Bunun her yerde geçerli olmamasına üzülüyor ama kendisinin ve ailesinin kimliklerinden memnun olduklarını söylüyor. Hanan, içine doğduğu kimlik ile Müslüman kimliğini bir arada taşıyabiliyor, bunu ‘helal’ versiyonunu pişirdiği geleneksel bir Galler yemeği ile simgeleştiriyor:

“Ben Britanyalı bir Müslümanım ve öyle olmaktan da mutluyum. İlk din değiştirdiğinizde utangaç ve çekingen oluyorsunuz. Ama şimdi helal ‘pastie’ (bir tür etli hamur işi) bile yapıyorum. Bu benim kimliğim”. [1] [2]

Diğer Güzel Haberler

Hikayesi, çaba ve gayretiyle Müslüman olan ve olmayan birçok kişiye ilham oldu. Öyle ki ateist bir yazar bile “Senin hikayeni okuduktan sonra umuyorum ki Tanrı vardır ve seni ödüllendirir.” demekten kendini alamadı. Okumak İçin Tıklayın

Hollanda’da bir grup gönüllü, Çin’in, Sincan Uygur özerk bölgesindeki insan hakları ihlallerini dünyaya duyurmak ve 10 aydır Amsterdam’da tek başına gösteri yapan Uygur Türkü Abdurehim Gheni’ye destek olmak için artık Hollanda ile özdeşleşmiş bir yol seçtiler ve 80 kilometrelik bir bisiklet turu düzenlediler. Okumak İçin Tıklayın

Seyahatleriyle İslamiyet’in yayılmasına katkı sağlayan, Amerika’yı Kolomb’tan önce keşfeden ünlü seyyah Zheng He’yi tanıttık. 14. yüzyılda Çin’in Yunnan Eyaletinde Müslüman bir ailede dünyaya gelen He, dönemin krallarının güvenini kazanarak komutanlığa yükselmiş ve denizleri keşfe çıkmış. Zheng’in seyahatlerinden birinde Amerika ve Avustralya’yı Kolomb’tan önce keşfettiği de kanıtlanmış. Okumak İçin Tıklayın

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz